Ustaya Saygi Kusagi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ustaya Saygi Kusagi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2010

Yatmadan Once 5 Firca Darbesi, Belki de 6

Bob Marley - '79 Santa Barbara County Bowl - Concrete Jungle

Sarkinin muhimmiyatini hatirlattigi icin referansa tesekkur ediyoruz.


Bob Marley -concrete jungle-(live)
by Lolodubronx


Bob Marley - '77 Rainbow Theatre - I Shot The Sheriff

Intro dansina dikkat.


Bob Marley - I Shot The Sheriff (Live)
by hushhush112


Thin Lizzy - Don't Believe a Word

Gitarist "Still Got The Blues" ile populerligine populerlik katan Gary Moore. Santor Phil Lynott, saclari ve biyiklari. Bas ritm efsane.


Thin Lizzy & Gary Moore :Don't Believe A
by IRONMADMAN



Deep Purple - Child In Time

Ian Gillan'in varamadigi, Ritchie Blackmore'un calamadigi nota yok. Orgist Lord'a dikkat.



Pearl Jam - '92 Pink Pop Fest - Alive


Pearl.Jam.-.Alive
by burton51

Bonus: Fiva.

15 Ocak 2010

Hey Bobi Marley, Sing Something Good To Me


bobbie emmie kicking balls
by packupmands


Bugun isten iki tane orta yasli kankam kovuldu. Santiyedeki yoldaslarin yas ortalamasi 40'in ustu olmasina ragmen muhabbet asla eksik olmaz. Sabah 6:30'ta mutlaka iste ol liste yapmamiz lazim deyip gec kalinca kusura bakma hanim uyaninca yesil isik yakti, ayda bir gelen bu firsati degerlendirmezsem icimde kalirdi diyecek kadar lacka apaciler hatta. Neyse, ortalama capta olduklari icin resesyonla beraber gume gittiler.

Santiyenin onlarin gidisinden etkilenecegini sanmiyorum, yerlerine Ernst ve Holosko gibi iki kisi geldi. Ama onlar icin uzuldum acikcasi. Delgado gibi adamlardi, bir turlu randiman vermemelerine ragmen kizmaya dilim varmazdi.



Moral bozuklugu durumlarinda kiblem tabii ki Bobi Marley. Keyifli adam, ancak ayni zamanda mucadele insani. Daha once de bir post cakmistim onunla ilgili. Kackar Dagi'ndan cikamasaydim kefenimde resmi olacakti. Genetik olarak Ferrari'ye benzedigi icin iyi topcu olma ihtimali hayli yuksek. Afrikali fizik, somurgeci akliyla birlesmis ne de olsa.

Iron Lion Zion.

21 Ağustos 2009

Respect



Sergey Bubka'nin sirikla yuksek atlama dunya rekorunu 80'ler ortasinda antrenmanlarda 15 cm. ile kirdigi fakat kariyeri boyunca gundemde kalmak ve kendisine gosterilen ilgiyi taze tutmak adina gercek yarismalarda rekoru adim adim gelistirdigi atletizm efsanelerinden birisidir. 9.58 ve 19.19'dan sonra dusunmeye basladim; Usain Bolt antrenmanda kac kosuyordur acaba?

17 Ağustos 2009

20 Temmuz 2009

Vedat Okyar 1945-2009


Bugun Besiktas siyah-beyaz degil, simsiyah. 

Bu renkleri O'nun kadar seven, O'nun kadar babacan bir Besiktasli'yi kaybetmek gercekten cok uzucu. Icindeki Besiktas askini anlamak icin o ozgun diliyle kaleme aldigi son yazisini okumak dahi yeterli zaten. 

Mekani cennet olsun. Bizler onu unutmayacagiz.

Not: Vatan Gazetesi'nin internet sitesinde su patavatsizligi gordugumden beri sinirim cok bozuk. Usul adap bilmeyen, kokusmus adamlar, Flas Haber kadar baslarina tas dussun. Soylenecek cok sey var aslinda, ancak bugun daha fazla birsey yazmak istemiyorum. Kim bilir, belki de uzuntumden hassas davraniyorumdur.

13 Mayıs 2009

PFA Fans' Player of the Year / FWA Player of the Year


Ryan Giggs'in Ingiltere Profesyonel Futbolcular Birligi (PFA) tarafindan yapilan oylamada futbolcular tarafindan Yilin Oyuncusu secildiginden burada bahsetmistim.

O gunden bu yana iki prestijli odul daha sahibini buldu ve ikisini de kazanan Liverpool'un basarili kaptani Steven Gerrard oldu. Odullerin ilki PFA Fans' Player of the Year, yani yine Profesyonel Futbolcular Birligi tarafindan duzenlenen ancak bu sefer taraftarlarin oylariyla sahibini bulan Yilin Oyuncusu odulu. Ikincisi ise FWA Player of the Year yani Ingiltere Futbol Yazarlari Dernegi tarafindan verilen Yilin Oyuncusu odulu.


Basarili oyuncunun bu iki odulu de sonuna kadar hak ettigine cok fazla kisinin karsi cikacagini dusunmuyorum. Yine de bu odulleri firsat bilerek yeryuzunde en begendigim futbolcu olan Gerrad hakkinda 1-2 kelime birseyler yazmak istedim. Ingiliz oyuncu Liverpool'da duzenli olarak oynamaya basladigi ikinci sezonnolan 2000-01'den bu yana milli maclar dahil sezonda ortalama 56 macta forma giymis. Ve bu sure icerisinde kulup bazinda en az mac yaptigi sezon, icinde bulundugumuz 2008-09 sezonu ve bu donemde su ana kadar 40 macta forma giydi. Milli maclari da kattigimiz zaman sene sonunda yine 50 mac rakamini tutturmus olacak. Bahsettigim 9 sezonda attigi toplam gol sayisi da 132 ki oyunun savunma yonune Gerrard kadar katkida bulunan bir ortasaha oyuncusu icin sezonda 15 gol esine az rastlanir bir basaridir. Boyle bir adamdan basediyoruz, o yuzden altyapisindan yetistigi ve 6 senedir kaptanligini yaptigi Liverpool'da simdiden bir efsane olmasina sasirmamak lazim.

Bu sezon ise Rafa Benitez'in ona bictigi yeni gorev ile beraber kendi standartlarinin dahi uzerinde bir performans sergiledi Gerrard. Liverpool formasiyla 40 macta attigi 23 gol, yeni nesil bir forvete evrilen oyuncunun bu yeni pozisyonunda ne kadar basarili oldugunun ispati. Ancak butun istatistikler bir yana Gerrard'in takimina yaptigi en onemli katki sagladigi liderlik ve kaybetmeye tahammulu olmayan kisiligidir. Liverpool'un tarafli tarafsiz herkesin begenisini kazanmasini saglayan en onemli unsurlardan bir tanesi de Gerrard ve Carragher onderliginde edindikleri pes etmeyen oyun karakteridir zaten. 2004-05'teki mucizevi Olympiakos macinin ikinci yarisi, Istanbul'daki tarihin en unutulmaz Sampiyonlar Ligi finali ve 2006 FA Cup finali Gerrard ve Liverpool deyince aklima ilk gelenler.


Premier League disinda kulup bazinda kazanilabilecek ne varsa kazandi Gerrard. Ve sonunda bu sezon Liverpool, ilk kez, gercekci bir sekilde EPL'de sampiyonluk mucadelesi verebildi. Buradan sonra sampiyon olmalari zor gozukse de, onumuzdeki yil yine Manchester United'in en buyuk rakibi olacaklardir. Bu hedef de artik eskisi kadar ulasilmaz degil, Benitez yonetiminde saglam iskeletlerine yapacaklari 1-2 iyi transfer ile sakatliklardan da uzak durabilirlerse United'i tahtindan indirebilirler. 8 Numara'nin muhtesem kariyerine de ancak boyle bir basari yakisir zaten.

PFA Fans' Player of the Year: Steven Gerrard
FWA Player of the Year: Steven Gerrard

10 Mayıs 2009

Chuck Daly 1930-2009


NBA Playofflarini seyrediyorsaniz koclarin yakasindaki rozetler dikkatinizi cekmistir. Uzerinde efsane koc Chuck Daly'nin adinin bas harfleri 'CD' olan bu rozetler pankreas kanseriyle savasan Daly'ye destek olmak amaciyla NBA Koclar Dernegi tarafindan baslatilan kampanyanin semboluydu.



Hall of Fame uyesi Chuck Daly dun 79 yasinda yasamini yitirdi. Basarili kariyeri Isaiah Thomas, Joe Dumars, Bill Laimbeer ve Dennis Rodman'li "Bad Boys" Detroit Pistons'la yakaladigi iki sampiyonluk ve 92' Barselona Olimpiyatlari'nda orijinal Ruya Takim'la kazandigi altin madalya ile her daim anilacaktir.

Usta koc hakkinda belki de en guzelini bugun telefonda babam soyledi: "Cok baba koctu" dedi, hakikaten de oyleydi.

Topragi bol olsun...

9 Mayıs 2009

Sari Firtina


Benim gozumden kacmis, bizim gibi Besiktas asigi bloglardan biri olan Sairler Parki'ndan Ege yazinca haberim oldu. Sari Firtina'nin dogumgunuymus 8 Mayis. Bir suredir aklimda vardi Metin ile ilgili iki kelime birsey yazmak zaten, dogumgunu vesile olsun boylece.

Besiktas kaybedince odama gidip agladigim donemin en guzel insanlarindandir Metin. Mevcut yonetimin icini bosaltmak icin her turlu cabayi sarf ettigi 'Besiktasli Durusu'nun hala bir anlama sahip olmasini saglayan o altin jenerasyonun cok onemli parcasidir. Ozlemini cektigimiz, belki bir tane daha buluruz deyip A Takim'a gelen her 19-20 yasindaki cocugun agzinin icine baktigimiz Bayrak Adam'dir, Buyuk Metin'dir.

Iki ayri roportajindan bahsedecegim Metin'in. Ilkini zamaninda Vatan Gazetesi'nde okumustum, Boxer Dergisi'ne verdigi bir roportajdan alinti. Diyor ki Metin: "Ben çocukken G.Saraylıydım. Çocukluk işte... Büyüyünce anladık doğrusunu. Babam G.Saray'ı tutar. O yüzden çocukken ben de G.Saraylı'ydım. Ama daha sonra Beşiktaşlı oldum. ... "Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı doğulur" tezahüratına karşıyım, yanlış. Bilinçlenince doğru takımı tutmaya başlarsınız. Doğru takım ise Beşiktaş'tır." Her transfer oldugu takimda "Ben cocukken zaten bu takimi tutuyordum, kolumu kesseniz bilmem ne akar" diye taraftara yalakalanmaya calisan, yeni takimina hos gozukmek icin eski kaptanina saha ortasinda dayilanan adamlarin bininin bir para oldugu yerde, yillarca formasini giydigi, sembol oldugu takimi kucukken tutmadigini, hatta o donem Galatasarayli oldugunu soyleyebiliyor Sari Firtina. Sonra da lafi eveleyip gevelemeden, kasi gozu oynamadan taraftara igneyi batiriveriyor. "Ben Besiktasli dogmadim ama herkesten de iyi Besiktasli'yim" diyor. Delikanlilik, adamlik, sembol olmak gibi kavramlarin her gecen gun anlamini biraz daha yitirdigi su gunlerde bize hatirlatiyor neyin ne oldugunu.

Ikinci roportaj ise aslinda editorlerinin renk saplantisi yuzunden cok da tutmadigim Sporx.com'dan. Kendisine efsane diye hitap edilince su cevabi veriyor: “Efsane, yıllar aşıp yüzyıl öteye geçebilmektir. Bir çocuktur sizi o yıllar öncesine götüren ya da efsaneleştiren. Biz nasıl Baba Hakkı'yı merak edip onu araştırıp, neredeyse ellerimizle dokunduysak, yıllar sonra bir çocuğun bizi aklına düşürüp araştırmasıdır. Biz, o efsane içinde olan şanslı insanlarız. Yoksa efsane olmak ne haddimize. Tek efsane vardır o da Beşiktaş'tır...” 'Besiktasli Durusu' mu dediniz? Ben daha guzel ifade edildigini duymadim bugune kadar.

Su an hala gururla "Besiktas'liyim" diyebiliyorsam bunda payi buyuktur Metin'in. Umarim gunun birinde, duzgun bir yonetimle, dogru bir yapilanmayla tekrar gorev alir Besiktas'ta. Cunku son yillarda cok yiprandik, ve o yuzden Metin gibi, insanlari arkasindan surukleyebilecek, bozulan 'Durus'umuzu duzeltebilecek birine cok ama cok ihtiyacimiz var.

Iyi ki dogdun Sari Firtina, iyi ki varsin...

27 Nisan 2009

PFA Players' Player of the Year

Ingiltere Profesyonel Futbolcular Dernegi tarafindan duzenlenen Yilin Oyuncusu oylamasinin sonucu bu aksam aciklandi:


Daha onceden duyuruldugu uzere adaylar Ryan Giggs, Nemanja Vidic, Rio Ferdinand, Cristiano Ronaldo, Edwin Van Der Sar ve Steven Gerrard idi. Kazanan Manchester'in yasayan efsanesi Ryan Giggs oldu. Odule layik gorulmesinin ana sebebinin 35 yasindan sonra futbolunda gecirdigi evrim oldugunu dusunuyorum. Yillar boyunca Premier League'in en korkulan kanat adami olduktan sonra yaslandigini ve yavasladigini kabullenebilmek basli basina buyuk olgunluk gerektiren, onemli bir basari. Ama onca yil sonra en onemli ozelligi olan suratini kaybettikten sonra bu kadar iyi bir ortasaha oyuncusuna donusmek sadece ve sadece efsanelerin basarabilecegi birsey.


Burada mumkun oldugunca yorumlarimizi yazmaya ve herkesin kolaylikla ulasabilecegi sayilari, istatistikleri bu yorumlarin disinda tutmaya calisiyoruz. Ancak Giggs'in nasil bir kariyeri geride biraktigini biraz daha iyi anlamak adina su listeye bir goz atmak gerektigini dusunuyorum:

Manchester United formasiyla 19 sezonda 799 mac oynayip 148 gol atmis Ryan Giggs. Bu 19 sezonun 15'inde en azindan 40 mac oynamis. 17 yasinda A Takima yukseldigi ilk sezonun ardindan 37 macin altinda oynadigi tek bir sezon dahi yok.
United formasiyla kazandigi basarilar:

10 Premier League Sampiyonlugu
2 Sampiyonlar Ligi Kupasi
4 FA Cup
3 League Cup
7 Community Shield
1 UEFA Super Kupasi
1 Kitalararasi Kupa
1 Dunya Kulupler Sampiyonasi Sampiyonlugu

Bunlara ilaveten aralarina PFA Yilin Futbolcusu odulunun de eklendigi sayisiz bireysel basari.



Mukemmel bir futbolcu, gercek bir profesyonel, her hareketiyle, durusuyla tarafli tarafsiz herkese kendisini sevdirmeyi basarmis mukemmel bir sembol Ryan Giggs. Saygi duymamak, hayran kalmamak, ona sahip olduklari icin Manchester United taraftarlarini kiskanmamak mumkun degil.

PFA Players' Player of the Year: Ryan Giggs

24 Nisan 2009

Maldini, Maldini, Kaka, Milan, Besiktas

Babamin sayisiz 'ata' sozunden bir tanesidir "Aslandan aslan, maymundan maymun dogar" sozu. "Armut dibine duser"in bizim aile versiyonudur. Nereden cikti diyeceksiniz? Milan'in 2007 Sampiyonlar Ligi sampiyonlugu sonrasi San Siro'daki kutlamalar sirasinda cekilen asagidaki videoyu YouTube'da gorunce yazasim geldi. Eminim onceden gormus olaniniz vardir, klibin yuklenme tarihi 2007 yazi ve bugune kadar neredeyse 1 milyon kisi tarafindan izlenmis cunku. Ben yine de gormeyenlerle paylasmak istedim.

Bu "yatarak kayarak mudahale"nin teknik analizini yapalim once :) O nasil bir zamanlama, nasil bir tekniktir yahu? Seedorf'un ayagindan tereyagindan kil ceker gibi almis topu bacak kadar cocuk. Tabii bu 5 yasindaki bacak kadar cocugun Paolo Maldini'nin oglu Daniel oldugunu belirteyim. Babasi Paolo'dan cok sey ogrenmis anlasilan.

Saka bir yana Milan gibi ancak 15 senede bir kaptan degistiren bir takimin bir sonraki jenerasyonda kaptani olabilir mi peki Daniel Maldini? Bunu konusmak icin tabii ki de cok erken; ancak "Aslandan aslan, maymundan maymun dogar" teorisi isiginda sansinin son derecek yuksek oldugunu dusunmemek elde degil. Baresi'nin 6 numarali formasi gibi baba Maldini'nin 3 numarali formasinin da Milan tarafindan emekli edilecegini ve ancak 3. nesil Maldini'nin A Takimda forma giymesi durumunda sahalara donecegini de not duseyim. Vefa sadece Milano'da bir semt degilmis demek ki.


AC Milan'i bu yonuyle takdir etmemek imkansiz gercekten. Geleneklerine, basarisinda emegi gecen insanlara bu kadar bagli, bu kadar saygi gosteren bir camia daha yok zaten dunyada. Takimdan ayrildiktan yillar sonra Ibrahim Ba'yi takima geri alip jubile yaptirmis olmalari bile basli basina yeterli aslina bakarsaniz. Su kadar senedir sadece Mehmet Ozdilek ile Tayfur Havutcu'ya kendilerine yakisir sekilde jubile yapabilmis bir takimin taraftari olarak kiskanmadan edemiyorum malesef.

Boyle bakinca Kaka'nin Manchester City'nin 15M Euro'luk teklifini kabul etmemesine de sasirmamak lazim. Soru su: Bir adam futbolcu ne ister? Cok para kazanmak ister (Kaka senede zaten 9M Euro aliyor su anda), basari ister (Milan, Real Madrid ile birlikte Avrupa'nin en cok basari kazanmis 2 takimindan bir tanesi), taraftarlarca sevilmek ister (Milan taraftarinin Kaka'ya gelen teklifin kabul edilmesi sonrasi Galliani'ye tepkisi ortada), sayginlik ister, istikrar ister, huzur ister (bunlari zaten yukarida acikladim). AC Milan bir futbolcunun bu hedeflerin hepsine birden ulasabilecegi cok az sayidaki kuluplerden bir tanesi. O yuzden Kaka'nin kalkip da Arap Seyhinin bir heves ile satin aldigi, Premier League kuruldugundan beri orta siralardan yukari gecememis Manchester City'e gitmemesi kadar mantikli birsey olamaz. Manchester City'de 15M Euro'ya oynayacagina Milan'da 9M Euro'ya oynar - ki bu baska bir noktadan bakildiginda son donemlerde surekli olarak maymun istahli, cocuklugunda futbol maci dahi seyretmemis, sohret pesindeki 'yatirimcilarin' istilasina ugrayan dunya futbolu icin cok ciddi bir umuttur.


Bu yuzden zaten Besiktas taraftari olarak biz, istiyoruz ki Serdar Kurtulus'lar, Serdar Ozkan'lar oynasin bol bol, Ibrahim Kas'lar elden kacirilmasin aptalca, Batuhan'lar harcanmasin kolay kolay. Futbolu biraktiginda guzel bir jubile yapilsin mesela Ibrahim Uzulmez'e. Ama haddimizi asiyoruz galiba. Topluluklar hak ettikleri sekilde yonetilirler sozune cok inanirim. Ancak bizim hakkimizin bu basimizdaki yonetim oldugunu kabullenemiyorum bir turlu. O yuzden 2010 benim icin son sans. Bu camia, sahip oldugu her degeri yerle bir etmis, kendisini herkese alay konusu haline getirmis bu basiretsiz adamlari bir kez daha secerse zaten, sizi bilmem ama ben yokum arkadas. Bunu da takim ligde iyi giderken soyluyorum ki soyledigimin sportif basariyla hicbir alakasi olmadigi daha iyi anlasilsin. Olur da sampiyon olursak ve Yildirim Demiroren de zamaninda Aziz Yildirim orneginde gordugumuz gibi 'efsane baskan' pozlarina girerse bunyem kaldirmayacak cunku.

Not: Yaziyi bu kadar ciddi bir sekilde bitirmeyi planlamamistim aslinda. "Daniel Maldini ileride buyuk topcu olur" ayarinda birseyler karalayip kapatacaktim mevzuyu. Ancak oturup da Italyanlarin neler basardigini bir kez daha dusununce basimizdaki bu yonetime olan sinirim yine artti malesef.

20 Nisan 2009

Anonsun Krali


Inonu'ye soyle bir anons insani alsak, tribunler cossa, nesemiz yerine gelse (usenmeyin, linki indirin kesinlikle: http://www.sendspace.com/file/e6pszq).

Bobi Marley Pasa'nin olumune neden olan olaylarin baslangici da pek bilinmez ama futboldur. Bir gun top pesinde kosarken ayak parmagi sakatlanir. Yara iltihap yapar, iyiden iyiye kotulesir. Doktorlar kesmek lazim der, dini inanclari (Rastafari) dolayisiyla buna izin vermez. En sonunda garip bir sekilde olay kansere doner. Burda ilginc bir detay da hastaligin baslangicinin siyahilerde gorulmeyen bir cesit deri kanseri oldugu iddiasidir. Bobi'nin babasi Iskoc kokenli Jamaikali bir beyazdir. Amansiz hastalik ilerler ve yayilir, beyin tumoru halini alarak son darbeyi vurur.

Cok buyuk adamdi Bobi. Muzikten kazandigi paralarla memleketindeki binlerce ac insani beslemek icin asevi kurmustur. Davayi asla satmamistir keyif ulkesinin keyif insani.
Jah, Rastafari... With no apology. And this is Rastaman Vibration...

15 Nisan 2009

U2 360˚ Tour


U2'nun son albumu No Line On The Horizon ve tanitim turu U2 360˚ Tour'dan burada bahsetmistim. Dort gozle bekledigim Atlanta konseri biletleri sonunda elime gecti. Chicago konseri icin de blogun diger ortagi Sampi ile eBay'i zorlayacagiz artik.

Nazire yapar gibi oldu biraz ancak, NBA maclarinin makul saatlerde olmasi disinda, Amerika'da yasamayi cekilir hale getiren nadir seylerden biri de bu tarz onemli gruplari canli canli izleyebilme olanagi. O yuzden izin verin de hava atayim biraz...

2 Nisan 2009

U2 - No Line On The Horizon


Albumu aldigim gunden beri baska birsey dinleyemiyorum. Klasik tarzinin cok da disina cikmadan gayet guzel bir album yapmis U2 yine. Zaten harika bir rock grubu oluslarinin yaninda siyasi-sosyal duruslari ve Bono onderliginde basini cektikleri sivil toplum hareketleri dolayisiyla her zaman gonlumde ayri bir yeri olmustur bu 4 Irlandali’nin. Kimsenin topluma ornek olmak gibi bir gorevi yok kesinlikle, lakin sahip oldugu ustun yetenegi hayata olumlu birseyler katmak icin kullanan insanlara ayrica saygi duyuyorum. U2 da bu konuda benim gozumde bir numaradir her zaman.

Bu albumde de ozellikle “Magnificent” beni inanilmaz sardi, kesinlikle tavsiye ederim. “Get On Your Boots” da NBA Playoff’larinin resmi muzigi olacak buyuk ihtimalle, onun icin inceden nabiz yokluyorlar su siralar.


Album tanitimi icin de 30 Haziran’da Camp Nou’da baslayacak 35 konserlik bir tura cikacaklar. “U2 360˚ Tour” hakkinda detayli bilgiye buradan ulasabilirsiniz. Kismetse biz de ya Chicago’da ya da Atlanta’da bir ucundan yakalayip, canli canli dinleyecegiz bu efsanevi grubu. Gerci su ana kadar satisa sunulan tum konserlerde biletler ilk yarim saatte tukenmis olsa da - misal 12 Eylul Chicago konseri saat 10:00’da satisa sunulmus, 10:02’de tek bir bilet dahi kalmamisti - azimliyim bu sefer. Pazartesi sabahi ticketmaster’in basinda 3 bilgisayarla bekliyor olacagim. O da olmadi, e-bay’den yakalarim birseyler diyorum. Cunku olur da U2 kapimin onune kadar gelmisken kacirir goremezsem kendime zor gelirim bir daha.