27 Mayıs 2011

2011 CL Finali

Gunumuzun en buyuk iki kurumsal futbol takimi sahada kapisacak. Ayni ulkeden olmamalari ve butun sezon istikrarli bir sekilde ust duzey futbol oynamalari nedeniyle finali hakettiler ve kim kaybederse yazik olacak.

Gonlum hem Iniesta'dan hem de Giggs'den yana, onun icin kaliteli bir mac disinda beklentim yok. Son bir ay icerisinde ciddi mac yapmadan dinlenme firsati bulan Barcelona'nin maci alacagini dusunuyorum. Yine de olasi senaryolar hakkinda bir yazi yazmak istedim.

Barca'nin asagi yukari ne oynayacagi belli. Puyol sol bekte ilk alternatif oldugundan kadroda surpriz beklemiyorum.

Asil onemli olan Man Utd'in rakibini nasil karsilayacagi. 4-4.5-1.5 ya da Giggs'li 4-3-3 arasinda bir secim yapilacak. Alternatifleri kagida cizdim macin gidisatini belirleyecek eslesmeleri gostermek adina.


Sahsi gorusum Manchester'in rakibinin anti-tezini oynamaktansa kendi guclu yonlerini one cikarmasi (4-4.5-1.5). Cift forvetle oynayan nadir takimlardan biri ve on alan kimyasi cokca mac kazandirdi. Onun icin Rooney'in link-up ve hold-up play ozelliklerini one cikarmasini saglayan yardimci forvet rolunu oynamasini tercih ederim. Defansif anlamda Busquests'le eslesip ortasahada fazla pas opsiyonu yaratmasini kesebilir. Sag kanatta Valencia, sol kanatta Nani'ye pas dagitma gorevini alir, topu Valdez'in kalesine yaklastirabilir. Hernandez'in santrafor oyununa bayiliyorum. Kosu zamanlamasini ayarlamasi ve enlemesine deparlariyla stoper dagitmayi muthis beceriyor. Sakar Masch. ve kendisine gore yavas olan Pique'yle kosuyoluna atilan paslarda eslesirse gol cikarabilir, en azindan faul alabilir. Hatta Barca'nin oyunu onde oynamasiyla kirmizi kart gostertebilir.

Bu dizilisin negatif tarafi ise Xavi ve Iniesta'nin bire bir eslenmesi (Park + Carrick). Bu durumda ilk calim veya verkac yendiginde supurucu bir ortasaha yok, stoper one cikip Messi'yi obur stoperle teke tek birakmak zorunda. Macin iki taktiksel belirleyicisi gobekteki 2'ye 2 kapismada Utd'in enerjiyle Barca'nin klasini ortebilmesi olur.

Dani Alves'i geri itmek adina sol kanatta Nani'nin oynatilmasi daha mantikli.

Bu senaryoda pas yuzdesinin 60'a 40 Barca lehine olacagini ve bol pozisyonlu gececegini zannediyorum.


***

Sir Alex maca farkli sekilde cikar muhtemelen. Hernandez'i 75'te sokmak uzere onun yerine Giggs'le baslamasi muhtemel. Giggs'in iki pozisyon alternatifi var. Eger sol kanatta oynarsa ortaya Anderson'u koyup gobekte enerji fazlasi saglanabilir, Carrick de Messi'nin kendisini geriye attigi zaman konsantrasyonunu kaybetmezse on libero gorevini yapabilir. Ancak Puyol'un pek ileri cikmayacagini farzedersek bek katkisi Dani Alves'den gelecektir, ki bu durumda o kanattaki acigin fedakar oynamasi gerekecektir. Yani Giggs'in o bolgede 60 dakikadan fazlasini cikarabileceginden emin degilim.
Diger alternatif Giggs'in pas yuzdesini arttirmak adina gobekte oynatilmasi. Rooney'in tek forvet oynamasi nedeniyle Busquests opsiyonunun karsilanmayacagini dusunuyorum, ki bu Barca'nin topa sahip olma yuzdesini 70'e dayandirir, ama macta daha az pozisyon olur. Bolca Masch/Pique/Busquests paslasmasi seyrederiz.

Rooney tek basina kaldigi zaman oyuna kusebilen ve gereksiz fauller yapmaya baslayan biri. Ayriyeten takimin geri kalaniyla arasina cok mesafe girince oyundan kopuyor, enerjisini verimli kullanamiyor.

Statik Berbatov ilk 11 baslarsa mangala agirlik verip maci goz ucuyla seyredebilirim. Katar vakti geldi adamin.

21 Şubat 2011

Yonetim ve 11'i Bulma Yetisi

Skor kizginligi olarak algilanmasin diye bu yaziyi daha da erteleyecektim ama ucu Uzulmez'e dokundugu icin daha fazla beklemek istemedim.

Besiktas tarihinde 2 tane oyuncuya farkli gozle baktim. Birincisi Metin Tekin, ikincisi Ibrahim Uzulmez. Kendime gore nedenlerim var, katilirsiniz katilmazsiniz sizin bileceginiz is.

Ibrahim'de Besiktas taraftarlarinin sahip olmadigi "kendini bilme" erdemi var. Futbolcu olmasaydim garson olurdum diyecek kadar kendini taniyor. Mutevazi, aldigi parayla pembe genco kazaklari ve trilyonluk araba yerine gelecegine yatirim yapiyor. Yardimsever, Besiktas personeline ve ailesine surekli destek cikiyor. Muthis bir varolus icgudusune sahip. Ispanya milli takiminin sol bekiyle rekabet edip kazanmisligi var. Rakiplerine kasti hareketini hatirlamiyorum. Kendisine o kadar iyi bakiyor ki 36 yasinda takimin hala en cok kosanlarindandi. Ozellikle Turk futbolcusunda eksik olan ust vucut kuvveti muazzam, dogal olamayacak kadar guclu. Buyuk ihtimalle antrenman sonrasi salonda calisiyordur. Milletin dalga gectigi rakibe kendisini takip faul alma hareketinin kaynagi onun nizami sarjla dengesinin bozulmasinin zorlugundandir. En onemlisi elinden geldigi kadarini her zaman yapmistir, gozumde spor ahlakinin temelinde bu vardir. Orta yapamadigi gercegini bilerek takimda yer verebilirsiniz ve sonucta karsiliginda ne alacaginiz asagi yukari bellidir. Ortalamasini her zaman muhafaza eder, kirk yilin basi da delirip Gerard'in solundan atip sagindan gecer 3-0'lik Barca macinda oldugu gibi. Adam resmen onumde cildirip Barcelona'yi parcaladi, ki hayatimda gordugum en iyi bireysel performanslardandir.

Bizim capsiz yonetim gidip bu adami kovuyor, sonra da genclere ornek olsun diye altyapinin basina gecmesini falan ortaya atiyor. Sozlesmeyi yirttiktan sonra da deplasmanda oynanacak Antep macinda jubile teklif ediyor (nasil olsa ben yaparim olur, hukuk onemli degil mantigi). 11 senelik oyuncunu, takimin kaptanini kovarken iki dakika fiksture bakmaktan aciz bir baskani bu camia 20 sandigin tumunde tercih etti. Ali Sami Alkis diyorum. Yonetim ne zaman daha fazla sacmalayamaz dersem 11'i buluyor.

Bir de reelfutbol Besiktaslilar var ki Allah akil fikir versin. Iyi bari Ibrahim gitti Ismail oynar diyorlar. Onumuzdeki 3.5 ayda 25 mac yapsin da bacaklari kopsun Ismail'in, siz de rahatlayin.

Takimin kaliteli oyuncu, sohretli teknik adam vs.'den once adalete sahip olmasi gerekir. Teknik direktor Fatih Tekke'ye kufredince Fatih gonderiliyorsa 2. kaptan da takim arkadaslarina kufreder. Sonra da hicbirsey olmamis gibi hayatina devam eder. Insan cikar bir ozur diler, boyle olmasini istemezdim falan der ama o olgunlugu gostermek yerine susmayi tercih etti. Acikcasi Ibrahim Toraman'in attigi golle kazanmaktansa kaybetmeyi tercih ederim. Benim icin Besiktas'ta bir tumordur Ibrahim Toraman. Vasat bir futbolcu ama kotu bir insandir gozumde Batuhan'in hamisi.

Adalet demisken forma dagitimi da tam bir efsane. Sezon basi kovmaya calistigin Ferrari'yi bolgesindeki oyuncular sakatlaninca takimda tut. Sonra bir diger stoperin (ki forma aldiginda dusuk olan capinin elverdigi olcude mucadelesini her zaman etmistir) Zapo'yu gonder. Sezonun en kritik iki macinda ilk onbir oynat mac kondisyonu olmadan. Bir de ustune sasir ebleyince. Mac temposuna alismamis adam ya sakatlanir, ya topa ters vurur, ya da aptalca bir hareket yapar. Butun mac Lugano'yla guresip karsilikli faul yaptiktan sonra eslesmeyi degistirmeyi dusunmezsen olacagi budur.

Besiktas taraftari da saf bir kum tepesi misali ruzgar nereye savurursa oraya ucuyor. Toraman'in attigi golle cildirip sonra yenikken Delinho tezahurati yapiyor. Kendi oyuncun cok net penalti yapiyor, hakem gormuyor. Devaminda alakasiz bir yerde dirsek atip maci veriyor. Sonra "futbolun katili Turk hakemleri." Neden olmasin, aynen boyle devam edin.

Koca camiada mental gucu yuksek olan tek birey Necip Uysal. Kendi kalesine gol attiktan sonra 20 yasindaki bir oyuncunun maca bu kadar damga vurmasini ayakta alkislamak gerekir. Charles Barkley / Dennis Rodman olceginde boyundan fazla ribaunt alarak takimini ileri tasidi ve maca ortak etti.

Besiktas Lucescu zamanindan beri telasli. Harala gurele ya tutarsa rastgele seklinde ortaya futbol akli koymadan birseyler yapmaya calisiyor. Son 30 derbi macini ele alin. Kesinlikle uc buyukler arasinda en cok kirmizi karti goren ve en fazla duran toptan gol yiyen takim Besiktas'tir. Bunu sans, hakemlerin haksizligi, vs. seklinde gariban edebiyatiyla aciklayip bir yere varmamayi tercih edebilirsiniz. Ya da sorunu saptayip bir cozum yolu arayabilirsiniz, cunku futbol sansi bir yere kadar yardim eder.

Quaresma'nin arkasina stoper bek koymayi akil edemezseniz atilma sansini arttirirsiniz. Ozellikle yaninda Toraman gibi kademe yapmayi bilmeyen bir stoper oynuyorsa rakibini faulle durdurmak veya calim yemekten baska sansi kalmaz. Dos Santos, Alex, Niang'a karsi Toraman/Ekrem terorize edilir. Ekrem ters ayagiyla bin kere vursa birinin tutacagi aci burunla skora dengeyi getirmis olabilir ama bu anomalidir ve haklilik olarak algilanmamalidir. Rulet oynarken de bir rakama koyup cok para kazanabilirsiniz ama bu aldiginiz riskin aptalligini degistirmez.

10 kisi kaldiktan sonra 2 banks of 4 seklinde reorganize olmaktansa orta sahayi 3'e karsi 1.5 birakirsaniz, kisacasi Alex'e alan verirseniz 10 dakikada cezayi keser. Eminim ki FB'nin sampiyonluk maci olsa ve 4 averaj gerekse bu skoru elde edebilirdi.

Macin bir diger sonucu da Mehmet Demirkol'un futboldan ne kadar anlamadigini gostermesi oldu. Almeida'nin Bobo'dan daha iyi oldugu kanitlanmis artik. Bir kere Almeida'nin santrafor oyunu yok. Etrafindakileri sirti donuk top alarak oyuna sokamiyor. Cabuk donemiyor ve bitiriciligi zayif. Almeida ikili hucum hattinda cok iyi bir tamamlayici olabilir, veya kanatta uzun boyuyla farkli bir alternatif sunabilir (Anichebe'nin bek ustune oynayip hava topu kazanmasi gibi). Uzun top indirebilen hizli bir pehlivan, onu oyle degerlendirmek lazim. Ama modern bir 9 numara degil. Son gunlerin populer terimi False 9 (Sahte 9) ismine karsiyim. Fowler, Jardel gibi ilerde bekleyip geldi mi yazan forveti kaldiramiyor gunumuzun hizli oynanan futbolu. 9 numaranin deplase olup kosu yollari acmasi, alanini bosaltip deparla geri girmesi bazal gereklilik. Yani degisim sahte 9 yerine "yeni 9" falan olarak nitelendirilmeli. Formda bir Torres veya Drogba bunun en iyi ornegidir. Turkiye olceginde bunu yapabilen (elbette bazi yonleri digerlerinden daha gelismistir) Mehmet Yildiz ve Bobo var.

Aykut Kocaman'i ve Fenerbahce'yi tebrik etmek gerekir. Bana gore kimi yerleri sorunlu olan kadroyu optimal kullaniyor. Geri 5'li Avrupa capinda, pigment ortalamasi arttirildi. Su anda Selcuk'un yerine kaliteli bir yerliye ihtiyaclari var. Ortasahanin gobegindeki 3'e 3 eslesmede net olarak Besiktas galip cikti, burada kalite arttirimi gerek. Alex ve Emre alternatifsiz olduguna gore Selcuk'u yedege itecek kalipli bir oyuncu gerekiyor. Bir de Stoch veya Dia'nin kendilerini gelistirip kanat hucumlarindan daha fazla sonuc almalari gerekiyor. Dia'nin altyapisi kuvvetli, karar verme yetenegini ve son vurusunu gelistirirse degerini uce katlar. Stock'un da taktik bilinci ve zekasi yuksek. Devamliliga ihtiyaci var. Ikisi de genc ve ustlerinde durulursa yatirimin karsiligi fazlasiyla alinir. Turuncu kartli yorgun Gokhan Gonul'u degistirip 10 kisi kalma ihtimalini azaltmasi bile bir referanstir gozumde. Giren oyuncu Bekir ama elindeki malzeme nedeniyle elestiremezsiniz, onemli olan mudehaleyi etmektir ve bu alanda Dayi'nin ustunde bir performans gostermistir. Kazma bir sag bek olmayan bir sag bekten iyidir.
Son olarak, Ibrahim Uzulmez Besiktas'tir. Mustafa Denizli'ye sampiyonluk macinda kaptanlik bandi taktigi icin bin kez daha tesekkur ediyorum.
Si yo fuera Ibrahim Uzulmez
viviria como El
Si yo fuera Ibrahim Uzulmez
Frente al cualquier porteria
La vida es una tombola
de noche y de dia
La vida es una tombola
y arriba y arriba

14 Şubat 2011

Lades III - Ekrem Zipladi


Yonetim hakem odasi bassin, artik Toraman dirsek atinca karsi takim kirmizi kart gorsun olur mu? Ayni sey Guti'ye yapilsaydi ne diyecektiniz?

Takimin kici basi birbirini tamamlamazsa bir hafta Q7 35 metreden diregin altini gorur, obur hafta Ekrem alamayacagi topa (1+ metre fark var) ziplar ve Serdar Ozkan'dan gol yersin. Allah icin biri bana aciklasin bu yukseklikteki topa kafa vurmaya calisan bir adam benden neden daha fazla para kazaniyor.

Tarafarin hocaya olan guveni kayboluyor. Daha da vahimi futbolcularda da bu guven zedelenmis gibi. Fatih Tekke'den sonra Bobo ve Ernst'in devre disi birakilmasi genel olarak adalet duygusunu hirpalamis olabilir. En kotu zamaninda bile gol atan Denizli'ye kosarken onumuzdeki hedef maclarda Schuster'e kosulup anlamsiz bir mesaj vermeye calisilacagini sanmiyorum.

Pippo Almeida yine ofsaytta, yine topla bulustugunda sol cizgide, yine kafa vurmasi gereken adamken orta yapiyor. Nobre takimin yaraticiligini ustlenmis durumda. Son hamlesi olmayan Hilbert acik oynuyor. Ondan sonra zannediliyor ki Guti olmayinca olmuyor. Guti'nin eksikligi carkta bir disli, cok daha muhim aksakliklar var. Ayriyeten 34 yasinda, her macta 10 tekme yiyen adami bir haftada uc maca cikarirsan ya odem olusur ya lifi atar.

Rotasyon yapilmasini anlayabiliyorum. Ornegin Ismail evet Ibrahim Uzulmez'den daha formda ve gencligi nedeniyle oynamasi lazim. Ama iki UEFA, bir derbi, bir milli maci 15 gunde oynamasi mantikli degil. Peki ayni seyi hazirda Bobo varken Almeida'nin yapmasi ne kadar gercekci? 60. dakikada pestili cikti kenarda gofret yedi haliyle.
Besiktas'in yenilmesinde degilim, ama daha iyi yenilmemesi beni uyuz ediyor.

Su anda muhtemel gelecek senaryolarindan en kotusu Dayi'nin sene sonunu gormesi fakat 2. senesi icin kalmamasidir. Kesinlikle net bir sekilde karar verilmelidir: Schuster ya kangren olarak nitelenip kesilmelidir, ya da sozlesmesini bitirmelidir. Aksi haldi onun planina gore 2011-2012 kadrosu sekillenir (Bobo, Holosko gider, Nobre'yle sozlesme uzatilir) ve bir sonraki hoca (kosinus egrisi bize camianin cocugu olacagini isaret ediyor, bir sonraki Real Madrid'i iki adim geriden takip ettigimiz icin Pellegrini) enkaz devraldim edebiyati yapar.

Temennim Dayi'nin 3 ortasahali, Nobre ve Ekrem'siz, mumkunse Toraman'siz bir kadroya donup uzun sure takimin basinda kalmasidir. Acikcasi hoca degisikliklerinden biktim, gelen gideni aratiyor zaten. Birinin iyi tarafi oburunun kotu tarafi oluyor, bir yere varamiyoruz.

Kaldi ki hoca konusunu alternatiflerle degerlendirmezsek alti dolmaz. Diyelim ki Dayi birakti gitti, eyvallah. Yerine birini getirene kadar elli cesit oneriyle kaos ortami olusturulur. Mehmet Ozdilek'ten Daum'a kadar uzaniriz. Konsantrasyon bozulur, disiplinsizlik olur vs. Her turlu cok zahmetli ve cetrefilli bir degisim sureci yasanir.

Bomba transfer yaptik diye Nobre takima girdi. Hava alaninda cete karsilayacak kadar bos vakti olanlara hatirlatilir.

6 Şubat 2011

Lades II

Seyrettigim en capsiz hakem performanslarina daginik bir futbol eklenince hakikaten cekilmez bir mac ortaya cikti.

Emenike'nin bariz penaltisi ve Ingiltere-Almanya macini animsatan verilmeyen golu gectim, cunku pozisyon tartismaktan hoslanmam ve anlik gaflete verebilirim. Gerci 4 hakemin ayni anda cok bariz seyleri kacirmasi gorevlerini yapmadiklarini gosterir. Diyelim ki onlar insan faktoruydu, futbolun cilvesiydi vs. Daha onemlisi ikili mucadelelerde cok tutarsizdi ve maci sakatliga dogru itti. Emenike siyahiden morahi rengine donmustur aksama dogru. Ibrahim Uzulmez'in ilk yaridaki turuncu kartina faul verilip kart cikarilmadi. Arkadan yapilan kasti hareketlere, hava topu mucadelelerine izin verildi ve iki takimin da aleyhine mac dograndi. Bulent Yildirim ve Bunyamin Gezer'in kuruculugunu yaptigi yildizlar topluluguna katilmistir hocacan.

Dayi bildigini okudu, yine bile bile lades oldu. Kadro kaliteli ama dengesiz, kimya bozuklugu cok acik bir sekilde goze carpiyor. Asiri pres yapan uc'lu Karabuk ortasahasi Ernst ve Fernandes'e nefes aldirmadi. Savunmadan cikarken gobekteki yabancilar top istemeye gelemedi cunku bu alanlarini bosaltmalari anlamina gelirdi. Nobre de geri gelmekte cekingen kalinca bolca uzun top yapildi. Hakan Arikan defalarca 70 m'lik degajlarla Filippo Almeida'yi gormeye calisti. Uzun top pratigi olmayan takim oldukca bocaladi. Ozellikle de pivot santraforun dogustan ofsayt Inzaghi'nin uvey kardesi gibi davranmasi topu rakibe teslim etmeye neden oldu.

Besiktas'in ne oynamak istediginden hala emin degilim. Niyet hucum futbolu, anladik. Bu gobekte iki ortasahayla yapilacaksa iki opsiyon var:

1) Gobekte rakip tutulacak ve merkezden oyuna ofansif katki beklenmeyecek. Bu durumda yaraticilik cevresel kaynaklardan (yanlardan kanat, onde top tutabilen ve pas alisverisi yapabilen iki forvet) elde edilecek. Fletcher/Carrick'li Manchester United buna yakin oynuyor.

2) Uzun topla ortasaha pas gecilecek, pivotun etrafinda pirpir dolasan ve hareketli topa vurabilen ters ayakli kanatlar oynayacak. Roy Hudgson, Sam Allerdyce, Mark Hughes takimlari buna ornek verilebilir.

2.'yi doldur bosaltin A plani olmasindan hoslanmadigim icin ciziyorum. Zaten fazlasiyla enerjiye dayali ve sakatliga acik bir oyun.

Ilkini yapacak kapasiteye sahibiz, ancak topla zamani olan tek bolge olan beklerde iki tane duztaban oyuncu oynatmakla olacak is degil. Ibrahim Uzulmez'den kanadini kapamaktan baska birsey beklememek gerekir. 10 sene once de orta yapamiyordu, 10 sene once de pas tercihleri yanlisti. Ama rakiple bogusup o kanadi tikamayi biliyor. Onun icin muhim bir ozel gorev oyuncusu ve her zaman icin rotasyonda olmasi gereken bir oyuncu.

Sagbek ise bir facia. Ekrem Dag kadar futbol kulturu ve altyapisi dusuk bir oyuncuyu Besiktas'ta gordugumu hatirlamiyorum. Ali Eren Beserler'in top kesme sezisi vardi, Veysel'in boyuna gore iyi hava hakimiyeti vardi, Youla kisa mesafede hizlanabiliyor ve kosu zamanlamasini ayarlayabiliyordu. Bircok yonden eksiklerdi ama bir seyi cok iyi yapabiliyor ve bir nevi Benitez topcusu olarak siniflandirabiliyordum. Ama Ekrem'in en iyi yaptigi sey (kosmak) bile vasat duzeyde. Sakatlik sonrasi surekliligi de kaybolmus. Top kontrolu, yer tutusu, ortalari rezalet ve bu adam Denizli zamaninda takimin merkezine yerlestirilmeye calisilmisti! Ya ben yanlis goruyorum birseyi ya da adamin teknik direktorlerin gozunde vahsi bir cazibesi var.

Neyse, iki bek keko, Simao vasatin ustunde, Hilbert'in bitirici hamlesi zayif (asist/orta/sut/arapasi), bir forvet ofsaytta, geriye kaldi takimi toparlayacak, pas alisverine girecek, 9 numarayi oyuna sokacak adam. Yani Van Der Vaart veya Del Piero. Malesef bu onurlu gorev bizde Mertcan Nobre'ye dusuyor ve takimin dislileri arasindaki yag olmasi gereken kisi takozun onde gideni. Pivotun indirecegi toplar icin fazla hantal, hucuma cikarken kendisini geri atiyor, savunma yaparken ilerde kaliyor. Kendisine yaratma gorevi verenlerin utanmasi lazim. Cok iyi bir isciden kotu bir yonetici yapinca kayip iki katina cikiyor.

2009'da sampiyon olan kadronun ustune bu kadar transfer yapip bu kadar geriye gittigimize gore kadro planlamamizi gozden gecirmemiz lazim. Duble yapan takimin esas oglanlari Sivok, Cisse, Ersnt, Tello, Holosko ve Bobo'ydu. Bunlardan su an sadece bir tanesi ilk 11 oyuncusu (Holosko'nun bilegi kirildigi icin ondan zorunlu olarak faydalanamadik, suclusu sanssizliktir). Zayif halkalar Toraman, Ekrem Dag, ve Nobre 1. tercih konumundalar.

Nitekim 1 Agustos 2010'dan bir alinti:

"gondermeye calistigimiz adamlarin piyasa degeri (Fink, Holosko, Ferrari, Zapo, Delgado) oynayacak olan bazi oyunculardan (Ekrem Dag, Erhan Guven, Nobre) daha yuksek. Burada bariz bir planlama hatasi var ve transfer komitesi pasaport saymaktan aciz. Merkezkaci yuksek, dengesiz bir takim Besiktas. Agir toplar on tarafta, arka taraf vasat. Dayi'nin cok saglam bir optimizasyon algoritmasi bulmasi lazim, aksi halde kohezyon pek goremiyorum parcalar arasinda."

Ondan sonra Q7 ve cetesi. Sampiyonluk kupasinin hava alaninda verilmedigini anlamamiz icin uc tane daha sonucu degistirmeyen super yildiz almamiz gerekiyor galiba. 20 macta 32 puan aldiktan sonra sucu hakemlerde bulmak cozum degil. Saldirganlik yerine Necip veya Aurelio'ya stoper/sag bek alistirmalari gibi uretken hamleler yapmamiz lazim. Yarin takim oturup idealine kavussa bile, bu sefer Toraman oynayamadiginda planimiz olmaz cunku.

Geciyoruz Liverpool'a. Dalglish reis 3'lu savunma oynatmaya basladi, ilgiliyle takip ediyoruz. Stoke karsisinda biraz anlamsiz bulsam da cift forvetli Chelsea'ye karsi oldukca mantikli. Macin bir bolumunu seyredebildim ve seyrettigim bolumde Chelsea'nin sonuca gitme sansini daha fazla buldum. Yilmaz Vural gibi gol olduktan sonra "gol olur diyecektim dedirtmedin"e getirmiyorum goruldugu gibi. Ters kose olduk mu kabul. Simdiden Ranieri 3'lu oynamazsa baklava 4-4-2'li Inter'in 2+ farkla galip gelecegini tahmin ettigimi yazayim, aksam degerlendiririz. Liverpool'un eldeki malzeme ancak bu kadar verimli kullanilabilir. Kuyt'un caliskan ileri uc elemani oldugu sablonda Meireles, Gerard, Maxi Rodriguez'den bolca skor katkisi gerekiyor. Su an Meireles oldukca formda ama tek basina bir yere kadar goturebilir takimi. Mutlak suretli yeni transferler Suarez ve Carroll meyve vermek zorunda. Bu sene CL mumkun degil gibi gozukse de Dalglish'in uzun sureli kalmasiyla iki sene icinde ilk 3'e oynayabilirler. Johnson'in hucumda farklilik yaratmasi gereken sagbekten kanadini kapamasi gereken solhaf'a donusturulmesi benim icin cok iyi bir referanstir Kenny Pasa'nin guncelligini koruduguna dair.

5-3, 4-3, 4-4 gibi skorlarin alindigi garip bir EPL haftasi oldu. Arsenal'in sampiyonluk morali acisindan 2 puandan fazlasini kaybetmedigini umuyorum. 4-0'dan sonra isterse hakem formasini degistirip oyuna rakip oyuncusu olarak girsin, yine verilmez o mac artik, ayiptir. Valerenga macinin kasetlerini gondermek istiyorum Arsene Hoca'ya.

31 Ocak 2011

Lades


Olimpiyat Stadi'nda oynanan bir maci seyretmenin bayat kraker kadar tadi yok. Plastik top gibi adamakilli vursan gitmiyor, abansan ucuyor. Top havada dans ettigi icin uzaktan sut ve ortalarin nereye gidecegi belli olmuyor. Lecce - Verona maci gibi duragan, atletizm pistli, les gibi mac, ustelik saat farki nedeniyle sabah 7'de. Alarm kurmadan 6.5'ta kalkan ciftci ruhum olmasa hayatta seyretmezdim.

31 Temmuz 2010'da yazdigim sezon girisi yazisindan alinti (italik bolumler bugun eklediklerim):

***

Birinci soru "takim ne oynayacak?" olmali. Besiktas ozelinde degerlendirirsek asimetrik 4-4-1-1 seklinde ozetleyebiliriz. Sol kanatta Q7 ozgur, sag kanat orta cizgiye daha yakin. Tamamlayici forvet olarak Nihat dusunuluyor. Gobekte Ernst sarkik - Aurelio bu gorevi devralmis durumda -, yaninda bir top dagitici bulunuyor. Sistemin islemesi icin bazal gereklilikler var. Ortasahanin gobeginde 3 oyuncuyla oynayanlar (kisacasi Mourinho devrimini seyretmekle kalmayip uygulayanlar) karsisinda 3'e 2'lik bir eksiklikle mucadele edebilme gerekliligi var. Xabi Alonso ve Lass'iniz varsa kotarabilirsiniz. Ersnt-Guti kaliteleriyle belki halledebilir. Ernst-Delgado ise Vikingur'a karsi ancak idare eder. Besiktas'in bu sablonda basarili olmasi icin topu ayaginda tutmayi ogrenmesi sart. Oyun kos-kos'a dondugu anda ortasahadaki yumusak karin delik desik olur. Takimin boyunu kisaltip rakip ortasaha geriye itilmedikce insiyatif kaybedilecektir. Besiktas'in Lucescu zamanindan beri yapamadigi ileriye pasla yerlesmeyi ve sabirli oyun kurmayi ogrenmesi gerekiyor. Sablonun en buyuk getirisi ise Nihat'a asist+gol istatistigini 20'ye dayattirmasi olacaktir, cunku ideal pozisyonunda kullaniliyor - Nihat sakatlikla bu seneyi de kaybetti, yerine Nobre monte edildi.

Ikinci olarak bu sene 50 mac oynamak ihtimalini karsilayacak bir kadro derinligi saglamak lazim. Bernd Dayi zannediyorum Toraman'i yabanci sayisi problemi nedeniyle en Bonzai pozisyonda dusunuyor. Bana gore katastrofik bir karar ve Guti'yi dahi kesme pahasina cift yabancili tandem oynatmali. Tercihim Sivok-Ferrari'den yanadir ve mutlaka Zapo'nun kalmasi taraftariyim. Sag bekte Erhan Guven-Ekram Dag kombinasyonuna kalmak oldukca sinir bozucu. Yil 2010 ve aciburunla orta yapan insanlar Besiktas'ta oynayabiliyor. Orta sahanin gobeginde Necip'in yedeklik dahil siritmadan 20 kusur mac cikarmasi gerekiyor. Ugur Inceman eger takimin bir parcasi olarak dusunuluyorsa minimum 10 mac, en azindan Ernst'i dinlendirmek adina sonradan girecek kadar formda olmali - Ugur gonderilip Aurelio takima yerlestirildi, yine de Ersnt ilk yari 30 mac oynadi. Bobo'nun yedegi muhtesem yildiz Nobre malesef - Almeida'nin gelmesiyle Bobo kesildi.

Ucuncusu, ki Besiktas'in belki de en buyuk sorunu, kadronun kimyasizligi ve dengesizligidir. Uzulmez-Kalite Stoper-Pimi Cekilmis Bomba-Vasat Sag Bek 4'lusu antrenmanlarda Q7-Guti-Nihat-Bobo hucum 4'lusuyle karsilasinca kevgire donuyordur buyuk ihtimalle. Yabanci sayisi problem yuzunden 5 m Euro'luk Holosko'yu gondermeye calisirken - Holosko gonderilip yerine Simao alindi - 750 bin Euro'ya alinan Ekrem Dag'in ilk 11'de oynamasi plansizligin milyonuncu kaniti olsa gerek. Tutarsiz ve butunlugu olmayan bir oyuncu surusu olarak karman corban bir yapiyla sezona giriliyor. Takimin konsantrasyonunu kaybettigi anda 4-1-5'e bolunup Inonu'de surpriz puan kayiplari yapmasi olasi.

***

Hocanin saldiray taktigini sezon basinda gonlume koymus durumdaydim. Kendisi takimi geriden kurmaya asla yanasmadi ve bunu Dayi'nin dunya gorusune verebilirim. Onun icin yok sunu cikar bunu sok, orta sahayi bir tut gerisini halledersin vs. gibi onerileri saglikli bulmuyorum. Adamin kafasinda bu var ve Besiktas'a gelmeden once de farkli birsey ortaya koymadi.

Buraya kadar hersey tutarli, forvet bazli hucum futbolu gercekci bulmadigim bir sistem olmasina ragmen camia bu yonde bir karar verdiyse bir itirazim olamaz. Bir tercih yapildi ve bu ugurda yatirima yonelindi.

Beni sinirlendiren sey eldeki malzemenin (para ve kadro) yanlis kullanilmasi. Iki ana baslikta ozetlersek:

1) Kadro planlamasi:

- Eli yuzu duzgun yerli sag bek gerekirken transferin takimin en iyi oldugu bolgelere yapilmasi affedilir sey degil. Ersnt ve Fernandes ayni anda hangi akla hizmeten yedek olabiliyor anlamiyorum. Ikisi de oynamaya hazir, ikisi de cok kaliteli futbolcu. Sahada 5 yabanci var ve sagbek Ekrem Dag, ki kendisi birinci tercih. Hilbert aciktan bozma ve beke mecburiyetten devsirildi. Fernandes'i IBB macinda joker olarak kullanmak icin almadigimizi umuyorum.
- 108 yillik tarihimizdeki en golcu yabanci oyuncunun ustune kuma getirmenin mantigi yok. Forvet hattinda alternatif gerekiyorsa bu ucuz ve genc bir yerli forvet olmali. Sag bek 10 ustunden 5 iken 8/10'luk forveti 8/10'la degistirmek, ustelik bunu yabanci oyuncuyla yapmak oldukca sacma.

2) Oyuncularin ekonomik kullanilmamasi:

- Bazi oyunculara ac gibi yukleniliyor. Ilk yari Q7 mac temposundan dolayi sakatlandi. Ersnt'in futbol hayatini bitirmek adina 30 mac oynatildi.

- Guti 34 yasinda (ki 24 yasinda da dinamo degildi) haftada 250 dakika futbol oynatiliyor, ustelik gobekte top kovalamasi gereken sayica eksik oldugumuz bolgede. Bu gidisle jubilesi 2 sene erkene alinacak.

- Nobre ise yarayacaksa Benitezvari bir sekilde pis isleri yapan rol oyuncusu olarak kullanilmali. Balcik zemin, sert ruzgar, asiri yagis, rakipten eksik kalma durumlarinda sahada gogus goguse carpismali. Zaten ilk yari dahi Besiktas'tan daha fazla kosan IBB karsisinda 10 kisi kalinca kullanilmayacaksa varliginin anlami pek yok.

Futbolda dusuk ihtimalli olaylarin gerceklesmesi mumkun. 9 kornere karsi ilk kornerde kaleci topu elinden kacirabilir (pozisyonda arka direkte adam olmamasi bence topu kacirmaktan daha buyuk gunah). Rakip 5 tane karsi karsiya kacirir, sonra Ersnt ve Necip girdikten sonra 25 metreden cakabilir. Bunlar oyunun parcasi. Macin elden gittigi gorulmesine ragmen 87. dakikaya kadar mudehale etmemek ise dupeduz hatadir.

Dayi'ya skor yuzunden kizmiyorum. Hatalarini tekrar etmesine de tahammul edebilirim. Olmayan ofsayt yuzunden saha kenarindan atilmasi ve kendi getirmedigi oyuncularla papaz olmasini mizacina verebilirim. Ariza oldugu bugun ogrenilen birsey degil, farkinda olunarak goreve getirildi. Bir sekilde 4-2-4 sonucuna varmis, transfer istemistir. Kadro olusmasindan itibaren 3. macti ve birlikte oynama aliskanligi kazanilmis degil.

Gozumde 2012 yazina kadar kredisi vardir ve yaptigi bariz hatalar bu sureyi azaltmayacaktir. Yapboz sinir bozucu ve bir teknik direktore butce ve kontrat verildiyse bunun sonunu gormek gerekir. Kaybedilen birsey yok, 2. devre baslayali Trabzonspor kupa disina itildi ve liderle fark 12'ye indi. Futbolculardan gol yediklerinde nasil sakin olmalarini bekliyorsak taraftar olarak kotu sonuclarda lif koparmamaliyiz.

Dayi'dan tek ricam oyuna mudehale etmek icin Godot'yu beklememesidir. Yoksa gelsin Chicago'da beraber seyredelim maclari. Karpuz da keserim.

27 Ocak 2011

Kupinho


Normal sartlarda kupa turnuvalari beni acmiyor. Ama bu sefer neredeyse her takip ettigim ligde aksiyon var.

Ingiltere'de yogun temponun arasinda FA ve Leauge Cup fazla geliyor. Bu sefer Arsenal yardirdigi ve Avarel Bendtner bile gol attigi icin mac kacirmamaya calisiyorum. Finalde rakip Birmingham. McLeish hoca'nin kadrosu kisitli ve gecen seneye gore ciddi dusus var. 5 sene sonra en azindan bir kupa almak mumkun. Man Utd'da zincirleme sakatlik olmazsa ligi goturecek kadro yapisi ve kazanma aliskanligi mevcut.

Ispanya'da el klasiko sayisini arttirmanin yolu super kupa ve kral kupasindan geciyor. Barca'nin herkesi besledigi ortamda Real Madrid de 1-0'larla giderek ayni basariyi daha az fuleyle yakaliyor. Pellegrini/Mourinho degisikligi artan cirkeflik disinda meyve vermise benzemiyor. Hala Madrid'i kopuk ve test edildiginde bozulabilir goruyorum. Takim parcalarinin toplami kadar oynuyor, ki bir teknik direktor icin gayet iyi bir nottur. Ama Mourinho cok daha fazlasini yapabilecegini defalarca gosterdi. Onun icin hala damgasini vurdugunu soyleyemecegim. Buyuk ihtimalle bu sene 6 adet klasiko oynanacak (2 lig, 2 kupa, 2 super kupa). Bir de CL'de karsilassalar tadindan yenmez.

Italya'da Inter - AC Milan eslesmesi mumkun. Leonardo'nun takima birsey verdiginden emin degilim, ama en azindan Benitez gibi mojo silme ozelligi yok. 3-5-2'ye karsi 4-4-2 25 senedir maglup ediliyor ve ayni hatayi bir haftada iki kez yapti. Kadro kalitesiyle 2. maci, o da penaltilarla, alabildi.

Turkiye'de FB esprileri de olmasa kupa hic onemsenmeyecek nerdeyse (en son kupa aldiklarinda ...... boslugu doldurunuz - Macaristan komunistti, Walkman yeni cikmisti vs.). Zaten mumkun olan en abuk eleme sistemi kupa surpriz faktorunu minimize ediyor. Bence tek mac uzerinden oynanmali ve her takim en alt seviyeden baslamali.

Maksimum ugursuz oldugum icin isteyken toplanti arasi seyrettigim bolumlerde gol yedik ve Ersan sakatlandi. Neyse ki Digiturkwebtv teknoloji yatirimi yapti ve 12 saat kadar canli yayini geri sarabiliyorum. Fenerbahce'nin Turkiye Kupasi kazandigi zamanlardaki gibi banttan seyrettim aksam eve gidince. Hatta gaza gelip ilk yariyi iki kere seyrettim.

Ismail'in fizikman katettigi ilerleme gozle goruluyor. Gogus goguse iyi carpisti ve temposunu mac sonuna kadar korudu. 80. dakikada hala Simao'ya koridor aciyordu ileri cikarak.

Nobre'nin son vurus, son pas, dogru kosu, gelisine sut, vs. meziyetleri olmadigi icin takimdaki fasulye oldugunu dusunuyorum. Ideal sartlarda oraya 25 yasinda bir Nihat (asla o duzeye geri gelemez artik bence) yakisirdi. Bobo pasaportu kaparsa kosu zekasi ve tek vuruslariyla orada cok verimli olabilir. Nobre'nin fizigi traktor gibi. Hiz dusuk, tork fazla. Ikincil forvetlerin Van der Vaart veya Del Piero gibi cabuk dusunen ve cabuk oynayan tipte olmasi taraftariyim. Nobre'de ikisi de yok ve oyun ici katilimi kisitli. O bolgede oynamasinin altinda salt pres gucu yatiyorsa bunu Ersnt, Fernandes, hatta Necip daha bile iyi yapabilir. Forvet hatti 2'li olacaksa birbirini tamamlamalilar, ayni cinsin iyisi ve siradanini oynatmak cok mantikli degil (Boksic - Del Piero, Crouch - VdV onceki ornek bazinda).

Yilin transfer piyangosu Ersan'in sakatlanmasi hakikaten rezalet oldu. Kendisini gelistirmesi, genc olmasi, gozu kara oynamasi ona sempati beslememi saglamisti. Yoklugunda gelisiminin firsat degerinin ustune bir de stoper bolgesinde fizik eksikligi eklendi. Toraman'la beraber oynayacak alternatifler (Aurelio, Sivok, Ferrari, hatta Necip) tandem boy ortalamasini 1.80 m'nin uzerine cikaramayacak. Bu durumda Almeida'nin takima eklenmesiyle kazandigimiz duran top gucu bir nebze eriyecek.

Cenk / Ismail - Sivok - Ferrari - Hilbert / Ernst - Guti - Fernandes / Simao - Bobo - Q7 sahane takim. 9 yabancili ve butun sakatlarin %100 formuna kavustugu bir 4-3-3 bana gore kadronun maksimumudur. Ayaklarimizi yere basip Dayi'nin gercekci 11'ini dusunursek (Sivok ve Ferrari'den verim alinamayan senaryo):

Cenk / Ismail - Aurelio - Toraman - Hilbert / Ernst - Guti / Simao - Almeida - Nobre - Q7'li 4-2-4'e kacan bir dizilis bekleyebiliriz.

Takimda 6 kisinin Portekizce konusmasi da ilginc bir ayrinti. Portekizce tercumaninin bademciklerine kuvvet. Zaten baslik da Portekizce'nin Brezilya sivesiyle Kupa demek (buyuk ihtimalle).

19 Ocak 2011

Jimi Hendrix - Woodstock '69

Isabella.

- Calmaya baslamadan once perde say.
- Disinle solo at.
- Cocukken sana verilen ilk gitar sagak oldugu icin telleri tersten takmaya alis (gitar bas asagi nitekim).

Bu Lucciano Pizzichini denen ufaklik da gelecegin Jimi'si.

17 Ocak 2011

Gokhan Yavuz, Rasit Ek, Cihan Gayretli


Suni gundem onemli meseleleri fazlasiyla golgeliyor. Bence butun bu ses ve ofke stadin yapiminda vefat eden emekcilerin yaninda gayet onemsiz. Insan hayatindan daha kiymetli ve emekten daha onurlu birsey yoktur, gerisi teferruattir. Gokhan Yavuz, Rasit Ek ve Cihan Gayretli'yi tekrar hatirlatmak istedim. Resimlerde gordugunuz trench box denilen gocuk durumunda guvenlik saglayan yapi ve dusme riskine karsi lanyard gerektigi gibi kullanilsa belki ucu de hayatta olacakti.


Teferruata gelince, stad hakkinda daha once yazi yazdigimda elestirilmistim, insanlarin hassas oldugu bazi noktalar var. Ama acilistaki olaylar nedeniyle bir iki laf etmek gerekliligini hissettim.

Herseyden once kamusal fayda saglayacak bir yapinin hizmete sokulmasini kutlayamamayi anlayamiyorum. Herseyi kavgaya donusturebilme yetenegi post-alyans etabindaki bayanlara ozgu degilmis demek ki.

Toplu konut ile stad kelimelerinin hala niye yanyana geldigini biri aciklayabilirse belki TOKI'nin islevini kavrayabilirim. Amaci dusuk gelirli aileleri ev sahibi yapmak olan kurulus stad yapiminda neden bu kadar rol kapti, rol kapmasinin firsat maliyeti nedir? Stada verilen mesai asli goreve harcanmaliydi kanimca. Ozel tesebbusun eglenceye yatirim yapmasina birsey diyemem, sonucta insanlarin kendi paralarini nasil harcadigi beni ilgilendirmez. Ama kamu kaynaklari (sadece para degil, insan kaynaklari, basbakanin mesaisi dahil) sozkonusu oldugunda gorus bildirme hakkim mevcut. Hastane, okul, toplu tasima, vs. gibi cok daha oncelikli alanlar var ve diger asgari ihtiyaclar giderilmeden stad yapmak bana fazlasiyla luks geliyor.

Secilmis insanlarin atadiklari bu yonde hareket etmek istedi diyerek anlayis gosterebilirim. Dolayli vergi katkilari mevcut (bilet, yemek, ulasim, vs.). Ayriyeten demokratik olarak secilen insanlarin atadiklari burokratlar - gorevi kotuye kullanmadiktan sonra - kotu karar verme hakkina sahiptir.

Stadin yapimi defalarca durdu, Eren Talu isin altindan kalkamadi vs. ve bir sekilde TOKI devreye girdi diyelim. Verdikleri emek/destegin hakki teslim elbette edilmelidir. Kasaba minnet duymama cabasi yerine Lincoln ve benzerlerini harcamakla paranizi carcur ederseniz olacagi budur. Ama bunun adabiyla dile getirilmesi ve gecenin provasi yapilirken konusmacilarin da cagirilmasi, metnin mac gunu oncesinden bilinerek uyari yapilmasi gerekirdi. Rahmetli baskana aciz sifatini kullanmak mantikli degil kesinlikle. Konusma su sekilde olsa kim ne kaybederdi:

"ASY Stadi'nda nice destanlar yazildi, daha fazlasini TT Arena'da yaparsiniz kismetse. GS camiasi bize destek icin ricada bulundu, kamuya hizmet bizim icin rica degil emirdir ve seve seve yaptik. Basbakan cok destek oldu sagolsun. Vatana millete hayirli olsun, yarismaci arkadaslara basarilar dilerim."

Ilk cumle toplulugu arkaya almak icin. Geri kalani (sahte bile olsa) tevazu ve reklam. Kisa ve oz, konusmacinin amacini yerine getiriyor.

Adnan Polat ve yonetimi ileri derecede hatali. Sadece kendilerinin (ve kendi sectikleri sponsorlarin) davet ettigi taraftarlari "gercek Galatasarayli degil" diye nasil nitelendirebilirler? Yanlis taraftarlari cagirmislar demek ki, hata onlarin. Bir avuc curuk elma muhabbeti gercekten cok baydi. Hakareti yuhalamak suc mudur ve kamera goruntuleriyle kimi nasil cezalandiracaklar?

Iyi gunu kutlamayi beceremeyen bir topluluk mutlu olmayi haketmiyor.

Galatasaray'a yeni stadinda basarilar dilerim.

14 Ocak 2011

Motor

Yazinin asli burada.

The Physics of: Engine Cylinder-Bank Angles - Feature
Why the angle between banks is critical to a smooth-running engine.
BY JOHN PEARLEY HUFFMAN AND TONY QUIROGA, ILLUSTRATION BY PETE SUCHESKI
January 2011


The inside of an internal-combustion engine is a just about the most violent place on Earth. Thousands of explosions happen every minute, resulting in great masses of metal being thrown up, down, and around. It’s almost miraculous that engines can produce civilized, usable thrust at all. Because what an engine would really like to do is blow itself apart.

For an engine to survive all the rocking and rolling it produces, those forces need to be counterbalanced with equal—or at least nearly equal—forces. Today, most production-car engines with more than four cylinders are arranged in “V” configurations that separate the cylinders into banks. Determining the angle between the banks, i.e., the angle of the V, is crucial to the subtle yet brutal art of engine balancing.


The received wisdom on this subject is clear: Any V-8 engine is well balanced when its two cylinder banks form a 90-degree V. And V-6s tend to be best off when that V is set at 60 degrees. But the explanation of why all this is (at least conditionally) true, well, that’s a bit convoluted.

“The forces that impact engine balance come from three sources,” explains Kevin Hoag, the associate director of the Engine Research Center at the University of Wisconsin–Madison, “the rotation of mass that is offset from the main bearing centerline (the mass at each crank throw and counterweight); reciprocating (up and down) forces due to the continual acceleration and deceleration of each piston assembly; and the firing forces in each cylinder.”


The first two of these forces—rotational and reciprocating—can often be balanced through engine configuration, as in, for example, a 90-degree V-2 [see “Two-Timer”].

A flat (“180-degree V”) engine, such as a Subaru four-cylinder, also can be perfectly balanced. To counter the rotational and reciprocating forces, the cylinders in one bank move in exact opposition to those of the other, thereby completely canceling the forces created by each.

The angle of the V is critical to the third force Hoag cites, the firing force. And there’s an equation to help determine which configurations will work best. In a four-stroke engine, an individual piston fires every 720 degrees (two crankshaft rotations). If you divide that by the number of cylinders, you get a figure that represents the optimal degrees of crankshaft rotation between cylinder firings.

For example, a four-cylinder would like to fire at every 180 degrees of crankshaft rotation (720/4=180). Having firing events that occur in equal increments, as in this instance, is best for balance. The flat-four fires at 180-degree intervals, and its V angle is 180 degrees, which leads to a balance of firing forces. The flat-four, in fact, balances all three of the different types of forces.

A cross-plane, 90-degree V-8 has balanced rotational and reciprocating forces because it is a lot like four of the balanced 90-degree V-2s shown in the aforementioned illustration. To balance the firing force, a cylinder has to fire every time the crankshaft rotates 90 degrees. Since the bank angle is 90 degrees and the firing forces occur in 90-degree intervals, the cross-plane V-8 also manages to balance all three of the forces.


A 60-degree V-6 engine isn’t quite as successful. The rotational and reciprocating forces can’t be completely balanced because this type of V-6 is essentially two three-cylinder engines stuck together. Inline-three engines, because of their odd number of cylinders, are inherently imbalanced and will tend to rock from end to end. A flat-six engine ­manages to ­cancel the rocking because the opposing banks exactly cancel out each other’s motions. Putting two inline-threes together, end to end, to form an inline-six also works because each three-cylinder end of the engine exactly cancels the forces of the other. And since it’s basically two straight sixes joined at a common crank, the V-12 is naturally balanced regardless of its V angle.

But the 60-degree V-6 inherently shakes; the rocking motion of the inline-three can’t be canceled if the bank angle is smaller than 180 degrees. For that reason, many V-6s use balancing shafts, which are essentially additional crankshafts that use specifically weighted lobes to cancel out imbalance.

The firing forces, however, are balanced in modern V-6s. A V-6 fires a cylinder every time the crankshaft turns 120 degrees (720/6=120). That would imply a 120-degree angle between the banks, but that configuration is impractical for packaging reasons. The 60-degree bank angle is a good compromise for packaging, and because the firing events occur in degrees (120) that are evenly divisible by the angle of the V (60), the firing forces remain balanced.

So how do GM and Mercedes-Benz get away with 90-degree V-6s? These engines would seem to have unbalanced firing pulses because 120 isn’t evenly divisible by 90. When GM reintroduced its V-6 engines back in the mid-Seventies, it revived an early-Sixties design, which was essentially a Buick 90-degree V-8 with the two end cylinders sliced off. Because of the firing imbalance, the engine ran rough, sort of like a V-8 with two cylinders missing. To counteract this, the company developed a special crankshaft called a “split-pin” or “split-journal” unit that mounted the big ends of the paired connecting rods to crank journals that had been split and slightly offset so that the engine could achieve 120-degree firing despite its V angle.


In the early Nineties when Chrysler developed the V-10 engine for the Viper (basically a 90-degree V-8 with two additional cylinders), it didn’t use a split-journal crankshaft, and the V-10 subsequently fires unevenly, which produces the Viper’s unusual sound. Ideally, a V-10 would use a 72-degree V angle that would produce even firing without the use of a split-journal crankshaft. The Lexus LFA V-10 uses a 72-degree bank angle for that exact reason.

The bottom line is this: At a fundamental level, every engine must be designed with ­balance in mind lest it risk shaking apart. Next up, we’ll explain the creation of the universe.

12 Ocak 2011

Ufocan

Piramitleri yaptiran arkadas Chicago'ya ugradi. Kaputun ustunde cok derin anlamlar iceren semboller birakip kacti. I.ne Dan Brown bunu da yazsin. Sicak motorun ustune yagan kar, metal kalip, yalitim vs. ile gelmeyin, secilmis arac olduguna eminim.


Santiyedeki jeolojist elf surekli arabasina taktirdigi kar lastiklerini ovuyor. Anlatamiyorum ki tevekkul ne demek. Ceviride bu kadar caresiz kaldigim en son zaman ofisin klimasi bozulup 35 dereceye dayandiginda cay ictigimdeydi. Bir turlu harareti alma konseptini aciklayamamistim.

video

Ciyiuik sesi cikaran erimis karla islanmis ayakkabi + ABS'nin tepisken yay sesi FTW.

10 Ocak 2011

Yapma Dalglish Hoca

Kenny Dalglish 80'lerin topcu/teknik direktoru. Onun icin kendisini seyretme imkani bulamadim, zaten mac yayinlari bugunku kadar erisilebilir olmadigi icin yuksek ihtimalle buyuklugunu tam olarak kavrayamazdim. Boyle efsanelerin gokyuzunden sahaya inmesini bircok yonden zararli goruyorum. Birincisi ayni suda yikanilmiyor, zirvede birakan efsanenin ne kadar guncel oldugu tartisilir. Liverpool'da aktif olarak gorev yapsa da isin mutfagina olan hakimiyeti 15 sene oncesi kadar degildir diye tahmin ediyorum. Antrenorlugu biraktiginda devre arasinda cay iciliyordu, o bile degisti. Kaldi ki Roy Hoca'ya koltugu vermek gibi fahis bir hatayi yapan yonetimin icindeydi.

Ikincisi, ruyalarinizla karsilasmanin cogu zaman hayal kirikligi yaratmasidir. Ornegin Top Gear'da James May (kucukken benim odamda da posteri olan) Lamborghini Countach'i kullaninca ne kadar rahatsiz, kullanissiz ve sorunlu oldugunu gormustu. Aynen o hesap, Kenny Pasa'nin ligi 8. bitirecek, orta sahasinda Lucas Leiva'nin oynadigi, Johnson'in hucumcu bek zannedildigi kotu bir kadronin basina gelmesinden memnun degilim. En azindan 3-5 senelik bir plan dahilinde gelse belki basari sansi olurdu ama gecici teknik direktorluk icin laf yiyecek adam degil. Aynen Bulent Korkmaz'in, Hagi'nin, Shearer'in oldugu gibi gereksiz sekilde kariyerinin zedelenecegini dusunuyorum. Umarim yanilirim, cunku Ada'li idol olarak geriye sadece iki uc seneye birakacak olan Alex Hoca kaliyor. Gelecek vaadedenlerden David Moyes bu sene yalpaliyor, Martin O'Neil birakti, Roy Keane dibe vurdu, Mark Hughes da cikis yapamiyor. Yasi geckin de olsa bayragi zannediyorum Tottenham'a asama kaydettiren Redknapp Hoca devralacak.

Bu sabahki Man Utd-Liverpool macini sirf Dalglish Hoca icin seyrettim. Howard Gezer macin kaderini yarim saatte cizdiyse de kurtarici olarak N'gog giren bir takima yakistiramadim Kenny Pasa'yi.

Gunun ikinci maci Ipswich'in amatur ruhuyla Man City arasindaydi. Bana gore Britanya'nin su anki en iyi kalecisi Joe Hart'in kismetsizligi ve Bamba denen Gulyabani'nin 1.5 ila 3.0 m arasindaki butun toplara kafa vurmasiyla berabere bitti. Dandik zeminde gurese kacan futbol modeli seyir zevki bakimindan bazen tikitaka kadar etkileyici olabiliyor. Daha cok olimpiyat seyreder gibi hissediyorum ama yarisma ruhuna daha kolay taniklik ediliyor.

Buyurken kokorecle terbiye ettigim midem sabah kahvaltisinda sucuk, yumurta, zeytin, zahter ve kimchi'nin kimyasal reaksiyona girmesini onledigi icin huzurla Real Madrid-Villareal macini seyredebildim.

Real Madrid'in gecen seneden daha boluk bir sekilde oynuyor. Bu kadar transfere ragmen stoper (Albiol), solbek (Marcelo) ve ortasaha'nin (Lass/Khedira) keko elemanlara sahip oldugunu dusunuyorum. Ama gununde olmayan bir Ronaldo'nun 3 gol attigini dusunursek o eksiklikleri bazi taraflardaki abartili kaliteyle atlatabiliyorlar. Yalniz kendi seviylerinde bir takimla oynadiklarinda curuk noktalarina tekme gelecegi icin CL'de yari finalden fazlasini gormelerine cok sasiririm. Takimin en degerli oyuncusu tartismasiz Xabi Alonso. Eger rakip yari alanda baski kurulabiliyorsa bu onun kaptigi toplari cok hizli bir sekilde efektif yere atabilmesindendir. Mesut al-ver isini cok iyi yapiyor. Ornegin Di Maria'nin atak olgunlastirmakta bu alanda ciddi eksigi var. Banzema deli gibi calismasina ragmen kale onunde oldurucu degil. Ozellikle ilk yarida dustugu ofsaytlar amatorceydi. Best of the rest Villareal sahane bir takim ve oynamaya calisti. Ancak Real Madrid'in kondisyonu, kadro derinligi ve sertligine karsi koyamadilar. Lass sahadayken ortasahadaki 2'ye 2 eslesmeden Villareal kazancliydi. Ancak bolgeye getirilen taze kan ve 1.5 pozisyondan elde edilen 2 gol Real Madrid'i ayakta tuttu. Dove dove 3.'yu ofsayt kokan golle attilar. 4. ise hem hizli hem teknik oyuncularin kontratak dersiydi.

JM yine hazimsizlik yapti, kendisi sevmedigim ama cok saygi duydugum adamlardan. Oyun icin planlarini onceden yapiyor, mesela 3-2 bulununca santra yapilmadan Gago'yu soktu. Sevilla macinda da 1-0 olunca stoper sokmustu oyuna galiba. Bu ancak bir sonraki hamleyi dusunenlerin ve hazirlikli olanlarin yapabilecegi bir hamle. Yilmaz Vural olsa yedegine donunu cikar diyene kadar mac biterdi.

3-5-2 karsisina mal gibi 4-4-2 cikan (hatta 4-1-5 bile diyebiliriz) Del Neri'nin Juventus'ta gunleri sayilidir herhalde. Son iki macta 4 gol yediler. Hala Aquilani, Luca Toni falan pesindeler. Tesislere yildirim mi dusmesi lazim isaret olarak bilmiyorum. Yuz tane transfer sonunda hala Del Piero'nun agzinin icine bakiyorlar. Chiellini de olmasa her mac 5'likler.

Cavani'yle Pastore'yi ayni takimda gormeyi cok isterdim, ama alacaksa Napoli alsin. Kendilerine buyuk ihtimalle Maradona sayesinde sempati duyuyorum. Bu sene CL bileti alirlarsa gelecek parayla hem kadrolarini muhafaza edebilirler (Lavezzi, Hamsik vs.) hem de ustune koyabilirler.

3 Ocak 2011

Interstellar Overdrive

2011'e de girmis bulunduk, uc gun ust uste dinlenmemin etkisiyle bloga birseyler karalamak geldi icimden. Uzun suredir useniyordum cunku eve yorgun gelmek, Cumartesileri calismak, Christmas tatilini New York'ta kenkmas olarak degerlendirmek derken kendime fazla vakit kalmamisti.

Besiktas gazetelerde gereginden fazla yer aliyor su siralarda. Vergi borcu tavan yapmasina ragmen yabanci sorununu gormezden gelerek 3 eleman daha almanin gazina geliyor millet. Acikcasi ben karamsarim konuda. Gelen adamlar iyi hos da oyuncu kalitesinin standart deviasyonu nedeniyle fazla verimli olacaklarini sanmiyorum. Tek tek degerlendirmenin manasi yok, takima entegre olacaklari sekli dusunmek gerekir. BJK tarihinin en yabanci golcusunun sozlesmesini uzatmak yerine ondan 1 yas daha buyuk bir adami daha maliyetle almayi biri izah ederse sevinirim. Kalan iki yabancinin da en yuksek maliyeti stoperde savruk yerlileri oynatmak zorunda kalmamizdir. Hepsinin bir arada oldugu saglikli bir yapi olusturamiyorum kafamda. Dayi'nin tahmini ideal 11'inde (Cenk/Ismail-Ersan-Sivok-Hilbert/Aurelio-Ernst-Guti/Quaresma-Almeida-Simao) 7 yabanci olmasina ragmen Fernandes'e ve Bobo'ya yer yok. Neyse, tahminim 2. yarida 40 puan barajinin altinda kalinacagidir. Medya zaten parayla rezil oldular haberleriyle antrenor gondermeye bayilir. Baskan da transfer istedin yaptik sampiyon olamadin demek ki camianin oz cocuguyla yola devam etmek lazim diyerek Sifo'ya teklif goturebilir.

Benim anlamadigim gonderilen oyuncularin neyi eksik yaptigidir. Fink aldigimizda da bu kadar duzdu, gorev verildiginde capi yettigi kadar oynadi. Top kesti, mucadele etti, araya bir de vole ekledi. Kanimca Frankfurt'tan alinan bir kesicinin yapabilecegi maksimumu budur zaten. 10.5 numero diye alinan Tabata'nin 28 yasina kadar oynadigi en buyuk takim Antep. First touch, oyun okuma, temiz sut falan hak getire. Bu haliyle takimin en cok asist yapan adami, fazlasini bekleyenlerde (ona 8 m Euro verenler olarak okuyunuz) kerizlik, oyuncuda degil. Udinese'nin stoperi elinden geldigince oynadi, yaninda ayagi duzgun bir stoper partneri varken gayet verimli de oldu. gonderip stoper adedini biri uzun sureli sakatliktan cikmis, biri surekli sakatlanan dort kisiye birakmak cok mantikli degil bana gore.

Umuyorum ki adalet yerini bulur ve maliye hakki olan vergi borcunu catir catir tahsil eder.

Besiktas'a olan sempatimin siddetli gecimsizlik nedeniyle azalmasi nedeniyle bilincaltim takim destekleme misyonunu Arsenal'e yuklemis olabilir. Arsene Hoca'nin santrafor isini cozmesi takimi potanin icinde tuttu. Bir tane eli yuzu duzgun kaleci, bir tane de duran toplarda tek basina ceza sahasini kapatacak bir stoper ile bir asama daha kaydedebilirler. Chelsea'nin dar kadrosu nedeniyle yaristan cekilmesiyle Manchester takimlariyla bas basa kaldilar. City'nin orta sahasi inanilmaz kuvvetli ve ligin MVP'si Tevez inanilmaz yuk cekiyor. Yaya Toure mansiyonu hakediyor, hakikaten muthis oynuyor. Barca'nin onu kaptirmasina akil erdiremedim, sonucta yillik ucret olarak yuksek Ingiliz vergilerini kaale alirsak denk bir maas onerebilirlerdi. United'in kadrosu hakikaten EPL kazanacak kadar iyi degil, ama Ferguson faktoru sayesinde su anda favoriler. Yaslanan yavan kadro (Ferdinand mesela transfer rekoru kirdigindaki formunda degil), son uc yilda transferde verilen cari fazlaya ragmen namaglupler. O'shea gibi baska takimda olsa kufur yiyecek adamlar o sistemin parcasi olarak muazzam fayda sagliyor. Rooney'in agirligini koymadigini da soylemek gerekir. Chicarito'dan falan ekmek yiyorlar, Nani ve Fletcher bu sene de asama kaydettiler ve guvenilir hizmet veriyorlar. Acikcasi Ferguson biraktiktan sonra United'in yeniden yapilanmasinin 5 seneyi bulacagini zannediyorum.
2011'den beklentilerim/dileklerim:

- Chicago'da yedek subayligimin bitmesi
- Her cumartesi calismam gerekmemesi
- Dondugumde Fiat Doblo'larda kampanya olmasi
- Redmancan'in annesinin match fitness seviyesine gelmesi
- Yegenimin beni tanimasi
- Atlanta/New York/Chicago hattinin canli tutulmasi
- GTO'yla VIR mekaninda veda turu
- Annemin tencere yemekleri
- Benitez'in Avrupa'da is bulamamasi
- Lee Bowyer'in kume dusmesi
*: Resim Stalkerjean'dan calinti. Astro Recep'i bloga tasimak zorundaydim.