Super Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Super Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2011

Yonetim ve 11'i Bulma Yetisi

Skor kizginligi olarak algilanmasin diye bu yaziyi daha da erteleyecektim ama ucu Uzulmez'e dokundugu icin daha fazla beklemek istemedim.

Besiktas tarihinde 2 tane oyuncuya farkli gozle baktim. Birincisi Metin Tekin, ikincisi Ibrahim Uzulmez. Kendime gore nedenlerim var, katilirsiniz katilmazsiniz sizin bileceginiz is.

Ibrahim'de Besiktas taraftarlarinin sahip olmadigi "kendini bilme" erdemi var. Futbolcu olmasaydim garson olurdum diyecek kadar kendini taniyor. Mutevazi, aldigi parayla pembe genco kazaklari ve trilyonluk araba yerine gelecegine yatirim yapiyor. Yardimsever, Besiktas personeline ve ailesine surekli destek cikiyor. Muthis bir varolus icgudusune sahip. Ispanya milli takiminin sol bekiyle rekabet edip kazanmisligi var. Rakiplerine kasti hareketini hatirlamiyorum. Kendisine o kadar iyi bakiyor ki 36 yasinda takimin hala en cok kosanlarindandi. Ozellikle Turk futbolcusunda eksik olan ust vucut kuvveti muazzam, dogal olamayacak kadar guclu. Buyuk ihtimalle antrenman sonrasi salonda calisiyordur. Milletin dalga gectigi rakibe kendisini takip faul alma hareketinin kaynagi onun nizami sarjla dengesinin bozulmasinin zorlugundandir. En onemlisi elinden geldigi kadarini her zaman yapmistir, gozumde spor ahlakinin temelinde bu vardir. Orta yapamadigi gercegini bilerek takimda yer verebilirsiniz ve sonucta karsiliginda ne alacaginiz asagi yukari bellidir. Ortalamasini her zaman muhafaza eder, kirk yilin basi da delirip Gerard'in solundan atip sagindan gecer 3-0'lik Barca macinda oldugu gibi. Adam resmen onumde cildirip Barcelona'yi parcaladi, ki hayatimda gordugum en iyi bireysel performanslardandir.

Bizim capsiz yonetim gidip bu adami kovuyor, sonra da genclere ornek olsun diye altyapinin basina gecmesini falan ortaya atiyor. Sozlesmeyi yirttiktan sonra da deplasmanda oynanacak Antep macinda jubile teklif ediyor (nasil olsa ben yaparim olur, hukuk onemli degil mantigi). 11 senelik oyuncunu, takimin kaptanini kovarken iki dakika fiksture bakmaktan aciz bir baskani bu camia 20 sandigin tumunde tercih etti. Ali Sami Alkis diyorum. Yonetim ne zaman daha fazla sacmalayamaz dersem 11'i buluyor.

Bir de reelfutbol Besiktaslilar var ki Allah akil fikir versin. Iyi bari Ibrahim gitti Ismail oynar diyorlar. Onumuzdeki 3.5 ayda 25 mac yapsin da bacaklari kopsun Ismail'in, siz de rahatlayin.

Takimin kaliteli oyuncu, sohretli teknik adam vs.'den once adalete sahip olmasi gerekir. Teknik direktor Fatih Tekke'ye kufredince Fatih gonderiliyorsa 2. kaptan da takim arkadaslarina kufreder. Sonra da hicbirsey olmamis gibi hayatina devam eder. Insan cikar bir ozur diler, boyle olmasini istemezdim falan der ama o olgunlugu gostermek yerine susmayi tercih etti. Acikcasi Ibrahim Toraman'in attigi golle kazanmaktansa kaybetmeyi tercih ederim. Benim icin Besiktas'ta bir tumordur Ibrahim Toraman. Vasat bir futbolcu ama kotu bir insandir gozumde Batuhan'in hamisi.

Adalet demisken forma dagitimi da tam bir efsane. Sezon basi kovmaya calistigin Ferrari'yi bolgesindeki oyuncular sakatlaninca takimda tut. Sonra bir diger stoperin (ki forma aldiginda dusuk olan capinin elverdigi olcude mucadelesini her zaman etmistir) Zapo'yu gonder. Sezonun en kritik iki macinda ilk onbir oynat mac kondisyonu olmadan. Bir de ustune sasir ebleyince. Mac temposuna alismamis adam ya sakatlanir, ya topa ters vurur, ya da aptalca bir hareket yapar. Butun mac Lugano'yla guresip karsilikli faul yaptiktan sonra eslesmeyi degistirmeyi dusunmezsen olacagi budur.

Besiktas taraftari da saf bir kum tepesi misali ruzgar nereye savurursa oraya ucuyor. Toraman'in attigi golle cildirip sonra yenikken Delinho tezahurati yapiyor. Kendi oyuncun cok net penalti yapiyor, hakem gormuyor. Devaminda alakasiz bir yerde dirsek atip maci veriyor. Sonra "futbolun katili Turk hakemleri." Neden olmasin, aynen boyle devam edin.

Koca camiada mental gucu yuksek olan tek birey Necip Uysal. Kendi kalesine gol attiktan sonra 20 yasindaki bir oyuncunun maca bu kadar damga vurmasini ayakta alkislamak gerekir. Charles Barkley / Dennis Rodman olceginde boyundan fazla ribaunt alarak takimini ileri tasidi ve maca ortak etti.

Besiktas Lucescu zamanindan beri telasli. Harala gurele ya tutarsa rastgele seklinde ortaya futbol akli koymadan birseyler yapmaya calisiyor. Son 30 derbi macini ele alin. Kesinlikle uc buyukler arasinda en cok kirmizi karti goren ve en fazla duran toptan gol yiyen takim Besiktas'tir. Bunu sans, hakemlerin haksizligi, vs. seklinde gariban edebiyatiyla aciklayip bir yere varmamayi tercih edebilirsiniz. Ya da sorunu saptayip bir cozum yolu arayabilirsiniz, cunku futbol sansi bir yere kadar yardim eder.

Quaresma'nin arkasina stoper bek koymayi akil edemezseniz atilma sansini arttirirsiniz. Ozellikle yaninda Toraman gibi kademe yapmayi bilmeyen bir stoper oynuyorsa rakibini faulle durdurmak veya calim yemekten baska sansi kalmaz. Dos Santos, Alex, Niang'a karsi Toraman/Ekrem terorize edilir. Ekrem ters ayagiyla bin kere vursa birinin tutacagi aci burunla skora dengeyi getirmis olabilir ama bu anomalidir ve haklilik olarak algilanmamalidir. Rulet oynarken de bir rakama koyup cok para kazanabilirsiniz ama bu aldiginiz riskin aptalligini degistirmez.

10 kisi kaldiktan sonra 2 banks of 4 seklinde reorganize olmaktansa orta sahayi 3'e karsi 1.5 birakirsaniz, kisacasi Alex'e alan verirseniz 10 dakikada cezayi keser. Eminim ki FB'nin sampiyonluk maci olsa ve 4 averaj gerekse bu skoru elde edebilirdi.

Macin bir diger sonucu da Mehmet Demirkol'un futboldan ne kadar anlamadigini gostermesi oldu. Almeida'nin Bobo'dan daha iyi oldugu kanitlanmis artik. Bir kere Almeida'nin santrafor oyunu yok. Etrafindakileri sirti donuk top alarak oyuna sokamiyor. Cabuk donemiyor ve bitiriciligi zayif. Almeida ikili hucum hattinda cok iyi bir tamamlayici olabilir, veya kanatta uzun boyuyla farkli bir alternatif sunabilir (Anichebe'nin bek ustune oynayip hava topu kazanmasi gibi). Uzun top indirebilen hizli bir pehlivan, onu oyle degerlendirmek lazim. Ama modern bir 9 numara degil. Son gunlerin populer terimi False 9 (Sahte 9) ismine karsiyim. Fowler, Jardel gibi ilerde bekleyip geldi mi yazan forveti kaldiramiyor gunumuzun hizli oynanan futbolu. 9 numaranin deplase olup kosu yollari acmasi, alanini bosaltip deparla geri girmesi bazal gereklilik. Yani degisim sahte 9 yerine "yeni 9" falan olarak nitelendirilmeli. Formda bir Torres veya Drogba bunun en iyi ornegidir. Turkiye olceginde bunu yapabilen (elbette bazi yonleri digerlerinden daha gelismistir) Mehmet Yildiz ve Bobo var.

Aykut Kocaman'i ve Fenerbahce'yi tebrik etmek gerekir. Bana gore kimi yerleri sorunlu olan kadroyu optimal kullaniyor. Geri 5'li Avrupa capinda, pigment ortalamasi arttirildi. Su anda Selcuk'un yerine kaliteli bir yerliye ihtiyaclari var. Ortasahanin gobegindeki 3'e 3 eslesmede net olarak Besiktas galip cikti, burada kalite arttirimi gerek. Alex ve Emre alternatifsiz olduguna gore Selcuk'u yedege itecek kalipli bir oyuncu gerekiyor. Bir de Stoch veya Dia'nin kendilerini gelistirip kanat hucumlarindan daha fazla sonuc almalari gerekiyor. Dia'nin altyapisi kuvvetli, karar verme yetenegini ve son vurusunu gelistirirse degerini uce katlar. Stock'un da taktik bilinci ve zekasi yuksek. Devamliliga ihtiyaci var. Ikisi de genc ve ustlerinde durulursa yatirimin karsiligi fazlasiyla alinir. Turuncu kartli yorgun Gokhan Gonul'u degistirip 10 kisi kalma ihtimalini azaltmasi bile bir referanstir gozumde. Giren oyuncu Bekir ama elindeki malzeme nedeniyle elestiremezsiniz, onemli olan mudehaleyi etmektir ve bu alanda Dayi'nin ustunde bir performans gostermistir. Kazma bir sag bek olmayan bir sag bekten iyidir.
Son olarak, Ibrahim Uzulmez Besiktas'tir. Mustafa Denizli'ye sampiyonluk macinda kaptanlik bandi taktigi icin bin kez daha tesekkur ediyorum.
Si yo fuera Ibrahim Uzulmez
viviria como El
Si yo fuera Ibrahim Uzulmez
Frente al cualquier porteria
La vida es una tombola
de noche y de dia
La vida es una tombola
y arriba y arriba

14 Şubat 2011

Lades III - Ekrem Zipladi


Yonetim hakem odasi bassin, artik Toraman dirsek atinca karsi takim kirmizi kart gorsun olur mu? Ayni sey Guti'ye yapilsaydi ne diyecektiniz?

Takimin kici basi birbirini tamamlamazsa bir hafta Q7 35 metreden diregin altini gorur, obur hafta Ekrem alamayacagi topa (1+ metre fark var) ziplar ve Serdar Ozkan'dan gol yersin. Allah icin biri bana aciklasin bu yukseklikteki topa kafa vurmaya calisan bir adam benden neden daha fazla para kazaniyor.

Tarafarin hocaya olan guveni kayboluyor. Daha da vahimi futbolcularda da bu guven zedelenmis gibi. Fatih Tekke'den sonra Bobo ve Ernst'in devre disi birakilmasi genel olarak adalet duygusunu hirpalamis olabilir. En kotu zamaninda bile gol atan Denizli'ye kosarken onumuzdeki hedef maclarda Schuster'e kosulup anlamsiz bir mesaj vermeye calisilacagini sanmiyorum.

Pippo Almeida yine ofsaytta, yine topla bulustugunda sol cizgide, yine kafa vurmasi gereken adamken orta yapiyor. Nobre takimin yaraticiligini ustlenmis durumda. Son hamlesi olmayan Hilbert acik oynuyor. Ondan sonra zannediliyor ki Guti olmayinca olmuyor. Guti'nin eksikligi carkta bir disli, cok daha muhim aksakliklar var. Ayriyeten 34 yasinda, her macta 10 tekme yiyen adami bir haftada uc maca cikarirsan ya odem olusur ya lifi atar.

Rotasyon yapilmasini anlayabiliyorum. Ornegin Ismail evet Ibrahim Uzulmez'den daha formda ve gencligi nedeniyle oynamasi lazim. Ama iki UEFA, bir derbi, bir milli maci 15 gunde oynamasi mantikli degil. Peki ayni seyi hazirda Bobo varken Almeida'nin yapmasi ne kadar gercekci? 60. dakikada pestili cikti kenarda gofret yedi haliyle.
Besiktas'in yenilmesinde degilim, ama daha iyi yenilmemesi beni uyuz ediyor.

Su anda muhtemel gelecek senaryolarindan en kotusu Dayi'nin sene sonunu gormesi fakat 2. senesi icin kalmamasidir. Kesinlikle net bir sekilde karar verilmelidir: Schuster ya kangren olarak nitelenip kesilmelidir, ya da sozlesmesini bitirmelidir. Aksi haldi onun planina gore 2011-2012 kadrosu sekillenir (Bobo, Holosko gider, Nobre'yle sozlesme uzatilir) ve bir sonraki hoca (kosinus egrisi bize camianin cocugu olacagini isaret ediyor, bir sonraki Real Madrid'i iki adim geriden takip ettigimiz icin Pellegrini) enkaz devraldim edebiyati yapar.

Temennim Dayi'nin 3 ortasahali, Nobre ve Ekrem'siz, mumkunse Toraman'siz bir kadroya donup uzun sure takimin basinda kalmasidir. Acikcasi hoca degisikliklerinden biktim, gelen gideni aratiyor zaten. Birinin iyi tarafi oburunun kotu tarafi oluyor, bir yere varamiyoruz.

Kaldi ki hoca konusunu alternatiflerle degerlendirmezsek alti dolmaz. Diyelim ki Dayi birakti gitti, eyvallah. Yerine birini getirene kadar elli cesit oneriyle kaos ortami olusturulur. Mehmet Ozdilek'ten Daum'a kadar uzaniriz. Konsantrasyon bozulur, disiplinsizlik olur vs. Her turlu cok zahmetli ve cetrefilli bir degisim sureci yasanir.

Bomba transfer yaptik diye Nobre takima girdi. Hava alaninda cete karsilayacak kadar bos vakti olanlara hatirlatilir.

6 Şubat 2011

Lades II

Seyrettigim en capsiz hakem performanslarina daginik bir futbol eklenince hakikaten cekilmez bir mac ortaya cikti.

Emenike'nin bariz penaltisi ve Ingiltere-Almanya macini animsatan verilmeyen golu gectim, cunku pozisyon tartismaktan hoslanmam ve anlik gaflete verebilirim. Gerci 4 hakemin ayni anda cok bariz seyleri kacirmasi gorevlerini yapmadiklarini gosterir. Diyelim ki onlar insan faktoruydu, futbolun cilvesiydi vs. Daha onemlisi ikili mucadelelerde cok tutarsizdi ve maci sakatliga dogru itti. Emenike siyahiden morahi rengine donmustur aksama dogru. Ibrahim Uzulmez'in ilk yaridaki turuncu kartina faul verilip kart cikarilmadi. Arkadan yapilan kasti hareketlere, hava topu mucadelelerine izin verildi ve iki takimin da aleyhine mac dograndi. Bulent Yildirim ve Bunyamin Gezer'in kuruculugunu yaptigi yildizlar topluluguna katilmistir hocacan.

Dayi bildigini okudu, yine bile bile lades oldu. Kadro kaliteli ama dengesiz, kimya bozuklugu cok acik bir sekilde goze carpiyor. Asiri pres yapan uc'lu Karabuk ortasahasi Ernst ve Fernandes'e nefes aldirmadi. Savunmadan cikarken gobekteki yabancilar top istemeye gelemedi cunku bu alanlarini bosaltmalari anlamina gelirdi. Nobre de geri gelmekte cekingen kalinca bolca uzun top yapildi. Hakan Arikan defalarca 70 m'lik degajlarla Filippo Almeida'yi gormeye calisti. Uzun top pratigi olmayan takim oldukca bocaladi. Ozellikle de pivot santraforun dogustan ofsayt Inzaghi'nin uvey kardesi gibi davranmasi topu rakibe teslim etmeye neden oldu.

Besiktas'in ne oynamak istediginden hala emin degilim. Niyet hucum futbolu, anladik. Bu gobekte iki ortasahayla yapilacaksa iki opsiyon var:

1) Gobekte rakip tutulacak ve merkezden oyuna ofansif katki beklenmeyecek. Bu durumda yaraticilik cevresel kaynaklardan (yanlardan kanat, onde top tutabilen ve pas alisverisi yapabilen iki forvet) elde edilecek. Fletcher/Carrick'li Manchester United buna yakin oynuyor.

2) Uzun topla ortasaha pas gecilecek, pivotun etrafinda pirpir dolasan ve hareketli topa vurabilen ters ayakli kanatlar oynayacak. Roy Hudgson, Sam Allerdyce, Mark Hughes takimlari buna ornek verilebilir.

2.'yi doldur bosaltin A plani olmasindan hoslanmadigim icin ciziyorum. Zaten fazlasiyla enerjiye dayali ve sakatliga acik bir oyun.

Ilkini yapacak kapasiteye sahibiz, ancak topla zamani olan tek bolge olan beklerde iki tane duztaban oyuncu oynatmakla olacak is degil. Ibrahim Uzulmez'den kanadini kapamaktan baska birsey beklememek gerekir. 10 sene once de orta yapamiyordu, 10 sene once de pas tercihleri yanlisti. Ama rakiple bogusup o kanadi tikamayi biliyor. Onun icin muhim bir ozel gorev oyuncusu ve her zaman icin rotasyonda olmasi gereken bir oyuncu.

Sagbek ise bir facia. Ekrem Dag kadar futbol kulturu ve altyapisi dusuk bir oyuncuyu Besiktas'ta gordugumu hatirlamiyorum. Ali Eren Beserler'in top kesme sezisi vardi, Veysel'in boyuna gore iyi hava hakimiyeti vardi, Youla kisa mesafede hizlanabiliyor ve kosu zamanlamasini ayarlayabiliyordu. Bircok yonden eksiklerdi ama bir seyi cok iyi yapabiliyor ve bir nevi Benitez topcusu olarak siniflandirabiliyordum. Ama Ekrem'in en iyi yaptigi sey (kosmak) bile vasat duzeyde. Sakatlik sonrasi surekliligi de kaybolmus. Top kontrolu, yer tutusu, ortalari rezalet ve bu adam Denizli zamaninda takimin merkezine yerlestirilmeye calisilmisti! Ya ben yanlis goruyorum birseyi ya da adamin teknik direktorlerin gozunde vahsi bir cazibesi var.

Neyse, iki bek keko, Simao vasatin ustunde, Hilbert'in bitirici hamlesi zayif (asist/orta/sut/arapasi), bir forvet ofsaytta, geriye kaldi takimi toparlayacak, pas alisverine girecek, 9 numarayi oyuna sokacak adam. Yani Van Der Vaart veya Del Piero. Malesef bu onurlu gorev bizde Mertcan Nobre'ye dusuyor ve takimin dislileri arasindaki yag olmasi gereken kisi takozun onde gideni. Pivotun indirecegi toplar icin fazla hantal, hucuma cikarken kendisini geri atiyor, savunma yaparken ilerde kaliyor. Kendisine yaratma gorevi verenlerin utanmasi lazim. Cok iyi bir isciden kotu bir yonetici yapinca kayip iki katina cikiyor.

2009'da sampiyon olan kadronun ustune bu kadar transfer yapip bu kadar geriye gittigimize gore kadro planlamamizi gozden gecirmemiz lazim. Duble yapan takimin esas oglanlari Sivok, Cisse, Ersnt, Tello, Holosko ve Bobo'ydu. Bunlardan su an sadece bir tanesi ilk 11 oyuncusu (Holosko'nun bilegi kirildigi icin ondan zorunlu olarak faydalanamadik, suclusu sanssizliktir). Zayif halkalar Toraman, Ekrem Dag, ve Nobre 1. tercih konumundalar.

Nitekim 1 Agustos 2010'dan bir alinti:

"gondermeye calistigimiz adamlarin piyasa degeri (Fink, Holosko, Ferrari, Zapo, Delgado) oynayacak olan bazi oyunculardan (Ekrem Dag, Erhan Guven, Nobre) daha yuksek. Burada bariz bir planlama hatasi var ve transfer komitesi pasaport saymaktan aciz. Merkezkaci yuksek, dengesiz bir takim Besiktas. Agir toplar on tarafta, arka taraf vasat. Dayi'nin cok saglam bir optimizasyon algoritmasi bulmasi lazim, aksi halde kohezyon pek goremiyorum parcalar arasinda."

Ondan sonra Q7 ve cetesi. Sampiyonluk kupasinin hava alaninda verilmedigini anlamamiz icin uc tane daha sonucu degistirmeyen super yildiz almamiz gerekiyor galiba. 20 macta 32 puan aldiktan sonra sucu hakemlerde bulmak cozum degil. Saldirganlik yerine Necip veya Aurelio'ya stoper/sag bek alistirmalari gibi uretken hamleler yapmamiz lazim. Yarin takim oturup idealine kavussa bile, bu sefer Toraman oynayamadiginda planimiz olmaz cunku.

Geciyoruz Liverpool'a. Dalglish reis 3'lu savunma oynatmaya basladi, ilgiliyle takip ediyoruz. Stoke karsisinda biraz anlamsiz bulsam da cift forvetli Chelsea'ye karsi oldukca mantikli. Macin bir bolumunu seyredebildim ve seyrettigim bolumde Chelsea'nin sonuca gitme sansini daha fazla buldum. Yilmaz Vural gibi gol olduktan sonra "gol olur diyecektim dedirtmedin"e getirmiyorum goruldugu gibi. Ters kose olduk mu kabul. Simdiden Ranieri 3'lu oynamazsa baklava 4-4-2'li Inter'in 2+ farkla galip gelecegini tahmin ettigimi yazayim, aksam degerlendiririz. Liverpool'un eldeki malzeme ancak bu kadar verimli kullanilabilir. Kuyt'un caliskan ileri uc elemani oldugu sablonda Meireles, Gerard, Maxi Rodriguez'den bolca skor katkisi gerekiyor. Su an Meireles oldukca formda ama tek basina bir yere kadar goturebilir takimi. Mutlak suretli yeni transferler Suarez ve Carroll meyve vermek zorunda. Bu sene CL mumkun degil gibi gozukse de Dalglish'in uzun sureli kalmasiyla iki sene icinde ilk 3'e oynayabilirler. Johnson'in hucumda farklilik yaratmasi gereken sagbekten kanadini kapamasi gereken solhaf'a donusturulmesi benim icin cok iyi bir referanstir Kenny Pasa'nin guncelligini koruduguna dair.

5-3, 4-3, 4-4 gibi skorlarin alindigi garip bir EPL haftasi oldu. Arsenal'in sampiyonluk morali acisindan 2 puandan fazlasini kaybetmedigini umuyorum. 4-0'dan sonra isterse hakem formasini degistirip oyuna rakip oyuncusu olarak girsin, yine verilmez o mac artik, ayiptir. Valerenga macinin kasetlerini gondermek istiyorum Arsene Hoca'ya.

31 Ocak 2011

Lades


Olimpiyat Stadi'nda oynanan bir maci seyretmenin bayat kraker kadar tadi yok. Plastik top gibi adamakilli vursan gitmiyor, abansan ucuyor. Top havada dans ettigi icin uzaktan sut ve ortalarin nereye gidecegi belli olmuyor. Lecce - Verona maci gibi duragan, atletizm pistli, les gibi mac, ustelik saat farki nedeniyle sabah 7'de. Alarm kurmadan 6.5'ta kalkan ciftci ruhum olmasa hayatta seyretmezdim.

31 Temmuz 2010'da yazdigim sezon girisi yazisindan alinti (italik bolumler bugun eklediklerim):

***

Birinci soru "takim ne oynayacak?" olmali. Besiktas ozelinde degerlendirirsek asimetrik 4-4-1-1 seklinde ozetleyebiliriz. Sol kanatta Q7 ozgur, sag kanat orta cizgiye daha yakin. Tamamlayici forvet olarak Nihat dusunuluyor. Gobekte Ernst sarkik - Aurelio bu gorevi devralmis durumda -, yaninda bir top dagitici bulunuyor. Sistemin islemesi icin bazal gereklilikler var. Ortasahanin gobeginde 3 oyuncuyla oynayanlar (kisacasi Mourinho devrimini seyretmekle kalmayip uygulayanlar) karsisinda 3'e 2'lik bir eksiklikle mucadele edebilme gerekliligi var. Xabi Alonso ve Lass'iniz varsa kotarabilirsiniz. Ersnt-Guti kaliteleriyle belki halledebilir. Ernst-Delgado ise Vikingur'a karsi ancak idare eder. Besiktas'in bu sablonda basarili olmasi icin topu ayaginda tutmayi ogrenmesi sart. Oyun kos-kos'a dondugu anda ortasahadaki yumusak karin delik desik olur. Takimin boyunu kisaltip rakip ortasaha geriye itilmedikce insiyatif kaybedilecektir. Besiktas'in Lucescu zamanindan beri yapamadigi ileriye pasla yerlesmeyi ve sabirli oyun kurmayi ogrenmesi gerekiyor. Sablonun en buyuk getirisi ise Nihat'a asist+gol istatistigini 20'ye dayattirmasi olacaktir, cunku ideal pozisyonunda kullaniliyor - Nihat sakatlikla bu seneyi de kaybetti, yerine Nobre monte edildi.

Ikinci olarak bu sene 50 mac oynamak ihtimalini karsilayacak bir kadro derinligi saglamak lazim. Bernd Dayi zannediyorum Toraman'i yabanci sayisi problemi nedeniyle en Bonzai pozisyonda dusunuyor. Bana gore katastrofik bir karar ve Guti'yi dahi kesme pahasina cift yabancili tandem oynatmali. Tercihim Sivok-Ferrari'den yanadir ve mutlaka Zapo'nun kalmasi taraftariyim. Sag bekte Erhan Guven-Ekram Dag kombinasyonuna kalmak oldukca sinir bozucu. Yil 2010 ve aciburunla orta yapan insanlar Besiktas'ta oynayabiliyor. Orta sahanin gobeginde Necip'in yedeklik dahil siritmadan 20 kusur mac cikarmasi gerekiyor. Ugur Inceman eger takimin bir parcasi olarak dusunuluyorsa minimum 10 mac, en azindan Ernst'i dinlendirmek adina sonradan girecek kadar formda olmali - Ugur gonderilip Aurelio takima yerlestirildi, yine de Ersnt ilk yari 30 mac oynadi. Bobo'nun yedegi muhtesem yildiz Nobre malesef - Almeida'nin gelmesiyle Bobo kesildi.

Ucuncusu, ki Besiktas'in belki de en buyuk sorunu, kadronun kimyasizligi ve dengesizligidir. Uzulmez-Kalite Stoper-Pimi Cekilmis Bomba-Vasat Sag Bek 4'lusu antrenmanlarda Q7-Guti-Nihat-Bobo hucum 4'lusuyle karsilasinca kevgire donuyordur buyuk ihtimalle. Yabanci sayisi problem yuzunden 5 m Euro'luk Holosko'yu gondermeye calisirken - Holosko gonderilip yerine Simao alindi - 750 bin Euro'ya alinan Ekrem Dag'in ilk 11'de oynamasi plansizligin milyonuncu kaniti olsa gerek. Tutarsiz ve butunlugu olmayan bir oyuncu surusu olarak karman corban bir yapiyla sezona giriliyor. Takimin konsantrasyonunu kaybettigi anda 4-1-5'e bolunup Inonu'de surpriz puan kayiplari yapmasi olasi.

***

Hocanin saldiray taktigini sezon basinda gonlume koymus durumdaydim. Kendisi takimi geriden kurmaya asla yanasmadi ve bunu Dayi'nin dunya gorusune verebilirim. Onun icin yok sunu cikar bunu sok, orta sahayi bir tut gerisini halledersin vs. gibi onerileri saglikli bulmuyorum. Adamin kafasinda bu var ve Besiktas'a gelmeden once de farkli birsey ortaya koymadi.

Buraya kadar hersey tutarli, forvet bazli hucum futbolu gercekci bulmadigim bir sistem olmasina ragmen camia bu yonde bir karar verdiyse bir itirazim olamaz. Bir tercih yapildi ve bu ugurda yatirima yonelindi.

Beni sinirlendiren sey eldeki malzemenin (para ve kadro) yanlis kullanilmasi. Iki ana baslikta ozetlersek:

1) Kadro planlamasi:

- Eli yuzu duzgun yerli sag bek gerekirken transferin takimin en iyi oldugu bolgelere yapilmasi affedilir sey degil. Ersnt ve Fernandes ayni anda hangi akla hizmeten yedek olabiliyor anlamiyorum. Ikisi de oynamaya hazir, ikisi de cok kaliteli futbolcu. Sahada 5 yabanci var ve sagbek Ekrem Dag, ki kendisi birinci tercih. Hilbert aciktan bozma ve beke mecburiyetten devsirildi. Fernandes'i IBB macinda joker olarak kullanmak icin almadigimizi umuyorum.
- 108 yillik tarihimizdeki en golcu yabanci oyuncunun ustune kuma getirmenin mantigi yok. Forvet hattinda alternatif gerekiyorsa bu ucuz ve genc bir yerli forvet olmali. Sag bek 10 ustunden 5 iken 8/10'luk forveti 8/10'la degistirmek, ustelik bunu yabanci oyuncuyla yapmak oldukca sacma.

2) Oyuncularin ekonomik kullanilmamasi:

- Bazi oyunculara ac gibi yukleniliyor. Ilk yari Q7 mac temposundan dolayi sakatlandi. Ersnt'in futbol hayatini bitirmek adina 30 mac oynatildi.

- Guti 34 yasinda (ki 24 yasinda da dinamo degildi) haftada 250 dakika futbol oynatiliyor, ustelik gobekte top kovalamasi gereken sayica eksik oldugumuz bolgede. Bu gidisle jubilesi 2 sene erkene alinacak.

- Nobre ise yarayacaksa Benitezvari bir sekilde pis isleri yapan rol oyuncusu olarak kullanilmali. Balcik zemin, sert ruzgar, asiri yagis, rakipten eksik kalma durumlarinda sahada gogus goguse carpismali. Zaten ilk yari dahi Besiktas'tan daha fazla kosan IBB karsisinda 10 kisi kalinca kullanilmayacaksa varliginin anlami pek yok.

Futbolda dusuk ihtimalli olaylarin gerceklesmesi mumkun. 9 kornere karsi ilk kornerde kaleci topu elinden kacirabilir (pozisyonda arka direkte adam olmamasi bence topu kacirmaktan daha buyuk gunah). Rakip 5 tane karsi karsiya kacirir, sonra Ersnt ve Necip girdikten sonra 25 metreden cakabilir. Bunlar oyunun parcasi. Macin elden gittigi gorulmesine ragmen 87. dakikaya kadar mudehale etmemek ise dupeduz hatadir.

Dayi'ya skor yuzunden kizmiyorum. Hatalarini tekrar etmesine de tahammul edebilirim. Olmayan ofsayt yuzunden saha kenarindan atilmasi ve kendi getirmedigi oyuncularla papaz olmasini mizacina verebilirim. Ariza oldugu bugun ogrenilen birsey degil, farkinda olunarak goreve getirildi. Bir sekilde 4-2-4 sonucuna varmis, transfer istemistir. Kadro olusmasindan itibaren 3. macti ve birlikte oynama aliskanligi kazanilmis degil.

Gozumde 2012 yazina kadar kredisi vardir ve yaptigi bariz hatalar bu sureyi azaltmayacaktir. Yapboz sinir bozucu ve bir teknik direktore butce ve kontrat verildiyse bunun sonunu gormek gerekir. Kaybedilen birsey yok, 2. devre baslayali Trabzonspor kupa disina itildi ve liderle fark 12'ye indi. Futbolculardan gol yediklerinde nasil sakin olmalarini bekliyorsak taraftar olarak kotu sonuclarda lif koparmamaliyiz.

Dayi'dan tek ricam oyuna mudehale etmek icin Godot'yu beklememesidir. Yoksa gelsin Chicago'da beraber seyredelim maclari. Karpuz da keserim.

5 Aralık 2010

Quantum Filip

Pazar sabahi mac seyretmek icin 6'ya alarm kurmak mi daha vahim yoksa Cumartesi aksami 9.5'ta yattigim icin alarmdan once uyanmam mi bilemedim. Santiye yuzunden ciftci programiyla yasiyorum ve ozellikle Cumartesi calistigimda 7'de iste olmak yipratiyor. Serefsiz FA koca Pazar gunune Southampton-West Ham macini koydugu icin gozume gozukmesin ayriyeten.

Necip ve Ali Kucik'li, uc cift yonlu ortasahali Besiktas'i gorunce keyfim yerine geldi. Ilk yari cift forvetin kanatlari kapamasiyla Guti'nin en onde gozuktugu bir set savunma vardi. Ucta Guti'nin top atabilecegi hizli opsiyonlar olmasi olumluydu. False 9 konseptini false forvete indirgeyen Nobre'nin sakatligi takimi on alanda daha hareketlendirdi. Nobre takima geri girdiginde bunu Kuyt formatinda sag aciktan yapmasini umuyorum.

Bastan sona Besiktas'in ustun oldugu bir macta ilk yari sonunda Volkan Sen'in gordugu anlamsiz kirmizi kart skoru bize yaklastirdi. Dayi'nin reaksiyonu Holosko'yu merkeze alip yaraticilik katsayisini Tabata'yla arttirmak oldu. Kendi reaksiyonum annemin biraktigi borekleri devre arasinda firina koymakti. Sahsen karsida 10 kisi varken fizikman ezmek taraftariyim, onun icin Necip'i tercih ederdim. Neyse, santrafor oyunu kisitli ancak istegi ust duzeyde olan Holosko girdigi 3. pozisyonunda kotu bir vurusla da olsa yazinca Bursaspor'un uzun toptan baska bir sansi kalmadi. Gecen sene ise yarayan taktik bu kez Cenk'in unutulasi bir hatasina ragmen sokmedi. Acik alan ve kos kosa donen oyunda Besiktas'in 2. golu bulmasi beklenen sonuctu, ancak cesitli karar hatalari pozisyonlari son vurusa bile olgunlastiramadi.

Gecen ay kufurle oyundan cikan Holosko ust uste ciktigi maclar sayesinde bu sezonun en fazla gol atan 2. oyuncusu durumuna geldi (tam liste). Formsuz donemden gecti, surekli topla double slit deneyleri yaparak kendisiyle rezonans saglamaya calisiyor, son vurusu kotu, futbol zekasi yuksek degil, hepsini kabul ederim. Ama asla kendisini parcalayacak kadar kosan, kendi sinirlarini oynayan bir Besiktas emekcisine kufur edilmesini cekemem. Surati kipkirmizi olana kadar oksijen tuketti ve defalarca rakip oyunculari bozarak cogunu Aurelio'nun topladigi veya faulle durdurdugu %50/%50'lik serseri top uretti. Attigi golden cok daha fazlasini sagliyor takimina. Mac oynadikca kendine guveni gelir, daha fazlasini da eskiden oldugu gibi yapabilir.

Guti'nin oyun zekasi oyunu seyredilir kilan diger etkenlerdendi. Ornegin Ali Kucik'e 16. dakikada iki defa ust uste yerinde kalmasi gerektigini soyledi set savunmada. 76. dakika geldiginde Ali'nin dili disardayken Guti tempo ayarlamayi bildigi icin maca basladigindan pek farkli degildi. Beklere actigi paslar, kendisini top alacak ufak rotus kosulari ve top saklama becerisi sahane. 34 yasin goturdukleri ise gectigi adamin tekrar kendisine yetisebilmesi. Bize dusen ondan maksimum fayda almak icin etrafina hareketli ve surekliligi olan oyuncular monte etmek. Bu oyuncular Hilbert gibi yer tutmayi ve baktigi yere top atmayi becerdigi surece takim bir yerlere gelecektir. Bugun Ozan Ipek'le kapismasinin galibi oldu ve ileri cikarak oyunun genislemesini sagladi.
Delinho yine salgam icmis. Cigerlerinden opmek istiyorum kendisini.

30 Kasım 2010

Holosko'nun Islevi

Besiktas Fenerbahce'ye donusmekte son asamaya hicbirsey oynamadan Galatasaray'i deplasmanda yenerek geldi. Once dandik transferler (Mehmet Yozgatli, Tayfun Korkut, Mustafa Dogan), sonra dengesiz taraftar grubu (Sinan'i da al git >>> yetmez cildirt bizi), akabinde hava alani sidik yarisi, haliyle en sonunda olacagi ilk atakta Galatasaray'a gol atmakti. Emegi gecenlere tesekkur etmiyorum.

Besiktas'in ederini oynadigi ve futbol sansinin fazla oldugu bir macti. Butun kuvvetli yanlari is yapti (bos alan bulan Holosko, pasor Guti, on stoper Aurelio, aslan parcasi Cenk) ve butun yumusak karinlari mavi ekran verdi (tecrubesiz stoper Ersan, yer tutmayi bilmeyen Toraman, santrafor oyunu olmayan Nobre). Stoper tandeminde biraz zeka pariltisi gormek istiyorum artik. En olmadik toplarda bile ust uste calim yiyip yer kaybetmeyi becerebilen Toraman takimi tasiyamiyor. Cengaverligine lafim yok, hatta sag beki istesin canimi yesin ama olmuyor bu stoper isi. Sonucu gordugu yerden vuran Pino'nun son vurusu olmamasi belirledi. Futbol resmi olarak 130+ yildir oynaniyor ve ilk gunden beri topu cizgiden geciren sutorun degeri yuksek. Circir Torres 80 milyon Pound ediyorsa yeteneklerinin agacta yetismemesindendir. Galatasaray bir sene once Nonda'yi yeterince haraketli degil diyerek yollayarak (ki agir sakatlik gecirmeden once haraketli hali Fransa transfer rekorunu kirmisti) kendi kendine vasektomi yapmayi basardi.

Sene basindan beri Holosko'nun formsuzlugu acimasizca elestirilirken elimizde turunun tek ornegi oldugunu anlatmaya calisiyordum. Tamam Konyaspor macinda uc kisinin icinden cikip net gol vurusu yapamaz, 2.5 metrede kafa vuramaz ama adamin surati ve devamliligi var. Butun mac rakip savunma hattini taciz etti. Kafasi pek calismadigindan rakibi koseye sikismisken hucum faul yapar vs. ama top surerek takimi ileri itmeyi bilir. Her savasa ayni silahla gidilmez, kimi zaman Q7 bazukasi, kimi zaman Guti sanati, kimi zaman da Bobo bitiriciligi is yapar. Ama elde suratli bir kanat adami bulunsun. Holosko'nun faydali yonlerinden ekmek yiyip zayif taraflarini kapatmak optimal durum. Kendisini gelistirecek ortam zaten bulunmuyor (geldiginden beri 3. teknik direktoru). Ona kufrederek kazanacagimiz hicbirsey yok, hele formasina saygisi olan ve asla tembellik yapmayan munis bir elemansa.

Maca dair ikinci bir potansiyel kazanim ise Nobre'nin futbola basladigi mevkii olan sag acikta cakma Kuyt'luga soyunmasiydi. Nobre'nin fizigi Huseyin Cimsir'den hallice. Hantal, ayagi yavas, kafasi yavas calisiyor ama faydali olabilecegi bolgeler var. Bir tanesi ayni suratte surekli kosulan on libero bolgesi. Oburu de kanadini kapayan ve ters ortalara kafaya cikan acik oyuncusu (obur kanadin surekli ve topla iyi olmasi kaydiyla). Teke tekte adam gecemeyen, depari olmayan tek forvet '60'larda kaldi Dayi. Istatistiklere gore en fazla Nobre kosmus, ama yine de 80 dakikada ciddi bir bolumu yuksek hizli depar olmak suretiyle 10 km'nin ustune cikan Holosko'nun daha fazla efor harcadigini dusunuyorum.

Isin bir diger yonu de topu kosturan Guti ile her top kaybiyle takimina yaklasik 250 m kaybettiren (herkesin 25 m geri gitmek zorunda oldugunu varsayarak) Nobre'nin degerlendirilirken genis acidan bakmak gerektigidir. Bazen akillica yaptiginiz isin verimi o kadar yuksek oluyor ki delidana gibi efor sarfetmekten daha faydali oluyor. Ilk yarida Ernst yerini kaybeden Koybasi'nin bolgesini kapayarak ona orta sahada kalmasini isaret etti. 20 m kosarak Ismail'in 50 m depar atmasini engelledi. Attigi tek toplar takimi ileri tasidi ve baski kirmakta cok onemliydi. Kelini biraz daha idareli kullansak memnun olurum, cunku haftada 1.5 mac oynayarak kaslari dokebilir.

Yaziyi bir doktora tezi onerisiyle bitiriyorum, umarim biri usenmeyip yapar birgun:
Oyuncularin katettigi mesafeyi kilo, boy, bacak uzunlugu, yag orani, surat gibi parametrelerle degerlendirip bir macta harcadiklari kaloriyi hesaplayacak program istiyorum. Boylelikle Vidic'in forvetlerle bire bir depar atarak kostugu 7 km, pit pit Arshavin'in top ayagina gelince depar atip gelmediginde yerinde durarak kostugu 9 km, Nobre'nin kagni edasiyla ayni miymiy hizda kostugu 11.5 km ayni grafikte degerlendirilir, kimin daha iyi atlet oldugu bir guzel olculur.

18 Ekim 2010

Toparlariz, Enseler Pak Kalsin

8 hafta, 13 puan ama ortaya konulan seyler acisindan sorun etmiyorum. Yalniz Nobre ve Toraman'la takimin FQ'su cok dusuyor ve malesef en azindan bir tanesine mahkumuz. Oyunu karsi alana yigan takimlarin topla oynamak icin en fazla zamani olan mevki stoper olmasina ragmen uzun toptan fazlasini uretememek sinir bozucu. Dondugunde Aurelio'nun stoperde denenmesini diliyorum.

Nobre tek vurusluk bir oyuncu. Hucum pres + serseri toplari tek hamleyle kaleye dogru itmek Besiktas rotasyonunun bir parcasi olmaya yetmemeli. Eger Heskeyvari bir sekilde ekmegini emekcilikten kazaniyorsa altipasa gelen ortada topa sicrayan adamlardan olmali. Iki haftadir defansif duran toplarda abuk yerlerde durarak varolus nedenini yalanliyor.

Arkasinda uc isiran orta saha oyuncusuyla hala oyuna agirligini koyamayan 8 m Euro'luk kac 10.5 numara topcu vardir acaba? Benim goremedigim ne goruluyor bilmiyorum ama Yusuf'tan Koybasi'na kadar orada tercih edecegim alternatifler oldugu kesin, ki bu Holosko-Bobo ciftini mumkun kilardi. Holosko'nun sezonun basindan beri en etkisiz olacagi sekilde kullanilmasi kendisini oldugundan cok daha kotu gosteriyor. Hizi alternatif bir silahtir, yenilmemeye ciktigimiz maclarda onemli bir kozdur.

Neyse, onumuzdeki maclara bakmak icin nedenlerimiz var. 26 hafta kala 7 puan fark korkutmuyor. Rakipler geri kosmaya erken basladi. Gelecek hafta bir tanesinin yonetim kurulu hocanin gelecegi hakkinda toplanacak. Trabzonspor stres aninda hata yapar. Bursaspor'da CL'de hirpalanacak. En onemlisi basarili olmak icin Denizli zamanindaki gibi baskalarinin bizim seviyemizin altina inmesini beklememize gerek yok. Kadro tamamlanip beraber antrenman yapilan aylarin sayisi 6'yi gecince takim lige agirligini koyar. Ilk yari sonuna kadar potada kalmak kafi, depara Mart'ta kalkmak en sagliklisi.

6 Ekim 2010

Ahval ve Serait


Para espanyol, marke dos.

Blogu yine nadasa biraktiktan sonra tekrar baslamaya biraz usendim. Yazmak istedigim konular cok birikti, kisa kisa uzerinden gecmek istedim.

Sezonun simdiye kadarki en buyuk hayalkirikligi Liverpool. Sezon basi analizinde cacik olmayacagini tahmin etmistim ama bu kadari biraz fazla oldu. Son birkac senenin ozetini surada okuyabilirsiniz. Mascherano-Gerrard gobeginin bozulmasiyla deplasmanda yenilmeyen, icerde ikina sikila 1-0'a yatan bir takim olabilme sansini kaybetti Liverpool. Kafamda kurdugum kupa takiminin alti oyuldu. Torres'in bikkinligi ve zincirleme sakatliklari takimi Gerrard ve Joe Cole'a birakti. Ngog'un neredeyse birinci tercih durumuna geldigi bir takima big 4'un parcasi demek absurd olur. Stoperler capsiz, sag bek Johnson dayaklik. Roy hocanin vizyonu Fulham'dan azman sol bek getirmeye yetiyor. Ne zaman buyuk hedefli takima gitse yuzune gozune bulastirmasina ragmen el emegi goz nuru takimini 70 yasindan sonra satip Liverpool'a musallat olmasi uzucu. Hadi oraya gittin '70'lerin Ingiliz futbolunu oynamak icin, bari bir tane sandel miknatisi izbandut gotur. Heskey bile olur, olmadi Fildisi Sahili'nde sokaktan adam cevir. Olacak is degil. Onerim Gerrard ve Torres'in satilarak daha dengeli bir takim kurulmasi ve 5-6 kisilik bir altyapi iskeleti olusturulmasidir. Amputasyon uzun sureli erimeden iyidir. Obur turlu Bosman ucan kafa attigi zaman cokus kacinilmaz.

Galatasaray futbol disi konularin agirligiyla cok vahim bir durumda. Yonetim/taraftar/kadro/teknik heyetin ortak paydasi cok dusuk. Bu kadroya bu hoca ve ekurileri gercekten cok fazla geliyor. Serdar Ozkan'i adam etmekle yukumlu olmamali Neeskens. Bagci dovmekte doktora tezi olan medya mensuplari gobek atiyor. Futbol altyapisi olmayan bir gruba hangi sistemi oturtacaksiniz ki ondan sonra sistem dahilinde kendi yaraticiliklarini sergilemekte ozgur birakacaksiniz? Yilda 3.5 m Euro vererek azami kulfete girdiginiz Elano'nun onun beste biri alan yerliler kadar soyunma odasi agirligi yoksa bu dengesizlik takima zarar vermez mi? Leeds Utd benzerligini birkac defa belirtmistim, sonu da benzemek uzere (kadronun dagilmasi ve hedef kucultulmesi). Futbolcularin maas, kultur, altyapi ve kariyer standart deviasyonunun duzeltilip silbastan yapilanmak bana gore kisa vadedeki tek cozum. Sahsi gorusum 11 tane Fink'in Elano, Misimovic, Ayhan Akman, Baris Ozbek'li bir takimi havada karada yenecegidir.

Fenerbahce'de Aykut Kocaman zaman zaman hata yapma hakkini kullanmasina ragmen bence dogru adimlar atiyor. Takimin azili cirkef kazmasi Bilica ve depresyona giren forveti Guiza'nin yerine transferler yapilarak pigment ortalamasi yukseltildi. Super Lig cakma bir Serie A oldugundan sertligin her zaman getirisi vardir. Kaldi ki gelen sert adamlar baktigi yere topu atabilme yetisine sahipler. Ortasahanin gobegine Selcuk'tan daha nitelikli bir oyuncu alinirsa cozulmesi gereken iki problem kaliyor. Birincisi Afrika Kupasi olan senelerde kadro darbe yiyecektir. Ikincisi toplam yabanci sayisi yeni transferlerden yararlanabilmeyi engelliyor. Stoch mesela cok kaliteli bir oyuncu ve transfer mantigi yerinde. Asi tutmazsa yasi genc, Hollanda'da parlamis, milli oyuncuyu 5'e 6'ya okutursun, minimal zararla isin icinden cikarsin. Tutarsa da ya ekmegini yersin ya da piyasasi olunca karla gonderirsin. Alex'i sorun olarak gormuyorum, Alex bir cozumdur gozumde. Oynarsa takim ustune kurulur, 10 kisi oynayip 1-0 baslarsin. Oynamazsa kurallar normallesir ve 11'erden 0-0 skorla santra yapilir.

Fenerbahce'nin yakin gelecekte gorunen en buyuk problemi babamin Chicago'ya tesrif etme planidir. Kafadan 5 puan gitti Kasim'da.

Inter'in ne yapmak istedigini pek cozemiyorum. Kutinyo fena degil, ama taktik disiplin ve kohezyon azalmis durumda. Stankovic esas oglan konumuna geliyor, ki hakettigini dusunurum hep. Olic, Vucinic, Stankovic, Subotic, Seedorf, Bale ne zaman isterlerse Besiktas'a tesrif edebilirler.


Palermo'lu Pastore yeni Kaka olma yolunda ilerliyor. Cavani'yi Napoli'ye satan takimini su ana kadar tasiyor. Kirli islere burnunu sokup oyunun genel gidisatina surekli tesir ediyor. Sadece skor oyuncusu olmakla sinirli degil yetenekleri. Italya Ligi biraz yavas ve stadlarin atletizm pisti rahatsiz edici ama hala taktiksel olarak ilginc. Karsilasan iki takimin da 3'lu defans oynadigi maca baska yerde denk gelmeniz pek mumkun olmayabilir (Napoli-Roma, Napoli'nin standart formasyonuyla Ranieri'nin gunluk cozumu).

Juventus da Liverpool vakasi yasamakta. Ama onlar paralariyla rezil oluyor. 4-1-5, Felipe Melo, futbol bilmeyen bir geri dortlu gibi problemleri var. Del Piero'nun heykelini bir an evvel dikmeleri lazim cunku takim hala onun eline bakiyor. Krasic fena degil ama fazla duz, henuz saclari uzun bir Holosko'dan ote degil.

AC Milan sirtlan gibi, on taraf dehset arka taraf miyminti. Ibra Serie A'yi debug etmis durumda. Robinho transferi cok talihsiz. Takimin orta saha hamallari yaslanirken, bekler kekoyken, Nesta emeklilikten gun sayiyorken parayi ibislerin en denyosuna vermelerini aklim almiyor. Ronaldinyo'yu da al git diyorum kendisine.

Mainz cildirmis durumda, ancak patlayacaklari tarih yakindir. Almanya'da iki senedir geliyorum diyen Dortmund'un sampiyonluga oynamasi sahane olur. Futbol okullarinda ders niyetine okutulacagini umuyorum. Bayern'in kolu kanadi DK ile kirildi. Futbollari cok yavanlasti. Kroos'un abartildigi kanisindayim. Badstuber'den de umitli degilim, oradan buyuyerek cikacak adam Muller'dir.

Araya bir adet karavan gezisi, cokca diger maclar girdi. Besiktas'tan devam etmeye usenmemek dilegiyle esen kalin.

22 Ağustos 2010

Facepalm

Quakecon 2010: Attendee Blunder of the Year from Daniel Harris on Vimeo.

"QuakeCon is an annual pilgrimage for gamers held near Dallas, Texas. Dubbed the Woodstock of gaming, QuakeCon's motto is "4 Days of Peace, Love and Rockets." At least one of this year's attendees won't be feeling so peaceful, though. QuakeCon sponsor Ventrilo held a raffle for the chance to win a 2011 Ford Shelby GT500 (two were up for grabs at the con). 100 tickets were awarded to attendees who won various tournaments and contests during the four-day fest.

One of said ticket holders was approached by another attendee a few minutes before the car drawing. For $200, he handed over his raffle ticket. It probably seemed like a great deal at the time. After all, it's easy money, and it's not as if he stood a chance of actually winning, right? Minutes later, the seller watched as the ticket he pawned off turned into a brand new Shelby GT500. But hey, at least he got a couple hundred bucks out of the deal - along with a story to tell and a heap of regrets." - www.autoblog.com


Besiktas'a baglayalim. 4-1-5 ve Nihat'in halini soyle ozetleyebiliriz:

Umuyorum Dayi ortasahayi Necip'le doldurur, Fink de Ersnt'e zeval gelmesi ihtimali nedeniyle takimda tutulur.

15 Ağustos 2010

Dayi'nin Prototipi, Leeds Utd, FB ve Ozhakiki Yabanci Sorunu


Schuster Dayi'ya bana daha once yakistirilan bir nitelemeyi layik gordum: acimasizca gercekci. Takimla beraber gecirdigi birkac ayda modern futbolun bazal gerekliliklerini asilamaya baslamis gibi gozuktu. 30 derecenin ustunde oynanan sezon acilisi macini litmus testi olarak algilamamakta fayda var, ancak bazi cikarimlari yapabiliriz.

Bucaspor'un icerde oyunu 35 metrede oynamasi bizim ligin karakteriyle ortusuyor. Ispanya, Fransa, Almanya, Ingiltere'de kendi sahasinda mucadele eden kucuk takimlar yenmeye oynarken Italya ve Turkiye'de basi ceken takimlarla geri kalanlar arasindaki ucurum yuksek oldugu icin bunu normal karsilamak gerekir. Bulent Uygun ligi debug etmis durumda. Geriye yaslan, organize defans yap, siyahi oyuncularin basrol oynadigi kontralarla gol ara. Burada Bucaspor'un eksikligi topu ileride tutarak treyler kosulari mumkun kilan tutucu forvet (Mehmet Yildiz).

Dayi'nin haddini bilen, kendine guvenen, sakin oynayan takimi ileride oturmaya aday. Kendisine kariyeri ve kapasitesi nedeniyle 2 senelik kredi veriyorum, isterse W-M oynasin basimin ustunde yeri var. Ortasahada vakum birakmadan rakibini ciddiye alarak oynatmasi hosuma gitti.

Neticede bol pozisyon ureten ama maci koparamayan Besiktas lige kiymetli bir deplasman galibiyetiyle basladi. Stoper fizikli sol acigiyla Bucaspor'un kumede kalacagini pek zannetmiyorum. 2. ligi kazanan takimi komple degistirmenin kanimca mantigi yok. Ozellikle yeni gelenler "bu fizikle Bucaspor'da oynadigina gore ya yuzyilin transferi, ya da saglam kalas" olarak tanimlandirdigim Mendy gibiyse (2.'si gecerli malesef).

Bir kere takimin iskeleti saglam. Yabanci stoperler sert, yerlerini kaybetmiyorlar. Kaleci kisa pasla oyunu baslatmaya calisiyor. Ernst ve Neciple orta saha sertligi saglaniyor. Hareketli kanat forvetleri ve hedef santraforlar sonuca gidilmeye calisiliyor. 5 antrenmanli Guti, yuruyerek de olsa cok gerilere gelerek oyunu pasla baslatiyor. Belki Ahmet Yildirim ve Guinti'den beri kendi yarisahasindan yuksek FQ ile cikmiyordu Besiktas, onun icin oyun anlayisi olarak aslinda ciddi bir degisim.

Q7'nin bu kadar gaz olmasini anlayabilirim ama kendini dizginlese fena olmaz. Lif koparacak kadar fazla efor sarfediyor. Sahsiligine laf sokmak icin erken, biraz kendini kanitlama safhasinda.


Bobinho yazin churrascarialari goturmus ve poposal bir giris yapmis sezona. Yine de konversiyon orani cok yuksek ve girdigi pozisyonlarin yuzde ellisini yazmaya devam ediyor. Guti'nin lokum pasi tam tek vurusluktu ve kadroda bu son vurusu yapacak tek santrafor Bobo.

Ortasahada Necip'in sahada zaman zaman Guti ve Ernst'in onunde yer almasi beni biraz sasirtti. Kendisi klasik "genc yetenek"lerden farkli olarak top hakimiyetiyle degil zekasiyla sivriliyor. Arda, Serdar Ozkan, Sergen gibi yildiz adaylari onun yasindayken skoru degistirebilecek kabiliyetleri icin one cikmisti. Oysa Necip hem fizigi, hem mental olgunlugu, hem de karar verme becerisiyle bana gore onlardan daha evrensel. Camianin cocugu olmasi, tekmeye kafa sokmasi arti. Necip'e yapilan butun fauller kirmizi kart olsa, sag beke yapilan hicbir faule kart verilmese benim kabulumdur (alternatif cok nasil olsa). Besiktasli olmanin getirdigi DNA mutasyonu olsa gerek, mac sirasi topu kaybedip Necip'in ne yaptigina bakiyorum bazen. Metin Tekin'le buyumek boyle birsey, bir takimi tutmak insani sekillendirir, o insanlarin genel tutumu da takimi sekillendirir.

Sosyolojik cikarimimizi aradan cikardigimiza gore Leeds Utd'a gecebiliriz. Adnan Polat'in yuksek risk/yuksek getiri kumari tutmadigindan Keita'yla yollar ayrildi, Elano pazarlanma surecinde. Besiktas'in deneyip hurdaya cikardigi Serdar Ozkan'la sozlesme imzalandi. Kewell hedef santrafor rolunde. Ortasahada Ayhan Akman ve Mustafa Sarp orta sinif takim kalibresinde ve SL iddiasindaki bir takimda rotasyondan oteye gecememeleri lazim. Kaleci Aykut'a gereginden fazla yukleniliyor, ama Brad Freidel'den beri gelen herhangi bir yabanci kalecide israr edilseydi kale buyuk ihtimalle su ankinden daha guvenli olurdu. 2. golde Servet'in alanini bosaltip forvetlere tas cikaran bir edayla capraz kosu yapmasi komikti. Bu sartlar altinda Rijkaard geldi Total Futbol oynansin demek ne derece gercekci iyi tartismak lazim. Eger GS buyuk hedef, buyuk hoca felsefesiyle hareket etmek istiyorsa ona gore bir butce belirlemeli. Eger amac sinegin yagini cikarmaksa o zaman Lucescu tipi optimizasyon hocasi daha faydali olur. GS'nin sorunu bana gore makro olcekte ve camianin hedef birligine varmasi gerekiyor. Doner kapi transfer politikasi, kadro istikrarsizligi, maddi sikintilar tartilip bir sonuca varilmali.

Sivasspor fizikman daha fazla caba sarfederek ve mental olgunluk sergileyerek maci haketti. Mehmet Yildiz'in guresci fizigiyle oyun zekasini birlestirmesini seyrettikce bu yasinda hala Sivasspor'da oynamasi garibime gidiyor. Boyle versatil bir oyuncuyu hem buyuk hem kucuk takimlar kullanabilir, onun icin piyasasinin daha fazla olmasi gerektigini dusunuyorum.

Arda'nin Emre Colak'a yaptigi artisligi gorunce tepem atti. Popo, bacak ve dizi ayni yerden olan bir adamin dayilanmasi bana cok itici geliyor. Gogsune nefes cekip artistlik yapacaksan Drogba fizigi bir prereq. Acikcasi Neill tarafindan bambam yumruguyla kendine getirilmesini cok isterdim, hem ayaklarinin yere basmasi icin hem de takimin hayrina. Uc asist yapti diye takimin sahibi kendisi degil.

Pembe tokali Ali Turan ve sari sac boyali Abdurrahman'a da biraz nereden geldiklerine ve ne olmadiklarina onem vermelerini oneriyorum.


Yarin Aykut Kocaman projesinin ilk lig maci var. FB kadrosunu cok begenmiyorum, ustune bir de Besiktas'tan hallice bir yabanci problemleri var. Ideal kadroda defansta 3 yabanci kullaniyorlar (Santos, Lugano, Bilica). Alex ve Stoch'un yerinin garanti oldugunu varsayiyorum. Guiza'ya yatirim yapilmisken Niang'a bu kadar para verdiklerine gore 6. eleman forvet. Bu durumda Dia ve Baroni kesik yemek durumunda. Yani Selcuk Sahin ve Ozer/Mehmet Topuz'a sorumluluk binecek. Takimin fizik kapasitesinin arttirilip ortalama yasinin dusurulmesi projesinin parcasi oldugunu dusundugum Dia'ya yer kalmamasi bence bir handikap. 2. resmi macindan sonra Sabah gazetesinde "Aykut Kocaman gitsin mi, kalsin mi" diye sorulan bir ortamda hata yapma payi dusukken Bekir'li ve sagbeksiz sezona baslamasi olumsuz.

Acoglu ac gibi futbol sezonuna basladigimdan Tottenham-Man City ve Chelsea-WBA macina da dadandim bu sabah. Garp cephesinde degisen birsey yok. Modric kral adam, Chelsea robotlardan kurulmus.

22 Nisan 2010

Dandik Derbi


Oncelikle herseyi bir yana birakip Fenerbahce'yi tebrik ederek baslamak lazim. 90 dakikanin sonunda galip geldiler, isi orada birakmak gerekir. Masada hukmen kazanmaktansa sahada yenilmeyi tercih ederim.

Ortada felaket bir hakem yonetimi varken mac gereksiz sekilde sertlesti ve inceldigi yerden koptu. "Bizim istemedigimiz hakemi maca verdiler, bari Firat Aydinus'u 4. hakem yapsalardi cunku Fener de ona gicik" demeciyle zaten daha oynanmadan macin bacisiyla gelin guvey oldu Besiktas yonetimi. Bir insanin kendine guvenini zedelerseniz geriye Guiza gibi birsey kalir. Tamamen kontrol kaybi ve eyyamla sonuclanir.

Bunyamin Gezer icin "karisi cirkin ve cok dirdir yapiyor" hipotezinde bulunmustum. Futbloglardan hak mahrumiyeti almadigima gore Huseyin Gocek'e de giydirebilirim. Ben bu kadar silik, bu kadar insiyatif yoksunu bir otorite musvettesi gormedim. Ibrahim Kas'in kavga etmek icin aranmasina hic birsey diyemedi, Emre Belozoglu'nun horozlanmasina ses cikarmadi. Bilica'nin sac cekmesini 15 metre otedeki yan hakem gormezden geldi. Emre Belozoglu'nun arkadan (sari kart), sert (sari kart) ve atak kesen (sari kart) kumulatif olarak kirmizi bucukluk faulunu hem caldi (yani gormedi degil), hem de kartsiz gecistirdi. Cunku adamin sinir sistemi iflas etmisti. Siz bunu elli kere tartisin, elli kere federasyona yuruyun degistiremezsiniz. Ortada donen guc dengesi oyunlari ve oyuncaklari hakemler yuzunden topun oynanabilirligi azaliyor.

Benim onerim cemaatin disindan yardim alinmasidir. Senelerdir MHK baskani bu kanalizasyondan cikan cikarci hakemler oluyor. Almanya'ya 100 tane 22 yasinda spor akademisi mezunu genc gonderelim. 5 sene egitim alsinlar. 27 yasinda donduklerinde 1 ve 2. ligdeki butun maclari yonetsinler. 30 yasinda da performanslarina gore bir tanesi baskan olsun. Profesyonel, sendikali hakem istiyorum. Kulup yoneticileri "bilmem kimi bizim macimiza istemiyoruz" dedikleri anda hakemlerin greve gidebilecek gucleri olmali. Hakemle takimi baristirma maclari utancini yeterince yasadik.

Ortama erkekligini gostermeye calisan minik serceler, onlarin sahada vucut buldugu cirkef oyuncular durumu daha da kotu yapiyor. Beni en cok uzen Ibrahim Kas'in pislikleriydi. Tarihin en ucuz penaltisini yapti Emre'yi durtukleyerek. Kaleciye sarjlar, kufurlesmeler vs. Ali Tandogan, Ahmet Hassan gibi yanlis transfer olsa bir derece, ama bu adam bizim ozkaynak diye ovundugumuz altyapidan cikma (Serdar Ozkan, Batuhan, berbat bir trend var malesef). Futbolun sert oynanmasindan hoslanirim, kendim de ust vucudu kullanarak oynarim. Cahilin deyimiyle Gattuso/Crouch karmasi bir yapim varmis, bilemeyecegim. Bunu Ingiliz sertligi olarak tanimlayabiliriz. Bir de rakibi zivanadan cikarmaya yarayan, pis, faullu, tahrik edici sertlik vardir. Emre Asik'in pandigi, Materazzi'nin topsuz alanda itisip kakismasi buna ornektir. Buna da Italyan sertligi diyelim. Mac boyunca ozellikle Selcuk, Mehmet Topuz ve Bilica'nin bu tipte yaptigi faulle karisik mudehaleler Besiktas'in bodurlarini sindirmekte kismen basarili oldu. Takimda 1.80 m'den uzun, ust vucudu kalin oyuncu sayisi az. Mumkun oldugunca sertlige karsilik verdiler sinirlenmeden. Bobo, Ersnt, Toraman yurekli oynadilar, tebrik etmek lazim.

Mactan aklimda kalan nadir guzel goruntulerden biri "optum, kib, bye" pankartiydi. Rakiple zekice eglenmek bu isin zevki. Demiroren'e laf sokulmasi ayri hosuma gidiyor, onun da payi olabilir. Cobarde Gallina Ortega ve bunun gibi pankartlara bayiliyorum. Japon bayragi, ITaat et falan da tiksindiriyor.
foto: 2006 kis donemi, UIUC futsal sampiyonu Turkiye. Sirtta "Champions" yazisina vurgu. En sagdaki Gattuso/Crouch karmasi. Yanimdaki yabanci kontenjanindan Arap kaleci. Onun solundaki Redmancan. Turnuvadaki tek kayarak topa mudehale eden stoper oldugundan esofmanli.

11 Nisan 2010

Favalli'yle Olmaz Leonardo Hoca

Dunku Klasiko cok zevk vermedi. Barcelona her an istedigi kadar gol atma yetisine sahip oldugundan sonucu bile bile 90 dakika seyretmek, taraflardan biri Barca olsa bile, yeterince heyecanli degil. Guclulere karsi ceviklerin macinda hiz farkiyla sampiyonlugu aldi Barcelona. Real Madrid, tandem harici boy ortalamasi 1.70'i zor bulan altyapi mahsullerini acik sarilik faullerle sindirmeye calisti. Hakem Mejuto sahaya maksatli cikmanin verdigi motivasyonla Barcelona'yi ince duduklerle kiymaya calistiysa da dayaga doymayan Katalanlar kalkip top oynamaya devam ettiler. Normalde faul sayisi asagi yukari kart sayisiyla oranli olur. Ama Mejuto'ya giden Bond canta yuzunden Aduket cekmek ile itiraz etmek ayni sepette degerlendirildi. Guardiola'nin hedef maclarda Puyol'u bekte oynatmasi garibime gidiyor. Zannediyorum bir tarafta Maxwell varken obur tarafi acmak istemedi. Maci sol bekte bitirmesi de ilginc bir detaydi. Bir yanda Messi'nin meme ucuyla adam eksiltmesi ile Ibo'nun sirtiyla pas vermesi, obur yanda Volkan'in popo istobu. Gel de TSL seyret sonra. Barca'dan tiksinmen lazim aslinda, cunku Besiktas'in ulasmasini hayal ettigim citayi surekli yukseltiyorlar ve ulasilmazi daha da ulasilmaz kiliyorlar. Ama artist tek oyunculari bile yok. Kimse sacini boyamiyor, kendini yere atmiyor. Mecburen hayran olmak zorunda kaliyorum.

Besiktas-Trabzonspor macinin iki tarafin da kazanma motivasyonuyla keyifli gecmesini bekliyordum ama anlamsiz dudukler ve kazma oyuncular nedeniyle pek gerceklesmedi. Yusuf'un fiziksel eksikligi nedeniyle Serkan'i gecmek icin 3 defa calim atmasi gerekmesi uzucuydu, bu adami 25 yasinda akli basindayken seyretsek muthis olurdu. Mevcut enerjisiyle son yarim saatte oyuna girebilecek cilingir olarak kullanilabilir en fazla. Bunyamin Gezer'in saykoanalizi yapilsa cok ekstrem sonuclar cikabilir. Benim tahminim kucukken cok dovmusler ve karisi hem cirkin, hem de cok feci dirdir yapiyor evde (intihar kombinasyonu). Hayatla olan hesaplasmasini futbol sahasinda otorite gosterisiyle yapiyor adam.

Haftasonu seyrettigim en guzel mac Milan'la Catania arasindaydi. Italya'ya giden herkesin artist atki takmasina kil oluyorum. Sinisa Mihailovic buyuk ihtimalle Yugoslavya'nin fakir ama gururlu sokaklarinda calim atarak buyumustur. Monser atki nesine anlamadim. Ayak bilekleri lastikli Huseyin Kalpar esofmani giysin demiyorum ama bu kadar kasmasin. Keza Leonardo, modanin onde gelen adamlarinin genc erkek arkadaslari icin tasarladigi Barbie kiyafetlerini giymeyi birakip AW, DM gibi isminin bas harflerinin kazindigi adam gibi seyleri almasini oneririm. Sorun su ki Brezilyali oldugu icin ya DLDSKRL ya da L yazmak zorunda, belki de o yuzden hoslanmiyordur.

Maxi Lopez'in tek forvet kitabinin bir bolumunu yazdigi sahane ilk yariyi Catania deplasmanda 2-0 onde kapatti. Kosu zamanlamasini mukemmel yapip ters direk dibini gordu. Sonra da sola deplase olup topu tuttu, geriden adam gelmesini bekleyip sag kasina bir orta kesti. Catania nereden TSL mac kasetleri buluyor bilmiyorum ama "one gecince geri yigilan Anadolu takimi" formatini harfiyen uyguladi. Gittikce geri kacan 5-4-1, ozellikle yoruldukca esilmeye baslandi. Milan'in kalitesiz kadrosu inadi sayesinde puani kurtardi, ama Leonardo'nun ileriye yonelik isik verdigini soylemek zor. Bir kere defans kelepir. Abate kazmaligini cift cigeriyle kurtariyor, ama Antonini denen hirtapoz Ibrahim Uzulmez'in tirnagi etmez. Rakibinin koprucuk kemigini 7 yerinden kirmasina sebebiyet verecek kadar ucurduktan sonra kerhen topu durttu. Hakem faulu verince "BALLAAAA, hoca BALLAAAA, vallaha bak BALLAAAAA" diye top isareti yapmasi epey antipatikti. Ters kademenin t'sinden anlamaz, orta yapamaz, ileri cikmaz, ne ise yararsin Antonini bu blogu okuyorsan hesap ver.

Rakiyi cok, meyveyi az tuketmis orta yasli bir balikciya benzeyen Favalli'ye saygim sonsuz. Paran var, 20 senedir oynuyorsun doyuver bir zahmet. Anliyorum Milano karizma mekan, futbol stadinda Golce Dabbana reklamlari var, atkilar falan racon, Maldini yakisikli ama emekli olup sakin ama sirin bir Italyan kasabasindan ev alip altina Alfa Romeo Brera v6'yi cakmanin zamani geldi. Thiago Silva daha genc, tandemi mundar ederek cocugun ekmegiyle oynuyorsun.

Milan'da tek bir komple oyuncu var, o da Seedorf. Kafasiyla verdigi ara pas sonucu etkileyen tek hamlesi oldu. Ancak oyun gorusu, temposu, yaraticiligi ve olanca joga bonitosuna ragmen disipliniyle muazzam bir oyuncu. Inter Milan'in satma sebebini anlamadigim uc oyuncudan biri (digerleri Roberto Carlos ve Bergkamp). Mancini'yi satma sebebini kendisi bir kere daha kanitladi, tekrar aciklamama gerek yok. Zafer Borriello Biryol da az belesci degil.

Hollanda liginden forvet alana bir kalemtras, bir tras bicagi, bununla da kalmiyor bir tane de tukenmez kalem vermiyorlarsa biri bana Huntelaar ve Afonso Alves'in bonservisini aciklasin vakit bulursa.

21 Mart 2010

Diyarbakirspor'un San Mames'i


Gectigimiz haftalarda memleketteki utanc verici gerilimin futbol sahasina yansimalarini gorduk. Kimse geri adim atma erdemini gostermedigi surece hicbirseyin degismeyecegi asikar.

Takip ettigim kadariyla medyada iki kutup var. Birincisi irkcilik kokan "bunlar laftan anlamaz, sallandiracaksin iki tanesini vs. vs." safi. Sahaya girilmesinden resmen memnunlar cunku karsilarindakini hor gormelerini mesrulastirmak istiyorlar.

Obur tarafta Ibrahim Altinsay gibi romantik sosyalistlerin Diyarbakirspor taraftarlarinin hic sucu yokmus gibi aklama tandansi mevcut. Bursaspor kiskirtmis, yillardir haklari yenmis, dilleri yasaklanmis, tepki verince istiklal marsiyla cop sokulmus, sahaya girmeyip de ne yapacakmis. Yasanmis acilarin varligini tartismiyorum cunku Lice'li bir arkadasimin memleketinin yakilmasini, tanidiklarinin iskence gormesini ve kendilerini cesitli nedenlerle dagda bulmalarini ilk elden dinledim. Detaylarini merak ediyorsaniz Hasan Cemal'in "Kurtler" kitabinin ilk bolumunu okuyabilirsiniz.

Benim anlamadigim Kurt kokenli vatandaslarin "kiskirtilma" bahanesiyle siddeti onamalari. Tepki gostermelerini anlayisla karsiliyorum, ama formati bana cok ters. Her kiskirtilan kiskirirsa bir yere varamayiz zaten. Kendilerini kucuk gorenleri morartmak istiyorlarsa taslarla degil projeleriyle yapmalari gerekir. Ornegin Ispanya'da Bilbao bolgesinin kimligini Atletic Bilbao sergiliyor. Stadlarinin ismi sehrin koruyucu azizi Mames'ten geliyor. Takma isimleri "aslanlar", cunku Romali'larin aslanlara yem etmeye calistigi Mames'e dokunmuyor apaciler. Cok guclu bir cantera (kelime anlamiyla tas ocagi, yuklendigi anlamiyla altyapi sistemi) kulturu var. Sadece Bask kokenliler takimda forma giyebiliyor. Taraftarlar kendi komsularinin cocuklarini sahada goruyor. Oyuncular sehrin gobeginde halkla icice yasiyor. Nihai basari kisitli, cunku oyuncu havuzu dar. Ancak taraftar bundan memnun, cunku Atletic kupa avcisi bir takimdan cok daha fazlasi. El Mundo'nun arastirmasina gore taraftarlarin %76'si cantera sisteminden vazgecmektense kume dusmeyi tercih ediyor.

Diyarbakirspor bolgenin insan kaynaklarindan faydalanarak oyuncu yetistirebilir (burada kokenden cok bolge insani olmak onemli, Diyarbakir'li Arap ile Mardin'li Suryani de havuzun parcasi). Yerel yonetimlerle sermaye sahipleri birlesip tesis yatirimina gidebilir. Ornegin takimin iskeleti (5-6 oyuncu) yoresel kaynaklardan altyapidan olur, ustune Brezilya'li 10 numara alirsiniz, bir adet Afrika'nin bagrindan kopup gelen kalin enseli forvet, iki uc tane de ulke ici transfer yaparsiniz (Mugla'dan Ridvan, Samsun'dan Tanju, Sivas'tan Toraman). Takimin esansi bolgesel olur. Bu demek degildir ki bolge disindan oyuncusu olamaz - Atletic Bilbao ornegindense yabanci oyuncu oynatan Real Sociedad daha uygun bir analoji kadro yapisi bakimindan. Bir bolge baskalarina kendini kabul ettirmek istiyorsa baskalarini kendi bolgesinde iyi agirlayabilmeli, hos karsilayabilmeli - Napoli'nin Maradona'yi, Maradona'nin Napoli'yi sahiplenmesi gibi.

Ortaya heyecan yaratacak, inandirici bir proje ortaya konmali ki is "fikrimiz bu ama yapmamiza izin vermiyorlar" noktasina gelsin. Cunku o noktada toplum destegi projeye momentum kazandirabilir, mesela Federasyon kaynak aktarabilir. Mucadele birleserek ve planlayarak yapilir. Sahaya akinci gibi dalarsaniz en fazla kendinize zarar verir, takiminizdan en ihtiyaci oldugu zaman ayri kalirsiniz. Umuyorum ki yapici ve birlestirici bir insiyatif ortaya cikar ve memleketin dislileri birbirini kirmaya son verir. Icecek ayran yokken helaya tankla gitmek yaziktir.

14 Şubat 2010

Pilot Takim:2 - Demirorenspor:0


Hayirli maglubiyet olarak tanimliyorum bunlari. Camianin dibi gormesi, kum tepesinin YD'ye karsi momentum kazanmasina yardimci olabilir. Bazi insanlar o kadar miyop ki ne kadar kotu yonetildiklerini top cizgiyi gecince gormeye basliyorlar ancak.

Kale atisindan gelen topa ceza alanindan cikmadan evvel dokunan tahta ayakli adamlari alarak ihya ettik Antep'i. Onlar da tas gibi bir takim kurup BJK'yi surklase ederek yendi. Iskeleti ilk 5'e girecek kadar saglam bir kadrolari var. Seyircilerinin kulube sahip cikmasi ve istikrar saglanmasi durumunda onumuzdeki yillar Avrupa kupalarina erisebilecek bir potansiyel var. Malesef sadece buyuklerle oynadiklari maclari seyredebildigimiz icin gelisimlerini periodik olarak takip edebiliyoruz. Sahsen Kayseri-Antep veya Bursa-Eskisehir maclarinin BJK-Genclerbirligi'nden asagi kalir yonu olmadigini dusunuyorum.

Ibrahim Toraman'in sarkik stoper oynadigi macta takimin boyu uzun, oyunculari tembel, usta ayaklari formsuzdu. Senede 2 m Euro'luk kurtarici Nobre'nin menejeri neresiyle gulmustur merak ediyorum bugunku pozisyonlara. Adam topa basketci gibi dokunuyor resmen.

Serdar Kurtulus Tigana topculugunu yer tutma, mucadele ve oyun gorusuyle sergiledi. Ensesi kalin, kendine guveni gelmis, baktigi yere top atabilen 20 yasindaki adami harcadigimiz icin ne kadar gurur duysak azdir. Komsunun tavugu olmasi lazim illa kiymete binmesi icin.

Mustafa Denizli son bir ayda 5 sene yaslanmis goruntu itibariyle. Teknik direktorlere inanilmaz baski uygulaniyor kariyerleri boyunca. Bu da saglik ve ego sorunu olarak yansiyor. Vucutta organlar iflas ederken sahada tavsanlar cikiyor. Mustafa Denizli'yi pek tutmam ama haline uzuldum. Kendisinin kulupte basin sozcusu veya eski anlamiyla "kaptan" gibi bir goreve gecmesini temenni ederim. Futbolun gunluk stresiyle ugrasmak omrunden yiyor sanki.

Su anki beklentim ust uste alinacak maglubiyetlerle cokus yasamak, olaganustu kongreye gitmek. Bakarsiniz demokrasiyle olmayan guzellik darbeyle gelir. Ibrahim Altinsay tanklarla Akaretler'e girse cuntayi gullerle karsilamazsam serefsizim. Olmayacak dua iste ama ya tutarsa. Amin.

8 Şubat 2010

Kazanmasini Istedigim Butun Takimlarin Puan Kaybettigi Hafta


Digiturk'u iptal ettirdim ettirmesine de 16 Subat'a kadar odemis bulundugumdan santiyede arka plan sesi olarak actim. Cevre dostu bina etiketi yuzunden yaklasik 2000 sayfalik dosya yapmak baska turlu cekilmiyordu. Binanin ne kadar cevreci oldugunu kanitlamak icin bir agac olmasa da tombis bir fidan feda etmek zorunda kalmasak daha iyi olurdu ama neyse.

BJK macini seyretmedim. Skoru gorunce vicdanla cuzdan arasinda kaldim. Takimin gelecegi icin simdi kaybetmesi ve kum tepesi taraftarlarin yonetime isyan etmesi hayra vesile olacak, onun icin bu sene sportif basarisizliktan yanayim. Sampiyon olursak buyuk ihtimalle gelecek sene iflas ederiz nitekim. Gel gor ki Bobo Nobre'ci babama inat her hafta centik atiyor. Okuduklarima gore Yeter Demiroren'le baslayip GS'ye kufre donen tezahuratlar varmis, biraz omurgasiz kacmis dogruysa.

Kayseri ayazinda corak zeminde oynanan GS maci cok renksizdi. Mucadele ust duzeydeydi. Ancak GS'nin yarim pozisyondan gol cikaracak striker'i ve Keita haricinde tekmeyle sinmeyen hucum oyuncusu yoktu. Yakin cekimlerde futbolcularin kosarken toprak kaldirdigi gozukuyordu. Sakatlanmaya birebir. Ortaya bu kadar para doken Dijiturk'un TFF'ye zemin iyilestirme sarti kosmasi lazim. GS orta uclusunun ortada sican oynadigi, forvetlerin stoperlerin disiplinli bir sekilde siddete basvurmasiyla sindigi bir mac oldu. Lig 3.'sunden deplasmanda tek puan tatmin etmeli bence. Cem Sultan olayina hic girmiyorum. Takimin boyunun kisaltilip cabuk ve yerden oynamak kendi icinde tutarli bir anlayistir. Yasina bakmaksizin her oyuncuya firsat veren Rijkaard'in onu denememesinin mantikli bir aciklamasi vardir elbet.

Bana kalirsa revacta olan bol kanat forvetli tek santrafor duzenindense orta saha ozellikli bir oyuncunun ileri hatta yer aldigi klasik 4-4-2 daha dengeli. Kayserispor'un Cangele'yi Makukula'ya yaklastirdigi, kanat destekli sablon onlara kademe atlatti. Kapitalini transfer yerine stada gomen, hocasini kollayan bir takimi normal sartlarda cok tutarim ancak Kayseri'nin antipatik taraflarini torpulemesi bunu engelliyor. Tolunay Kafkas'in suratindan "KART KART KART KART KART KART KART" dedigi okunuyordu mesela. Santiyede olsa mekanik islerden sorumlu formen "sana bir tane sarsam hicbiseycigin kalmaz, sakinlesirsin" mealinde lafler eder.

Arsenal'in buyuk maclarda tokat manyagi olmasi icler acisi. Takimda Ray Parlour gibi birinin eksikligi hissediliyor. Dandik bir oyuncuydu ve alkolikti ama takimda biri hata yapinca kulagini cekerdi. Su anda bu isi yapmasi gereken Fabregas buyuk ihtimalle Gallas'a ikinci cogul konusuyordur o da genzini temizledikten sonra fisildayarak. Chelsea'nin golu gecikse hizli ileri uc elemanlariyla kontra sansi bulabilirlerdi belki. Ama 5. dk'da kornerde Drogba'yi kacirirsaniz (lan kimseyi tutma Drogba'yi tut diyesi geliyor insanin) mac biter. Kalede zaten armutlarin en buyugu Almunia var. Arsene hocayla pisbirik muhabbeti midir nasil bir hikmeti varsa her maci satmasina ragmen kaledeki yeri garanti. Bazi oyuncularin geldigi noktayi gercekten anlamiyorum, ozellikle mantar kaleciler cok goze batmasina ragmen kariyer yapabiliyor. Hesp, Busquets, Hayrettin Demirbas akla gelenler...

Geri cekilen Chelsea'nin pit pit Arsenal'lilerden 1000 dk daha gol yemeyecegi asikardi. Ben de FB-Diyarbakirspor macina gectim. FB-DS macindaki bogusma seyre degerdi. DS yere yatip futbolu katletmek yerine pasli kontraya cikmayi tercih etti. Ligin pigment ortalamasi en yuksek takimi kesinlikle onlar. Forvetlerin ileride sirti donuk top tutma ozelligini kanatlara acilan destekcilerle iyi kullandilar. O noktada final pasini atacak oyun zekasina sahip olmamanin goturusu olarak tabelayi cizemediler. Othello'nun "Ayman onu atsin gelsin beni de atsin" demesinden 1 saat kadar sonra "Ayman beni atabilir" diye cark etmesinin yaninda Ahmet Cakar epey delikanli gozuktu. FB'nin oyun disiplininden kopmayarak surekli denemesi taraftarin takdirini topladi. Bozuk zemin ve sert futbol 2 fire daha verdirdi. FB'nin gecen yillara nazaran daha dar olan kadrosu 8 aylik bir lig icin dezavantaj. 13-15 kisiyle kadro istikrari getirisi saglarsiniz ama ozellikle 25. haftadan itibaren lifler kopmaya baslayabilir. Koch'un antrenman dozajini ayarlamasiyla telafi edilebilir belki ancak 3 kulvarda zorlanmamak mumkun degil. Mac sonunda herkesin Semih'in olmayan faulunu elestirip Bebbe'nin dusurulmesinin sari kartla gecistirilmesini unutmasi bana garip geldi. Neticede siyahi biriyle solukbenizli depara kalktiginda sonuc bellidir. Bana kalirsa hakem o sertlikte bir mac icin katlanilabilir olcude sacmaladi, onun icin ustune dusmemek lazim. Melih Sendil'in Santos'a "sol beke gectigin icin mi bu kadar gol atiyorsun demesi" de futbol bilgisinin kisitliligini gosterdi, cunku kornerden kafa golu atmisti, soldan yardirarak degil. Ayni kanalin spikerleri Antalyaspor macinda BJK kornerden gol yedi diye sol bek Tello'nun yerini yadirgadigini soylemisti.


Tatli niyetine eve gelip Fiorentina-Roma macini seyrettim. Fio'yu bu sene elimden geldigince takip ettim, 6-7 tane canli maclarini seyretmisimdir. Hala evrilme asamasinda bir takim. Jovetic, Montolivo ve Mutu gibi ayaklari yumusak ve mucadeleci 10.5 numaralari var. Prandelli ve pofuduk montunun 2005'ten beri atlattigi asamayi kiskanmamak elde degil. Guvenilir bir hocanin elinde parlayan genc yetenekler futbolu guzel yapan en onemli etmendir gozumde. Jovetic'in agzinin kapanmamasi, 1973 model prog-rock saclari ve tekmeden korkmamasina hayranim. Kendisi Delgado gibi ceylanimsi kosuyor, onun olamadigi herseyi olmasini dilerim. '85'li kaptan Montolivo'nun oyun gorusu ust duzey. Cabuk ve dogru karar veriyor, oyundan asla kopmuyor. Mac boyu ustun oynayan taraf Fio idi ama Denizli balina sahip Ranieri yine 7-7 atti. Ortalama bir Sivas'lidan daha cok Sivas'liya benzeyen Vucinic dogru yerde durup dogru sutu cekti. Bu maci izleyen ortalama bir futbol seyircisi Roma'nin ligi 2. goturmesine sasirirdi. Sakatliklar ve yas nedeniyle ahi gitmis vahi kalmis Totti'nin mac boyu yaptigi en iyi hareket oyundan alinmakti. Kendisi bu ozelligiyle gecmisteki ihtisamli oyunundan yiyen Raul Gonzalez'e benziyor. Mutu'nun yaratici kadife kramponlarindan yoksun Fiorentina'da topu cizgiden gecirmek Gilardino'ya dustu tamamen. Adam cok cabaladi, onun icin kizmak ayip olur ama artik bir tanesini de atmasi lazimdi. Fiorentina 2 tane gerceklesmesi zor sartla sampiyonluga oynayabilir. 1) Mourinho'nun Inter'den baymasi. 2) Takim personelinin korunmasi. Taktiksel olarak mukemmel, yetenek olarak kisitli olan ligde farkli seyler yapmaya calismasini takdirle karsiliyorum Fiorentina'nin. Keske tribunler de tamamen dolsa ve tribunlerin sahadan uzakliginin neden oldugu goruntu kirliligi olmasa.

Simdi de Super Bowl baslamak uzere. Sirf sempatim oldugu icin New Orleans'in kaybedecegini zannediyorum. Kismet.

22 Eylül 2009

Besiktas - Kayserispor: 0-1

Gunlerdir yazacagim ama elim klavyeye gitmiyor. Bir haftada alinan 3 maglubiyet bunyeye biraz fazla geldi herhalde. Kayserispor maci da serbest dususun son noktasi oldu. Cevaplanmasi gereken sorular var ve durum gorundugu gibi, hic de ic acici degil.

Yer: Inonu Stadyumu
Tarih: 19 Eylul 2009
Besiktas: Hakan, Ibrahim Kas, Sivok, Ferrari, Ekrem, Ernst, Tabata (55' Fink), Tello (80' Yusuf), Serdar (55' Nihat), Bobo, Nobre
Kayserispor: Souleymanou, Durmus, Ali, Aydin, Toledo, Mehmet Eren, Saidou (75' Bilal Aziz), Furkan (85' Serdar), Olembe, Makukula, Cangele (89' Troisi)

Macin teknik taktik analizi cok keyifli degil. Sadece iki noktaya deginecegim:

1. Bu mac itibariyle Ernst'in, Cisse'ye evrimi tamamlandi. Ernst, Cisse'nin gecen sene yaptigi isi yapar da, O'nun gecen seneki gorevini kim ustlenecek, bunun henuz cevabi yok ortada. Besiktas'in bu sistemde bir tane savunmanin onunu parselleyecek, bir tane de savunma ile hucum arasindaki baglantiyi saglayacak ancak ayni zamanda takima direnc katacak ortasaha oyuncusuna ihtiyaci var. Eger Fink bu iki pozisyon icin de ideal isim degilse ve fiziksel acidan hazir olmasina ragmen rotasyonda sakatliktan yeni cikmis olan Ekrem'in gerisinde kaliyorsa o zaman Cisse'nin neden elden kacirildiginin hesabinin verilmesi lazim. Cisse'yi 1.5 sene boyunca (ya da yanina Ernst gelene kadar) yeteri kadar ofansif oynamamakla elestirenler de Kayserispor'un attigi golu gordukten sonra, ortasahanin tek defansif oyuncusu yerini kaybettiginde takimin basina neler gelebilecegini ogrenmistir umarim. Yedigimiz 2 dakikalik kontraatak icler acisiydi. Ernst'in sucu da degil bu kesinlikle, takimin ileride kaybedilen toplar icin bir B Plani olmasi lazim. Ancak Tabata ve Tello'nun bu form durumuyla olacak is degil bu.

2. Yonetimin ve Denizli'nin Nobre, Nihat, ve Delgado tasarruflari sebebiyle bugun sirasiyla Bobo, Holosko, ve Tello'yu kaybetme noktasina gelmis durumdayiz. Bunu zamaninda buradan yeteri kadar anlatmaya calistigimizi dusunuyorum. Ancak ortada sampiyonlukta buyuk emegi gecmis oyunculara yapilmakta olan cok buyuk bir haksizlik var. Tahribatin hangi noktada oldugunu bilemiyorum, ancak yonetim onceliklerini ortaya dogru koyup, ucretler konusunda adaletli davranmadigi surece herhangi bir cozum uretilebilecegini dusunmuyorum. Herkesin kontrati kendine diyerek isin icinden cikmaya calismak da kolaya kacmaktan baska birsey degil. Calistigim sirkette benim yarim kadar is yapmayan adama benim iki katim maas onerseler benim de verimim duser. 

Son sozum de Kayserispor'a. Uzun zamandir onlar kadar sozde delikanli bir camia gormedim herhalde. Mehmet Topuz olayina girmeyecegim, keza buradan aslinda hakki yenen takimin Kayserispor oldugunu ve bu durumun Besiktas-Fenerbahce arasindaki sidik yarisi sirasinda gozden kactigini yazmistim. Ancak 30. dakikada yere yatmaya baslayan bir takimin yoneticisi olsam, birakin erkeklik, delikanlilik konusunda racon kesmeyi, televizyona cikmaya yuzum olmaz. Baska takima yenilsek bu kadar sinirim bozulmazdi herhalde, ancak Kayserispor'un sergiledigi sark kurnazligina yenilmis olmayi icime sindiremiyorum. Hakem Bunyamin Gezer de umarim bu mactan birseyler ogrenmistir. Ilk yariyi tek bir sari kart cikarmadan sadece 2 dakika uzattiginda 90 dakikanin sonunun nereye gidecegi belli olmustu. Memleketin parmakla gosterilen hakeminin oyunculara kabadayilik taslayacagina otoritesini boyle maclarda gostermesini bekliyorsunuz ancak nafile. Kazansaydik cok daha baska seyler de yazardim ancak yenilgiye bahane uydurdugum dusunulmesin diye burada kesiyorum.

Takimin geldigi nokta malum, ust uste alinan yenilgilerden sonra moraller sifirlanmis durumda. Teknik/taktikten ziyade mental degerler one cikacak. Buradan itibaren, takimin havasi duzelene kadar detayli mac yazilarina bir sureligine ara verebilirim - is/guc telasina bir de okul eklendi bu aralar ve yazmaya ayirabildigim kisa zamani keyifli seyler yazarak gecirmek daha cekici geliyor acikcasi.

Besiktas - Kayserispor: 0-1
53' Makukula (0-1)

14 Eylül 2009

Galatasaray - Besiktas: 3-0

Macin ustune 1 gunden fazla dusundukten sonra oturuyorum klavye basina. Maci kisaca ozetleyecek olursam 3-0'in kesinlikle sahadaki oyunu yansitmadigini, ayrica Besiktas adina Mustafa Denizli'nin surpriz merakinin, Serdar'in kacirdigi gollerle birlikte skora etki ettigini soyleyebilirim.

Yer: Ali Sami Yen Stadyumu
Tarih: 12 Eylul 2009
Galatasaray: Leo Franco, Sabri, Emre Asik, Servet, Hakan (81' Caner), Mustafa, Mehmet, Arda (59' Elano), Keita (70' Baris), Kewell, Baros
Besiktas: Rustu, Ibrahim Kas (68' Holosko), Sivok, Ferrari, Ismail, Ekrem, Ernst, Tabata (46' Fink), Serdar, Yusuf, Nihat (46' Bobo)

Bundan sonra Besiktas maclarindan once buradan takimin -bence- ideal kadrosunu yazacagim, sezon sonuna kadar Mustafa Denizli'nin sahaya surdugu 11'i iki-uc kere tutturursam cok iyi. Su ana kadar 0/6 gidiyoruz... Dunun surprizleri de ortasahanin ortasinda Fink'in yerine Ekrem'in baslamasi ve Bobo ile Holosko kenarda otururken Nihat'in on tarafta tek basina sahaya surulmesiydi. Ortasahada Ekrem tercihine karsi degilim temel olarak, buradan da daha once yazmis, Ekrem'in gerektiginde o bolgeyi kotarabilecek ozelliklere sahip oldugunu soylemistim. Ancak Galatasaray deplasmaninda, yabanci sinirlamasi sorun degilken, Fink iki hafta dinlenmis ve Ekrem daha sakatliktan yeni cikmisken bu degisiklik nereden icap etti, anlamak mumkun degil. Maci tribunden seyretmedigim icin Arda'ya yakin oynadiysa da adam adama oynayip oynamadigini bilemiyorum. Nihat israri konusunda da daha once yazmistim, temel olarak bir idari tercih oldugunu ve Mustafa Denizli'nin bu konuda kendi icinde tutarli oldugunu dusunuyorum. Ancak bunun firsat bedeli Holosko ve Bobo'yu ayni anda kenarda oturtmak ise, Mustafa Denizli'ye daha fazla destek veremeyecegim. Eminim ki Servet'e bugun sorulsa, Turkiye'de karsi karsiya oynamak istemedigi ilk oyuncunun Holosko oldugunu soyleyecektir. Ozellikle bu tarz bir deplasmanda kenarda oturtulmasinin benim nezdimde tutar bir tarafi yok. Galatasaray'in Arda ya da Baros'u yedek birakmasi kadar buyuk bir gaflettir benim gozumde. Kaldi ki, ligin duran toplardan en cok gol atan takimina karsi, baski yiyeceginiz bir deplasmana bu kadar kisa boylu bir takim cikmak da ayri bir hata. Gol bu yuzden yendi demiyorum, ancak takimin hava toplarindaki 4. savunma opsiyonu Yusuf Simsek oluyorsa Fink ve Bobo gibi iki oyuncunun yerine Ekrem ve Nihat gibi 5 macta bir kafa topu alan oyuncularin oynatilmasini da sorgulamak lazim. "Rustu hata yapti" diyerek isin icinden cikmak mumkun degil o yuzden. Rustu demisken, kotu bir mac oynadi, ancak yine de Hakan'in kenarda oturtulmasini elestirenlere katilmadigimi belirtmeliyim. Bir takimin 1. kalecisi bellidir ve hazirsa oynar. Eger Rustu'yu kalici bir sekilde 2 numaraya kaydirmayi planlamiyorsaniz, bir diger deyisle Manchester United veya Wolfsburg deplasmanlarina Hakan ile cikmayi gozunuz yemeyecekse Denizli'nin yaptigi tercihi elestirmemelisiniz bence. Savunma yonu zayif olan Ismail'in onune Yusuf'un konmasi da soru isareti yaratan bir baska konuydu. Bence Serdar solda, Yusuf sagda oynasa, ya da Ibrahim Uzulmez tercih edilse defansif anlamda daha dengeli bir goruntu ortaya cikardi. 

Oyuncu tercihlerine dair dusuncelerim boyle, maca gecelim. Adeta 1-0 geride basladi Besiktas ve 10. dakikaya kadar da kendine gelemedi. Ancak ondan sonra son derece dengeli, hatta Besiktas'in biraz daha aktif gozuktugu bir oyun oldu ilk devre boyunca. Tabata'yi bekledigimden daha iyi buldum, ortasahanin ortasinda hem dikine oynadi hem de top Galatasarasay'dayken direnc gosterdi. Gun gectikce Besiktas'in 4-2-3-1'e daha yakin bir goruntu cizdigini de ekleyeyim. Savunma onunde pozisyon bilgisi yuksek bir ismin eksikligi Ernst'i daha geride oynamaya mecbur ediyor ve bu da Besiktas'in gectigimiz sezona kiyasla sistematik acidan en onemli eksilerinden birisini olusturuyor benim gozumde. Besiktas daha hareketli gozukurken, skor avantajiyla isleri biraz daha rolantiye alan Galatasaray ise sagdan Keita ve Sabri'nin getirdigi toplarla ters tarafta Kewell'i bulusturarak etkili oluyordu. Burada Ibrahim Kas ve Serdar'in ters kademelerdeki yetersizligi kadar sol kanattaki defansif arizanin da payi buyuktu.

Denizli bu sezon aliskanlik haline getirdigi sekilde ikinci devreye cift degisiklikle basladi. Girenler Fink ve Bobo olurken, sahada hic gozukmeyen Nihat ile bence son derece iyi oynayan Tabata cikiyor, Holosko yine kulubede kaliyordu. Denizli'nin ortasahanin mucadele gucunu arttirmak istemesini anlayabiliyorum. Ancak Yusuf'un kondusyon sorunu ortadayken ve sol kanat savunmasi ariza verirken Tabata'nin cikmasini cok da mantikli bulmadim acikcasi. Degisikliklerden sonra 20 dakika boyunca gayet tehlikeli gozuktu Besiktas. Oyle ki, soyunma odasindaki tahtaya cizildigi belli olan, Serdar'i savunmanin arkasina kacirma taktigi 3 kere basarili oldu. Ancak ilk yaridaki pozisyonla beraber, kacirdigi net gol pozisyonu sayisi 4'u bulan genc oyuncu, mactan sonra kendisinin de itiraf edecegi sekilde "beceriksizdi". Sonrasinda da korktugum basimiza geldi ve futbolda gecerliligi olduguna inandigim sayili batil inanctan birisi olan "atamayana atarlar" prensibi yine calisti. Ibrahim Kas sakatlanmis ve Holosko kenarda beklerken gelen kontraatakta Rustu topu sektirdi ve skor 2-0 oldu. Mac da orada bitti zaten. 

Mac sirasinda sinirimi bozan iki kisiye deginerek yaziyi sonlandiracagim. Ilki Melih Gumusbicak. Son zamanlarda bu kadar kotu mac anlatan birisine rastlamadim acikcasi. "Maglup olan dunyanin en kotu takimi, kazanan Sampiyonlar Ligi sampiyonu" psikolojisinde anlatti maci. Rustu'ye neden bu kadar saydirdi, anlamak guc. Mustafa Denizli'nin sikilan dislerinden, cakmak cakmak gozlerine kadar gereksiz yorumlari da son derece sinir bozucuydu. Benim genel olarak cok begendigim, ancak bu mac adeta koridor olan Hakan Balta'yi, oyundan cikarken, sahanin yildizlarindan birisi olarak ilan etmesi de sacmalikta son noktaydi. Ikinci bir Ilker Yasin kazanmis olabiliriz anlayacaginiz. Sinirimi bozan diger adam da Bulent Yildirim'di. Bu ulkenin en kotu hakemlerinden biriyken, nasil oldu da derbi maci verildi kendisine anlamakta gucluk cekiyorum. Yonettigi her mac sonrasinda Sampi ile telefonda birbirimize "Adam takim tutmuyor, sadece cok cok kotu bir hakem" diyoruz, bu sefer mactan one de konustuk, sag olsun haksiz cikarmadi bizi. Tabata ile Mustafa Sarp'in pozisyonunda nasil olup da herkese sari kart gosterdikten sonra maci hakem atisiyla baslattigini birisinin bana anlatmasi lazim. Tabata, Mustafa Sarp'a kasti olarak bastiysa kirmizi kart gormeli ve mac Galatasaray'in faul atisiyla baslamaliydi. Pozisyondan sonra sadece yerde yattigi icin sari kart gorecek ne yapti anlamak guc. Faul yaptigi icin sari kart gorduyse, dedigim gibi, mac Galatasaray'in faul atisiyla baslamaliydi. Mustafa Sarp bence atilmaliydi, ancak yine de derbilerde bu tarz seylerin hos gorulmesini anlayabilirim. Fakat o zaman da Ferrari'ye gosterilen karti aciklamak mumkun degil. Mustafa'yi itmis olsa da daha sonraki hal ve tavriyla kavgayi ayirmak icin araya girdigi her halinden belli oldu. Tabata'ya kafa atip, yumrugunu sikan Mustafa'yi sakinlestiren de kendisi oldu sonucta. Neyse, umarim bir daha bizim macimiza denk gelmez deyip sozu fazla uzatmayayim.

Neticede cok onemli bir mactan kotu bir maglubiyetle ayrildi Besiktas. Acikcasi buradan kalkip sampiyon olacagimizi soylemek icin Yildirim Demiroren olmak gerekir. Manchester United maci bu anlamda sans mi, sanssizlik mi, bilemiyorum. Yenilmezsek Sampiyonlar Ligi ciddi bir hedefe donusur, olur da kaybedersek ise kelle istenir, kabahat de 99% Mustafa Denizli'nin basina patlar. 

Galatasaray - Besiktas: 3-0
4' Mustafa (1-0)
65' Baros (2-0)
82' Baros (3-0)