14 Mayıs 2009

No Tavsan, No Cry


Bobi Marley'in keyifli sarkisini "kadin yok, aglamak yok" seklinde yanlis yorumlayanlar var. Gercek anlamindan daha eglenceli, ben de Mustafa Denizli'ye ithafen No Tavsan, No Cry diyorum.

Takim kilavuz haric herkesin gordugu hatalari duzeltip Sivok'lu savunma + Cisse'li ortasahayla cok daha direncli oynadi. Pas takimi FB topa daha cok sahipti oyunun buyuk bolumunde ama pozisyon bulan takim Besiktas oldu. Ligin en zengin ve dengeli kadrosu Besiktas'ta. Basindan beri dedigim(iz) gibi taslarla fazla oynanmaz ve saglam iskelet bozulmazsa sonuc aliniyor.


Takimi ileri iten ve skora da centik atan Bobo ve Holosko'yu bu sezon bircok macta yedek birakan hoca, onlarin sirtinda havaya firlatiliyor simdi. Futbol bu, skor herseyin onune geciyor. Ustte forvet dogan Bobo'nun top takibiyle fiziksel ustunluklerini birlestirmesini goruyoruz. Yaklasik ayni boyda oldugu Ali Bilgin'den bir sort boyu daha yukarda kafa vuruyor. Yusuf topu kaptiginda kaleye 40 m kadar uzakta oldugunu da belirteyim. 25 m'den caktigi sag dis anlatilmaz yasanir. Holosko efsane oynadi. 4. golde akini ortasahada baslatti, verkaca girip net bir son vurus yapti. Bobo Nobre'den, Holosko da Serdar Ozkan/Erkan Zengin'den dolayi kesik yediginde takima kusmedigi icin Inonu'de deve kessek yeridir.

Bana gore macin adami Cisse'dir. Yer tutma, top dagitma, alan parselleme, taktik disiplin gibi sonradan edinilebilecek/ogrenebilecek her ozelligi CM diliyle 20. Performansi dogal yetenekleriyle sinirli. Sene sonu gitmesini hic istemiyorum. Tek tesellim yerine gelen oyuncunun Alman olmasi, cunku Cermenler'de bu tip ozellikler dogustan var.

Bir paragraf da Gokhan Zan'a. Digiturk'ten rica ediyorum, mac sirasinda ofsayt cizgisinin olmasi gerektigi yeri oyuncularin gorebilecegi sekilde surekli cizsinler. Yedigimiz ilk golde Ekrem ve Sivok'un yaklasik 15 m gerisinde. Adam saha icinde resmen gezmege cikiyor bazen. Sivok da insan, yaziktir gunahtir.

2'de 1 yeniyoruz Besiktas'i diyen esprituel Fenerliler artik Turkiye Kupasi'ni alamamakla ilgili sakalara katlanacaklar. Mesela Othello'ya gore FB en son kupayi aldiginda Micheal Jordan lisedeydi.

13 Mayıs 2009

PFA Fans' Player of the Year / FWA Player of the Year


Ryan Giggs'in Ingiltere Profesyonel Futbolcular Birligi (PFA) tarafindan yapilan oylamada futbolcular tarafindan Yilin Oyuncusu secildiginden burada bahsetmistim.

O gunden bu yana iki prestijli odul daha sahibini buldu ve ikisini de kazanan Liverpool'un basarili kaptani Steven Gerrard oldu. Odullerin ilki PFA Fans' Player of the Year, yani yine Profesyonel Futbolcular Birligi tarafindan duzenlenen ancak bu sefer taraftarlarin oylariyla sahibini bulan Yilin Oyuncusu odulu. Ikincisi ise FWA Player of the Year yani Ingiltere Futbol Yazarlari Dernegi tarafindan verilen Yilin Oyuncusu odulu.


Basarili oyuncunun bu iki odulu de sonuna kadar hak ettigine cok fazla kisinin karsi cikacagini dusunmuyorum. Yine de bu odulleri firsat bilerek yeryuzunde en begendigim futbolcu olan Gerrad hakkinda 1-2 kelime birseyler yazmak istedim. Ingiliz oyuncu Liverpool'da duzenli olarak oynamaya basladigi ikinci sezonnolan 2000-01'den bu yana milli maclar dahil sezonda ortalama 56 macta forma giymis. Ve bu sure icerisinde kulup bazinda en az mac yaptigi sezon, icinde bulundugumuz 2008-09 sezonu ve bu donemde su ana kadar 40 macta forma giydi. Milli maclari da kattigimiz zaman sene sonunda yine 50 mac rakamini tutturmus olacak. Bahsettigim 9 sezonda attigi toplam gol sayisi da 132 ki oyunun savunma yonune Gerrard kadar katkida bulunan bir ortasaha oyuncusu icin sezonda 15 gol esine az rastlanir bir basaridir. Boyle bir adamdan basediyoruz, o yuzden altyapisindan yetistigi ve 6 senedir kaptanligini yaptigi Liverpool'da simdiden bir efsane olmasina sasirmamak lazim.

Bu sezon ise Rafa Benitez'in ona bictigi yeni gorev ile beraber kendi standartlarinin dahi uzerinde bir performans sergiledi Gerrard. Liverpool formasiyla 40 macta attigi 23 gol, yeni nesil bir forvete evrilen oyuncunun bu yeni pozisyonunda ne kadar basarili oldugunun ispati. Ancak butun istatistikler bir yana Gerrard'in takimina yaptigi en onemli katki sagladigi liderlik ve kaybetmeye tahammulu olmayan kisiligidir. Liverpool'un tarafli tarafsiz herkesin begenisini kazanmasini saglayan en onemli unsurlardan bir tanesi de Gerrard ve Carragher onderliginde edindikleri pes etmeyen oyun karakteridir zaten. 2004-05'teki mucizevi Olympiakos macinin ikinci yarisi, Istanbul'daki tarihin en unutulmaz Sampiyonlar Ligi finali ve 2006 FA Cup finali Gerrard ve Liverpool deyince aklima ilk gelenler.


Premier League disinda kulup bazinda kazanilabilecek ne varsa kazandi Gerrard. Ve sonunda bu sezon Liverpool, ilk kez, gercekci bir sekilde EPL'de sampiyonluk mucadelesi verebildi. Buradan sonra sampiyon olmalari zor gozukse de, onumuzdeki yil yine Manchester United'in en buyuk rakibi olacaklardir. Bu hedef de artik eskisi kadar ulasilmaz degil, Benitez yonetiminde saglam iskeletlerine yapacaklari 1-2 iyi transfer ile sakatliklardan da uzak durabilirlerse United'i tahtindan indirebilirler. 8 Numara'nin muhtesem kariyerine de ancak boyle bir basari yakisir zaten.

PFA Fans' Player of the Year: Steven Gerrard
FWA Player of the Year: Steven Gerrard

Middlesbrough Dusuyor


Dunku 3-1’lik derbi maglubiyetinden sonra Middlesbrough’nun Premier League’de kalma sansini buyuk olcude yitirdigini rahatlikla soyleyebiliriz. Tuncay’in da formasini giydigi Kirmizi-Beyazlilar basarisiz gecen sezonun ardindan Hull City’nin buyuk dususu sonrasinda yakaladiklari sansi Newcastle karsisinda degerlendiremeyerek adeta teslim bayragini cektiler.
 
Oysa, bence uc sezondur - en azindan kagit uzerinde - dogru bir yapilanma icerisinde teknik direktor ve yonetim istikrari ile gelecege donuk iyi isler yapiyorlardi. Takimin basina eski futbolculari Southgate’i getirmisler, onun Premier League’e alisma doneminde de ligde kalmayi basararak onemli bir esigi atlamislardi. Ayni zamanda sahip olduklari cekirdek kadronun uzerine ek olarak altyapidan gelen David Wheater, Adam Johnson, Ross Turnbull, Andrew Taylor ve Matthew Bates gibi Ingiltere U21 Milli Takimi'nin formasini giymis yeni bir jenerasyon yakalamislardi. Peki ne oldu da dusuyor bu sezon Middlesbrough?

Bence Middlesbrough'nun bu noktaya gelmesinin temel sebebi takimin icinde bulundugu maddi darbogaz ve bu zor durumda da yapilmis olan transferlerin basarili olamamis olmasi. Son iki sezonda takimdan ayrilan Yakubu (Everton), Woodgate (Tottenham), Young (Aston Villa), Cattermole (Wigan) ve Schwarzer (Fulham) takim icin gercekten onemli isimlerdi ve Southgate’in belki de en buyuk gunahi buradan gelen parayi dogru bir sekilde harcayamamasi oldu. Bu elestirinin altini doldurmak icin son iki sezonda yapilan transferlere kisaca bir goz atalim:
 
Afonso Alves (2007-08 devre arasi): Kulubun neredeyse tum transfer butcesine mal olan (12.7M Paund) Brezilyali’dan bir turlu verim alinamamasi aslinda sonun baslangiciydi. Eredivisie’de golleri ucer beser atarken Premier League’de bu performansin 10%’unu gosteremeyerek adini Hollanda’dan alinan forvet balonlari listesine basariyla ekledi.
 
Mido (2007-08 sezon basi): Uzun ve cetrefilli bir transfer hikayesi sonrasi Tottenham’dan 6M Paund’a alinan Mido’nun Yakubu’dan dogacak boslugu doldurmasi bekleniyordu. Ancak Misirli oyuncu Southgate yonetiminde cok buyuk deger yitirdi ve bu sezon devre arasinda Marlon King karsiliginda kiralik olarak Wigan’a gonderildi.
 
Gary O’Neil (2007-08 sezon basi): Portsmouth’tan 5M Paund’a alinan Ingiliz oyuncu genel olarak vasat bir performans sergiledi ve kendisine odenen bonservis bedelinin hakkini veremedi. Yine de genele bakildiginda digerleri kadar kotu bir transfer oldugu soylenemez.
 
Didier Digard (2008-09 sezon basi): 4M Paund’a PSG’den alinan Fransiz, Cattermole’un satisi ve Arca’nin sakatlik sebebiyle sezonun buyuk bolumunu kacirmasi sonucu ortasahada olusan boslugu dolduramadi ve bu bolge butun sezon boyunca adeta Middlesbrough’un yumusak karni oldu.
 
Marvin Emnes (2008-09 sezon basi): Downing, Tuncay, Aliadiere, ve Adam Johnson gibi isimler varken yine baska bir ikinci forvet/kanat oyuncusu olan Marvin Emnes 3.2M Paund’a Eredivisie’den transfer edildi. Suratli ve soylenenlere gore etkili bir oyuncu olmasina ragmen Premier League'deki ilk sezonunda cok az forma giydi ve kendisini gosteremedi.
 
Justin Hoyte (2008-09 sezon basi): Luke Young’in yerini doldurmasi icin Arsenal’den 3M Paund’a alindiginda ben dahil bircok kisi iyi bir transfer oldugunu dusunmustu. Neticede 29 yasindaki sag bek satilip yari fiyatina (3M Paund) genc, Arsenal cikisli, senelerce Arsene Wenger’in ogrenciligini yapmis olan Hoyte alinmisti. Ancak genc Ingiliz, Southgate’in kendisinene duyudugu guveni bosa cikararak hayal kirikligi yaratan bir baska isim oldu. Butun sezon boyunca sag bek pozisyonunu ele geciremedi ve savunmada yasanan istikrarsizligin parcasi oldu.
 
Jeremy Aliadiere (2007-08 sezon basi): Bu kadar transfer icerisinde gorece kendisine odene parayi hak eden iki isimden bir tanesi Aliadiere. Arsenal’den 2M Paund’a alindi ve ozellikle gectigimiz sezon ortalamanin uzerinde bir performans sergiledi. Maliyeti dusuk oldugu icin basarisiz bir transfer oldugunu soylemek zor.
 
Tuncay Sanli (2007-08 sezon basi): Southgate’in bugune kadar turnayi gozunden vurdugu belki de tek transferi Tuncay. Fenerbahce'de sozlesmesi bittigi icin bonservis bedeli odenmeden alinan milli oyuncu takimin en iyilerinden bir tanesi ve taraftarin da son donemde takimin geri kalanindan ayirarak alkisladigi yegane isim oldu.

Boyle bakinca, 2 sezon boyunca transfer yapmasalar ve sadece Tuncay'i alip, ellerindeki oyunculari tutabilselermis daha iyi olurmus diye dusunuyor insan. Schwarzer, Luke Young, Wheater, Woodgate, Pogatetz, O'Neil, Cattermole, Arca, Downing, Tuncay, Yakubu hic de fena bir 11 degil cunku. Ancak butun bu basarisiz transferlere ragmen Middlesbrough'nun elindeki kadronun en azindan Stoke City ve Hull City gibi takimlarinkinden cok daha iyi olduguna inaniyorum. O yuzden de son ana kadar bir sekilde kumede kalacaklarini ve o momentumla onumuzdeki sezon iyi isler cikarabileceklerini dusundum. Ancak gorunen o ki 'Boro gidici. Stewart Downing, Tuncay, Adam Johnson, Afonso Alves, David Wheater, Robert Huth, Emanuel Pogatetz, Jeremy Aliadiere ve kiraliktan donecek Mido gibi Premier League'in orta sira takimlarinda rahatlikla oynayabilecek oyunculari var. Eger kume duserlerse bu oyuncularin cogunu elden cikarmak zorunda kalacaklar ve buyuk ihtimalle iyice altyapiya yuklenip o yolla Premier League'e donmeye calisacaklar. Southgate'i takimda tutarlarsa da sasirmam, cunku genel olarak teknik direktorlerinin arkasinda duran bir camiadir Middlesbrough.


Sonucta bundan sadece 3 sezon once UEFA Kupasi'nda final oynamis bir takimin su anda geldigi nokta gercekten uzucu. Tuncay 2 sezon once Middlesbrough'yu tercih ettiginde Premier League'in ortalama takimlarindan birine gittigi icin cokca elestirilmisti. Itiraf etmeliyim ki ben de o gun Tuncay'in bu tercihini savunanlardandim. Neticede Middlesbrough bir onceki sezonun UEFA Kupasi finalisti ve iyi kotu Ingiltere'de duzenli olarak ilk 10'a giren takimlardan bir tanesiydi. Premier League'e alisma donemini burada gecirdikten sonra bir ust seviyeye sicramayi basarabilirdi. Ancak bugun gelinen noktada yaptigi tercihin kariyeri icin hic de hayirli olmadigini goruyoruz. Premier League'deki 4 buyuk takimdan bir tanesine transfer olmasi cok zor ama umarim lig siralamasi 5-10 arasi olan, ikinci duzey takimlarindan bir tanesine transfer olabilir ve kulup kariyerini yeniden canlandirabilir. Gonlumden geceni de soyleyeyim; ben Tuncay'in oyun tarzi ve karakteri sayesinde Everton'a kolayca uyum saglayacagini, ve David Moyes yonetiminde cok ama cok basarili olabilecegini dusunuyorum. Eger boyle bir transfer gerceklestiremeyecekse de en iyi alternatifi Turkiye'ye donmek gibi gozukuyor.

11 Mayıs 2009

Ne Buyuk Seneydin Sen 1955


Santiye sefim bazen inanilmaz materyaller yollayabiliyor bana. Zaten emailini bel alti veya geyik mektuplari baskalarina yonlendirmekten baska bir ise kullandigini gormedim.

Neyse, 1955 cok buyuk bir camia. Yazinin cogu komedi, ama dirdira karsi takinilan gururlu tavir hosuma gitmedi degil. Yardiradur Houskeeping Monthly.

10 Mayıs 2009

Chuck Daly 1930-2009


NBA Playofflarini seyrediyorsaniz koclarin yakasindaki rozetler dikkatinizi cekmistir. Uzerinde efsane koc Chuck Daly'nin adinin bas harfleri 'CD' olan bu rozetler pankreas kanseriyle savasan Daly'ye destek olmak amaciyla NBA Koclar Dernegi tarafindan baslatilan kampanyanin semboluydu.



Hall of Fame uyesi Chuck Daly dun 79 yasinda yasamini yitirdi. Basarili kariyeri Isaiah Thomas, Joe Dumars, Bill Laimbeer ve Dennis Rodman'li "Bad Boys" Detroit Pistons'la yakaladigi iki sampiyonluk ve 92' Barselona Olimpiyatlari'nda orijinal Ruya Takim'la kazandigi altin madalya ile her daim anilacaktir.

Usta koc hakkinda belki de en guzelini bugun telefonda babam soyledi: "Cok baba koctu" dedi, hakikaten de oyleydi.

Topragi bol olsun...

Ankaraspor - Besiktas: 1-4

Sivasspor yine, ustelik bu kez Sivas'ta kaybetti, stres altinda ezilen bir baska takim da onlar. Ancak dar kadro ve kucuk camia olmak gibi mazeretleri var en azindan. Bu sezonki trende bakildiginda Besiktas'in da Ankaraspor macini kaybetmesi gerekirdi aslinda. Ancak iki mac ayni saatte oldugundan olsa gerek bu sefer liderlik stresine yenik dusulmedi ve vasat bir oyunla da olsa galibiyet geldi.


Yer: Yenikent ASAS Stadi
Tarih: 9 Mayis 2009
Ankaraspor: Senecky, Omer, Ediz, Erhan, Baki, Hurriyet (60' Anil), Adem, M. Cakir, Neca, Bilal (60' Ozer) (79' Weeks), Mehmet Ozdemir
Besiktas: Rustu, Ekrem, Ibrahim Toraman, Sivok (46' Gokhan), Ibrahim Uzulmez, Ernst, Cisse, Holosko, Yusuf (76' Ugur), Delgado (69' Tello), Bobo

Gecen haftanin hayal kirikligi uzerine bu haftaki kadroyu gorunce moralim biraz yerine geldi. Sapka ile tavsan Istanbul'da kalmis gibi gozukuyordu. En azindan iyi oynanan her macta takimin omurgasini olusturmus olan Cisse, Sivok, Ernst, ve Holosko ayni anda sahadaydi. Tello yerine Delgado tercihi bence yanlisti ancak oyun sablonuna direk etki eden bir durum olmadigi icin bir sekilde tolere edilebilirdi. Ancak mac baslayinca gorduk ki yine yeni birseyler denenmeye calisiliyordu. Ikinci yarinin basindan bugune kadar burada da defalarca dile getirdigimiz gibi uclu bir ortasaha (Cisse/Sivok biraz daha geride ve onunde Ernst, Delgado), ileride de degisik karakterli iki destekleyici ve bir merkez forvet ile sahaya cikti Besiktas. Bugun ise bundan farkli bir goruntu vardi sahada. Kenarlarinda Yusuf ve Holosko'nun bulundugu dortlu bir ortasaha, onlerinde forvet arkasi oynayan Delgado ve ileride Bobo yer aldi. Delgado'dan daha yuksek verim alma istegi disinda baska bir aciklamasi olabilir mi bilemiyorum bu degisikligin. En iyi gununde 60 dakikalik kondisyonu olan Yusuf'a sol kanatta adam kovalatmanin, silik ve formsuz Delgado'ya daha da fazla sorumluluk yuklemenin bu saatten sonra Besiktas'a bir yarar saglayacagini sanmiyorum. Kaldi ki duzen bu olacaksa Delgado yerine Yusuf forvet arkasina cekilip sol kanada da Tello konulabilirdi mesela. Bunlari skordan bagimsiz olarak yaziyorum, keza ilk yarinin ozetlerini seyrederseniz Delgado'nun golun asistini yaptigini, Yusuf'un da bir topunun direkten dondugunu, Bobo'ya yaptigi guzel bir asistin de Brezilyali tarafindan gole donusturulemedigini goreceksiniz. Ancak bu Delgado'nun mac boyunca baska tek bir sonuca donuk hareket yapmadigi ve Yusuf'un on alanda topu her aldiginda tehlike yaratmasina ragmen 60 dakika boyunca Omer Aysan'i kovaladigi, bu yuzden de iyi gununde olmasina ragmen hucumda yeteri kadar kendini gosteremedigi gerceklerini degistirmez benim gozumde. Kaldi ki isleri sonuclariyla degerlendiriyorsak da Delgado'nun kenara geldigi 69. dakikada skorun 1-1 oldugunu hatirlatayim.

Bu revize edilmis duzen Besiktas'in orta ikilisinin performansina da etki etti. Bugune kadar ortasahada onlu arkali oynayan Cisse-Ernst ikilisi bu kez gobekte yan yana gorev aldilar ve bu fark Cisse'nin performansini arttirirken Ernst'in oyununa da olumsuz yonde etki yapti. Alman oyuncu ne defansif anlamda alistigimiz kadar saglamdi ne de toplu oyunda kendini gosterdi. Ancak yine de 1-2 mac kotu oynayacak kadar kredisi var tabii ki kendisinin. Cisse ise ozellikle ilk devrede on alanda kazandigi toplarla (ben 4 tane saydim) cok etkili oldu. Top Besiktas'tayken de devamli olarak oyunun icindeydi. Zaten bu Cisse-Ernst Turkiye seviyesinin oldukca uzerinde bir ikili. Su ana kadar da ayni macta kotu oynadiklari olmadi. Bu saatten sonra da kalan 4 macta eger sakatlik ya da ceza durumu disinda bu ikili bozulursa, ciddi bir sekilde "Icimizdeki Irlandalilar"dan soz etmeye baslayacagim.

Mactan sonra roportajlari fazla seyretmedim, ama sanirim Sivok sari karti oldugu icin cikti oyundan. Macin icinde olmadan bu tur konularda yorum yapmak cok dogru degil. Misal hakem ozel bir uyarida bulunmus olabilir ikinci sarisina yaklastigina dair. Ancak eger boyle bir durum olmadiysa Sivok'un sari karti olmasina ragmen oyundn cikip yerine Gokhan Zan'in girmesinin yanlis oldugunu soyleyebilirim. Neticede bu sezon cebinde sari kartla oynayan ilk stoperimiz Sivok degil, son da olmayacak. Neyse cok uzatmayalim, Sivok cikinca artik klasiklesmis olan 'geri dortlunun, takimin geri kalani rakip yari sahadayken dahi, kendi cezasahasinin 10 metre onunde beklemesi' problemi nuksetti ve Besiktas orta dortlusunu gecen her Ankarasporlu 20-25 metre dripling yaparak pozisyon yaratma sansi yakaladi. Rustu iyi gununde olmasaydi beraberlik golu cok daha erken gelebilirdi. Bir not da yenilen korner goluyle ilgili duseyim. Burada en az topu ilk hamlede uzaklastiramayan Ibrahim Uzulmez kadar Anakarspor'lu Ediz'i marke etmekle gorevli olan Gokhan Zan'in da hatali oldugunu dusunuyorum. Sivok olsa bu gol yenmezdi demeyecegim tabii ki ancak Gokhan'in yan toplarda donem donem boyle konsantrasyon hatalari yaptigini zaten biliyoruz, o yuzden cok da sasirmamamiz lazim aslinda.


Yenilen golden sonra Denizli'nin mudahalesi - yine - silik bir oyun oynayan Delgado yerine Tello'yu almak oldu. Ilk isi kornerde topun basina gecmek olan Tello ayni noktadan ust uste 3 korner kullandi ve ilginctir ki bu 3 topu da Ankaraspor'lu Mehmet Ozdemir on direkte kafayla tekrar kornere gonderdi. Silili 4. kez korner direginin basina geldiginde bu sefer Ekrem'le paslasmayi tercih etti ve Ekrem'in ortasinda Bobo'nun indirdigi topa Ibrahim Toraman ayak koyarak galibiyeti getiren gole imzasini atti. Golden sonra yine futbol adina pek birsey izleyemesek de yakalanan bir kontraatakta Bobo'nun golu geldi ve Besiktas rahatladi. Senecky'nin basit hatasinda Tello'nun golu de son derece onemsiz gozukse de gayet olasi bir puan esitligi halinde onem kazanacak olan averaj hanesine bir sayi daha yazdi.


Macin Besiktas adina iyileri yukarida da bahsettigim Cisse disinda Holosko ve Bobo'ydu. Bobo belki de bu sezonki en iyi performansini sergiledi. Son haftalarda gormedigimiz sekilde cok hareketli ve mucadeleciydi. Hak ettigi golu atmis olmasi da bu anlamda sevindirici. Holosko ise bu takimin belki de en degerli oyuncusu su anda. Sampiyonluk baskisindan etkilenmeyen, hatta bu stresli donemde performansinin uzerine koyan belki de tek Besiktasli. Denizli tarafindan haftalarca yedek birakilmasina ragmen kusmeyip, demoralize olmayip bugun takimin en onemli silahi olmayi basarmis olmasi zaten ne kadar saglam bir karaktere sahip oldugunun en onemli gostergesi. Iyi performansiyla gercekten takimin geri kalanindan ayiriyor kendisini.

Bence onumuzdeki Ankaragucu maci sezonun en kritik mucadelesi olacak. Hem sebebini anlayamadigim bir sekilde Sivasspor Cumartesi, Besiktas Pazar oynayacagi icin macin stres kat sayisi artacak, hem de Sivok'un cezasi sebebiyle savunmanin ortasinda Jim Carey - Jeff Daniels ikilisi gorev alacak. Ankaragucu'nun ligdeki durumu da hesaba katildiginda cok zor bir macin bizi bekledigini rahatlikla soyleyebilirim.

Ne olursa olsun sezonun bitimine 4 mac kaldi artik. 4 galibiyet iki kupayi da Besiktas'a getirecek. Ancak dogruyu soylemem gerekirse gecen haftadan sonra agzimin tadi iyice kacti. Yeniden ayaga kalkip hem Fenerbahce'yi hem de Galatasaray'i yenersek toparlanir durum. Aksi takdirde sonuc ne olursa olsun, 2008-09 buruk bir sezon olarak kalacak benim aklimda.

Son olarak, bu pankarti kim astiysa eline saglik...


Ankaraspor - Besiktas: 1-4
29' Holosko (0-1)
61' Ediz (1-1)
71' Ibrahim Toraman (1-2)
88' Bobo (1-3)
90+1' Tello (1-4)

9 Mayıs 2009

Sari Firtina


Benim gozumden kacmis, bizim gibi Besiktas asigi bloglardan biri olan Sairler Parki'ndan Ege yazinca haberim oldu. Sari Firtina'nin dogumgunuymus 8 Mayis. Bir suredir aklimda vardi Metin ile ilgili iki kelime birsey yazmak zaten, dogumgunu vesile olsun boylece.

Besiktas kaybedince odama gidip agladigim donemin en guzel insanlarindandir Metin. Mevcut yonetimin icini bosaltmak icin her turlu cabayi sarf ettigi 'Besiktasli Durusu'nun hala bir anlama sahip olmasini saglayan o altin jenerasyonun cok onemli parcasidir. Ozlemini cektigimiz, belki bir tane daha buluruz deyip A Takim'a gelen her 19-20 yasindaki cocugun agzinin icine baktigimiz Bayrak Adam'dir, Buyuk Metin'dir.

Iki ayri roportajindan bahsedecegim Metin'in. Ilkini zamaninda Vatan Gazetesi'nde okumustum, Boxer Dergisi'ne verdigi bir roportajdan alinti. Diyor ki Metin: "Ben çocukken G.Saraylıydım. Çocukluk işte... Büyüyünce anladık doğrusunu. Babam G.Saray'ı tutar. O yüzden çocukken ben de G.Saraylı'ydım. Ama daha sonra Beşiktaşlı oldum. ... "Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı doğulur" tezahüratına karşıyım, yanlış. Bilinçlenince doğru takımı tutmaya başlarsınız. Doğru takım ise Beşiktaş'tır." Her transfer oldugu takimda "Ben cocukken zaten bu takimi tutuyordum, kolumu kesseniz bilmem ne akar" diye taraftara yalakalanmaya calisan, yeni takimina hos gozukmek icin eski kaptanina saha ortasinda dayilanan adamlarin bininin bir para oldugu yerde, yillarca formasini giydigi, sembol oldugu takimi kucukken tutmadigini, hatta o donem Galatasarayli oldugunu soyleyebiliyor Sari Firtina. Sonra da lafi eveleyip gevelemeden, kasi gozu oynamadan taraftara igneyi batiriveriyor. "Ben Besiktasli dogmadim ama herkesten de iyi Besiktasli'yim" diyor. Delikanlilik, adamlik, sembol olmak gibi kavramlarin her gecen gun anlamini biraz daha yitirdigi su gunlerde bize hatirlatiyor neyin ne oldugunu.

Ikinci roportaj ise aslinda editorlerinin renk saplantisi yuzunden cok da tutmadigim Sporx.com'dan. Kendisine efsane diye hitap edilince su cevabi veriyor: “Efsane, yıllar aşıp yüzyıl öteye geçebilmektir. Bir çocuktur sizi o yıllar öncesine götüren ya da efsaneleştiren. Biz nasıl Baba Hakkı'yı merak edip onu araştırıp, neredeyse ellerimizle dokunduysak, yıllar sonra bir çocuğun bizi aklına düşürüp araştırmasıdır. Biz, o efsane içinde olan şanslı insanlarız. Yoksa efsane olmak ne haddimize. Tek efsane vardır o da Beşiktaş'tır...” 'Besiktasli Durusu' mu dediniz? Ben daha guzel ifade edildigini duymadim bugune kadar.

Su an hala gururla "Besiktas'liyim" diyebiliyorsam bunda payi buyuktur Metin'in. Umarim gunun birinde, duzgun bir yonetimle, dogru bir yapilanmayla tekrar gorev alir Besiktas'ta. Cunku son yillarda cok yiprandik, ve o yuzden Metin gibi, insanlari arkasindan surukleyebilecek, bozulan 'Durus'umuzu duzeltebilecek birine cok ama cok ihtiyacimiz var.

Iyi ki dogdun Sari Firtina, iyi ki varsin...

8 Mayıs 2009

Sen Bana Birini Android


Dun Gulriz Sururi'yi Jigsaw'a benzettikten sonra tesadufen ayni esprinin daha once yapildigini farkettim. www.bobiler.org'da 235 sayfa dolusu birbirine benzeyen insanlar/nesneler/karakterler var, yazinin basligini da onlardan aldim (emek hirsizligina karsiyim, delikanli gibi kaynak gosteririm). Inanilmaz eglendim ve guldum bakarken, birkac tanesini paylasmak istedim. Siteyi de cok begendim, gayet yaratici, aferin apacilere.

Zeki Muren - Roy Orbison (Pretty Woman sarkisinin yazari) benzerligi favorim.


Vlade Divac - II. Abdulhamit eslesmesini NBA hastasi Redman'e ithaf ediyorum.


Ertugrul Saglam'a gencken Hababam Sinifi'ndan Ahmet'i canlandirdigi icin sempatim varmis, onu da anlamis oldum.


Son olarak da YILDIRIM DEMIROREN YETER (Yadigar Ejder Turk sinemasinin yapili fakat kafasi pek calismayan karakteri).


Bonus benzetme de benden: TRT-2'de 10dk'da resim yapan Bob Ross'la efsane Alman futbolcu Paul Breitner ayni insan. Iste kanit.


Ozledik Be Abi - Ocakbasi


Yok burada anasini satayim. Soyle adam gibi oturup agzimizin tadiyla et yiyebilecegimiz, rakinin, salgamin hakkini verebilecegimiz bir Ocakbasi yok. Yalan olmasin, tek tuk Turk kebapcilara rastliyoruz ama onlar da biraz ocagi idare edecek kalifiye usta eksikliginden, biraz da tribune oynadiklari ve tribunler de hijyenik Amerikali'larla dolu oldugu icin ocak koymuyorlar dukkana. Mutfakta pisiyor et, suslenmis tabakta geliyor onunuze. Boyle olunca ocakbasinda ustayi seyredip kiyisindan kosesinden birsey ogrenme sansiniz da olmuyor. Bir de tabii buradaki hayvanlar hormonu yiyip, yapay yollarla beslendigi icin memleketteki etin tadini da yakalamaniz mumkun degil.


Hamburger cocugu zaten bu Amerikali'lar. Lastik gibi kofteyi yer, mutlu kalkarlar sofradan. Bicak sirti kiyilmis et mesela fazla komplike gelir onlara. Kozde biber, domates, patlican mevzuuna girmiyorum bile. Bizim ocakbasi keyfine en yakin olaylari mangalda biftektir, ama o bifteklerin de 40 firin ekmek yemesi lazim bizim Adana ile, Beyti ile boy olcusebilmeleri icin. Zaten onu da becerseler bile yaninda Coca-Cola, Pepsi icer mundar ederler eti ya neyse.


Okurken caniniz cektiyse kusura bakmayin. Bizim kadar ozleyen yoktur zaten.

Harbiden ozledik be abi...

7 Mayıs 2009

Malouda, Gulriz Sururi, Hershey's Cikolata


Malouda'nin yeni sac stilini gorunce mac boyunca alttaki ikili gozumun onunden gitmedi:



Fransiz futbolcunun Iniesta'nin son dakikadaki golunu bir isaret olarak gormesini diliyor, kendisini daha mantikli hareket etmeye davet ediyorum.