31 Ocak 2011

Lades


Olimpiyat Stadi'nda oynanan bir maci seyretmenin bayat kraker kadar tadi yok. Plastik top gibi adamakilli vursan gitmiyor, abansan ucuyor. Top havada dans ettigi icin uzaktan sut ve ortalarin nereye gidecegi belli olmuyor. Lecce - Verona maci gibi duragan, atletizm pistli, les gibi mac, ustelik saat farki nedeniyle sabah 7'de. Alarm kurmadan 6.5'ta kalkan ciftci ruhum olmasa hayatta seyretmezdim.

31 Temmuz 2010'da yazdigim sezon girisi yazisindan alinti (italik bolumler bugun eklediklerim):

***

Birinci soru "takim ne oynayacak?" olmali. Besiktas ozelinde degerlendirirsek asimetrik 4-4-1-1 seklinde ozetleyebiliriz. Sol kanatta Q7 ozgur, sag kanat orta cizgiye daha yakin. Tamamlayici forvet olarak Nihat dusunuluyor. Gobekte Ernst sarkik - Aurelio bu gorevi devralmis durumda -, yaninda bir top dagitici bulunuyor. Sistemin islemesi icin bazal gereklilikler var. Ortasahanin gobeginde 3 oyuncuyla oynayanlar (kisacasi Mourinho devrimini seyretmekle kalmayip uygulayanlar) karsisinda 3'e 2'lik bir eksiklikle mucadele edebilme gerekliligi var. Xabi Alonso ve Lass'iniz varsa kotarabilirsiniz. Ersnt-Guti kaliteleriyle belki halledebilir. Ernst-Delgado ise Vikingur'a karsi ancak idare eder. Besiktas'in bu sablonda basarili olmasi icin topu ayaginda tutmayi ogrenmesi sart. Oyun kos-kos'a dondugu anda ortasahadaki yumusak karin delik desik olur. Takimin boyunu kisaltip rakip ortasaha geriye itilmedikce insiyatif kaybedilecektir. Besiktas'in Lucescu zamanindan beri yapamadigi ileriye pasla yerlesmeyi ve sabirli oyun kurmayi ogrenmesi gerekiyor. Sablonun en buyuk getirisi ise Nihat'a asist+gol istatistigini 20'ye dayattirmasi olacaktir, cunku ideal pozisyonunda kullaniliyor - Nihat sakatlikla bu seneyi de kaybetti, yerine Nobre monte edildi.

Ikinci olarak bu sene 50 mac oynamak ihtimalini karsilayacak bir kadro derinligi saglamak lazim. Bernd Dayi zannediyorum Toraman'i yabanci sayisi problemi nedeniyle en Bonzai pozisyonda dusunuyor. Bana gore katastrofik bir karar ve Guti'yi dahi kesme pahasina cift yabancili tandem oynatmali. Tercihim Sivok-Ferrari'den yanadir ve mutlaka Zapo'nun kalmasi taraftariyim. Sag bekte Erhan Guven-Ekram Dag kombinasyonuna kalmak oldukca sinir bozucu. Yil 2010 ve aciburunla orta yapan insanlar Besiktas'ta oynayabiliyor. Orta sahanin gobeginde Necip'in yedeklik dahil siritmadan 20 kusur mac cikarmasi gerekiyor. Ugur Inceman eger takimin bir parcasi olarak dusunuluyorsa minimum 10 mac, en azindan Ernst'i dinlendirmek adina sonradan girecek kadar formda olmali - Ugur gonderilip Aurelio takima yerlestirildi, yine de Ersnt ilk yari 30 mac oynadi. Bobo'nun yedegi muhtesem yildiz Nobre malesef - Almeida'nin gelmesiyle Bobo kesildi.

Ucuncusu, ki Besiktas'in belki de en buyuk sorunu, kadronun kimyasizligi ve dengesizligidir. Uzulmez-Kalite Stoper-Pimi Cekilmis Bomba-Vasat Sag Bek 4'lusu antrenmanlarda Q7-Guti-Nihat-Bobo hucum 4'lusuyle karsilasinca kevgire donuyordur buyuk ihtimalle. Yabanci sayisi problem yuzunden 5 m Euro'luk Holosko'yu gondermeye calisirken - Holosko gonderilip yerine Simao alindi - 750 bin Euro'ya alinan Ekrem Dag'in ilk 11'de oynamasi plansizligin milyonuncu kaniti olsa gerek. Tutarsiz ve butunlugu olmayan bir oyuncu surusu olarak karman corban bir yapiyla sezona giriliyor. Takimin konsantrasyonunu kaybettigi anda 4-1-5'e bolunup Inonu'de surpriz puan kayiplari yapmasi olasi.

***

Hocanin saldiray taktigini sezon basinda gonlume koymus durumdaydim. Kendisi takimi geriden kurmaya asla yanasmadi ve bunu Dayi'nin dunya gorusune verebilirim. Onun icin yok sunu cikar bunu sok, orta sahayi bir tut gerisini halledersin vs. gibi onerileri saglikli bulmuyorum. Adamin kafasinda bu var ve Besiktas'a gelmeden once de farkli birsey ortaya koymadi.

Buraya kadar hersey tutarli, forvet bazli hucum futbolu gercekci bulmadigim bir sistem olmasina ragmen camia bu yonde bir karar verdiyse bir itirazim olamaz. Bir tercih yapildi ve bu ugurda yatirima yonelindi.

Beni sinirlendiren sey eldeki malzemenin (para ve kadro) yanlis kullanilmasi. Iki ana baslikta ozetlersek:

1) Kadro planlamasi:

- Eli yuzu duzgun yerli sag bek gerekirken transferin takimin en iyi oldugu bolgelere yapilmasi affedilir sey degil. Ersnt ve Fernandes ayni anda hangi akla hizmeten yedek olabiliyor anlamiyorum. Ikisi de oynamaya hazir, ikisi de cok kaliteli futbolcu. Sahada 5 yabanci var ve sagbek Ekrem Dag, ki kendisi birinci tercih. Hilbert aciktan bozma ve beke mecburiyetten devsirildi. Fernandes'i IBB macinda joker olarak kullanmak icin almadigimizi umuyorum.
- 108 yillik tarihimizdeki en golcu yabanci oyuncunun ustune kuma getirmenin mantigi yok. Forvet hattinda alternatif gerekiyorsa bu ucuz ve genc bir yerli forvet olmali. Sag bek 10 ustunden 5 iken 8/10'luk forveti 8/10'la degistirmek, ustelik bunu yabanci oyuncuyla yapmak oldukca sacma.

2) Oyuncularin ekonomik kullanilmamasi:

- Bazi oyunculara ac gibi yukleniliyor. Ilk yari Q7 mac temposundan dolayi sakatlandi. Ersnt'in futbol hayatini bitirmek adina 30 mac oynatildi.

- Guti 34 yasinda (ki 24 yasinda da dinamo degildi) haftada 250 dakika futbol oynatiliyor, ustelik gobekte top kovalamasi gereken sayica eksik oldugumuz bolgede. Bu gidisle jubilesi 2 sene erkene alinacak.

- Nobre ise yarayacaksa Benitezvari bir sekilde pis isleri yapan rol oyuncusu olarak kullanilmali. Balcik zemin, sert ruzgar, asiri yagis, rakipten eksik kalma durumlarinda sahada gogus goguse carpismali. Zaten ilk yari dahi Besiktas'tan daha fazla kosan IBB karsisinda 10 kisi kalinca kullanilmayacaksa varliginin anlami pek yok.

Futbolda dusuk ihtimalli olaylarin gerceklesmesi mumkun. 9 kornere karsi ilk kornerde kaleci topu elinden kacirabilir (pozisyonda arka direkte adam olmamasi bence topu kacirmaktan daha buyuk gunah). Rakip 5 tane karsi karsiya kacirir, sonra Ersnt ve Necip girdikten sonra 25 metreden cakabilir. Bunlar oyunun parcasi. Macin elden gittigi gorulmesine ragmen 87. dakikaya kadar mudehale etmemek ise dupeduz hatadir.

Dayi'ya skor yuzunden kizmiyorum. Hatalarini tekrar etmesine de tahammul edebilirim. Olmayan ofsayt yuzunden saha kenarindan atilmasi ve kendi getirmedigi oyuncularla papaz olmasini mizacina verebilirim. Ariza oldugu bugun ogrenilen birsey degil, farkinda olunarak goreve getirildi. Bir sekilde 4-2-4 sonucuna varmis, transfer istemistir. Kadro olusmasindan itibaren 3. macti ve birlikte oynama aliskanligi kazanilmis degil.

Gozumde 2012 yazina kadar kredisi vardir ve yaptigi bariz hatalar bu sureyi azaltmayacaktir. Yapboz sinir bozucu ve bir teknik direktore butce ve kontrat verildiyse bunun sonunu gormek gerekir. Kaybedilen birsey yok, 2. devre baslayali Trabzonspor kupa disina itildi ve liderle fark 12'ye indi. Futbolculardan gol yediklerinde nasil sakin olmalarini bekliyorsak taraftar olarak kotu sonuclarda lif koparmamaliyiz.

Dayi'dan tek ricam oyuna mudehale etmek icin Godot'yu beklememesidir. Yoksa gelsin Chicago'da beraber seyredelim maclari. Karpuz da keserim.

27 Ocak 2011

Kupinho


Normal sartlarda kupa turnuvalari beni acmiyor. Ama bu sefer neredeyse her takip ettigim ligde aksiyon var.

Ingiltere'de yogun temponun arasinda FA ve Leauge Cup fazla geliyor. Bu sefer Arsenal yardirdigi ve Avarel Bendtner bile gol attigi icin mac kacirmamaya calisiyorum. Finalde rakip Birmingham. McLeish hoca'nin kadrosu kisitli ve gecen seneye gore ciddi dusus var. 5 sene sonra en azindan bir kupa almak mumkun. Man Utd'da zincirleme sakatlik olmazsa ligi goturecek kadro yapisi ve kazanma aliskanligi mevcut.

Ispanya'da el klasiko sayisini arttirmanin yolu super kupa ve kral kupasindan geciyor. Barca'nin herkesi besledigi ortamda Real Madrid de 1-0'larla giderek ayni basariyi daha az fuleyle yakaliyor. Pellegrini/Mourinho degisikligi artan cirkeflik disinda meyve vermise benzemiyor. Hala Madrid'i kopuk ve test edildiginde bozulabilir goruyorum. Takim parcalarinin toplami kadar oynuyor, ki bir teknik direktor icin gayet iyi bir nottur. Ama Mourinho cok daha fazlasini yapabilecegini defalarca gosterdi. Onun icin hala damgasini vurdugunu soyleyemecegim. Buyuk ihtimalle bu sene 6 adet klasiko oynanacak (2 lig, 2 kupa, 2 super kupa). Bir de CL'de karsilassalar tadindan yenmez.

Italya'da Inter - AC Milan eslesmesi mumkun. Leonardo'nun takima birsey verdiginden emin degilim, ama en azindan Benitez gibi mojo silme ozelligi yok. 3-5-2'ye karsi 4-4-2 25 senedir maglup ediliyor ve ayni hatayi bir haftada iki kez yapti. Kadro kalitesiyle 2. maci, o da penaltilarla, alabildi.

Turkiye'de FB esprileri de olmasa kupa hic onemsenmeyecek nerdeyse (en son kupa aldiklarinda ...... boslugu doldurunuz - Macaristan komunistti, Walkman yeni cikmisti vs.). Zaten mumkun olan en abuk eleme sistemi kupa surpriz faktorunu minimize ediyor. Bence tek mac uzerinden oynanmali ve her takim en alt seviyeden baslamali.

Maksimum ugursuz oldugum icin isteyken toplanti arasi seyrettigim bolumlerde gol yedik ve Ersan sakatlandi. Neyse ki Digiturkwebtv teknoloji yatirimi yapti ve 12 saat kadar canli yayini geri sarabiliyorum. Fenerbahce'nin Turkiye Kupasi kazandigi zamanlardaki gibi banttan seyrettim aksam eve gidince. Hatta gaza gelip ilk yariyi iki kere seyrettim.

Ismail'in fizikman katettigi ilerleme gozle goruluyor. Gogus goguse iyi carpisti ve temposunu mac sonuna kadar korudu. 80. dakikada hala Simao'ya koridor aciyordu ileri cikarak.

Nobre'nin son vurus, son pas, dogru kosu, gelisine sut, vs. meziyetleri olmadigi icin takimdaki fasulye oldugunu dusunuyorum. Ideal sartlarda oraya 25 yasinda bir Nihat (asla o duzeye geri gelemez artik bence) yakisirdi. Bobo pasaportu kaparsa kosu zekasi ve tek vuruslariyla orada cok verimli olabilir. Nobre'nin fizigi traktor gibi. Hiz dusuk, tork fazla. Ikincil forvetlerin Van der Vaart veya Del Piero gibi cabuk dusunen ve cabuk oynayan tipte olmasi taraftariyim. Nobre'de ikisi de yok ve oyun ici katilimi kisitli. O bolgede oynamasinin altinda salt pres gucu yatiyorsa bunu Ersnt, Fernandes, hatta Necip daha bile iyi yapabilir. Forvet hatti 2'li olacaksa birbirini tamamlamalilar, ayni cinsin iyisi ve siradanini oynatmak cok mantikli degil (Boksic - Del Piero, Crouch - VdV onceki ornek bazinda).

Yilin transfer piyangosu Ersan'in sakatlanmasi hakikaten rezalet oldu. Kendisini gelistirmesi, genc olmasi, gozu kara oynamasi ona sempati beslememi saglamisti. Yoklugunda gelisiminin firsat degerinin ustune bir de stoper bolgesinde fizik eksikligi eklendi. Toraman'la beraber oynayacak alternatifler (Aurelio, Sivok, Ferrari, hatta Necip) tandem boy ortalamasini 1.80 m'nin uzerine cikaramayacak. Bu durumda Almeida'nin takima eklenmesiyle kazandigimiz duran top gucu bir nebze eriyecek.

Cenk / Ismail - Sivok - Ferrari - Hilbert / Ernst - Guti - Fernandes / Simao - Bobo - Q7 sahane takim. 9 yabancili ve butun sakatlarin %100 formuna kavustugu bir 4-3-3 bana gore kadronun maksimumudur. Ayaklarimizi yere basip Dayi'nin gercekci 11'ini dusunursek (Sivok ve Ferrari'den verim alinamayan senaryo):

Cenk / Ismail - Aurelio - Toraman - Hilbert / Ernst - Guti / Simao - Almeida - Nobre - Q7'li 4-2-4'e kacan bir dizilis bekleyebiliriz.

Takimda 6 kisinin Portekizce konusmasi da ilginc bir ayrinti. Portekizce tercumaninin bademciklerine kuvvet. Zaten baslik da Portekizce'nin Brezilya sivesiyle Kupa demek (buyuk ihtimalle).

19 Ocak 2011

Jimi Hendrix - Woodstock '69

Isabella.

- Calmaya baslamadan once perde say.
- Disinle solo at.
- Cocukken sana verilen ilk gitar sagak oldugu icin telleri tersten takmaya alis (gitar bas asagi nitekim).

Bu Lucciano Pizzichini denen ufaklik da gelecegin Jimi'si.

17 Ocak 2011

Gokhan Yavuz, Rasit Ek, Cihan Gayretli


Suni gundem onemli meseleleri fazlasiyla golgeliyor. Bence butun bu ses ve ofke stadin yapiminda vefat eden emekcilerin yaninda gayet onemsiz. Insan hayatindan daha kiymetli ve emekten daha onurlu birsey yoktur, gerisi teferruattir. Gokhan Yavuz, Rasit Ek ve Cihan Gayretli'yi tekrar hatirlatmak istedim. Resimlerde gordugunuz trench box denilen gocuk durumunda guvenlik saglayan yapi ve dusme riskine karsi lanyard gerektigi gibi kullanilsa belki ucu de hayatta olacakti.


Teferruata gelince, stad hakkinda daha once yazi yazdigimda elestirilmistim, insanlarin hassas oldugu bazi noktalar var. Ama acilistaki olaylar nedeniyle bir iki laf etmek gerekliligini hissettim.

Herseyden once kamusal fayda saglayacak bir yapinin hizmete sokulmasini kutlayamamayi anlayamiyorum. Herseyi kavgaya donusturebilme yetenegi post-alyans etabindaki bayanlara ozgu degilmis demek ki.

Toplu konut ile stad kelimelerinin hala niye yanyana geldigini biri aciklayabilirse belki TOKI'nin islevini kavrayabilirim. Amaci dusuk gelirli aileleri ev sahibi yapmak olan kurulus stad yapiminda neden bu kadar rol kapti, rol kapmasinin firsat maliyeti nedir? Stada verilen mesai asli goreve harcanmaliydi kanimca. Ozel tesebbusun eglenceye yatirim yapmasina birsey diyemem, sonucta insanlarin kendi paralarini nasil harcadigi beni ilgilendirmez. Ama kamu kaynaklari (sadece para degil, insan kaynaklari, basbakanin mesaisi dahil) sozkonusu oldugunda gorus bildirme hakkim mevcut. Hastane, okul, toplu tasima, vs. gibi cok daha oncelikli alanlar var ve diger asgari ihtiyaclar giderilmeden stad yapmak bana fazlasiyla luks geliyor.

Secilmis insanlarin atadiklari bu yonde hareket etmek istedi diyerek anlayis gosterebilirim. Dolayli vergi katkilari mevcut (bilet, yemek, ulasim, vs.). Ayriyeten demokratik olarak secilen insanlarin atadiklari burokratlar - gorevi kotuye kullanmadiktan sonra - kotu karar verme hakkina sahiptir.

Stadin yapimi defalarca durdu, Eren Talu isin altindan kalkamadi vs. ve bir sekilde TOKI devreye girdi diyelim. Verdikleri emek/destegin hakki teslim elbette edilmelidir. Kasaba minnet duymama cabasi yerine Lincoln ve benzerlerini harcamakla paranizi carcur ederseniz olacagi budur. Ama bunun adabiyla dile getirilmesi ve gecenin provasi yapilirken konusmacilarin da cagirilmasi, metnin mac gunu oncesinden bilinerek uyari yapilmasi gerekirdi. Rahmetli baskana aciz sifatini kullanmak mantikli degil kesinlikle. Konusma su sekilde olsa kim ne kaybederdi:

"ASY Stadi'nda nice destanlar yazildi, daha fazlasini TT Arena'da yaparsiniz kismetse. GS camiasi bize destek icin ricada bulundu, kamuya hizmet bizim icin rica degil emirdir ve seve seve yaptik. Basbakan cok destek oldu sagolsun. Vatana millete hayirli olsun, yarismaci arkadaslara basarilar dilerim."

Ilk cumle toplulugu arkaya almak icin. Geri kalani (sahte bile olsa) tevazu ve reklam. Kisa ve oz, konusmacinin amacini yerine getiriyor.

Adnan Polat ve yonetimi ileri derecede hatali. Sadece kendilerinin (ve kendi sectikleri sponsorlarin) davet ettigi taraftarlari "gercek Galatasarayli degil" diye nasil nitelendirebilirler? Yanlis taraftarlari cagirmislar demek ki, hata onlarin. Bir avuc curuk elma muhabbeti gercekten cok baydi. Hakareti yuhalamak suc mudur ve kamera goruntuleriyle kimi nasil cezalandiracaklar?

Iyi gunu kutlamayi beceremeyen bir topluluk mutlu olmayi haketmiyor.

Galatasaray'a yeni stadinda basarilar dilerim.

14 Ocak 2011

Motor

Yazinin asli burada.

The Physics of: Engine Cylinder-Bank Angles - Feature
Why the angle between banks is critical to a smooth-running engine.
BY JOHN PEARLEY HUFFMAN AND TONY QUIROGA, ILLUSTRATION BY PETE SUCHESKI
January 2011


The inside of an internal-combustion engine is a just about the most violent place on Earth. Thousands of explosions happen every minute, resulting in great masses of metal being thrown up, down, and around. It’s almost miraculous that engines can produce civilized, usable thrust at all. Because what an engine would really like to do is blow itself apart.

For an engine to survive all the rocking and rolling it produces, those forces need to be counterbalanced with equal—or at least nearly equal—forces. Today, most production-car engines with more than four cylinders are arranged in “V” configurations that separate the cylinders into banks. Determining the angle between the banks, i.e., the angle of the V, is crucial to the subtle yet brutal art of engine balancing.


The received wisdom on this subject is clear: Any V-8 engine is well balanced when its two cylinder banks form a 90-degree V. And V-6s tend to be best off when that V is set at 60 degrees. But the explanation of why all this is (at least conditionally) true, well, that’s a bit convoluted.

“The forces that impact engine balance come from three sources,” explains Kevin Hoag, the associate director of the Engine Research Center at the University of Wisconsin–Madison, “the rotation of mass that is offset from the main bearing centerline (the mass at each crank throw and counterweight); reciprocating (up and down) forces due to the continual acceleration and deceleration of each piston assembly; and the firing forces in each cylinder.”


The first two of these forces—rotational and reciprocating—can often be balanced through engine configuration, as in, for example, a 90-degree V-2 [see “Two-Timer”].

A flat (“180-degree V”) engine, such as a Subaru four-cylinder, also can be perfectly balanced. To counter the rotational and reciprocating forces, the cylinders in one bank move in exact opposition to those of the other, thereby completely canceling the forces created by each.

The angle of the V is critical to the third force Hoag cites, the firing force. And there’s an equation to help determine which configurations will work best. In a four-stroke engine, an individual piston fires every 720 degrees (two crankshaft rotations). If you divide that by the number of cylinders, you get a figure that represents the optimal degrees of crankshaft rotation between cylinder firings.

For example, a four-cylinder would like to fire at every 180 degrees of crankshaft rotation (720/4=180). Having firing events that occur in equal increments, as in this instance, is best for balance. The flat-four fires at 180-degree intervals, and its V angle is 180 degrees, which leads to a balance of firing forces. The flat-four, in fact, balances all three of the different types of forces.

A cross-plane, 90-degree V-8 has balanced rotational and reciprocating forces because it is a lot like four of the balanced 90-degree V-2s shown in the aforementioned illustration. To balance the firing force, a cylinder has to fire every time the crankshaft rotates 90 degrees. Since the bank angle is 90 degrees and the firing forces occur in 90-degree intervals, the cross-plane V-8 also manages to balance all three of the forces.


A 60-degree V-6 engine isn’t quite as successful. The rotational and reciprocating forces can’t be completely balanced because this type of V-6 is essentially two three-cylinder engines stuck together. Inline-three engines, because of their odd number of cylinders, are inherently imbalanced and will tend to rock from end to end. A flat-six engine ­manages to ­cancel the rocking because the opposing banks exactly cancel out each other’s motions. Putting two inline-threes together, end to end, to form an inline-six also works because each three-cylinder end of the engine exactly cancels the forces of the other. And since it’s basically two straight sixes joined at a common crank, the V-12 is naturally balanced regardless of its V angle.

But the 60-degree V-6 inherently shakes; the rocking motion of the inline-three can’t be canceled if the bank angle is smaller than 180 degrees. For that reason, many V-6s use balancing shafts, which are essentially additional crankshafts that use specifically weighted lobes to cancel out imbalance.

The firing forces, however, are balanced in modern V-6s. A V-6 fires a cylinder every time the crankshaft turns 120 degrees (720/6=120). That would imply a 120-degree angle between the banks, but that configuration is impractical for packaging reasons. The 60-degree bank angle is a good compromise for packaging, and because the firing events occur in degrees (120) that are evenly divisible by the angle of the V (60), the firing forces remain balanced.

So how do GM and Mercedes-Benz get away with 90-degree V-6s? These engines would seem to have unbalanced firing pulses because 120 isn’t evenly divisible by 90. When GM reintroduced its V-6 engines back in the mid-Seventies, it revived an early-Sixties design, which was essentially a Buick 90-degree V-8 with the two end cylinders sliced off. Because of the firing imbalance, the engine ran rough, sort of like a V-8 with two cylinders missing. To counteract this, the company developed a special crankshaft called a “split-pin” or “split-journal” unit that mounted the big ends of the paired connecting rods to crank journals that had been split and slightly offset so that the engine could achieve 120-degree firing despite its V angle.


In the early Nineties when Chrysler developed the V-10 engine for the Viper (basically a 90-degree V-8 with two additional cylinders), it didn’t use a split-journal crankshaft, and the V-10 subsequently fires unevenly, which produces the Viper’s unusual sound. Ideally, a V-10 would use a 72-degree V angle that would produce even firing without the use of a split-journal crankshaft. The Lexus LFA V-10 uses a 72-degree bank angle for that exact reason.

The bottom line is this: At a fundamental level, every engine must be designed with ­balance in mind lest it risk shaking apart. Next up, we’ll explain the creation of the universe.

12 Ocak 2011

Ufocan

Piramitleri yaptiran arkadas Chicago'ya ugradi. Kaputun ustunde cok derin anlamlar iceren semboller birakip kacti. I.ne Dan Brown bunu da yazsin. Sicak motorun ustune yagan kar, metal kalip, yalitim vs. ile gelmeyin, secilmis arac olduguna eminim.


Santiyedeki jeolojist elf surekli arabasina taktirdigi kar lastiklerini ovuyor. Anlatamiyorum ki tevekkul ne demek. Ceviride bu kadar caresiz kaldigim en son zaman ofisin klimasi bozulup 35 dereceye dayandiginda cay ictigimdeydi. Bir turlu harareti alma konseptini aciklayamamistim.

video

Ciyiuik sesi cikaran erimis karla islanmis ayakkabi + ABS'nin tepisken yay sesi FTW.

10 Ocak 2011

Yapma Dalglish Hoca

Kenny Dalglish 80'lerin topcu/teknik direktoru. Onun icin kendisini seyretme imkani bulamadim, zaten mac yayinlari bugunku kadar erisilebilir olmadigi icin yuksek ihtimalle buyuklugunu tam olarak kavrayamazdim. Boyle efsanelerin gokyuzunden sahaya inmesini bircok yonden zararli goruyorum. Birincisi ayni suda yikanilmiyor, zirvede birakan efsanenin ne kadar guncel oldugu tartisilir. Liverpool'da aktif olarak gorev yapsa da isin mutfagina olan hakimiyeti 15 sene oncesi kadar degildir diye tahmin ediyorum. Antrenorlugu biraktiginda devre arasinda cay iciliyordu, o bile degisti. Kaldi ki Roy Hoca'ya koltugu vermek gibi fahis bir hatayi yapan yonetimin icindeydi.

Ikincisi, ruyalarinizla karsilasmanin cogu zaman hayal kirikligi yaratmasidir. Ornegin Top Gear'da James May (kucukken benim odamda da posteri olan) Lamborghini Countach'i kullaninca ne kadar rahatsiz, kullanissiz ve sorunlu oldugunu gormustu. Aynen o hesap, Kenny Pasa'nin ligi 8. bitirecek, orta sahasinda Lucas Leiva'nin oynadigi, Johnson'in hucumcu bek zannedildigi kotu bir kadronin basina gelmesinden memnun degilim. En azindan 3-5 senelik bir plan dahilinde gelse belki basari sansi olurdu ama gecici teknik direktorluk icin laf yiyecek adam degil. Aynen Bulent Korkmaz'in, Hagi'nin, Shearer'in oldugu gibi gereksiz sekilde kariyerinin zedelenecegini dusunuyorum. Umarim yanilirim, cunku Ada'li idol olarak geriye sadece iki uc seneye birakacak olan Alex Hoca kaliyor. Gelecek vaadedenlerden David Moyes bu sene yalpaliyor, Martin O'Neil birakti, Roy Keane dibe vurdu, Mark Hughes da cikis yapamiyor. Yasi geckin de olsa bayragi zannediyorum Tottenham'a asama kaydettiren Redknapp Hoca devralacak.

Bu sabahki Man Utd-Liverpool macini sirf Dalglish Hoca icin seyrettim. Howard Gezer macin kaderini yarim saatte cizdiyse de kurtarici olarak N'gog giren bir takima yakistiramadim Kenny Pasa'yi.

Gunun ikinci maci Ipswich'in amatur ruhuyla Man City arasindaydi. Bana gore Britanya'nin su anki en iyi kalecisi Joe Hart'in kismetsizligi ve Bamba denen Gulyabani'nin 1.5 ila 3.0 m arasindaki butun toplara kafa vurmasiyla berabere bitti. Dandik zeminde gurese kacan futbol modeli seyir zevki bakimindan bazen tikitaka kadar etkileyici olabiliyor. Daha cok olimpiyat seyreder gibi hissediyorum ama yarisma ruhuna daha kolay taniklik ediliyor.

Buyurken kokorecle terbiye ettigim midem sabah kahvaltisinda sucuk, yumurta, zeytin, zahter ve kimchi'nin kimyasal reaksiyona girmesini onledigi icin huzurla Real Madrid-Villareal macini seyredebildim.

Real Madrid'in gecen seneden daha boluk bir sekilde oynuyor. Bu kadar transfere ragmen stoper (Albiol), solbek (Marcelo) ve ortasaha'nin (Lass/Khedira) keko elemanlara sahip oldugunu dusunuyorum. Ama gununde olmayan bir Ronaldo'nun 3 gol attigini dusunursek o eksiklikleri bazi taraflardaki abartili kaliteyle atlatabiliyorlar. Yalniz kendi seviylerinde bir takimla oynadiklarinda curuk noktalarina tekme gelecegi icin CL'de yari finalden fazlasini gormelerine cok sasiririm. Takimin en degerli oyuncusu tartismasiz Xabi Alonso. Eger rakip yari alanda baski kurulabiliyorsa bu onun kaptigi toplari cok hizli bir sekilde efektif yere atabilmesindendir. Mesut al-ver isini cok iyi yapiyor. Ornegin Di Maria'nin atak olgunlastirmakta bu alanda ciddi eksigi var. Banzema deli gibi calismasina ragmen kale onunde oldurucu degil. Ozellikle ilk yarida dustugu ofsaytlar amatorceydi. Best of the rest Villareal sahane bir takim ve oynamaya calisti. Ancak Real Madrid'in kondisyonu, kadro derinligi ve sertligine karsi koyamadilar. Lass sahadayken ortasahadaki 2'ye 2 eslesmeden Villareal kazancliydi. Ancak bolgeye getirilen taze kan ve 1.5 pozisyondan elde edilen 2 gol Real Madrid'i ayakta tuttu. Dove dove 3.'yu ofsayt kokan golle attilar. 4. ise hem hizli hem teknik oyuncularin kontratak dersiydi.

JM yine hazimsizlik yapti, kendisi sevmedigim ama cok saygi duydugum adamlardan. Oyun icin planlarini onceden yapiyor, mesela 3-2 bulununca santra yapilmadan Gago'yu soktu. Sevilla macinda da 1-0 olunca stoper sokmustu oyuna galiba. Bu ancak bir sonraki hamleyi dusunenlerin ve hazirlikli olanlarin yapabilecegi bir hamle. Yilmaz Vural olsa yedegine donunu cikar diyene kadar mac biterdi.

3-5-2 karsisina mal gibi 4-4-2 cikan (hatta 4-1-5 bile diyebiliriz) Del Neri'nin Juventus'ta gunleri sayilidir herhalde. Son iki macta 4 gol yediler. Hala Aquilani, Luca Toni falan pesindeler. Tesislere yildirim mi dusmesi lazim isaret olarak bilmiyorum. Yuz tane transfer sonunda hala Del Piero'nun agzinin icine bakiyorlar. Chiellini de olmasa her mac 5'likler.

Cavani'yle Pastore'yi ayni takimda gormeyi cok isterdim, ama alacaksa Napoli alsin. Kendilerine buyuk ihtimalle Maradona sayesinde sempati duyuyorum. Bu sene CL bileti alirlarsa gelecek parayla hem kadrolarini muhafaza edebilirler (Lavezzi, Hamsik vs.) hem de ustune koyabilirler.

3 Ocak 2011

Interstellar Overdrive

2011'e de girmis bulunduk, uc gun ust uste dinlenmemin etkisiyle bloga birseyler karalamak geldi icimden. Uzun suredir useniyordum cunku eve yorgun gelmek, Cumartesileri calismak, Christmas tatilini New York'ta kenkmas olarak degerlendirmek derken kendime fazla vakit kalmamisti.

Besiktas gazetelerde gereginden fazla yer aliyor su siralarda. Vergi borcu tavan yapmasina ragmen yabanci sorununu gormezden gelerek 3 eleman daha almanin gazina geliyor millet. Acikcasi ben karamsarim konuda. Gelen adamlar iyi hos da oyuncu kalitesinin standart deviasyonu nedeniyle fazla verimli olacaklarini sanmiyorum. Tek tek degerlendirmenin manasi yok, takima entegre olacaklari sekli dusunmek gerekir. BJK tarihinin en yabanci golcusunun sozlesmesini uzatmak yerine ondan 1 yas daha buyuk bir adami daha maliyetle almayi biri izah ederse sevinirim. Kalan iki yabancinin da en yuksek maliyeti stoperde savruk yerlileri oynatmak zorunda kalmamizdir. Hepsinin bir arada oldugu saglikli bir yapi olusturamiyorum kafamda. Dayi'nin tahmini ideal 11'inde (Cenk/Ismail-Ersan-Sivok-Hilbert/Aurelio-Ernst-Guti/Quaresma-Almeida-Simao) 7 yabanci olmasina ragmen Fernandes'e ve Bobo'ya yer yok. Neyse, tahminim 2. yarida 40 puan barajinin altinda kalinacagidir. Medya zaten parayla rezil oldular haberleriyle antrenor gondermeye bayilir. Baskan da transfer istedin yaptik sampiyon olamadin demek ki camianin oz cocuguyla yola devam etmek lazim diyerek Sifo'ya teklif goturebilir.

Benim anlamadigim gonderilen oyuncularin neyi eksik yaptigidir. Fink aldigimizda da bu kadar duzdu, gorev verildiginde capi yettigi kadar oynadi. Top kesti, mucadele etti, araya bir de vole ekledi. Kanimca Frankfurt'tan alinan bir kesicinin yapabilecegi maksimumu budur zaten. 10.5 numero diye alinan Tabata'nin 28 yasina kadar oynadigi en buyuk takim Antep. First touch, oyun okuma, temiz sut falan hak getire. Bu haliyle takimin en cok asist yapan adami, fazlasini bekleyenlerde (ona 8 m Euro verenler olarak okuyunuz) kerizlik, oyuncuda degil. Udinese'nin stoperi elinden geldigince oynadi, yaninda ayagi duzgun bir stoper partneri varken gayet verimli de oldu. gonderip stoper adedini biri uzun sureli sakatliktan cikmis, biri surekli sakatlanan dort kisiye birakmak cok mantikli degil bana gore.

Umuyorum ki adalet yerini bulur ve maliye hakki olan vergi borcunu catir catir tahsil eder.

Besiktas'a olan sempatimin siddetli gecimsizlik nedeniyle azalmasi nedeniyle bilincaltim takim destekleme misyonunu Arsenal'e yuklemis olabilir. Arsene Hoca'nin santrafor isini cozmesi takimi potanin icinde tuttu. Bir tane eli yuzu duzgun kaleci, bir tane de duran toplarda tek basina ceza sahasini kapatacak bir stoper ile bir asama daha kaydedebilirler. Chelsea'nin dar kadrosu nedeniyle yaristan cekilmesiyle Manchester takimlariyla bas basa kaldilar. City'nin orta sahasi inanilmaz kuvvetli ve ligin MVP'si Tevez inanilmaz yuk cekiyor. Yaya Toure mansiyonu hakediyor, hakikaten muthis oynuyor. Barca'nin onu kaptirmasina akil erdiremedim, sonucta yillik ucret olarak yuksek Ingiliz vergilerini kaale alirsak denk bir maas onerebilirlerdi. United'in kadrosu hakikaten EPL kazanacak kadar iyi degil, ama Ferguson faktoru sayesinde su anda favoriler. Yaslanan yavan kadro (Ferdinand mesela transfer rekoru kirdigindaki formunda degil), son uc yilda transferde verilen cari fazlaya ragmen namaglupler. O'shea gibi baska takimda olsa kufur yiyecek adamlar o sistemin parcasi olarak muazzam fayda sagliyor. Rooney'in agirligini koymadigini da soylemek gerekir. Chicarito'dan falan ekmek yiyorlar, Nani ve Fletcher bu sene de asama kaydettiler ve guvenilir hizmet veriyorlar. Acikcasi Ferguson biraktiktan sonra United'in yeniden yapilanmasinin 5 seneyi bulacagini zannediyorum.
2011'den beklentilerim/dileklerim:

- Chicago'da yedek subayligimin bitmesi
- Her cumartesi calismam gerekmemesi
- Dondugumde Fiat Doblo'larda kampanya olmasi
- Redmancan'in annesinin match fitness seviyesine gelmesi
- Yegenimin beni tanimasi
- Atlanta/New York/Chicago hattinin canli tutulmasi
- GTO'yla VIR mekaninda veda turu
- Annemin tencere yemekleri
- Benitez'in Avrupa'da is bulamamasi
- Lee Bowyer'in kume dusmesi
*: Resim Stalkerjean'dan calinti. Astro Recep'i bloga tasimak zorundaydim.