Mac Yazisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mac Yazisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2009

Besiktas - Kayserispor: 0-1

Gunlerdir yazacagim ama elim klavyeye gitmiyor. Bir haftada alinan 3 maglubiyet bunyeye biraz fazla geldi herhalde. Kayserispor maci da serbest dususun son noktasi oldu. Cevaplanmasi gereken sorular var ve durum gorundugu gibi, hic de ic acici degil.

Yer: Inonu Stadyumu
Tarih: 19 Eylul 2009
Besiktas: Hakan, Ibrahim Kas, Sivok, Ferrari, Ekrem, Ernst, Tabata (55' Fink), Tello (80' Yusuf), Serdar (55' Nihat), Bobo, Nobre
Kayserispor: Souleymanou, Durmus, Ali, Aydin, Toledo, Mehmet Eren, Saidou (75' Bilal Aziz), Furkan (85' Serdar), Olembe, Makukula, Cangele (89' Troisi)

Macin teknik taktik analizi cok keyifli degil. Sadece iki noktaya deginecegim:

1. Bu mac itibariyle Ernst'in, Cisse'ye evrimi tamamlandi. Ernst, Cisse'nin gecen sene yaptigi isi yapar da, O'nun gecen seneki gorevini kim ustlenecek, bunun henuz cevabi yok ortada. Besiktas'in bu sistemde bir tane savunmanin onunu parselleyecek, bir tane de savunma ile hucum arasindaki baglantiyi saglayacak ancak ayni zamanda takima direnc katacak ortasaha oyuncusuna ihtiyaci var. Eger Fink bu iki pozisyon icin de ideal isim degilse ve fiziksel acidan hazir olmasina ragmen rotasyonda sakatliktan yeni cikmis olan Ekrem'in gerisinde kaliyorsa o zaman Cisse'nin neden elden kacirildiginin hesabinin verilmesi lazim. Cisse'yi 1.5 sene boyunca (ya da yanina Ernst gelene kadar) yeteri kadar ofansif oynamamakla elestirenler de Kayserispor'un attigi golu gordukten sonra, ortasahanin tek defansif oyuncusu yerini kaybettiginde takimin basina neler gelebilecegini ogrenmistir umarim. Yedigimiz 2 dakikalik kontraatak icler acisiydi. Ernst'in sucu da degil bu kesinlikle, takimin ileride kaybedilen toplar icin bir B Plani olmasi lazim. Ancak Tabata ve Tello'nun bu form durumuyla olacak is degil bu.

2. Yonetimin ve Denizli'nin Nobre, Nihat, ve Delgado tasarruflari sebebiyle bugun sirasiyla Bobo, Holosko, ve Tello'yu kaybetme noktasina gelmis durumdayiz. Bunu zamaninda buradan yeteri kadar anlatmaya calistigimizi dusunuyorum. Ancak ortada sampiyonlukta buyuk emegi gecmis oyunculara yapilmakta olan cok buyuk bir haksizlik var. Tahribatin hangi noktada oldugunu bilemiyorum, ancak yonetim onceliklerini ortaya dogru koyup, ucretler konusunda adaletli davranmadigi surece herhangi bir cozum uretilebilecegini dusunmuyorum. Herkesin kontrati kendine diyerek isin icinden cikmaya calismak da kolaya kacmaktan baska birsey degil. Calistigim sirkette benim yarim kadar is yapmayan adama benim iki katim maas onerseler benim de verimim duser. 

Son sozum de Kayserispor'a. Uzun zamandir onlar kadar sozde delikanli bir camia gormedim herhalde. Mehmet Topuz olayina girmeyecegim, keza buradan aslinda hakki yenen takimin Kayserispor oldugunu ve bu durumun Besiktas-Fenerbahce arasindaki sidik yarisi sirasinda gozden kactigini yazmistim. Ancak 30. dakikada yere yatmaya baslayan bir takimin yoneticisi olsam, birakin erkeklik, delikanlilik konusunda racon kesmeyi, televizyona cikmaya yuzum olmaz. Baska takima yenilsek bu kadar sinirim bozulmazdi herhalde, ancak Kayserispor'un sergiledigi sark kurnazligina yenilmis olmayi icime sindiremiyorum. Hakem Bunyamin Gezer de umarim bu mactan birseyler ogrenmistir. Ilk yariyi tek bir sari kart cikarmadan sadece 2 dakika uzattiginda 90 dakikanin sonunun nereye gidecegi belli olmustu. Memleketin parmakla gosterilen hakeminin oyunculara kabadayilik taslayacagina otoritesini boyle maclarda gostermesini bekliyorsunuz ancak nafile. Kazansaydik cok daha baska seyler de yazardim ancak yenilgiye bahane uydurdugum dusunulmesin diye burada kesiyorum.

Takimin geldigi nokta malum, ust uste alinan yenilgilerden sonra moraller sifirlanmis durumda. Teknik/taktikten ziyade mental degerler one cikacak. Buradan itibaren, takimin havasi duzelene kadar detayli mac yazilarina bir sureligine ara verebilirim - is/guc telasina bir de okul eklendi bu aralar ve yazmaya ayirabildigim kisa zamani keyifli seyler yazarak gecirmek daha cekici geliyor acikcasi.

Besiktas - Kayserispor: 0-1
53' Makukula (0-1)

14 Eylül 2009

Galatasaray - Besiktas: 3-0

Macin ustune 1 gunden fazla dusundukten sonra oturuyorum klavye basina. Maci kisaca ozetleyecek olursam 3-0'in kesinlikle sahadaki oyunu yansitmadigini, ayrica Besiktas adina Mustafa Denizli'nin surpriz merakinin, Serdar'in kacirdigi gollerle birlikte skora etki ettigini soyleyebilirim.

Yer: Ali Sami Yen Stadyumu
Tarih: 12 Eylul 2009
Galatasaray: Leo Franco, Sabri, Emre Asik, Servet, Hakan (81' Caner), Mustafa, Mehmet, Arda (59' Elano), Keita (70' Baris), Kewell, Baros
Besiktas: Rustu, Ibrahim Kas (68' Holosko), Sivok, Ferrari, Ismail, Ekrem, Ernst, Tabata (46' Fink), Serdar, Yusuf, Nihat (46' Bobo)

Bundan sonra Besiktas maclarindan once buradan takimin -bence- ideal kadrosunu yazacagim, sezon sonuna kadar Mustafa Denizli'nin sahaya surdugu 11'i iki-uc kere tutturursam cok iyi. Su ana kadar 0/6 gidiyoruz... Dunun surprizleri de ortasahanin ortasinda Fink'in yerine Ekrem'in baslamasi ve Bobo ile Holosko kenarda otururken Nihat'in on tarafta tek basina sahaya surulmesiydi. Ortasahada Ekrem tercihine karsi degilim temel olarak, buradan da daha once yazmis, Ekrem'in gerektiginde o bolgeyi kotarabilecek ozelliklere sahip oldugunu soylemistim. Ancak Galatasaray deplasmaninda, yabanci sinirlamasi sorun degilken, Fink iki hafta dinlenmis ve Ekrem daha sakatliktan yeni cikmisken bu degisiklik nereden icap etti, anlamak mumkun degil. Maci tribunden seyretmedigim icin Arda'ya yakin oynadiysa da adam adama oynayip oynamadigini bilemiyorum. Nihat israri konusunda da daha once yazmistim, temel olarak bir idari tercih oldugunu ve Mustafa Denizli'nin bu konuda kendi icinde tutarli oldugunu dusunuyorum. Ancak bunun firsat bedeli Holosko ve Bobo'yu ayni anda kenarda oturtmak ise, Mustafa Denizli'ye daha fazla destek veremeyecegim. Eminim ki Servet'e bugun sorulsa, Turkiye'de karsi karsiya oynamak istemedigi ilk oyuncunun Holosko oldugunu soyleyecektir. Ozellikle bu tarz bir deplasmanda kenarda oturtulmasinin benim nezdimde tutar bir tarafi yok. Galatasaray'in Arda ya da Baros'u yedek birakmasi kadar buyuk bir gaflettir benim gozumde. Kaldi ki, ligin duran toplardan en cok gol atan takimina karsi, baski yiyeceginiz bir deplasmana bu kadar kisa boylu bir takim cikmak da ayri bir hata. Gol bu yuzden yendi demiyorum, ancak takimin hava toplarindaki 4. savunma opsiyonu Yusuf Simsek oluyorsa Fink ve Bobo gibi iki oyuncunun yerine Ekrem ve Nihat gibi 5 macta bir kafa topu alan oyuncularin oynatilmasini da sorgulamak lazim. "Rustu hata yapti" diyerek isin icinden cikmak mumkun degil o yuzden. Rustu demisken, kotu bir mac oynadi, ancak yine de Hakan'in kenarda oturtulmasini elestirenlere katilmadigimi belirtmeliyim. Bir takimin 1. kalecisi bellidir ve hazirsa oynar. Eger Rustu'yu kalici bir sekilde 2 numaraya kaydirmayi planlamiyorsaniz, bir diger deyisle Manchester United veya Wolfsburg deplasmanlarina Hakan ile cikmayi gozunuz yemeyecekse Denizli'nin yaptigi tercihi elestirmemelisiniz bence. Savunma yonu zayif olan Ismail'in onune Yusuf'un konmasi da soru isareti yaratan bir baska konuydu. Bence Serdar solda, Yusuf sagda oynasa, ya da Ibrahim Uzulmez tercih edilse defansif anlamda daha dengeli bir goruntu ortaya cikardi. 

Oyuncu tercihlerine dair dusuncelerim boyle, maca gecelim. Adeta 1-0 geride basladi Besiktas ve 10. dakikaya kadar da kendine gelemedi. Ancak ondan sonra son derece dengeli, hatta Besiktas'in biraz daha aktif gozuktugu bir oyun oldu ilk devre boyunca. Tabata'yi bekledigimden daha iyi buldum, ortasahanin ortasinda hem dikine oynadi hem de top Galatasarasay'dayken direnc gosterdi. Gun gectikce Besiktas'in 4-2-3-1'e daha yakin bir goruntu cizdigini de ekleyeyim. Savunma onunde pozisyon bilgisi yuksek bir ismin eksikligi Ernst'i daha geride oynamaya mecbur ediyor ve bu da Besiktas'in gectigimiz sezona kiyasla sistematik acidan en onemli eksilerinden birisini olusturuyor benim gozumde. Besiktas daha hareketli gozukurken, skor avantajiyla isleri biraz daha rolantiye alan Galatasaray ise sagdan Keita ve Sabri'nin getirdigi toplarla ters tarafta Kewell'i bulusturarak etkili oluyordu. Burada Ibrahim Kas ve Serdar'in ters kademelerdeki yetersizligi kadar sol kanattaki defansif arizanin da payi buyuktu.

Denizli bu sezon aliskanlik haline getirdigi sekilde ikinci devreye cift degisiklikle basladi. Girenler Fink ve Bobo olurken, sahada hic gozukmeyen Nihat ile bence son derece iyi oynayan Tabata cikiyor, Holosko yine kulubede kaliyordu. Denizli'nin ortasahanin mucadele gucunu arttirmak istemesini anlayabiliyorum. Ancak Yusuf'un kondusyon sorunu ortadayken ve sol kanat savunmasi ariza verirken Tabata'nin cikmasini cok da mantikli bulmadim acikcasi. Degisikliklerden sonra 20 dakika boyunca gayet tehlikeli gozuktu Besiktas. Oyle ki, soyunma odasindaki tahtaya cizildigi belli olan, Serdar'i savunmanin arkasina kacirma taktigi 3 kere basarili oldu. Ancak ilk yaridaki pozisyonla beraber, kacirdigi net gol pozisyonu sayisi 4'u bulan genc oyuncu, mactan sonra kendisinin de itiraf edecegi sekilde "beceriksizdi". Sonrasinda da korktugum basimiza geldi ve futbolda gecerliligi olduguna inandigim sayili batil inanctan birisi olan "atamayana atarlar" prensibi yine calisti. Ibrahim Kas sakatlanmis ve Holosko kenarda beklerken gelen kontraatakta Rustu topu sektirdi ve skor 2-0 oldu. Mac da orada bitti zaten. 

Mac sirasinda sinirimi bozan iki kisiye deginerek yaziyi sonlandiracagim. Ilki Melih Gumusbicak. Son zamanlarda bu kadar kotu mac anlatan birisine rastlamadim acikcasi. "Maglup olan dunyanin en kotu takimi, kazanan Sampiyonlar Ligi sampiyonu" psikolojisinde anlatti maci. Rustu'ye neden bu kadar saydirdi, anlamak guc. Mustafa Denizli'nin sikilan dislerinden, cakmak cakmak gozlerine kadar gereksiz yorumlari da son derece sinir bozucuydu. Benim genel olarak cok begendigim, ancak bu mac adeta koridor olan Hakan Balta'yi, oyundan cikarken, sahanin yildizlarindan birisi olarak ilan etmesi de sacmalikta son noktaydi. Ikinci bir Ilker Yasin kazanmis olabiliriz anlayacaginiz. Sinirimi bozan diger adam da Bulent Yildirim'di. Bu ulkenin en kotu hakemlerinden biriyken, nasil oldu da derbi maci verildi kendisine anlamakta gucluk cekiyorum. Yonettigi her mac sonrasinda Sampi ile telefonda birbirimize "Adam takim tutmuyor, sadece cok cok kotu bir hakem" diyoruz, bu sefer mactan one de konustuk, sag olsun haksiz cikarmadi bizi. Tabata ile Mustafa Sarp'in pozisyonunda nasil olup da herkese sari kart gosterdikten sonra maci hakem atisiyla baslattigini birisinin bana anlatmasi lazim. Tabata, Mustafa Sarp'a kasti olarak bastiysa kirmizi kart gormeli ve mac Galatasaray'in faul atisiyla baslamaliydi. Pozisyondan sonra sadece yerde yattigi icin sari kart gorecek ne yapti anlamak guc. Faul yaptigi icin sari kart gorduyse, dedigim gibi, mac Galatasaray'in faul atisiyla baslamaliydi. Mustafa Sarp bence atilmaliydi, ancak yine de derbilerde bu tarz seylerin hos gorulmesini anlayabilirim. Fakat o zaman da Ferrari'ye gosterilen karti aciklamak mumkun degil. Mustafa'yi itmis olsa da daha sonraki hal ve tavriyla kavgayi ayirmak icin araya girdigi her halinden belli oldu. Tabata'ya kafa atip, yumrugunu sikan Mustafa'yi sakinlestiren de kendisi oldu sonucta. Neyse, umarim bir daha bizim macimiza denk gelmez deyip sozu fazla uzatmayayim.

Neticede cok onemli bir mactan kotu bir maglubiyetle ayrildi Besiktas. Acikcasi buradan kalkip sampiyon olacagimizi soylemek icin Yildirim Demiroren olmak gerekir. Manchester United maci bu anlamda sans mi, sanssizlik mi, bilemiyorum. Yenilmezsek Sampiyonlar Ligi ciddi bir hedefe donusur, olur da kaybedersek ise kelle istenir, kabahat de 99% Mustafa Denizli'nin basina patlar. 

Galatasaray - Besiktas: 3-0
4' Mustafa (1-0)
65' Baros (2-0)
82' Baros (3-0)

6 Eylül 2009

Turkiye - Estonya: 4-2

Icerideki Estonya maci, elemeler baslamadan once fiksturu elimize aldigimizda dusunmeden 3 puan yazdigimiz maclardan bir tanesiydi. Forvetteki eksiklikler, Kadir Has Stadi'nin kotu zemini, Ermenistan'dan gelen Bosna'nin galibiyet haberi, bunlarin hepsi hikaye, zor mac degildi yani. Skorun da 4-2 olduguna bakmamak lazim, yenen gollerin bir tanesi bireysel hata, digeri de cok buyuk olcude sans golu. Kapanan ve fena da savunma yapmayan Estonya'ya santraforsuz atilan 4 gol gayet iyi. Arda ve Tuncay'i bir kenara ayirmak lazim - ikisi de cok ozel oyuncular ve bugun bunu bizlere bir kez daha hatirlattilar.


Yer: Kayseri Kadir Has Stadyumu
Tarih: 5 Eylul 2009
Turkiye: Volkan, Gokhan Gonul, Gokhan Zan (33' Onder), Servet, Hakan, Hamit, Emre (78' Ceyhun), Colin Kazim (61' Halil), Arda, Tuncay, Sercan
Estonya: Pareiko, Piiroja, Klavan, Kruglov, Dmitrijev (72' Vunk), Voskoboinikov (54' Zenjov), Lindpere, Oper (73' Kink), Vassiljev, Barengrub, Jaager


Taktik analizi cok detayli yapilacak bir mac degildi. Gol yiyerek basladigimiz icin olsa gerek ilk 15 dakika oyuna girmekte zorlandik. Ancak ondan sonra ozellikle Arda ve Tuncay'in oyuna asilmasi ve Emre'nin oyunkuruculuguyla tehlikeli olduk. Ilk golde bu uclu arasindaki kombinasyon gorulmeye degerdi. Topa dokunmayan Arda'ya bile yarim asist yazilmasi lazim - ki ayni Arda 37'de ters kanatta tamamen kendi cabasiyla yarattigi pozisyonda Sercan'in golunun de yaraticisi oldu. Hedef santraforsuz oynamanin en onemli avantaji takimin hucum oyuncularina hareket arani saglayarak, rakip savunmanin ezberini bozma sansi tanimasidir. Yukarida bahsettigim iki gol de bunun guzel birer ornegiydi.


Ikinci devre de ayni ilk yari gibi rakibin goluyle basladi ve ayni ilk yari gibi takimin oyuna isinmakta zorlandi. Bu noktada Fatih Terim oyuna mudahale ederek cok kotu bir mac cikaran Colin Kazim'in yerine Halil'i almisken kornerden gelen topa Arda'nin kafasiyla bulunan gol takimin uzerindeki yuku kaldirdi. Mac boyunca surekli arastiran ve topu ayagina her aldiginda olumlu birseyler yapan 1.76'lik Arda'nin kornerden attigi kafa goluyla maci cozmesi hos bir ayrintiydi. Golden sonra Ceyhun mudahalesini biraz daha erken bekliyordum, ancak sanirim son oyuncu degisikligi hakki oldugu icin Fatih Terim biraz daha beklemeyi tercih etti. 72'de Tuncay'in sag kanattan girerek attigi kontraatak golu de macin skorunu belirledi ve iki defa sikintiya giren mac guzel bitti.


Hamit-Emre ikilisini ozel bir dikkatle takip ettim mac boyunca. Icerideki Estonya maci icin gayet ideal bir ikili olusturdular ancak deplasmandaki Bosna-Hersek maci icin ayni seyi soylemek mumkun degil. Defansif anlamda yetersiz kalan bu ikilinin Misimovic'li bir takim karsisinda sorun yaratabilecegini dusunuyorum. Bence bu ikilinin arkasina defansif bir oyuncunun (mevcut kadroda icinden bu isim Ceyhun olabilir, Mustafa Sarp'in bu seviye icin yeterli oldugunu dusunmuyorum) yerlestirilip uclu bir ortasaha olusturulmasi ideal cozum. Ancak Fatih Terim'in artik alistigimiz 4-4-2'sinden vaz gececegini dusunmuyorum. O durumda da Hamit'in, Colin Kazim'in yerine sag kanada kaydirilip Emre'nin yanina yine Ceyhun'un yerlestirilmesi ortasahayi defansif acidan daha kuvvetli kilacaktir. Ayrica Hamit, Colin Kazim'a gore, sag kanatta Gokhan Gonul'le daha iyi bir ikili olusturacaktir.

Kafamdaki Bosna-Hersek kadrosu: Volkan, Gokhan Gonul, Onder, Servet, Hakan, Ceyhun, Emre, Hamit, Arda, Tuncay, Semih (Nihat)

Turkiye - Estonya: 4-2
7' Voskoboinikov (0-1)
29' Tuncay (1-1)
37' Sercan (2-1)
54' Vassiljev (2-2)
62' Arda (3-2)
72' Tuncay (4-2)

30 Ağustos 2009

Besiktas - Gaziantepspor: 0-0

Besiktas'in, bir cok seyi iyi yapmasina ragmen, hucumda birseyleri degistirmeye calistigi ve bu sirada uretkenlik sorunu yasadigi ortada. Gaziantepspor maci da bu cumleyle ozetlenebilir pekala. Rakiplerin puan kaybetmeden ilerliyor olmasi takimin uzerindeki baskiyi arttiriyor, medyada da canlar calmaya basladi zaten. Sezonun gelisiminde camianin, olusan bu stres ortamini nasil idare edecegi ve Mustafa Denizli'nin ortaya koydugu bu yeni futbol modelini nereye kadar destekleyecegi buyuk rol oynayacak.

Yer: Inonu Stadi
Tarih: 29 Agustos 2009
Besiktas: Hakan, Ibrahim Kas (71' Ekrem), Sivok, Ferrari, Ismail, Ernst (83' Ugur), Fink, Tello, Serdar (75' Nobre), Holosko, Nihat
Gaziantepspor: Mahmut, Erkan, Deumi, J. Cesar, Olcan, Zurita, Murat Ceylan (92' Tolga), Erman, Ferdi (70' Ahmet), De Souza, Beto (87' Gokhan)

Besiktas artik alistigimiz sablonuyla sahadaydi yine. Erhan Guven'in yerine Ibrahim Kas, Ugur Inceman'in yerine de Tello'yu ortaya kaydirarak Serdar sahaya surulmustu ki eldeki 18 oyuncu goz onunde bulunduruldugunda bence ikisi de dogru hamlelerdi. Sablon ayniydi fakat sezonun geri kalan kismina gore gorunen en belirgin degisiklik Besiktas'in takim olarak oyunu daha onde oynama cabasiydi. Gecen haftaki Genclerbirligi macindan sonra bunun gerekliligini vurgulamistim zaten. O yuzden benim icin sevindirici bir gelismeydi. Umarim Inonu'ya mahsus bir taktik degildir bu ve takim savunmasina duyulan guven gelistikce Besiktas'in geri cizgisi rakip ortasahaya daha da yaklasir. Bu yolla takimin ustun savunma becerisinin ayni zamanda ofansif bir silaha donusebilecegini dusunuyorum.

Gectigimiz haftalardan gelistirerek tasidigimiz bir baska olgu da takimin surekli degiskenlik gosteren on alan dizilimi, kurulan dinamik yapi. Gaziantepspor karisisinda da Serdar-Nihat-Holosko ileri uclusu ve ortasahanin yaratici ayagi Tello surekli aralarinda yer degistirerek ve her topu cabuk oynamaya gayret gostererek sezonun geri kalaniyla gayet tutarli bir goruntu ortaya koydular. Buna "kafasi kopuk tavuk modeli" de diyen cikacaktir, ulke futbolunda gormeye cok alisik olmadigimiz bir konsept cunku. Ben "Organize Kaos" taniminin daha uygun oldugunu dusunuyorum. Pratige gecirmesi cok guc, ancak uzerinde ustalasildigi takdirde takima esik atlatabilecek bir model bu. Gunumuz ust duzey futbolunda pivot santrafor ve on liberolarin yavas yavas arka plana itilmesinin ardindan olusan yeni sentezde cok onemli bir yeri var bu dinamik yapinin. Bunun uygulanabilmesi icin en cok gereken de oyunun ofansif kisminda birden fazla pozisyonda rahatlikla oynayabilen, fakat ayni zamanda defansif gorevlerini aksatmayacak kadar disiplinli ve fiziki guc sahibi hucumcular. Bobo, Holosko, Nihat, Tello ilk etapta bu kategoriye yazabilecegim isimler. Yeni transfer Tabata ve mac basina 45 dakika oynadigi takdirde Yusuf da buraya eklenebilirler. Ikinci planda da yetenekleri itibariyle Batuhan ve Serdar Ozkan'i sayabilirim. Farkindaysaniz Nobre'nin adi gecmiyor iki grupta da, ama isin o kismina gecen gun degindik zaten. 

Neyse, cok dagilmayalim. Denizli'nin denedigi bu yeni modelin Super Lig icin ideal oldugunu dusunmesem de, Sampiyonlar Ligi'nde basari amaciyla ortaya kondugu var sayimindan yola cikarak desteklenmesi gerektigini dusunuyorum. Bence Besiktas'in -en azindan sezonun ilk etabinda- terazisi Sampiyonlar Ligi olmali ve bu surecte yasanacak Genclerbirligi, Gaziantepspor tarzi puan kayiplari bizim arka plandaki "buyuk resmi" gormemizi engellememeli.

Bunun disinda bu maca dair soylenecek cok da fazla birsey yok. Takim son derece canli ve istekliydi. Bence macin golsuz sona erisi buyuk olcude eldeki eksiklere baglanabilir. Kadro tam olsa, Mustafa Denizli bir sekilde 60'tan sonra bu oyunu acardi. Bunu gecen sene defalarca gorduk. Ancak kulubedeki tek alternatif sakatliktan henuz cikamamis Nobre olunca bu cok da mumkun olmadi. Oysa Batuhan bile bu maci acmaya yetebilirdi bence. Onun disinda Serdar'in 2007-08 sezonunun basindan beri en iyi futbolunu oynadigini not edelim. Bu, eger bir maclik bir patlama degil de surdurulebilir bir ilerlemenin sonucuysa, genc oyuncu sezonun ilerleyen bolumlerinde onemli roller ustlenebilir. Ama henuz bunun gerceklesecegini soylemek icin cok erken. Savunma tandemi, ozellikle de Ferrari, yine cok iyi bir mac oynadi. 4 lig macinda yenen 1 gol de bunu ispatliyor zaten.

Son olarak bir paragraf da Nihat icin acalim. Mustafa Denizli sezon basinda bir tercih yapti, ve agir bir sakatliktan ciktiktan sonra dogru duzgun sezon basi kampi dahi gecirmeyen Nihat'i oynatarak hazirlama yolunu secti. Bunun dogrulugu tartisilabilir. Ancak, Besiktas'a geldigi gunden bugune ortaya koydugu en onemli vasfi insan yonetimi olan Mustafa Denizli'nin bu konudaki tercihine saygi duymak gerektigini dusunuyorum. Ekstrem bir ornek bile olsa, Hakan Sukur'un Torino macerasindan sonra Galatasaray'a donup, ilk 5-6 haftayi benzer bir performansla -golsuz- gecip, daha sonra sezonu 30+ golle tamamlayisi geliyor aklima. Yani Nihat'i gelir gelmez savasin gobegine atma tercihi, su ana kadar yanlis bir secim olarak gozukse bile, bence sezon sonunda degerlendirilmeli. Ancak, bundan bagimsiz olarak, Nihat'in yasadigi gol atamama ve beklentileri karsilayamama stresinin her gecen hafta takima biraz daha zarar vermeye basladigini gozlemliyorum. Dunku macta da gerek vucut dili, gerekse yaptigi yanlis/bencil tercihlerle bunun sinyallerini vermeye devam etti. Sut pozisyonundaki Fink'in onunden topu alisi, kendisinin ofsayt oldugunu bile bile Serdar'in onundeki topa kosup 2'ye 0 pozisyonu heba edisi, penalti almak icin aciz bir sekilde kendisini yere birakisi gozumun onunde hala. Nihat'in transferini inceledigimizde, kendisinin saha ici performansindan cok, takima yapacagi tecrube ve liderlik katkisinin onemli oldugunu, ve siskin transfer bedelinin ancak bu sekilde hakli cikarilabilecegini soylemistik. Bu pencereden bakinca, su ana kadar gorduklerimin son derece cesaret kirici oldugunu soylemeliyim. Ancak kesin bir karara varmak icin henuz erken. Elbet goller atacak Nihat, durumu ondan sonra degerlendirmek lazim. 

Simdi milli mac arasi, ondan sonra da Ali Sami Yen'de Galatasaray ve Inonu'de Manchester United maclari. Gercekten kritik bir donemec. Iki galibiyet herseyi toparlayabilecekken, bir Galatasaray maglubiyeti takimin lig hedefinden buyuk olcude uzaklasmasina neden olabilir. Takimin mac yapmadan gecirecegi 14 gunluk mini kamp ilk 5 macta gorulen hatalarin onarilmasi ve sakatlarin iyilesmesi acisindan cok onemli. 

Besiktas - Gaziantepspor: 0-0

23 Ağustos 2009

Genclerbirligi - Besiktas: 0-0

Takimin tatsiz sezon baslangici devam ediyor. Besiktas gecen sezonun akisi icerisinde sampiyonlugun gelmesinde cok onemli rolu olan Ankara deplasmanlarinin ilkinden beraberlikle donuyor. 3 macta kaybedilen 4 puan, 5. haftadaki Galatasaray deplasmaninin degerini daha da arttirdi kesinlikle.
Yer: 19 Mayis Stadyumu
Tarih: 22 Agustos 2009
Genclerbirligi: Serdar, Orhan, Radeljic, Ilhan, Aykut, Cem, Tozo, Harbuzi (88' Bilal), Burhan, Mustafa, Kahe
Besiktas: Hakan, Erhan (46' Ridvan), Sivok, Ferrari, Ibrahim (79' Ismail), Ugur, Fink (46' Nobre), Ernst, Holosko, Tello, Nihat

Mac oncesi Besiktas kadrosunu kime sorsaniz, yukaridaki 11'de Ugur'un yerine Nobre'yi yazardi herhalde. Ancak Mustafa Denizli'nin illa ki kenarda oyuna sonradan girerek etki edebilecek birilerini oturtma huyuna alistigimizdan, ben acikcasi bir farklilik bekliyordum yine. Nihat olabilirdi bence, Nobre oldu dun kenarda oturan. Ugur Inceman tercihiyle Besiktas ortasahasi son derece defansif bir karaktere burunmustu. Bu yapi daha ofansif bekler olan Ismail ve Ridvan ile dengelenebilirdi, ancak Mustafa Denizli'nin tercihi bu yonde olmadi. Ayrica Ferrari'nin ve ozellikle Sivok'un oyuna daha cok katilmasini bekledim, ancak ilk yarida Sivok'un 2, ikinci yarida da Ferrari'nin 1 bindirmesi disinda bu ikili topla birlikte ortasahayi dahi gecmediler. Boyle olunca da takim son derece kisir bir goruntu cizdi. Sezon basindan beri alistigimiz, 11 kisiyi topla kalenin arasina geciren disiplinli anlayis -en azindan ilk 45 dakikada- yine sahadaydi. Yine on alan oyunculari ortasahanin biraz onunde rakibe set cektiler ve geri dortlu olabildigince ileri cikarak oyunu -savunmadayken- 30-35 metreye sikistirdi. Sezonun su ana kadarki kismindan ileriye tasinabilecek en onemli arti da bu zaten.

Savunma ve ortasahadan hucuma herhangi bir destek gelmeyince, zaten tipik bir cezasahasi golcusunden yoksun sahaya cikan Besiktas'in gol bulma sansi gercekten mucizelere kalmisti. Tello veya Nihat'dan ozel bir hareket, rakip savunmadan buyuk bir hata, ya da belki bir duran top. Gencelerbirligi yuksek konsantrasyonla oynayinca bunlarin hicbiri gerceklesmedi ve macin ilk 45 dakikasi 0-0 gecildi. Ferrari-Sivok ikilisi aralarinda yasadiklari bir anlasmazlik disinda iyi bir oyun ortaya koydular. Holosko ise beklenmeyecek kadar daginikti, ofsayta dustugu 3 pozisyon da onlenebilirdi bence.
Ikinci yarida Nobre'nin orta ucluden birinin yerine girmesi zaten macin basindan beri beklenendi, oyundan cikan Fink oldu. Ayrica ilk yarida tum iyi niyetine ragmen 4 kotu orta yapan Erhan, yerini, belki de macin basindan itibaren oynamasi gereken, Ridvan'a birakti. Bu noktada beklenti Tello'nun ortasahanin ortasina kaydirilip, ileride Nobre'nin Holosko ve Nihat tarafindan desteklendigi Besiktas'in klasiklesen duzenine donulecegiydi. Ancak beklenen olmadi ve Denizli, Super Kupa'daki Fenerbahce macinin ikinci yarisinda yaptigi gibi Tello'yu ve forvetlerden birini iki kanada cekerek Nihat ile Nobre'nin ortada yan yana oynadigi 4-4-2/4-2-4 dizilisine dondu. Buradan sonrasi o gunku mac yazisindan: "...Ancak Denizli, gectigimiz sezon sikca yaptigi gibi bizi bir kez daha sasirtarak Nihat'i Nobre'nin arkasina yerlestirdi ve Yusuf'tan bosalan sag kanada Tello'yu kaydirdi. Bu hamleyle beraber takima denge saglamak adina Bobo ve Tello'nun biraz daha geri cekildigini ve Tello-Ernst-Fink-Bobo'lu bir orta dortlu olustugunu gorduk. Bence macin taktiksel anlamda kirilma noktasi buydu. Mevcut oyun sisteminde Besiktas'in topu ayaginda tutmasini ve rakip yarisahada pas yapmasini saglayan iki tane oyuncusu var - Tello ve Yusuf. Onlar iyi oldugu zaman Ernst de, forvetler ve bekler de oyuna katiliyor ve takim oyunu kontrol ediyor. Bunlardan bir tanesi cikip digeri de merkezden kenara surulunce Besiktas pas yapamaz oldu ve oyunun ibresi Fenerbahce'ye dogru kaydi. 10 gun once askerden donen Nihat'in henuz hic hazir olmamasi de bunda onemli etkendi. Takimin adeta 4-2-4 seklinde dizildigi ve on alandaki kompakt yapinin bozuldugu bu donemde ozellikle Sivok onemli mudahaleler yaparak takimi ayakta tuttu. Biraz da bu yuzden yaptirdigi penalti buyuk sanssizlikti..." 

Bu macin ikinci yarisi icin soyleyebilecegim baska birsey gercekten yok, Besiktas'in yapisinin tamamen yerle bir oldugu ve oyunun 75-80 metreye yayildigi bir 45 dakika seyrettik. Bence gol yenmemis olmasi biraz savunmanin marifeti, biraz da sansin Besiktas'in yaninda olmasindandir. 

Bugune kadar seyrettigimiz 4 resmi maca bakarak belirli cikarimlar yapmak mumkun. 
1. Ozellikle Yusuf ve Delgado yokken, takimin tek yaratici ayagi Tello kesinlikle sahanin merkezinde yer almali. 
2. Besiktas'in, yetenekleri kisitli Nobre ve formunu henuz bulamamis olan Nihat'a yer acmak icin Bobo ve Holosko'yu kaleden uzakta oynatmak gibi bir luksu yok.
3. Rakip yarisahada kullanilan korner ve frikiklerde takim geride cok buyuk bosluklar birakiyor. Maci tribunden canli seyretmeden bu problemin nereden kaynaklandigini soylemek guc. Ancak sebep ne olursa olsun, takimin cani yanmadan, bu sorunun uzerinde calisilmasi gerektigi asikar. 
4. Takimin disiplinli savunma yapma cabasi -defalarca soyledigim gibi- oldukca sevindirici. Ancak ozellikle kesin favori olarak cikilan maclarda rakibe biraz daha onde basmakta fayda oldugunu dusunuyorum. Gerek hucum oyuncularinin mucadele gucu, gerekse savunma tandeminin oyun bilgisi 10-15 metre daha onde oynamaya musait bence.

Onceden de soyledigim gibi, bence henuz panik yapacak bir durum yok. Takimin hem eksigi cok (dunku macta oynayamayanlar Bobo, Yusuf, Delgado, Ekrem, Ibrahim Toraman, Rustu), hem de onemli oyunculari henuz form tutmamis durumda. Inonu'deki sezonun gercek anlamda ilk maci kayipsiz gecilip ondan sonra gelecek milli mac arasi da iyi degerlendirildigi takdirde cok fazla bir kayip yasanmadan bu tatsiz donemin sona erecegini dusunuyorum. 5. haftadaki Galatasaray maci sezonun nasil gelisecegi konusunda onemli rol oynayacaktir. 

Arada sirada yaptigim gibi bir kisa paragraf da macin hakemine ayirmak istiyorum. Koray Gencerler cok da alisilmadik yoldan A Klasman orta hakemi olmus isimlerden bir tanesi. Super Lig'de birkac sezon yardimci hakem olarak gorev aldiktan sonra Bank Asya'da orta hakem olarak gorev yapip, oradan tekrar Super Lig'e yukseldi. Bildigim kadariyla da en cok gelecek vaad eden Turk hakemlerinden birisi olarak gosteriliyor kendisi. Gencerler'in dunku maci oldukca iyi yonettigini dusunuyorum. Neredeyse tum faul/avantaj yorumlari dogruydu ve macin sertligini cok guzel ayarladi. Cok zor bir mac olmasa da oyuncularla iliskisini de iyi buldum. Bence tek hatasi Sivok'u ikinci sari karttan atmamasiydi. Bunu da simdilik "3 Buyuk'ten oyuncu atmaya cesareti yetmedi" yerine "yorum farki" olarak gormek istiyorum. 

Genclerbirligi - Besiktas: 0-0

18 Ağustos 2009

Besiktas - Antalyaspor: 2-0

Besiktas, lojistik acidan sorunlu baslayan 2009-10 sezonuna Olimpiyat Stadi'ndaki iki tatsiz mactan sonra Inonu'deki seyircisiz Antalyaspor maciyla devam etti. Bence kotu bir futbol ortaya koymadi takim. Mustafa Denizli'nin de dedigi gibi tribunler dolu olsa mac cok daha erken kopabilir, ozellikle son bolumleri cok daha keyifli olabilirdi.

Yer: Inonu Stadyumu
Tarih: 17 Agustos 2009
Besiktas: Hakan, Erhan, Sivok, Ferrari, Ibrahim, Ernst, Fink (65' Ugur), Tello, Nihat (79' Serdar), Bobo, Nobre (65' Holosko)
Antalyaspor: Omer, Kerim, Yalcin, Orhan, Senol, Sedat (69' Hakan), Ertugrul (77' Korhan), Zitouni, Fatih, Balili (77' Volkan), Veysel

Iki takimin formalarindan baslayalim mac yorumuna. Adidas'in Besiktas icin hazirladigi yeni sezon formalari ilk etapta hic hosumuza gitmemis, ozellikle de dun giyilen baklavali modeli buradan sertce elestirmistik. Insan zamanla alisiyor herhalde, dunku macta beni bekledigim kadar rahatsiz etmedi yeni tasarimlar. Asagi dogru buyuyen baklavalarin, formalar iceri sokulunca goze batmamasi da bunda onemli etkendi. Sirttaki Turk Kizilayi logosu da ayni sekilde hafifletici sebep sayilabilir. Ben yine de her zaman icin takimlarin cok daha klasik ve kendileriyle ozdeslesmis formalar giymesinden yanayim. Uzun vadede olusturulacak "Besiktas formasi" imajinin, kulube, bugun fazladan satilacak 3-5 formadan cok daha buyuk getirisi olacagini dusunuyorum.

Kadinlarin futbola bakis acisi gercekten cok enteresan olabiliyor bazen. Hic umulmadik yerde cok farkli yorumlar yapabiliyorlar. Maci izlerken yanimda oturan kiz arkadasim, Antalyaspor'lu futbolcularin meshur "Where's Waldo?" bulmacalarinin kahramani Waldo'ya benzediklerini soyledi. Hak vermemek elde degil. Gercekten de yillarin cubuklu Antalyaspor'u enine cizgilerle kaleci Omer'in onune dizilmis 10 Waldo'yu andiriyordu.

Besiktas maca gectigimiz haftanin kadrosundan iki degisiklikle basladi. Sakat olan Yusuf'un yerine Nihat, genc Ismail'in yerine de sakatliktan donen Kaptan Ibrahim gorev aldi. Besiktas gun gectikce hucumda daha homojen bir yapiya burunuyor. Dun de mac boyunca ileri uclu ve Tello'ya bir pozisyon belirlemekte zorlandim. Ancak takimin temelini olusturan geri dortlu ve onlerindeki Ernst-Fink ikilisinin yerleriyle oynanmadigi surece benim bu duruma hicbir itirazim yok. Besiktas'in Bobo, Holosko, Nihat, Tello, Yusuf gibi birden fazla pozisyonu rahatca oynayabilecek oyunculardan kurulmus olmasi da bunun en onemli nedeni.

Macin basinda, geldigi gunden beri ayri bir dikkatle takip ettigim Ferrari'yi oldukca begendim. Italyan oyuncu her gecen gun savunma liderligini biraz daha uzerine aliyor. Dun de mac seyircisiz oldugu icin yaptigi uyarilara, ozellikle de savunmayi one cikarisina birkac kez tanik olduk. Antalyaspor'un basiretsiz oyununa ragmen defansin hatasiza yakin performansi ilerisi icin arti. Ilk yaridan Besiktas adina gelecege dair referans olabilecek 2 pozisyon var. Ilki 13'te yardimcinin haksiz yere ofsaytla kestigi Fink'in kaleciyle karsi karsiya kaldigi pozisyon. Soldan atilan capraz top, ileri cikmis olan sag bek Erhan'in Nobre'ye indirisi ve Nobre'nin tek topla savunma arasina kosu yapmis olan ekstra ortasaha oyuncusu Fink'i gorusu - cok guzel bir atakti. Ikincisi de 34'te Nobre'nin kafasini Omer'in suratiyla cikardigi pozisyon. Bunda da sag kanattaki Bobo-Erhan kombinasyonu cok hostu. Gol olmasa da gol kadar degerli ataklardi bunlar benim gozumde. Ileride hareketli oynayarak savunmanin dengesini bozan hucum oyunculari ve olusan bosluklara dalan ekstra adamlar. Bugunun futbolunda kapanan takimlari acmanin recetesi bu zaten. Bobo'nun direkten donen kafasini ve Nihat'in biraz caprazdan vurmakla vurmamak arasinda kalip kacirdigi pozisyonu da not edelim.

Takim ikinci yariya biraktigi yerden devam eder diye bekliyordum ancak 45'-60' arasi adeta bos gecti. Soz konusu Mustafa Denizli olunca bunun kapanan rakibe sahte bir guven hissi vermek ve macin sonuna taze kalmak amaciyla yapilmis bilincli bir tercih oldugundan suphe etmiyor degilim acikcasi. Takim 60'tan itibaren iki vites birten arttirdi cunku. Tello daha onde oynamaya basladi ve Nihat iyice ortaya kaydi. Rakamlarla konusacaksak 4-2-2-2 diyebilirim. Nitekim, 60'-70' arasi donemde bu ikilinin ayagindan cikan uc tane tehlikeli sut var, Holosko'nun girisiyle beraber golun habercisiydi bence. Neticede de 73'te yine kombine bir atakta Holosko'nun golu geldi. Bundan sonra 74'-77' arasi Besiktas'in ust uste 35-40 pas yaptigi 3 dakikalik bir donem var ki ben seyrederken cok keyif aldim. Sonunda da gole donusecek olan frikik geldi zaten. O kadar merkezi bir noktada topun basina Nihat ve Tello gibi iki iyi frikikciyi koyabilmek buyuk luks. Pozisyonda Omer'in hatasi varmis gibi gozukebilir, ancak ben topun hangi koseye ne yone falso alarak gidecegi konusunda hicbir fikri olmamasinin golde buyuk payi oldugunu dusunuyorum.

Macin genelinde Ernst ile Fink'in degisen gorevleri dikkat cekiciydi. Ernst'in -ozellikle rakip degajlarda- gecen sene Sivok'un on liberoda oynarken sikca yaptigi gibi savunmanin arasina girisini bir kenara not etmek lazim. Bu maca dair bir onlem miydi, yoksa kaliciligi olacak mi, simdiden kestirmek guc. Bunun disinda Ibrahim'in cok faydali oynadigini dusunuyorum. Sadece varligi bile takimin sertligine ve mucadele gucune inanilmaz katkida bulunuyor. Ayrica Nihat'i da ilk kez begendim, son derece istekli ve hareketliydi. Yaklasik 1 ay sonraki Galatasaray macina kadar tam kapasiteye ulasacaktir.

Neticede Besiktas bence iyi yolda. Mustafa Denizli'nin cozmesi gereken en onemli sorun yabanci rotasyonu gibi gozukuyor. Ozellikle Turkiye'nin -bence- en iyi forveti olan Holosko'yu 3 resmi macta toplam 90 dakikadan az kullanmis olmamiz dusundurucu. Belediye macinda sonra "gecen sezon gibi yine formasini dove dove almasi gerekecek anlasilan" demistim. Bu mactan sonra da sakayla karisik "dayak basladi" diyebilirim. Ancak Denizli'ye de kabahat bulmak guc. Sampiyonlar Ligi oncesinde savunma ve ortasahayi oturtmak istemesini sonuna kadar anlayabiliyorum.

Haftaya Cumartesi takim Ankara'da. 28 Agustos'ta ise sevenler kavusuyor. 2009-10 sezonu iste o zaman gercek anlamiyla baslamis olacak.

Besiktas - Antalyaspor: 2-0
73' Holosko (1-0)
78' Tello (2-0)

9 Ağustos 2009

Istanbul Buyuksehir Belediyespor - Besiktas: 1-1

Hakikaten birseye benzemiyor bu stadda maclar. Bir haftada Olimpiyat Stadi'nda iki mac bunyeye fazla geldi acikcasi. Burada nasil Olimpiyat duzenlenecegini ise hakikaten kestirmek mumkun degil. Bu kadar ruzgarda nasil disk/cirit/gulle atilir bilemiyorum. 100/200/400 metre Dunya Rekoru kirilsa ruzgar katkisi sebebiyle gecersiz sayilir. Muhendislik adina tam bir yuz karasi bu stad ama bu kepazelik zaten basli basinda ayri bir yazi konusu. Bugun icin tek tesellim Besiktas adina bu sezonki iskencenin bitmis olmasi.

Yer: Ataturk Olimpiyat Stadi
Tarih: 7 Agustos 2009
Istanbul BB: Oguzhan, Kus, Mahmut, Metin, Gokhan, Efe (63' Serhat), Sylla (64' Nsumbu), Zeki, Iskender, Ibrahim Akin (81' Ali), Tum
Besiktas: Hakan, Erhan, Sivok, Ferrari, Ismail, Fink (85' Ugur), Ernst, Tello, Holosko (46' Bobo), Yusuf (46' Nihat), Nobre

Besiktas maca Denizli'nin sezon oncesi hazirlik kampindan itibaren ezberlettigi duzenle cikti yine. Sezon basindan beri neredeyse tek degisen ilerideki merkez forvet ve onu arkadan destekleyen ikinci forvet oyuncusu. Bobo, Holosko, Nobre, ve Nihat icinden dun maca baslayanlar Holosko ve Nobre oldu - ki bence mevcut form/fizik durumlari goz onunde bulunduruldugunda dogrusu da buydu. Kagit uzerinde ideali tabii ki Holosko-Bobo ancak savunma ve ortasahadaki yabancilarin alternatifsiz olusu sebebiyle bu secenek henuz ihtimaller dahilinde degil ne yazik ki. Ugur Inceman ortasahada baslatilabilirdi denebilir, ancak tez zamanda savunma kurgusunun yerli yerine oturmasi acisindan takimin arka bolgesiyle oynanmamasini dogru buluyorum.

Besiktas'ta sezon basindan beri gordugumuz hucum ritmi bozuklugu bu macin da ana fikriydi. Ikinci bolgede bek/ortasaha isbirligiyle iyi isler yapabiliyor takim ileri cikarken ancak ucuncu bolgede ciddi bir duzensizlik hakim - sezon basi olmasi sebebiyle normaldir diye dusunuyorum yine de. Buna ragmen Holosko'nun hareketli oyunu ve Nobre'nin de rakibin derme catma stoper ikilisine kurdugu ustunluk sayesinde belli olcude etkili olabildi macin basinda Besiktas. Bu yolla birkac yarim pozisyon da bulundu ama gol gelmedi. Ta ki Fink'in guzel sutuna kadar. Alman oyuncu olumlu sinyaller vermeye devam ediyor. Savunmada direncli, hucumda girisken, havadan da belirli olcude etkili bir oyuncu gormustuk ilk 4 macta. Bugun bunlara sut tehdidini de ekliyoruz. Bugun itibariyle gayet isabetli bir transfer olarak gozukuyor. Golden 2 dakika sonra Belediyespor'un golunun gelmesi ise zamanlama acisindan sanssizlikti. Ibrahim Akin'in becerisinin hakkini vermek lazim ancak takimin bu sezon boyle cok fazla gol yiyecegini de dusunmuyorum acikcasi. Pozisyona baktigimizda once Ernst ile Ismail'in bolgesinde bir anlasmazlik, daha sonra da Ferrari ile Fink'in ayni adam uzerinde kaldigini goruyoruz. Buna Mustafa Denizli'nin kulubeden firlayip Sivok'u azarladigi pozisyonu da ekleyebiliriz. Savunma uyumundan kastettigimiz hep bu tarz detaylar. Birlikte 2. resmi macini yapan bir defansa da kalkip bu yonde bir elestiri getirecek durumumuz yok. Disliler yerine oturuncaya kadar sabretmek gerek.

Devre arasinda Holosko'nun neden oyundan ciktigini anlayamadim. Eger herhangi bir sakatlik olmadiysa - ki bu yonde birsey okumadik bugun - kesinlikle oyunda kalmaliydi. Su ana kadar 2 resmi macta (toplam 180 dk.) kendisini sadece 60 dk. kullanabilmis olmamiz cok dusundurucu. Gecen sezon gibi yine formasini dove dove almasi gerekecek anlasilan. Besiktas 3 senedir Bobo ile Nobre'nin ayni anda sahada oldugu neredeyse her mac ileride top tutmakta zorlaniyor. Dun de bunun tipik bir ornegini yasadik. Hucumun diger elemani Nihat da formsuz olunca Besiktas kontrolsuz, savunmadan top sisiren bir takima donustu yine. Bu yuzden ikisi ayni anda sahadayken hucumun 3. elemani Yusuf olmali bence. Macin 2. yarisindan baska bir cikarim yapmak da mumkun degil. Izleyenleri futboldan sogutacak bir 45 dakika oldu.

Besiktas'in yeni transferlerin uyum sorunu disindaki su andaki en onemli sorunu yabancilara alternatif olacak yerli oyuncularin sakatlik ya da formsuzluk yuzunden hazir olmamalari. Ibrahim Toraman ve Ekrem sakatliktan donup Yusuf ile Nihat da beklenen duzeye ulasinca kadro zenginlesecek ve Mustafa Denizli biraz daha hareket alani kazanacaktir. Puan kaybi tatsiz olsa da telafisi kolay oldugu icin cok dert etmemek lazim diye dusunuyorum

4 Ağustos 2009

Besiktas - Fenerbahce: 0-2

Oncelikle yeni sezon hayirli olsun, cok ozlemisim hakikaten. Neticede transferler, hazirlik maclari, insani bir yere kadar idare ediyor. Yazisini yazdigimiz son mac 30 Mayis tarihli; yani 2 aydan fazla bir zaman olmus mac sabahi heyecanla uyanmayali. Guzel de oyun oldu - ozellikle ilk 45 dakika sezonun bu kadar basindaki bir Olimpiyat Stadi maci icin fazla kaliteliydi. Sonucunda sahadan mutlu ayrilan, galibiyete ve buradan kazanilacak momentuma daha fazla ihtiyac duyan Fenerbahce oldu. Oynanan futbola baktigimda ise -kayba ragmen- Besiktas adina endise edilecek herhangi birsey gormedigimi rahatlikla soyleyebilirim. 


Yer: Ataturk Olimpiyat Stadi
Tarih: 2 Agustos 2009
Besiktas: Rustu, Erhan (82' Ridvan), Sivok, Ferrari, Ismail, Fink, Ernst, Tello (79' Holosko), Yusuf (46' Nihat), Bobo, Nobre
Fenerbahce: Volkan, Gokhan, Onder, Bilica, Vederson, Christian, Emre (78' Selcuk), Kazim (59' Deivid), Andre Santos (83' Ugur), Alex, Guiza

Gectigimiz sezon sampiyonlugu yakalayan takimda ikisi mecburi 5 degisikliklige gitmisti Besiktas. Geri dortlude yerini koruyan tek isim Sivok'tu, yanindaki yeniler ise Ferrari, Erhan, ve Ismail. Neredeyse komple yenilenen savunmanin onunde Cisse'nin yerine Fink, ileride de yabanci kisitlamasi sebebiyle feda edilen Holosko'nun yerine Nobre forma giydi. Fenerbahce'de ise geri dortlunun onunde Christian ve Emre, onlarin iki yaninda Colin Kazim ile Andre Santos, ileride de Guiza ve biraz arkasinda Alex yer aldi. 

Macin yorumuna gecmeden Bobo/Holosko tercihinden hic haz etmedigimi soylemeliyim. Gecen sezonun son iki macinda da Fenerbahce'ye gol atan ve takimin onemli maclarda performansini bir ust kademeye tasiyan belli basli oyuncularindan biri olan Holosko'nun kenarda oturdugunu gormek icimde ciddi sikinti yaratti. Ancak gonul rahatligiyla Holosko yerine kenara gitmesini onerebilecegim birisi de yok malesef; Sivok, Ferrari ve Fink alternatifsiz, Ernst, Tello ya da Bobo da yedek otursa ayni seyleri dusunup, hissedecektim buyuk ihtimalle. O yuzden bu duruma alismamiz gerekecek gibi gozukuyor.

Maca gecelim... Besiktas gectigimiz sezon biraktigi yerden devam etti. Disiplinli bir sekilde rakibi ortasahada bekleyen takim, ondeki besli blokun disiplinli oyunu sayesinde Fenerbahce'ye oyun kurdurmadi ve ikinci bolgede kazandigi toplarla da etkili oldu. Oyle ki ilk 10 dakikada Fenerbahce kalecisi Volkan ve onundeki savunma tam 7 kez topu gelisi guzel ileri sisirmis ve bunlarin her biri Besiktas savunmasinda kalmisti. Ozellikle Bobo ve Yusuf macin ilk bolumunde cok etkililerdi. Ayni donemde Fenerbahce ise Besiktas duran toplarindan iki tehlikeli kontraatak buldu fakat bunlardan faydalanamadi. Besiktas ustunlugunde gecen ilk 20-25 dakikadan sonra Yusuf biraz oyundan dusup Fenerbahce savunmasi da Bilica onderliginde topla cikabilmeye baslayinca oyuna denge geldi. Karsilikli pozisyonlarla gecen devrenin geri kalaninda Besiktas Nobre ile cok onemli bir gol kacirirken, Fenerbahce de Vederson'un ileri cikislariyla kendi sol kanadindan etkili oluyordu. Genel olarak mucadele dozu son derece yuksek olan devrede Besiktas adina sivrilen isim Bobo'ydu. Fink'in savunmada yaptigi 2 kritik mudahaleyi de bir kenara yazmak lazim.

Mustafa Denizli 2. devreye Nihat-Yusuf degisikligiyle basladi. Nihat'in savunmada aksamaya baslayan Yusuf'un yerine sag kanada gececegini dusunerek bu mudahaleyi ilk anda dogru bulmustum. Ancak Denizli, gectigimiz sezon sikca yaptigi gibi bizi bir kez daha sasirtarak Nihat'i Nobre'nin arkasina yerlestirdi ve Yusuf'tan bosalan sag kanada Tello'yu kaydirdi. Bu hamleyle beraber takima denge saglamak adina Bobo ve Tello'nun biraz daha geri cekildigini ve Tello-Ernst-Fink-Bobo'lu bir orta dortlu olustugunu gorduk. Bence macin taktiksel anlamda kirilma noktasi buydu. Mevcut oyun sisteminde Besiktas'in topu ayaginda tutmasini ve rakip yarisahada pas yapmasini saglayan iki tane oyuncusu var - Tello ve Yusuf. Onlar iyi oldugu zaman Ernst de, forvetler ve bekler de oyuna katiliyor ve takim oyunu kontrol ediyor. Bunlardan bir tanesi cikip digeri de merkezden kenara surulunce Besiktas pas yapamaz oldu ve oyunun ibresi Fenerbahce'ye dogru kaydi. 10 gun once askerden donen Nihat'in henuz hic hazir olmamasi de bunda onemli etkendi. Takimin adeta 4-2-4 seklinde dizildigi ve on alandaki kompakt yapinin bozuldugu bu donemde ozellikle Sivok onemli mudahaleler yaparak takimi ayakta tuttu. Biraz da bu yuzden yaptirdigi penalti buyuk sanssizlikti. Paslasilarak kullanilan o frikikte, topa kollarini kapatarak kaymasini beklemek cok gercekci degil, hakikaten kismet bazen buyuk rol oynuyor futbolda. Frikikten once Tello'nun yaptigi faulun kendisine yakismadigini da eklemek lazim. Yavaslayan oyun sebebiyle one gecenin maci kazanacagi bir donemde penaltidan Alex'in goluyle de Fenerbahce cok buyuk avantaj sagladi. O dakikadan sonra Besiktas'in oyunu forse edecek hali zaten kalmamisti. Kalan 15 dakikada Sari-Lacivertliler bol pasli bir oyunla topu kendilerinde tutarak oyunun sonunu getirdiler ve 92'de Guiza-Alex isbirligiyle guzel bir gol atarak maci kazandilar. 


Daum Turkiye'ye ve Fenerbahce'ye yabanci olmasa da takimini bekledigimden iyi buldum. Ozellikle gectigimiz sezonun hayal kirikliklari Emre ve Guiza son derece istekliydiler ve iyi oynadilar. Onder ve Vederson gibi kayip isimlerin gosterdigi iyi performans da yine benim nezdimde Daum'a kredi olarak yazildi. Yeni transferler icin ise birsey soylemek henuz mumkun degil, yalniz dun oynadiklari futbolu Selcuk ile Ugur Boral oynamis olsalar saglam elestirilirlerdi. Yine de benim icin su anda her gozlemden ote, en onemli bilgi Daum referansi. 

Besiktas'ta ise cok iyi ya da cok kotu oynayan bir isim yoktu. Nihat henuz hazir degil, Nobre de bildigimiz gibi - takim maglupken ve top degerliyken hatalari daha cok goze batiyor, ekran basinda sinirler biraz geriliyor. Yeni bir stoper ve defansif ortasahayla revize edilen savunmanin gobegi ise uyum sorununa ragmen kotu gozukmedi su ana kadar. Bekler icin ise -en azindan defansif anlamda- ayni seyi soylemek simdilik mumkun degil. Yine de savunma konusunda kesin bir yargiya varmak icin en azindan iki ay beklemek gerektigini dusunuyorum.

Neticede dun Besiktas kaybetti, hakem iki tane 90%'lik bir tane de 50%'lik penaltiyi es gecmeseydi kolaylikla kazanabilirdi de. Ancak senenin bu doneminde iyi oynamak cok onemli degil - hatta en az 45 maclik sezonu dusunerek su anda vasat bir takimi cok cok formda bir takima kesinlikle tercih ederim. O yuzden bu aralar takimin sahaya ne koyabildiginden cok ne yapmaya calistigina bakiyorum. Ilk yarida gordugum disiplinli savunma futbolu ve hucuma hizli cikma konusundaki caba beni fazlasiyla umutlandirdi. Ilerleyen donemde, defansin birbirine alismasi ve sag kanattaki eksiklerin iyilesmesiyle birlikte, cok iyi bir savunma takimina donusebilir Besiktas. Ozellikle Avrupa ile ilgili de herhangi bir hedef varsa, recete bu olmali zaten. Kurulan kadronun eksileri ve artilari ise baska bir yazinin konusu...

Besiktas - Fenerbahce: 0-2
75' (0-1) Alex / p
92' (0-2) Alex

1 Haziran 2009

Everton - Chelsea: 1-2

Wembley’deki mucadelede hakli bir sekilde kazanan ve 90,000 kisi onunde FA Cup’i kazanan Chelsea oldu. Onemli eksikleriyle Everton, yildizlarla dolu tam kadro Chelsea’ya kafa tutamadi ve kupa umutlarini onumuzdeki sezona birakmak zorunda kaldi. Yine de gecirdikleri muhtesem sezon ve ozellikle de kupa maratonu icin Moyes’i ve ogrencilerini tebrik etmek gerekir. ‘Halkin takimi’ mutevazi butcesiyle zengin devleri zorlamaya devam ediyor.


Yer: Wembley
Tarih: 30 Mayis 2009
Everton: Howard, Hibbert (46’ Jacobsen), Yobo, Lescott, Baines, Neville, Cahill, Osman (82’ Gosling), Pienaar, Fellaini, Saha (77’ Vaughan)
Chelsea: Cech, Bosingwa, Terry, Alex, A. Cole, Mikel, Essien (61’ Ballack), Lampard, Anelka, Malouda, Drogba

Mactan once yaptigim kadro tahminlerine gore tek fark Chelsea’de Ballack yerine John Obi Mikel’in forma giymesiydi. Genc oyuncu ligin sonunu iyi getirmisti ancak yine de Fellaini tehdidi sebebiyle Hiddink’in Ballack’i kenarda oturtacagini dusunmuyordum. Alman oyuncunun final laneti sebebiyle olsa gerek Genc Nijeryali’yi tercih etti usta hoca.


David Moyes maca daha iyi bir baslangic hayal edemezdi herhalde, oyle ki Louis Saha’nin 25. saniyedeki golu ayni zamanda FA Cup final tarihinin en erken goluydu. Ancak golden sonra cesaretlenip iyi top oynamasini bekledigim Everton, tam aksine cok tedirgin ve heyecanli gozuktu. Basit hatalar ust uste geliyordu ve ancak Lescott ile Yobo’nun ustun performansi sayesinde 21’e kadar dayanabildiler. Bu dakikada Lampard ilk yari boyunca defalarca yaptigi gibi sag bek Hibbert’in arkasina attigi uzun bir topla Malouda’yi bulusturdu. Fransiz’in ortasini gol yapan en yakin arkadasi ve finallerin golcusu Drogba idi. Fildisi’li oyuncu boylece Ingiltere’deki bir baska kupa finalini daha bos gecmemis oldu.


Golden sonra da oyunun sekli cok degismedi. Chelsea tum gucuyle Everton’in sag kanadina yukleniyor, sakatliktan yeni cikmis olan Hibbert’i paramparca ediyordu. Moyes’in buna cozumu tek forveti olan Saha’yi Chelsea’nin sol beki Ashley Cole’un uzerine oynatmak ve boylece onun ileri cikmasini engellemeye calismak oldu. Ancak eski Arsenal’li cok basarili bir mac oynadi ve Saha tehdidine ragmen hucumda cok etkili oldu. Everton’in hucumda en buyuk sorunu ise savunmanin onunde oynayan Cahill’in oyuna fazla dahil olamayisi ve bu sebeple takimin atilan uzun toplarda Fellaini’nin cevresinde cogalamamasi oldu. Oyle ki ilk yarida Fellaini rakip takim stoperlerinden tam 11 hava topu almis fakat bunlarin ancak 4 tanesi – ki biri golle sonuclandi – Everton’li oyuncularda kalmisti.

Ikinci yari Moyes oyuna mudahale etti ve koridor olan Hibbert’in yerine Danimarka’li Jacobsen ile basladi. Ayrica savunmanin onunde oynayan Cahill ile Fellaini’nin yerini degistirerek yukarida bahsettigim problemi cozmek istedi. Bu sayede Everton hem savunmasindaki deligi kapadi, hem de toplu oyunda ilk yariya nazaran biraz daha etkili oldu ancak yine de macta Chelsea’nin hakimiyeti devam etti.

68’de Lampard’in savunma arkasina attigi bir baska topta – ofsayt olsa da – Malouda’nin kacirdigi pozisyon Chelsea golunun haberini verir nitelikteydi. Oyle ki skoru degistiren bu sezon bircok kez oldugu gibi yine Lampard oldu. Ingiliz oyuncunun Neville’den siyrildiktan sonra ayakta kalip 20 metreden sol ayagiyla attigi golde birisine suc bulmak gercekten guc. Bir baska deyisle golu Everton yemedi, Lampard atti. Golden sonra da Chelsea’nin hakimiyeti devam etti. Oyle ki cok kotu bir mac cikaran yardimci hakem bir de Malouda’nin nizami golunu yememis olsa mac farka da gidebilirdi.


Neticede Guus Hiddink Chelsea’de gorev yaptigi kisa doneme bir de Federasyon Kupasi sigdirarak Londra’li Mavi’lere veda etmis oldu. Bu kupayi kazanmasini can-i gonulden istedigim David Moyes de onumuzdeki sezona bakmak zorunda kaldi. Yine de Arteta, Yakubu, Jagielka gibi sakatliktan donen yildizlari ve bir yil daha tecrube kazanmis Fellaini, Rodwell, Gosling gibi gencleri ile gelecege umutla bakmak icin herseye sahip Iskoc menajer.

Everton – Chelsea: 1-2
1’ (1-0) Saha
21’ (1-1) Drogba
72’ (1-2) Lampard

2008-09 FA Cup Sampiyonu Chelsea

31 Mayıs 2009

Denizlispor - Besiktas: 1-2

Boyle bir macin teknik taktik analizi gercekten cok zor. Stresten futbolcularin ayaklarinin kitlenecegi, sampiyonluk icin buyuk ihtimalle beraberligin bile yetebilecegi bir mac. Yine de Besiktas, gayet saglam bir oyun oynayarak ve kalesinde dogru duzgun pozisyon vermeden sahadan galibyetle ayrilmayi basardi, boylece kaderini baskalarinin eline birakmamis oldu.


Yer: Denizli Ataturk Stadi
Tarih: 30 Mayis 2009
Denizlispor: Cenk, Ozan (82' Selahattin), Wescley, Burak, Sener, Emin, Douglas, Bangoura (67' Caner), Guray (46' Musa), Angelov, Roberts
Besiktas: Rustu, Ibrahim Toraman, Gokhan, Sivok, Ekrem, Cisse, Ernst, Tello (43' Ugur), Serdar Ozkan (79' Ibrahim Uzulmez), Holosko, Bobo (83' Nobre)

Denizli Besiktas'i bu noktaya getiren duzeni sahaya surup Yusuf'un eksikligini de benzer bir oyuncu olan Serdar Ozkan ile doldurdugunu gorunce mactan onceki stresim yariya indi diyebiliirim. Savunmada Sivok, savunmanin onunde Cisse, ve ileride Holosko olunca zaten rahat ama efektif bir oyunla skora gitmeyi basardi takim. Mactan onceki bir baska korkum da bu sezon ilginc islere imza atmis olan hakem Deniz Coban'in gosterecegi yonetimdi. Komplo teorileri icinde gezinmiyorum tabii ki ancak kisilik problemleri sebebiyle macin onune gecmeye calisan cok hakemimiz var ligimizde malesef - benim de cekincem buydu. Her neyse, hakkini verelim, iyi bir mac yonetti. Hatalari da oldu ancak bunlarin cogunun bir takim aleyhine oldugunu kimse soyleyemez.


Mac baslayinca gorduk ki Besiktas'in ana oyun plani Ekrem ve Serdar Ozkan'in oldugu sol kanadi Tello ile destekleyip buradan yuklenmek, ters kanattan da Holosko'yu ve hatta Ibrahim Toraman'i ceza sahasina sokarak gol bulmakti. Eldeki oyuncularla da gayet mantikliydi bu dusunce. Ancak Denizlispor bunun onlemini almisti ve sag kanatlarini iyi savundular. Boyle olunca, buyuk ihtimalle Serdar'in Denizlispor'un sag beki Ozan'la takismasinin da etkisiyle, Mustafa Denizli Holosko ile Serdar'in yerini degistirdi ve takim daha dengeli bir yapiya burundu. Bu degisiklikten hemen 5-6 dakika sonra da Holosko'nun bir tac atisinda savunma arkasina yaptigi kosu ve Cisse'nin pasiyla gol geldi, Besiktas rahatladi. Istanbul'dan Galatasaray'in 1-0 onde oldugu haberi de gelmisti ve Besiktas maci iyice rolantiye aldi. Ilk yarida yolunda gitmeyen belki de tek sey sakat sakat oynayan Tello'nun devrenin sonunu getirememesiydi, onun yerine Ugur oyuna girdi. O ana kadar sahanin en iyisi bence Serdar Ozkan'di, aldigi 5 faul ve rakibine gosterttigi 2 sari kartla Denizlispor'un dengesini bozan isim oldu.


Ikinci yarida takim ilk yari biraktigi yerden devam etti. Ancak bu sefer oyun biraz daha geride kabul edilmisti ve bir kaza golu sorun yaratabilirdi. Mustafa Denizli durgun takimi hareketlendirmek icin 60'ta bir kez daha Serdar ile Holosko'nun yerlerini degistirdi. 63'te de sagdan bindiren Ibrahim Toraman'in akillara ziyan golu geldi. Kendisini 5 senedir yakindan seyreden biri olarak sunu soylemeliyim ki, iyi ayagi olan sag ayaginin iciyle pas verirken ekran basinda bana zor anlar yasatan Ibrahim, ters ayagi ile 20 metreden diregin dibini nasil buldu hala anlayabilmis degilim. Sadece hissetti-inandi-vurdu uclemesiyle aciklanabilir herhalde.

Neticede Besiktas cok zor gecebilecek bir maci Istanbul'dan gelen iyi haberlerin de yardimiyla sorunsuz bitirebildi ve ikinci bir "Uzulme Appiah, Allah'in dedigi olur" sendromu yasanmamis oldu.

Emegi gecen herkesi can-i gonulden tebrik etmek lazim, en basta da buradan saha ici tercihlerini sikca elestirdigimiz Mustafa Denizli'yi. Bu konuda daha uzun bir yazi yazacagim onumuzdeki gunlerde; ancak simdilik su kadarini soyleyeyim ki Yildirim Demiroren ve Sinan Engin onderliginde kisiliginden uzaklastirilmis, durusu bozulmus Besiktas'i daha seviyeli ve huzurlu bir camia haline getirmis olmasi bile yeterlidir benim gozumde. Sirf bu yuzden bile - bu olcude bir sportif basari gelmemis dahi olsaydi - kendisi ovguyu sonuna kadar hak etmisti. Keza futbolcular da, sahada iyi ya da kotu, nasil bir performans gostermis olurlarsa olsunlar en azindan her macta ellerinden geleni yaptilar ve terlerinin son damlasina kadar mucadele ettiler. Iyi gunlerde bunlari konusmak tabii ki kolay ama yine de basarida emegi gecen herkesin hakkini teslim etmemiz lazim buradan.

Denizlispor - Besiktas: 1-2
28' (0-1) Holosko
63' (0-2) Ibrahim Toraman
84' (1-2) Douglas

2008-09 Turkcell Super Lig Sampiyonu Besiktas

28 Mayıs 2009

Barcelona - Manchester United: 2-0

Barcelona da Manchester United da buraya gelmeyi sonuna kadar hak etmisti. Iki mukemmel takimin mucadelesinde ustun bir performansla galip gelen Guardiola'nin ogrencileri oldu. Katalanlar boylece gecirdikleri mukemmel sezonu La Liga ve Copa del Rey'in ardindan Sampiyonlar Ligi'ni de kazanarak 3 kupayla kapatmis oldular. Manchester United ise tam 25 mac sonra Sampiyonlar Ligi'nde kaybetti ve kupayi yeni formatinda ust uste kazanma basarisini gosteren ilk takim olma sansini kullanamadi.


Yer: Roma Olimpiyat Stadi
Tarih: 27 Mayis 2009
Barcelona: Valdez, Puyol, Yaya Toure, Pique, Sylvinho, Busquets, Xav, Iniesta (92' Pedro), Eto'o, Henry (72' Keita), Messi
Manchester United: Van Der Sar, O'Shea, Ferdinand, Vidic, Evra, Carrick, Anderson (46' Tevez), Park (66' Berbatov), Rooney, Giggs (75' Scholes), C. Ronaldo


Barcelona Dani Alves, Abidal ve Marquez gibi onemli eksikleri sebebiyle bu sezon ilk kez bir arada oynayan bir savunma duzeniyle cikti maca. Geri dortlunun saginda Puyol, ondan bosalan gobekte Marquez de olmadigi icin yari finaldeki Chelsea macinda bu pozisyonda cok iyi is cikarmis olan Yaya Toure, ve solunda da takim ile son macina cikan emektar Sylvinho vardi. Yaya Toure'den bosalan defansif ortasaha gorevini de Busquets ustlendi. Takimin ideal geri beslisine kiyasla yerinde oynayan tek oyuncu Pique idi ve mac oncesinde Barcelona adina en buyuk sorunu bu karman corman savunma hatti olusturuyordu. Bunun disinda alistigimiz duzenden tek fark 6-2'lik Real Madrid macinda cok iyi isleyen Messi'nin ise ileri uclunun ortasina cekilmis olmasiydi.


Manchester ise burada daha once defalarca bahsettigimiz Cristiano Ronaldo'nun forvet oynadigi 4-6-0'in bir baska tureviyle sahadaydi. Bu kez ortasaha Fletcher'in yoklugunda Carrick ve Anderson'dan olusmus, Cristiano Ronaldo'nun hemen arkasina Tevez ya da Berbatov gibi bir forvet oyuncusu yerine Ryan Giggs yerlesmisti. Ortasahanin kenarlarinda ise iki enerjik isim Rooney ve Park yer aldi.

Maca iyi baslayan taraf United oldu. Bunda Cristiano Ronaldo'nun inanilmaz derecede istekli oyununun payi buyuktu. Oyle ki 10. dakikaya kadar United bir net pozisyon kacirmis ve kaleye toplam 5 sut cekmisti bile. Ancak ne olduysa 10. dakikadan sonra oldu; United ortasahasi Iniesta'nin penetresini durduramayinca Eto'o Vidic ile teke tek kaldi ve bugun Barclays tarafindan EPL'de Yilin Futbolcusu secilmis olan Sirp oyuncuyu mukemmel bir sekilde ekarte ederek golu yapti. 1-0'dan sonra merak ettigim 4-6-0 ile bugune kadar hic geri dusmemis olan United'in bu duruma nasil cevap verecegiydi. Dakikalar ilerledikce gorduk ki Kirmizi-Beyazlilar'in oyunu bozuldu ve Barcelona topa hukmetmeye basladi. Oyunun kalan 80 dakikasinda ortasaha savasini Xavi ve Iniesta onderliginde Barcelona'nin kazandigini rahatlikla soyleyebilirim. Katalanlar ayrica topu oyuna sokma konusunda dunyanin en iyilerinden biri olan Manchester savunmasina on alanda cok iyi bir baski kurarak Ingilizlerin istedikleri gibi oyun kurmalarini da engellediler. Topa daha cok sahip olmalari disinda uyguladiklari bu basarili on alan baskisinin da yamali savunmalarinin acik vermemis olmasinda payi cok buyuktu.


Bu yorumun altini doldurmak icin mactaki toplam ve isabetli pas sayilarinin verildigi tabloda her iki takimda da topla en cok oynayan ilk 3 oyuncuya bakalim. Barcelona'da bu isimler sirasiyla Xavi, Iniesta, ve Messi; yani orta uclunun ondeki ikilisi ve ileri uclunun merkezindeki forvet. Mancester'da ise topla en cok oynayan 3 oyuncu sirasiyla Ferdinand, Vidic, ve Carrick oldu; yani savunma tandemi ve onlerinde oynayan defansif ortasaha. Sadece bu istatistik bile Barcelona'nin on alandaki baskisinin United'in topu ileri tasimasini engelledigini ve Katalanlar'in ortasahada topa sahip olarak bu sayede oyunun ustunlugunu eline gecirdigini anlatmaya yetiyor bence.


Ortasaha savasi disinda bir baska kritik mucadele de Puyol-Eto'o ile Evra-Rooney'in karsilastigi kanatta yasandi. Butun sezon boyunca cok iyi islemis olan United sol kanadinin bu macta da onemli rol oynayacagini dusunuyordum. Kaldi ki Ferguson Giggs'i de bu bolgeye yakin oynatarak niyetini belli ediyordu. Durum boyle olunca Puyol'un mac boyunca 3. stoper olarak oynayacagini ve hatta Eto'o'nun da Evra tehdidi yuzunden biraz daha geride kalacagini tahmin etmistim. Ancak ongorumun aksine ozellikle Puyol'un mukemmel oyunu sayesinde bu bolgeyi domine eden Barcelona oldu. Savunmada acik vermedikleri yetmezmis gibi hucumda da sag kanadi fazlasiyla kullandilar ve bence bu ustunluk maci kazanmalarinda buyuk bir rol oynadi. Puyol o kadar cok calisti ki, 85'te karsi karsiya pozisyonda golu kacirdiginda eminim tarafli tarafsiz herkes biraz olsun uzulmustur.

Ikinci yariya Ferguson Anderson'u oyundan cikarip yerine buyuk ihtimalle United formasini son kez giyen Tevez'i alarak basladi. Onumuzdeki gunlerde sikca elestirilecek bu degisiklikle beraber forvet arkasinda etkisiz kalan Giggs biraz daha geriye cekildi ve onun yerine Tevez Cristiano Ronaldo'nun yanina gecti. Takim gozle gorulur sekilde ortasahada ezilirken Ferguson'un neden ortasahasini bir kisi daha eksilttigini ben de cok anlayamadim acikcasi. Ancak bu seviyede oynanan futbolun o derece basit olmadigi da gercek. Sanirim Iskoc teknik adamin amaci Barcelona savunmasina biraz daha fazla baski kurarak topu ileride tutmakti. Kaldi ki elindeki kadro ile Barcelona'ya ortasahada ustunluk kurmasi gercekten cok zordu; o yuzden degisik birsey denemis olmasi cok da elestirilmemeli kanimca. Ancak bu degisikligin ozellikle ikinci yarinin ilk 10 dakikasinda Ferguson'un bekledigi etkiyi yapmadigini rahatlikla soyleyebilirim. Barcelona Xavi'nin direkten donen frikigi dahil tam 4 gol pozisyonu bularak bu donemde United'i surklase etti. Ingilizler ancak 55'ten sonra oyuna tekrar dengeyi getirebildi ama yine de Barcelona kalesinde etkili olamadilar. Bunda Yaya Toure ve Pique'nin kusursuz oyunlarinin payi da buyuktu.


Ferguson bir hamle daha yaparak 66'da Park'in yerine Berbatov'u oyuna aldi ve bu sezon cok az denedigi Rooney - C. Ronaldo - Tevez - Berbatov'lu hucum hattina dondu. Bu dortlu ligdeki Tottenham macinda inanilmaz islere imza atmis ve 20 dakikada tam 5 gol atarak o gun 2-0 geriden gelip galibiyeti getirmislerdi. Benzer bir performans gerekiyordu zaten bu maci da cevirmek icin. Ancak umduklari olmadi ve Xavi'nin harika ortasina Messi, cok alisik olmadigimiz sekilde kafayla dokunarak, maci 2-0'a getirdi. Bu Arjantinli'nin Sampiyonlar Ligi'ndeki 9. sezon genelinde ise 38. goluydu. Bu golden sonra United'in sevki iyice kirildi ve mac karsilikli birkac hamle sonrasinda baska kayda deger bir hareket olmadan sona erdi.

Sezonun geneline baktigimizda Barcelona'nin buraya gelmeyi ve kupayi kazanmayi hak ettigi konusunda kimsenin en ufak bir suphesi oldugunu sanmiyorum. Guardiola onderligindeki Katalanlar gercekten mukemmel bir sezon gecirdiler ve futbol efsaneleri arasinda yerlerini bence simdiden aldilar. Sampiyonlar Ligi finalinde ilk 11'de altyapisindan 7 oyuncuya yer veren ve bu kadar guzel futbol oynayarak ayni zamanda basariyi da elde etmis bir takima hayran kalmamak elde degil. Messi, Henry, Eto'o uclusu attiklari 99 golle unutulmayacak bir performans sergilediler. Xavi, Iniesta, Puyol, ve hatta Valdez de son 12 ayda Avrupa Sampiyonasi, Sampiyonlar Ligi, La Liga ve Copa del Rey'i kazanarak cok cok az futbolcuya nasip olacak bir basari elde ettiler. Bu muthis takimi 20 sene sonra da cocuklarimiza anlatacagimizdan eminim.

Barcelona - Manchester United: 2-0
10' (1-0) Eto'o
70' (2-0) Messi

2008-09 Sampiyonlar Ligi Sampiyonu FC Barcelona

Ve son olarak muthis finalin ardindan akilda kalacak diger kareler: