08 Şubat 2010

Kazanmasini Istedigim Butun Takimlarin Puan Kaybettigi Hafta


Digiturk'u iptal ettirdim ettirmesine de 16 Subat'a kadar odemis bulundugumdan santiyede arka plan sesi olarak actim. Cevre dostu bina etiketi yuzunden yaklasik 2000 sayfalik dosya yapmak baska turlu cekilmiyordu. Binanin ne kadar cevreci oldugunu kanitlamak icin bir agac olmasa da tombis bir fidan feda etmek zorunda kalmasak daha iyi olurdu ama neyse.

BJK macini seyretmedim. Skoru gorunce vicdanla cuzdan arasinda kaldim. Takimin gelecegi icin simdi kaybetmesi ve kum tepesi taraftarlarin yonetime isyan etmesi hayra vesile olacak, onun icin bu sene sportif basarisizliktan yanayim. Sampiyon olursak buyuk ihtimalle gelecek sene iflas ederiz nitekim. Gel gor ki Bobo Nobre'ci babama inat her hafta centik atiyor. Okuduklarima gore Yeter Demiroren'le baslayip GS'ye kufre donen tezahuratlar varmis, biraz omurgasiz kacmis dogruysa.

Kayseri ayazinda corak zeminde oynanan GS maci cok renksizdi. Mucadele ust duzeydeydi. Ancak GS'nin yarim pozisyondan gol cikaracak striker'i ve Keita haricinde tekmeyle sinmeyen hucum oyuncusu yoktu. Yakin cekimlerde futbolcularin kosarken toprak kaldirdigi gozukuyordu. Sakatlanmaya birebir. Ortaya bu kadar para doken Dijiturk'un TFF'ye zemin iyilestirme sarti kosmasi lazim. GS orta uclusunun ortada sican oynadigi, forvetlerin stoperlerin disiplinli bir sekilde siddete basvurmasiyla sindigi bir mac oldu. Lig 3.'sunden deplasmanda tek puan tatmin etmeli bence. Cem Sultan olayina hic girmiyorum. Takimin boyunun kisaltilip cabuk ve yerden oynamak kendi icinde tutarli bir anlayistir. Yasina bakmaksizin her oyuncuya firsat veren Rijkaard'in onu denememesinin mantikli bir aciklamasi vardir elbet.

Bana kalirsa revacta olan bol kanat forvetli tek santrafor duzenindense orta saha ozellikli bir oyuncunun ileri hatta yer aldigi klasik 4-4-2 daha dengeli. Kayserispor'un Cangele'yi Makukula'ya yaklastirdigi, kanat destekli sablon onlara kademe atlatti. Kapitalini transfer yerine stada gomen, hocasini kollayan bir takimi normal sartlarda cok tutarim ancak Kayseri'nin antipatik taraflarini torpulemesi bunu engelliyor. Tolunay Kafkas'in suratindan "KART KART KART KART KART KART KART" dedigi okunuyordu mesela. Santiyede olsa mekanik islerden sorumlu formen "sana bir tane sarsam hicbiseycigin kalmaz, sakinlesirsin" mealinde lafler eder.

Arsenal'in buyuk maclarda tokat manyagi olmasi icler acisi. Takimda Ray Parlour gibi birinin eksikligi hissediliyor. Dandik bir oyuncuydu ve alkolikti ama takimda biri hata yapinca kulagini cekerdi. Su anda bu isi yapmasi gereken Fabregas buyuk ihtimalle Gallas'a ikinci cogul konusuyordur o da genzini temizledikten sonra fisildayarak. Chelsea'nin golu gecikse hizli ileri uc elemanlariyla kontra sansi bulabilirlerdi belki. Ama 5. dk'da kornerde Drogba'yi kacirirsaniz (lan kimseyi tutma Drogba'yi tut diyesi geliyor insanin) mac biter. Kalede zaten armutlarin en buyugu Almunia var. Arsene hocayla pisbirik muhabbeti midir nasil bir hikmeti varsa her maci satmasina ragmen kaledeki yeri garanti. Bazi oyuncularin geldigi noktayi gercekten anlamiyorum, ozellikle mantar kaleciler cok goze batmasina ragmen kariyer yapabiliyor. Hesp, Busquets, Hayrettin Demirbas akla gelenler...

Geri cekilen Chelsea'nin pit pit Arsenal'lilerden 1000 dk daha gol yemeyecegi asikardi. Ben de FB-Diyarbakirspor macina gectim. FB-DS macindaki bogusma seyre degerdi. DS yere yatip futbolu katletmek yerine pasli kontraya cikmayi tercih etti. Ligin pigment ortalamasi en yuksek takimi kesinlikle onlar. Forvetlerin ileride sirti donuk top tutma ozelligini kanatlara acilan destekcilerle iyi kullandilar. O noktada final pasini atacak oyun zekasina sahip olmamanin goturusu olarak tabelayi cizemediler. Othello'nun "Ayman onu atsin gelsin beni de atsin" demesinden 1 saat kadar sonra "Ayman beni atabilir" diye cark etmesinin yaninda Ahmet Cakar epey delikanli gozuktu. FB'nin oyun disiplininden kopmayarak surekli denemesi taraftarin takdirini topladi. Bozuk zemin ve sert futbol 2 fire daha verdirdi. FB'nin gecen yillara nazaran daha dar olan kadrosu 8 aylik bir lig icin dezavantaj. 13-15 kisiyle kadro istikrari getirisi saglarsiniz ama ozellikle 25. haftadan itibaren lifler kopmaya baslayabilir. Koch'un antrenman dozajini ayarlamasiyla telafi edilebilir belki ancak 3 kulvarda zorlanmamak mumkun degil. Mac sonunda herkesin Semih'in olmayan faulunu elestirip Bebbe'nin dusurulmesinin sari kartla gecistirilmesini unutmasi bana garip geldi. Neticede siyahi biriyle solukbenizli depara kalktiginda sonuc bellidir. Bana kalirsa hakem o sertlikte bir mac icin katlanilabilir olcude sacmaladi, onun icin ustune dusmemek lazim. Melih Sendil'in Santos'a "sol beke gectigin icin mi bu kadar gol atiyorsun demesi" de futbol bilgisinin kisitliligini gosterdi, cunku kornerden kafa golu atmisti, soldan yardirarak degil. Ayni kanalin spikerleri Antalyaspor macinda BJK kornerden gol yedi diye sol bek Tello'nun yerini yadirgadigini soylemisti.


Tatli niyetine eve gelip Fiorentina-Roma macini seyrettim. Fio'yu bu sene elimden geldigince takip ettim, 6-7 tane canli maclarini seyretmisimdir. Hala evrilme asamasinda bir takim. Jovetic, Montolivo ve Mutu gibi ayaklari yumusak ve mucadeleci 10.5 numaralari var. Prandelli ve pofuduk montunun 2005'ten beri atlattigi asamayi kiskanmamak elde degil. Guvenilir bir hocanin elinde parlayan genc yetenekler futbolu guzel yapan en onemli etmendir gozumde. Jovetic'in agzinin kapanmamasi, 1973 model prog-rock saclari ve tekmeden korkmamasina hayranim. Kendisi Delgado gibi ceylanimsi kosuyor, onun olamadigi herseyi olmasini dilerim. '85'li kaptan Montolivo'nun oyun gorusu ust duzey. Cabuk ve dogru karar veriyor, oyundan asla kopmuyor. Mac boyu ustun oynayan taraf Fio idi ama Denizli balina sahip Ranieri yine 7-7 atti. Ortalama bir Sivas'lidan daha cok Sivas'liya benzeyen Vucinic dogru yerde durup dogru sutu cekti. Bu maci izleyen ortalama bir futbol seyircisi Roma'nin ligi 2. goturmesine sasirirdi. Sakatliklar ve yas nedeniyle ahi gitmis vahi kalmis Totti'nin mac boyu yaptigi en iyi hareket oyundan alinmakti. Kendisi bu ozelligiyle gecmisteki ihtisamli oyunundan yiyen Raul Gonzalez'e benziyor. Mutu'nun yaratici kadife kramponlarindan yoksun Fiorentina'da topu cizgiden gecirmek Gilardino'ya dustu tamamen. Adam cok cabaladi, onun icin kizmak ayip olur ama artik bir tanesini de atmasi lazimdi. Fiorentina 2 tane gerceklesmesi zor sartla sampiyonluga oynayabilir. 1) Mourinho'nun Inter'den baymasi. 2) Takim personelinin korunmasi. Taktiksel olarak mukemmel, yetenek olarak kisitli olan ligde farkli seyler yapmaya calismasini takdirle karsiliyorum Fiorentina'nin. Keske tribunler de tamamen dolsa ve tribunlerin sahadan uzakliginin neden oldugu goruntu kirliligi olmasa.

Simdi de Super Bowl baslamak uzere. Sirf sempatim oldugu icin New Orleans'in kaybedecegini zannediyorum. Kismet.

04 Şubat 2010

Kongre Mongre

Fikirler ve degerler yerine iki babanin (Erdogan & Abdulkadir) iki oglu yarisirsa olacagi budur.

BJK kongre uyeleri "Dogulu ve AKP'li" birini baskanlik koltuguna layik gormedi, lami cimi yok. Ayni kongre uyeleri, AKP kadrolasip onlari "oteki"lestirdiginde aglamasinlar. Mahallelerinde icki yasaklaninca, esleri kapali degil diye biryerlere gelemeyince akillarina gelecek mi onlarin da ne sekilde ayrimcilik yaptigi? Insanlari kategorize ederek cozumsuzlugu ve kutuplasmayi koruklediklerinin farkindalar mi bilmiyorum ama risultato importante 3 yil icinde oy verecek bir kulup kalmamasi buyuk bir olasilik.

Otellerde agirlanan, deplasmanlara goturulenler, Erdogan Demiroren'in parasiyla beslenenler secim kazandiracak cogunlukta degil. Onyargiyla belli bir grubu dislama cabasidir 31 Ocak secimi, proje onamak veya istikrar saglamak degil. Bir tarafta hoslanmadiginiz adamlarin olmasi (Bulent Arinc), obur tarafin daha iyi oldugunu gostermez.

Kulubun bu yonetim anlayisiyla iflas etmemesi mumkun degil. Uzun soluklu kulfetli oyuncu sozlesmeleri yuzunden bonservis odenmese bile her sene CL'ye kalinmazsa borcun cevrilmesine imkan yok. Hos kalirsak da Gaziantep'in hayali ihracatina harcaniyor o kaynak. Takimin gelmis gecmis en buyuk transferinin 10. yabanci Tabata olmasi basli basina secim kaybettirmeli.

Tabanin tavandan bu kadar ilerde oldugu az gorulmustur. Bu secimde sokaktaki BJK'li, kongredeki BJK'lidan cok daha sagduyulu ve ileri goruslu konuma gelmistir. 100 bin kisilik ankette ezici cogunluk Murat Aksu derken sandiktan 20-0 maglubiyet cikmasi akil almaz bir delalettir.

Camianin benim temsil ettigine inandigim seylerden net bir sekilde uzaklasmasi, Denizlispor macinda inceldigi yerden kongreyle beraber kopmasina neden oldu.

Koyun surulerinin en zengini konumundaki ABD vatandaslari bile 2 Bush doneminden sonra silkindi. Ama muhalefetiyle, alternatifligiyle ovunen BJK yaziklar olsun ki reaksiyon gosteremedi. 2 kupadan sonra Quaresma diyen cahiller kina yaksin, belki 5 sene daha beklerlerse bir daha olur.

Digiturk'u iptal ettirdim. BJK sempatim bitmez, cok derinlerde ve icsellesmistir. Ancak aktif sekilde takip etmeyecegim kulup arinana kadar. Kimse BJK'dan buyuk degildir, cok da s.kindeydin kulubun diyenlere de iki cumlem var.

1) En El Besiktas.
2) Cok da s.kimdeydiniz.

Umuyorum ki takim dibe vurur. Gecici basariyla gozleri boyananlarin akli basina gelir. Soyle derbilerde 4'er 5'er yeriz, ligi kovdugumuz Ertugrul Saglam'in 20 puan altinda bitiririz. Tribunlerde protesto yapacak kadar bile adam kalmaz. UEFA kriterleri nedeniyle kume dusuruluruz, cerahat akip gider.

Tek istedigim Besiktas'in Besiktas gibi yonetilmesi, belli degerlere sahip cikmasidir. Mourinho gelsin, Pato'yu alalim umurumda olmaz. Olay en basitine indirgenmelidir. Herkesin birlestigi Ali Gultiken, Ibrahim Altinsay gibi biri ortaya cikip baskan adayi olmalidir. Once kimlik, once karakter sahibi olmak gerekir.

Ulan babamla kombine alip maca gidecektim gelecek sene, onu bile cok gordunuz cap dusmanlari.
Taraftari musteriye indirgenirse onlar da yonetimi iflas eden tuccara cevirebilir. Pasif resistans, sonuna kadar. Cunku kavgayla kavgacilari yenemezsiniz, tecrubeleriyle kazanirlar.

Exeunt Sampi, Redman.

27 Ocak 2010

GS ve Leeds United Modeli

Galatasaray bu sene kasada olmayan parayla yuksek oranda risk aliyor. Maliyeti ve profili yuksek oyuncular, kariyeri onlardan da cafcafli hocayla kisa vadede de meyve verecek bir yol haritasi izleniyor. Bir an evvel 3 sene gecse de sonucunu gorsem, cunku gercekten neticeyi cok merak ediyorum. Inanilmaz basarilar da elde edilebilir, husranla takim dagitilip cevrilemez borca da girilebilir.

Benim idealimdeki yonetim, ki BJK keske boyle bir anlayisla yonetilse, camia kulturuyle yogrulmus genc oyunculari (Necip gibi ozkaynak da olur, Ridvan gibi genc yasta yapilan transfer de) parlatip onlari bir sonraki jenerasyon icin sermaye olarak kullanmaktan ibarettir. Boylelikle sureklilik saglanir ve kisi/kurumlar tarafindan yonlendirilemezsiniz. Ornegin flas Delgado transferini Ulker ustlendikten sonra, sponsorluk karsiligi BJK'ya bonservisi kakalamis olabilir (YD nedeniyle emin degilim, kazik yemege meyilli kendisi). Ayni sekilde tribunun altina BJK harici amblem dosenebilir. Uzun vadede oyuncularin gelisimine yardimci olacak bir egitim grubu olmalidir. Ornegin Tigana futbol sube sorumlusu, Metin Tekin hoca olsa tadindan yenmez. Bu bir modeldir, artisi/eksisi vardir. Porto, Lyon, Everton uygulamaktadir cesitli basari oranlariyla.

Diger bir yontem de takim kalitesini kisa vadede yukseltmektir. Capello'nun Roma'sinda sampiyonluk hedefine kilitlenildiginde cuvalla bonservis bedeli odenmisti. Batistuta'ya 32 yasinda $ 30m verecek kadar gozleri kararmisti. Ancak sittin sene sonra sampiyon olduklarinda tatmin duygusu, CL geliri, artan yayin payi, vs. ile karsiligi alinmis olabilir.

Sermaye arttirdiginizda karlilik oranini sabit tutarsaniz nominal olarak buyuk deger yaratirsiniz (gavurlarin leverage dedigi mevzu). Basit bir mantikla yaptiginiz yatirimi misliyle carparsiniz. Sayet sonuc pozitifse, getiri de misliyle olur. Haliyle tersi olup batabilirsiniz de. Kendi icinde tutarli olduktan sonra gayet gecerli bir modeldir. Istikrarli yonetimle yatirimin arkasinda duracaksaniz, parayi da ehil bir sorumluya teslim edecekseniz sonuca gidebilirsiniz. $ 50m verip Ortega'nin dahil oldugu yildizlar toplulugunu Lorant'a teslim ederseniz ise yarayamayabilir. Ayni sekilde kaotik Real Madrid defalarca bu modeli deneyip kimi zaman basarili olmustur. Capello zamaninda uygulaninca sampiyonluk gelmis, cap dusmani Camacho doneminde bir taraflarina kacmistir.

GS cok buyuk bir is basararak oyun kuruculugu Rijkaard'a teslim etti. Eger parami transfere koyacaksam operasyonu Mustafa Denizli, Vernel Lorant, Phil Brown gibi cahillerin degil Rijkaard gibi toptan anlayan adamin yonetmesini isterim. Rijkaard'in GS markasina katkisiyla belki Elano, Jo, Dos Santos gibi yildizlarin makbul yaslarda (biri olgun ama yasli degil, ikisi genc) TSL'ye tesrif etmesi saglanmistir. Kurulan kadronun kaptanligi camianin icinden gelen Arda'ya verilmistir. Sag bek Ugur Ucar, sol bek genc transfer Caner, gobekte 45 kg iken alinan Mehmet Topal'la gelisim gosterme sansi yakalanmistir. Ornegin 100. yil BJK'si o takimin oynayabilecegi en iyi oyunu oynamistir. Daha ileri gitmek taslarin degistirilmesiyle mumkundu. Oysa bugunun "yildizlar toplulugu" GS'sinde ustune koyacak oyuncu sayisi fazladir. En onemlisi de Jo gibi, Dos Santos (kendisine surda esmer Serdar Ozkan demistim) gibi transferlerin de katedebilecegi bir mesafe bulunmaktadir.

GS su an bir futbolsever olarak heyecanla takip ettigim bir proje. Kendi paramla bu kadar risk almazdim, ama alabileni takdirle karsilamak lazim. Su an bu projenin darbe almamasi icin gerekli birkac sart goruyorum. Oncelikle Adnan Polat'in secim histerisine kapilmamasi lazim. Bu transferleri kisisel cikarlari icin reklam olaraktansa GS'nin hayri icin yapilmis yatirim olarak sunmali camiaya.

Ikinci sart Rijkaard'in rotasyonu herkesi memnun edecek sekilde yapabilmesidir. Ne hikmetse herkes GS'ye Dunya Kupasi'nda oynamak icin geliyor. Elano, Jo, Dos Santos, Arda, Keita ayni anda sahada olursa de fakto olarak Gerets donemindeki 4-1-5'e donus yasanabilir tahtada ne kadar 4-3-3 yazarsa yazsin. Onun icin bu 5 oyuncudan en az birinin, mumkunse ikisinin evrilerek az seyi cok iyi yapan adamdan, fazla seyi iyi yapan adam haline gelmesi gerektigini ongoruyorum. Eger Dos Santos Manisaspor deplasmaninda kanadini kapatacak kadar direnc gosterecekse bunu ancak ona guvendigini bildigi Rijkaard tarafindan motive edilerek yapar.

Ucuncu sart transferlerin takim tarafindan sindirilmesidir. Oyuncu devinimi cok fazla olunca (ornegin aidiyet hisseden Kewell veya Nonda'nin gonderilme ihtimali) takimin kimyasi bozulabiliyor. Onun icin transfer yaptik cuk oturdu, uc transfer daha yapalim cukcukcuk otursun demek yerine takim iskeletinin muhafaza edilerek beraber oynama aliskanligi kazanilmali.

Dorduncu sart ise bir dis etken. Medya (ozellikle Aziz Yildirim etkisi altindaki kisim) ve kamuoyunun yipratici etkisine karsi bir dalgakiran gerekiyor. Bu projenin GS'nin elinde patlamasini isteyen cok fazla insan var. Kardan dolayi cizgilerin gozukmedigi, topun sahada yuvarlanamadigi bir mactan sonra "Rijkaard'a ragmen galibiyet" temali yazilar yazilabiliyor memlekette. Oynanamayan futbolun taktik elestirisini gordukten sonra Dos Santos'un bos kaleye gol kacirinca alacagi tepkiyi tahmin edebiliyorum. Saracoglu'nda 11. kez yenilme durumunda Ibra'yi da alin gelin dendiginde camia sinirine hakim olabilmeli.

Felaket senaryosunda DK icin kendini kanitlamak isteyen oyuncularin bencil oynamasi, asi tutmamasi, Adnan Polat'in secim kaybetmesiyle yeni yonetimin Polat'in ak dedigine kara demesi (mesela onun yaptigi hoca dahil butun transferleri gondermesi), kaotik ortamda finansal buhrana suruklenilmesi gibi hikayeler olabilir. Cok hirsli ve vizyon sahibi bir yonetimle, David O'leary gibi parlak bir hocayla, Kewell'li, Viduka'li kadroyla Leeds Utd'in sanssiz bir sekilde CL disinda kalmasiyla nasil ucurumdan yuvarlandigini gorduk. Bu Leeds konseptinin yanlis oldugunu gostermez. Sadece uygulamanin zorlugunu ve alinan riskin buyuklugunu kanitlar.

Turkiye'nin sartlari nedeniyle finansal suc cezasiz kaldigi icin belki devlet/vergi affi cercevesinde Leeds kadar agir bir dusus yasanmaz. Ama basit bir transfer yasagi bile GS'nin marka degerini cok dusurebilir.

GS taraftarina kendilerine sunulan pakete heyecanla sarilmalarini tavsiye ederim. Herseyden onemlisi de olasi basarisizlikta (mesela top direkten dondu, sakatlik oldu, zemin kotuydu, hasbelkader 3. olundu) projeye sahip cikmaya devam etmelisiniz. Yeterince Hiddink, Del Bosque, Tigana, Daum kovuldu memleketten. Listeyi gereksiz uzatmayalim.

26 Ocak 2010

Yatmadan Once 5 Firca Darbesi, Belki de 6

Bob Marley - '79 Santa Barbara County Bowl - Concrete Jungle

Sarkinin muhimmiyatini hatirlattigi icin referansa tesekkur ediyoruz.


Bob Marley -concrete jungle-(live)
by Lolodubronx


Bob Marley - '77 Rainbow Theatre - I Shot The Sheriff

Intro dansina dikkat.


Bob Marley - I Shot The Sheriff (Live)
by hushhush112


Thin Lizzy - Don't Believe a Word

Gitarist "Still Got The Blues" ile populerligine populerlik katan Gary Moore. Santor Phil Lynott, saclari ve biyiklari. Bas ritm efsane.


Thin Lizzy & Gary Moore :Don't Believe A
by IRONMADMAN



Deep Purple - Child In Time

Ian Gillan'in varamadigi, Ritchie Blackmore'un calamadigi nota yok. Orgist Lord'a dikkat.



Pearl Jam - '92 Pink Pop Fest - Alive


Pearl.Jam.-.Alive
by burton51

Bonus: Fiva.

24 Ocak 2010

Legally Blond Beckham ve Ekurisi Zafer Borriello Biryol


Inter'in Milan'i doverek basladigi mucadelede siklet farki acikca ortaya cikti. Kanatlara acilan hareketli Inter forvetleri kenardan Maicon, ortadan da Sneijder tarafindan desteklenerek surekli pozisyona girdi.


Bebeto bekler, Lazio'nun 10 sene onceki rotasyon sol bekinden devsirme stoper ve birkac firin daha ekmek yemesi gereken Silva'yla titrek bir defans hattina sahipti Milan. Personel bakimindan cok ciddi eksiklikleri var. Kaka'dan gelen paranin dengeli ve akillica kullanilmamasi nedeniyle asimetrik bir kadro kalitesine sahipler. Yedek forvetleri Huntelaar ve legally blond David Beckham'dan elde edecekleri performansin maliyetlerinden daha az olacagindan eminim. Hos Huntelaar'i kesen adam Zafer Borriello Biryol oldugundan dolayi bir ihtimal Klaascan Pato gelene kadar forma bulabilir, o surecte denk gelirse birkac centik atabilir. Ancak Seria A'nin gidisatini etkileyecek sertlikte ve kalitede degil.

Inter, mantikla kurulabilecek en iyi takim bence yeryuzundeki. Bu kadar fiziksel olarak dominant adamdan kurulup teknik/taktik ve bireysel yetenek fazlasi veren takim yoktur. Su anki en iyi 50 futbolcudan 10'una sahipler diyebilirim. Barcelona'yi ayri tutmak lazim tabii cunku onlar mantikla aciklanamayacak seyler yapiyor ve oynadiklari futbol nasil oluyorsa futbolcularin kapasiteleriyle degil Allah'in takdiriyle limitli. Cebrail Pep'in kulagina mi ufluyor nedir mistik olaylar donuyor. Sevilla macinda Xavi Pedro'ya resmen kun dedi 7 kisiyi oyundan dusuren arapasiyla.
Dusunun ki Inter'in stoperlerinin bitiriciligi ZBB'den daha ustun. Yavsaklik ve ulkesinden gec donmekle unlu 10 numara pozisyonunda orta sahayi tavuk gibi keken Sneijder var. 26 yasinda neyse o kadar oynayan 1926 sac modelli Zanetti (bir zamanlar blog yazan Redman'in anlatimiyla Ibrahim Uzulmez'in olamadigi hersey), seyrettigim en cok yonlu 5 oyuncudan biri Cambiasso, 7 cigerli Maicon gibi insan ustu oyunculari var. Takimin hem defansif hem de ofansif yuku cok demokratik (belki de cok sosyalist?) dagiliyor. 60 dk 10 kisi, 5 dk 9 kisi oynayan takim Milan derbisinden sonra bu kadar sevinmeye enerji bulamamali.


Bulent Yildirim'dan hallice hakemin maci katletmek icin herseyi yapmasina ragmen Inter oyun disiplininden kopmadi ve sinirlerine hakim oldu. Abes kart kararlari verdi ve terazisi kesinlikle gelgitliydi. Inter adam eksikligini alan parselleyerek geriye cekilmek suretiyle kompanse etti. Oyle ki Milan'in orta yapabilmesi icin bile Ronaldinho'nun milimetrik pas atmasi gerekti. Uzaktan sut ve doldur bosaltla yarim pozisyon elde ettiklerinde (kolpa penaltiyi da ekleyebiliriz) bu sefer dunyanin en iyi 5 kalecisinden birine takildilar.


Leonardo'nun tipi 15 senedir nasil degismemis anlamiyorum ama sene sonuna dogru sacinin beyazlayacagini tahmin ediyorum. Bu kadar yama isteyen bir kadroyla ortaya koyabilecekleri cok sinirli. Pato, Ronaldinho, Seedorf, Gattuso, Nesta ve Pirlo'nun saglikli olarak senede 30 mac oynamamasi halinde lig 2.'ligi bile basari sayilmalidir. Yapmasi gereken ilk is Beckham'la Erhan Guven'i takas etmek, sonra da Erhan'i Bursaspor'a ucretini vererek kiralamaktir (YD metodlarinin bile ise yarayabilecegi durum varmis demek ki).

15 Ocak 2010

Hey Bobi Marley, Sing Something Good To Me


bobbie emmie kicking balls
by packupmands


Bugun isten iki tane orta yasli kankam kovuldu. Santiyedeki yoldaslarin yas ortalamasi 40'in ustu olmasina ragmen muhabbet asla eksik olmaz. Sabah 6:30'ta mutlaka iste ol liste yapmamiz lazim deyip gec kalinca kusura bakma hanim uyaninca yesil isik yakti, ayda bir gelen bu firsati degerlendirmezsem icimde kalirdi diyecek kadar lacka apaciler hatta. Neyse, ortalama capta olduklari icin resesyonla beraber gume gittiler.

Santiyenin onlarin gidisinden etkilenecegini sanmiyorum, yerlerine Ernst ve Holosko gibi iki kisi geldi. Ama onlar icin uzuldum acikcasi. Delgado gibi adamlardi, bir turlu randiman vermemelerine ragmen kizmaya dilim varmazdi.



Moral bozuklugu durumlarinda kiblem tabii ki Bobi Marley. Keyifli adam, ancak ayni zamanda mucadele insani. Daha once de bir post cakmistim onunla ilgili. Kackar Dagi'ndan cikamasaydim kefenimde resmi olacakti. Genetik olarak Ferrari'ye benzedigi icin iyi topcu olma ihtimali hayli yuksek. Afrikali fizik, somurgeci akliyla birlesmis ne de olsa.

Iron Lion Zion.

11 Ocak 2010

Juve-Milan: Organize Mahalle Kavgasi


Ciro Ferrara ve Leonardo'ya "ben olsam sunu yapardim" diyebilecegim cok az sey var bu macla ilgili. Iki takim da cok rijit taktiksel organizasyonla birbirini oynatmadi. Futbolun dogrulari (yer tutma, alan daraltma, bosa kacma) oyuncularin kapasiteleri yettigince uygulandi. Ozellikle Juventus sahaya inanilmaz bir istah yansitti. Topu alan Milan'lilar bazen tekbir sesleriyla formalarina ayet baglayarak depar atan 4 Juventus'luya maruz kaldi. Chiellini izbandutundan feyz alinarak yapilan faulle karisik sert mudehalelerle Milan'a topla oynama sansi pek taninmadi. Yaklasik 30 tane acik sarilik faul seyretmisimdir herhalde.

Serie A 2000'lerin skandallariyla piyasa degerini cok kaybetti. Disardan sinirli sayida yetenek getirebiliyorlar (Diego, Ronaldinho). Joga Bonito'su zaten sinirli olan lig ancak yildiz bolluguyla seyredilebilir kiliniyor ve su anda ciddi bir acik var. Tek forveti Boriello, bekleri comez olan bir Milan fazla guzellik sunamadi. Ayni sekilde Diego harici Ziya Dogan takimini andiran Juventus da hucumda farklilik yaratamadi. Zidane'in bu ligin zirve noktasinda tutunup puan tablosuna ciddi etki yapmasini daha da takdir ettim. Top oynama sansi yok, arada denk gelirse tek pas yapabiliyorsunuz o kadar, onda da top ayaktan ciktiktan sonra tekme yemegi goze alirsaniz. Barca'da leblebi gibi atan ciroz Pedro Serie A'da 3 macta bir sakatlanir.


Mac organize mahelle kavgasi seklinde gelisti. Hirs, fiziksel kalite ve direnc sahanin her yerinde vardi. Topu kendi yari alaninda 5 m ileri goturebilmek icin Pirlo'nun 3 kisi arasindan topuk pasi vermesi gerekti ornegin. Amerikan spor organizasyonlarinda mantikli/mantiksiz binlerce istatistik verilir. Keske Italyan rejisine ben de boyle sacma isteklerde bulunabilsem. Top mac icinde 10 m dikine kac kere surulmustur acaba? Tahminim 10 defayi zor gectigidir kaleci degajlari haric. Bir de bunu Manisa-GS, BJK-FB maclariyla kiyaslamak isterim. Zannediyorum ligler arasindaki karakter farkini aciklayabilir bu istatistik.

Antrenorlerin kariyerlerinin basinda olmasina ragmen Ranieri'den, Hector Cuper'den asagi kalir yanlari oldugunu dusunmuyorum. Buyuk Italyan takimlarinin oyun karakteri hocaya bakmaksizin sahaya yansitilani belirliyor. Zaten Gattuso'ya dur desen durmaz, veya Ambrosini'ye sakin ol evlat desen deget isine bak der. Mustafa Denizli gibi olur olmaz fantezilere de kacmiyorlar, onun icin ahkam kesmek icin kasmak gerekiyor. Belki 35. dakikada dili disari cikan Beckham'i disari alirdim. Gerci birsey farketmezdi cunku yerine girecek adam yoktu. Milan'li bir yedek oyuncunun Mehmet Sedef'ten fazlasi olmasi gerekir ve net bir sekilde Arsene hocanin attigi en buyuk kazik olan Flamini'de bu yok.


Leonardo'nun "bu takimin ilaci Beckham, alirsak bizi kimse tutamaz" demediginden eminim. Artik pazarlama stratejisi mi, isim yapma araci midir nedir bilemem ama ust duzey bir takimda isi yok bu adamin. 1990'daki Riza Calimbay'in 2010'daki Beckham'dan tip harici eksigi varsa soyleyin. Karisi muhtemelen daha iyi yemek yapiyordur, onun icin fazlasi bile var diyebilirim.

Neticede 3 gol olma olasiliginin can egrisinde 6 sigmanin otesinde oldugu macta dandik yollardan da olsa topun cizgiyi gectigine sahit olduk. Ileri bolgede oyunu domine edecek yetenek/fizik kombinasyonuna sahip tek oyuncusu Seedorf'un oynamamasina ragmen atilan 3 centik ancak balla aciklanir. Makine duzenindeki Juve savunmasi, duran toplarda orta saha oyuncularinin bidonluklarina maruz kalmasa 900 dakika gol yemeyecek gibiydi. Deplasmanda alinan farkli galibiyeti surdurulebilir bir oyunun meyvesi degil, istatiksel bir anormallik olarak algiladim. Sahsi gozlemim kadro ve hoca sabit kalirsa Juve'nin ligi Milan'in ustunde bitirecegidir.

Macin en guzel hareketi Dida'nin eliyle takim arkadasinin kucuk diline attigi 50 m'lik toptu. Diger 89 dakika 57 sn'den aklimda sadece kan, ter ve Ronaldinho'nun disleri kaldi.

07 Ocak 2010

Rabbime Sordum New Orleans Dedi


Santiyenin bitse de gitsek moduna girmesinden faydalanarak 30 Aralik aksami New Orleans'a dogru yola ciktik. 900+ mil, 3 sofor, 1 arac. ABD'deki gezip gordugum en guzel sehir olmasindan mutevellit 4. gidisim oldu bu. Ekimde temelli donmeyi planladigimdan bu son New Orleans ziyaretimdi muhtemelen. Katrina'dan okkali tokat yemesine ragmen turistik yerlerini duzeltmeleri pek zaman almadi. Sehir Sugar Bowl maci icin gelen Florida ve Cincinnati'li taraftarla tasmisti. Ozellikle yilbasi gecesi kalabaliktan sokakta yurunemiyordu.



New Orleans'a once Ispanyollar, sonra da Fransizlar yerlesmis. 300 yillik kiliseler etrafa serpistirilmis. French Quarter bolumu sirin evler, sayisiz kafe/restoranlar ve kendine has magazalarla dolu. Alisveristen tiksinsem de tahta hediyelik esya satan mekan gibi yerler hosuma gidiyor. Anlamadigim modern sanatlari icra eden atolyeleri, falcilar, sokak gostericileri, muzisyenler, hepsinden cok da Bourbon St. surekli hareket halinde. Oraya gidip baymanin imkani yok, daha da onemlisi eglencenin yas spektrumu cok genis. Ornegin bar/pavyon sokagi Bourbon St.'te oglen 2'de alkolden kusan 20'li yaslarinda sapsal da mevcut, coluk cocukla Cafe Du Monde'da Beignet yiyen aile babasi da. 1700'lerde insa edilmis St. Louis Katedrali oldukca ihtisamli, bahcesinde dolasmak da ayri bir keyif. Arada bu bloga yorumda bulunan "Cahil" kod adli cahil Amerika'daki kiliselerde mum yakma adeti olmadigindan dem vurur hep. Kendisi kiliseye sirf cemaatten kiz kesmek icin gitmese icim yanmayacak. Velhasil, mum bolumu bile var.


New Orleans'a ilk gidisimde dunyanin en delikanli insani olan arkadasimla yuruyorum bir gece. Abi dedi, kizlar Turk oldugum icin yuz vermiyor, bundan sonra ben Rus'um. Sen Dinamo ol ben Kiev. Kiev Ukrayna'da diyerek lafi uzatabilirdim elbet, ama kisa yoldan Ruslar'in sevimsiz oldugunu, kimlik degisiminden medet umuyorsa ancak Italyanlik'tan ekmek yiyecegini soyledim. Derken bir baktim bir kizla konusmaya basladi. Merhaba-merhaba, naber-iyidir faslindan sonra I'm Italian dedi alakasiz bir sekilde. Biraz zorlama oldu ama iyi gidiyor diye dusunmustum. Biraz erken davranmisim cunku kiz ismini sorunca Kiev dedi. Kisa bir sure sonra kiz uzadi gitti tabii. Oglum dedim hani Italyan'din ne Kiev'i. Gecenin geri kalanini kah Kiev, kah Baggio olarak sayisiz kizla tanisarak gecirdi. Resmen Kiev Baggio kadar kendine guvenen bir erkek yoktu dunyada, cok buyuk bir karakter yaratilmisti o gece.


Neyse, son ziyarete donelim. Robcan'in kiz arkadasi Hristiyan bir molla versiyonu. Pazar gunu seferi olacagimizdan Cumartesi aksami kiliseye gitti. Firsattan istifade kumarhaneye kactik ve rulet oynadik. Dunyanin en cingene kumarbazlari olarak $6 artiya gecince masayi terketmeye calismamiz isletmecileri ifrit etmis olabilir biraz. Hayattaki amacimiz masadan pozitif degerde kalkmakti. Neyse dedik madem geldik kardan zarar edelim hic degilse. Bu sefer neye koyduysam geldi, +$43'e kadar ciktim. Masadan da cebimde fazladan $30 dolarla kalktim. Kisa gunun kari, enayi dolari. Fiyat performans kistasi kuvvetli olan bir diger alan da beles canli muzik. Barlara para vermeden girip cikabiliyorsunuz. Blues, jazz, populer rock, seytan muzigi hip-hop dahil olmak uzere hersey mevcut. Bira sisesiyle slide gitar calan keyif amcasini seyretmek eglenceliydi. Gerci adam belki 28 yasindadir da kullandigi maddelerden 45 gosteriyordur, bilemiyorum.


Haydan gelen mideme gitti nitekim. New Orleans'in mutfagi sahane. Cajun ve Creole lezzetlerini en siradan restoranda bile cuzi bir meblag karsiliginda tadabilirsiniz. Son gece simariklik yapip TV yildizligina soyunan sef Emeril'in restoranina gittik. Yanimda fotograf makinesi olmasina ragmen kuzu pirzola ve cikolatali suflenin cazibesini cekmemisim heyecandan. Robcan'in ismarladigi scallop (tarak, deniz kabugu hayvani) efsaneydi. Asagidaki yemek resimleriyle idare ederiz artik - Gumbo, Creole Shrimp, garip linguini. Zaten Sultans played Creole.



31 Aralık 2009

Top Gear Sezon 14 Bolum 6 - Bolivya Ozel Etabi


Gencken kampuste kaldigim daireye Turk cemaati olarak canak anten takmistik mac seyredebilmek icin. O zamanlar DigiturkwebTV falan yok tabii. Othello onderliginde bir avuc Turk apacinin pantolonlari cikarip Kurtlar Vadisi seyretmesine maruz kalmam hayattaki vardigim en dip noktadir hatta. Neyse, o dizinin dandik olmasini gectim, dizi konseptine bile kilim. Haftanin bir gunu, bir saati boyunca ici reklam dolu gereksiz uzatilmis TV tuketim urununu seyretmek cazip gelmiyor. Kisacasi en sevdiginiz diziye gozumu kirpmadan laf sokabilirim. Ornegin Lost adam degil, Seinfeld'in karakterine lafim yok ama icten pazarlikli ve kisiliksiz diyebilirim. Anladigim kadariyla Turk dizi piyasasi da cosmus bu aralar. Canim durum cektiginde gittigim Lubnan'li restoranin gobekli kel sahibi Arapca dublajla Turk dizisi seyrediyordu dizustu bilgisayarindan, agzim acik kaldi (dizinin Turk oldugunu plakalardan anladim, cok sukur oyunculari falan tanimiyordum). Oha dedim kultur emperyalistiyiz galiba.

Neyse, su anda yeni bolumlerinin yayinlanmasini ac gibi bekledigim tek TV programi Top Gear. Uc tane orta yasli araba tutkunu Ingiliz'in BBC icin yaptigi sahane bir dizimsi. Produksiyon ve detaylarlara inanilmaz onem vererek cekiliyor. Sunucularin kimyasi ve esprituelligi yardiriyor. Otomotivle uzaktan yakindan alakasi olmayan Robcan'la oturup seyredebiliyoruz mesela. Cocuk o kadar ilgisiz ki ailesinin kendisine aldigi Hyundai Sonata'yi direksiyonda H yazdigi icin Honda zannetmis 2 sene boyunca.

Top Gear'in muthis bir ozel etap konsepti var. Bunlar genelde yaris seklinde geciyor. Mesela Italya-Ingiltere bolumunde Richard Hammond ve James May ucakla seyehat ederken Jeremy Clarkson Bugatti Veyron'la yardirmisti. Tren vs. Ferrari 612 Scaglietti, Gemi vs. Mercedes SLR gibi fantastik eslesmeler oldu. Amerika, Japonya, Vietnam ve Afrika'da aldiklari ucuz araclarla A noktasindan B noktasina ulasma cabasini defalarca seyrettim.


14. sezon biraz sonuk gecerken bombayi 6. bolumde patlattilar: Guney Amerika ozel etabi. Bolivya'da internetten gormeden aldiklari uc kulusturle Amazon'lari ve And daglarini asip Sili'de kiyiya varmak amac. YouTube'dan linkleri 8 parca halinde veriyorum, seyredin eglenin. Tek celsede seyretmek isterseniz www.finalgear.com'dan torrentini bulabilirsiniz. Finalgear cok buyuk bir camia oldugu icin butun gecmis bolumleri de indirebilirsiniz.

1: http://www.youtube.com/watch?v=E8ROoNBuX04&feature=related
2: http://www.youtube.com/watch?v=bLtlSow-rEs&feature=related
3: http://www.youtube.com/watch?v=mM5RruxKuQY&feature=related
4: http://www.youtube.com/watch?v=FEN8i3X9ai8&feature=related
5: http://www.youtube.com/watch?v=FSSbK-uCBtw&feature=related
6: http://www.youtube.com/watch?v=GhwBx8ED1Ko&feature=related
7: http://www.youtube.com/watch?v=8Ek9BvqjlDY&feature=related
8: http://www.youtube.com/watch?v=6-6J7Sjj9JE&feature=related

28 Aralık 2009

Cahil the Return: Yerlesim Hatalari

Blogu bir sureligine nadasa birakmistik. Umuyorum ki Redmancan izinden donunce toparlar, ben de onu bahane edip yavsaklik yapmam daha fazla.

Gokhan Zan gittiginden beri uzulerek yaptigim yerlesim hatalari serisini birakmistim (ornek 1, ornek 2). Kendisi GS'de buna benzer birkac hata yapip Rijkaard'in sonunu getirmeye calistiysa da herzamanki gibi sakatlanarak hastaneden maas almaya devam ediyor. Onun yerini Ekrem Dag ve Ibrahim Toraman doldurmaya calisiyor zannediyorum.



Bursaspor macinin ilk 15 dakikasini seyrettikten sonra futboldan soguyup taseronun verdigi yemege katilma karari verdim. O havada, o sahada ancak doldur bosalt oynanabilirdi. Top surulemiyor, pas atilamiyordu. Tamamen izbandutluga dayali, Nobre'lik bir oyun vardi. Kendime ve zamanima olan saygimdan dolayi asagida resmi gorunen lamb chop'lardan yemegi tercih ettim. Gene & Georgetti eski paranin gittigi monser bir mekan. Cok racon yer ve ete duyduklari saygiya hastayim. Ornegin pirzolanin yanina patates, ispanak, vs. gibi ikincil onemde olan seyleri ayri tabakta getiriyorlar ki ete zeval gelmesin.



Santiyeye geri dondugumde baktim ki Ferrari cikmis ve Yusuf girmis. Geri 4'lude iki tane tahta ayak ve yagmurlu havada fasulyeyle geri yigilip uzun top karsilamaya calisiyoruz. Takim surekli dizilis hatasi yapiyor derken iki tane yiyiverdik. Macin tamamini internetten bulamadigim icin golleri www.ligtv.com.tr'den araklayarak bir analiz girisiminde bulunalim bakalim.

Bursaspor'un 1. golu:

Bu pozisyonda Ferrari oyunda. Uzulmez pozisyon icinde gecilmis, onun yerine Ekrem adam kovaliyor. Alani ise Fink kapatiyor. Tamamlayici rolde Ernst ceza yayiyni almis. Defans ip gibi dizilmis, on direk/arka direk forvetleri parsellenmis. Bursaspor ceza alanina ekstra kosu yapan adamini sokarak golu buluyor. Yani bu golu BJK yemiyor, Bursa atiyor ve helal olsunu hakediyor. Ust duzey takimlarda ekstra kosuyu sag acigin kapamasi lazim, eger bu gol engellenecekse fazladan organizasyonel guzellik yapmaniz gerekir kisaca. BJK henuz o seviyede degil ve aciklari oldukca formsuz bir sezon geciriyor.



Bursaspor'un 2. golu:

Geliyorum diyen gol. Asagidaki dizilise bakalim. 4-5-1 turevi oynuyoruz kagit ustunde. Topa basmasi gereken adam uc forvet zannediyorum CM'de free role'un ne oldugunu gostermeye calisiyor. Nobre girince takimin safti kayiyor, asimetrik sacmasapan bir dizilise burunuyoruz. Burda suc Nobre'nin degil, onu oyuna sokunca siradan bir 4-4-2 oynatmayan hocanin. Topa basan adam sag acik Tello, Ekrem'in yerinde olmasi gereken adam. Ekrem sag bekliginden bikmis olacak ki akinci gibi ileri cikmis arkasinda Van Golu kadar bir bosluk birakarak. Almanlara nazar degmesin, tam olmalari gereken yerdeler.


Sivok rakip stoperle kafaya cikiyor (Ertugrul Saglam'in Daum kokulu mac ici cozumu, Alpay ve Luciano'yu andirdi bana) . Geri 4'lunun olmasi gereken yer X'lerle gosteriliyor. Ofsayt cizgisi kirmizi centik. Kaleden uzak, Allah'a yakin olmasini temenni ettigimiz Ibrahim Toraman yerini kaybedip takimin boyunu 5 metre uzatiyor. Sag bek Ekrem ekranda degil. Mac boyu kanattan iki tane top tasisin ve savassin diye joker olarak oynatilan adamin teknik bilgisi bu kadar iste. Ortalama bir oyuncudan 2 km fazla kosup pas hatalariyla takim arkadaslarina 5 km ekstra kosu maliyeti getirir kendisi. Bir nevi Alex'in ussu biri. Ergic kosusunu surdurup sahane vuruyor. Defansta bir kisinin kayiplarda olmasi herkesin dengesini bozuyor, futbol bu kadar basit bazen. Buyuk ihtimal Ekrem kaybolmasa Toraman Sivok'un solundaki alanini kaplamaya devam edecekti. Tipik bir yenilen gol, atilan degil.


Bursaspor'un 3. golu:

Yenilen gollere baska bir ornek. Yari alanimizin ortasindan duran top kullandirtiyoruz. Top uzaklasmadan kontratak yemek bir Ekrem Dag mucizesi olsa gerek. Ozellikle gecen seneki Turkiye Kupasi macinda Ali Bilgin'in Holosko'ya yaptigi Fatih Urek markaji taklidine bayildim. Sayesinde stoper kanada acilmak zorunda kaldi ve Zapo bos kafayi vurdu. Abartili sevinse de haketti adam. Ayagina git, bonservis ver, esini ikna et, kontrat yap, gorev verdigin her mac tatminkar performans gostersin, sonra da kapiyi goster zorla. Bu da Demiroren ve transfer politikasina kapak olsun. Ligin ilk yarisinda 7.5 m Euro'luk Tabata mi daha faydali oldu yoksa parasini zaten gomdugumuz Zapo mu? Ferrari veya Sivok olmayinca Toraman cahiline kalacak kadar sig bir stoper kadrosuyla uc kulvarda mucadele etmek ne kadar gercekci? Zapo Kalsin demistik aylar once aynen bu nedenle. Ayni sey orta saha icin de gecerli. Devrenin sonlarina dogru 3 derbi, 5 CL dahil olmak uzere maksimum maca cikan Ernst'in dususe gececegini gormek icin dahi olmaya gerek yok. Mustafa Denizli'nin rotasyondan anladigi ileri 4'luyu corba yapmak anlasilan, takimin esas oglanlarini korumak degil.


2. yari Bursaspor ve Kayserispor buyuk ihtimalle yine bu kadar puan alacaktir. Ancak uc buyukler, ozellikle BJK, azalan Avrupa Kupasi maclari nedeniyle haftada bir mac programiyla 2. yarida 40 puan barajini gececeklerdir.

Rijkaard'i elestirenler GS'nin 30 kusur maca ciktigi bir yarinin ardindan sampiyonluk mucedelesinden kopmadigi icin ASY'de deve kesilmesi gerektigini ne zaman anlayacak merak ediyorum.

Not: Basligin hatali olmasi cehalete bir vurgudur, laf yemeden once soyleyim.