31 Aralık 2009

Top Gear Sezon 14 Bolum 6 - Bolivya Ozel Etabi


Gencken kampuste kaldigim daireye Turk cemaati olarak canak anten takmistik mac seyredebilmek icin. O zamanlar DigiturkwebTV falan yok tabii. Othello onderliginde bir avuc Turk apacinin pantolonlari cikarip Kurtlar Vadisi seyretmesine maruz kalmam hayattaki vardigim en dip noktadir hatta. Neyse, o dizinin dandik olmasini gectim, dizi konseptine bile kilim. Haftanin bir gunu, bir saati boyunca ici reklam dolu gereksiz uzatilmis TV tuketim urununu seyretmek cazip gelmiyor. Kisacasi en sevdiginiz diziye gozumu kirpmadan laf sokabilirim. Ornegin Lost adam degil, Seinfeld'in karakterine lafim yok ama icten pazarlikli ve kisiliksiz diyebilirim. Anladigim kadariyla Turk dizi piyasasi da cosmus bu aralar. Canim durum cektiginde gittigim Lubnan'li restoranin gobekli kel sahibi Arapca dublajla Turk dizisi seyrediyordu dizustu bilgisayarindan, agzim acik kaldi (dizinin Turk oldugunu plakalardan anladim, cok sukur oyunculari falan tanimiyordum). Oha dedim kultur emperyalistiyiz galiba.

Neyse, su anda yeni bolumlerinin yayinlanmasini ac gibi bekledigim tek TV programi Top Gear. Uc tane orta yasli araba tutkunu Ingiliz'in BBC icin yaptigi sahane bir dizimsi. Produksiyon ve detaylarlara inanilmaz onem vererek cekiliyor. Sunucularin kimyasi ve esprituelligi yardiriyor. Otomotivle uzaktan yakindan alakasi olmayan Robcan'la oturup seyredebiliyoruz mesela. Cocuk o kadar ilgisiz ki ailesinin kendisine aldigi Hyundai Sonata'yi direksiyonda H yazdigi icin Honda zannetmis 2 sene boyunca.

Top Gear'in muthis bir ozel etap konsepti var. Bunlar genelde yaris seklinde geciyor. Mesela Italya-Ingiltere bolumunde Richard Hammond ve James May ucakla seyehat ederken Jeremy Clarkson Bugatti Veyron'la yardirmisti. Tren vs. Ferrari 612 Scaglietti, Gemi vs. Mercedes SLR gibi fantastik eslesmeler oldu. Amerika, Japonya, Vietnam ve Afrika'da aldiklari ucuz araclarla A noktasindan B noktasina ulasma cabasini defalarca seyrettim.


14. sezon biraz sonuk gecerken bombayi 6. bolumde patlattilar: Guney Amerika ozel etabi. Bolivya'da internetten gormeden aldiklari uc kulusturle Amazon'lari ve And daglarini asip Sili'de kiyiya varmak amac. YouTube'dan linkleri 8 parca halinde veriyorum, seyredin eglenin. Tek celsede seyretmek isterseniz www.finalgear.com'dan torrentini bulabilirsiniz. Finalgear cok buyuk bir camia oldugu icin butun gecmis bolumleri de indirebilirsiniz.

1: http://www.youtube.com/watch?v=E8ROoNBuX04&feature=related
2: http://www.youtube.com/watch?v=bLtlSow-rEs&feature=related
3: http://www.youtube.com/watch?v=mM5RruxKuQY&feature=related
4: http://www.youtube.com/watch?v=FEN8i3X9ai8&feature=related
5: http://www.youtube.com/watch?v=FSSbK-uCBtw&feature=related
6: http://www.youtube.com/watch?v=GhwBx8ED1Ko&feature=related
7: http://www.youtube.com/watch?v=8Ek9BvqjlDY&feature=related
8: http://www.youtube.com/watch?v=6-6J7Sjj9JE&feature=related

28 Aralık 2009

Cahil the Return: Yerlesim Hatalari

Blogu bir sureligine nadasa birakmistik. Umuyorum ki Redmancan izinden donunce toparlar, ben de onu bahane edip yavsaklik yapmam daha fazla.

Gokhan Zan gittiginden beri uzulerek yaptigim yerlesim hatalari serisini birakmistim (ornek 1, ornek 2). Kendisi GS'de buna benzer birkac hata yapip Rijkaard'in sonunu getirmeye calistiysa da herzamanki gibi sakatlanarak hastaneden maas almaya devam ediyor. Onun yerini Ekrem Dag ve Ibrahim Toraman doldurmaya calisiyor zannediyorum.



Bursaspor macinin ilk 15 dakikasini seyrettikten sonra futboldan soguyup taseronun verdigi yemege katilma karari verdim. O havada, o sahada ancak doldur bosalt oynanabilirdi. Top surulemiyor, pas atilamiyordu. Tamamen izbandutluga dayali, Nobre'lik bir oyun vardi. Kendime ve zamanima olan saygimdan dolayi asagida resmi gorunen lamb chop'lardan yemegi tercih ettim. Gene & Georgetti eski paranin gittigi monser bir mekan. Cok racon yer ve ete duyduklari saygiya hastayim. Ornegin pirzolanin yanina patates, ispanak, vs. gibi ikincil onemde olan seyleri ayri tabakta getiriyorlar ki ete zeval gelmesin.



Santiyeye geri dondugumde baktim ki Ferrari cikmis ve Yusuf girmis. Geri 4'lude iki tane tahta ayak ve yagmurlu havada fasulyeyle geri yigilip uzun top karsilamaya calisiyoruz. Takim surekli dizilis hatasi yapiyor derken iki tane yiyiverdik. Macin tamamini internetten bulamadigim icin golleri www.ligtv.com.tr'den araklayarak bir analiz girisiminde bulunalim bakalim.

Bursaspor'un 1. golu:

Bu pozisyonda Ferrari oyunda. Uzulmez pozisyon icinde gecilmis, onun yerine Ekrem adam kovaliyor. Alani ise Fink kapatiyor. Tamamlayici rolde Ernst ceza yayiyni almis. Defans ip gibi dizilmis, on direk/arka direk forvetleri parsellenmis. Bursaspor ceza alanina ekstra kosu yapan adamini sokarak golu buluyor. Yani bu golu BJK yemiyor, Bursa atiyor ve helal olsunu hakediyor. Ust duzey takimlarda ekstra kosuyu sag acigin kapamasi lazim, eger bu gol engellenecekse fazladan organizasyonel guzellik yapmaniz gerekir kisaca. BJK henuz o seviyede degil ve aciklari oldukca formsuz bir sezon geciriyor.



Bursaspor'un 2. golu:

Geliyorum diyen gol. Asagidaki dizilise bakalim. 4-5-1 turevi oynuyoruz kagit ustunde. Topa basmasi gereken adam uc forvet zannediyorum CM'de free role'un ne oldugunu gostermeye calisiyor. Nobre girince takimin safti kayiyor, asimetrik sacmasapan bir dizilise burunuyoruz. Burda suc Nobre'nin degil, onu oyuna sokunca siradan bir 4-4-2 oynatmayan hocanin. Topa basan adam sag acik Tello, Ekrem'in yerinde olmasi gereken adam. Ekrem sag bekliginden bikmis olacak ki akinci gibi ileri cikmis arkasinda Van Golu kadar bir bosluk birakarak. Almanlara nazar degmesin, tam olmalari gereken yerdeler.


Sivok rakip stoperle kafaya cikiyor (Ertugrul Saglam'in Daum kokulu mac ici cozumu, Alpay ve Luciano'yu andirdi bana) . Geri 4'lunun olmasi gereken yer X'lerle gosteriliyor. Ofsayt cizgisi kirmizi centik. Kaleden uzak, Allah'a yakin olmasini temenni ettigimiz Ibrahim Toraman yerini kaybedip takimin boyunu 5 metre uzatiyor. Sag bek Ekrem ekranda degil. Mac boyu kanattan iki tane top tasisin ve savassin diye joker olarak oynatilan adamin teknik bilgisi bu kadar iste. Ortalama bir oyuncudan 2 km fazla kosup pas hatalariyla takim arkadaslarina 5 km ekstra kosu maliyeti getirir kendisi. Bir nevi Alex'in ussu biri. Ergic kosusunu surdurup sahane vuruyor. Defansta bir kisinin kayiplarda olmasi herkesin dengesini bozuyor, futbol bu kadar basit bazen. Buyuk ihtimal Ekrem kaybolmasa Toraman Sivok'un solundaki alanini kaplamaya devam edecekti. Tipik bir yenilen gol, atilan degil.


Bursaspor'un 3. golu:

Yenilen gollere baska bir ornek. Yari alanimizin ortasindan duran top kullandirtiyoruz. Top uzaklasmadan kontratak yemek bir Ekrem Dag mucizesi olsa gerek. Ozellikle gecen seneki Turkiye Kupasi macinda Ali Bilgin'in Holosko'ya yaptigi Fatih Urek markaji taklidine bayildim. Sayesinde stoper kanada acilmak zorunda kaldi ve Zapo bos kafayi vurdu. Abartili sevinse de haketti adam. Ayagina git, bonservis ver, esini ikna et, kontrat yap, gorev verdigin her mac tatminkar performans gostersin, sonra da kapiyi goster zorla. Bu da Demiroren ve transfer politikasina kapak olsun. Ligin ilk yarisinda 7.5 m Euro'luk Tabata mi daha faydali oldu yoksa parasini zaten gomdugumuz Zapo mu? Ferrari veya Sivok olmayinca Toraman cahiline kalacak kadar sig bir stoper kadrosuyla uc kulvarda mucadele etmek ne kadar gercekci? Zapo Kalsin demistik aylar once aynen bu nedenle. Ayni sey orta saha icin de gecerli. Devrenin sonlarina dogru 3 derbi, 5 CL dahil olmak uzere maksimum maca cikan Ernst'in dususe gececegini gormek icin dahi olmaya gerek yok. Mustafa Denizli'nin rotasyondan anladigi ileri 4'luyu corba yapmak anlasilan, takimin esas oglanlarini korumak degil.


2. yari Bursaspor ve Kayserispor buyuk ihtimalle yine bu kadar puan alacaktir. Ancak uc buyukler, ozellikle BJK, azalan Avrupa Kupasi maclari nedeniyle haftada bir mac programiyla 2. yarida 40 puan barajini gececeklerdir.

Rijkaard'i elestirenler GS'nin 30 kusur maca ciktigi bir yarinin ardindan sampiyonluk mucedelesinden kopmadigi icin ASY'de deve kesilmesi gerektigini ne zaman anlayacak merak ediyorum.

Not: Basligin hatali olmasi cehalete bir vurgudur, laf yemeden once soyleyim.

10 Aralık 2009

Kazmalik vs. Pragmatizm: Adam Adama Savunma


Mustafa Denizli'nin 1988 model 4 eslesmeli adam adama savunmasi dogal olarak cok elestiri aldi (mesela surda ve burda, hatta orda). Ozellikle bekleri aciklara yapistirmak, onlarin alan degistirdigi zaman savunmada yapay bosluklara neden oluyor. Redman ve Arsene Wenger gibileri adam adama savunmayi her ne sart olursa olsun lanetliyor ve geri kalmis buluyor. Ben ise pragmatik olarak dozaji ayarlandiginda efektif buluyorum ve yerine gore gecerli oldugunu dusunuyorum.

Tek bir kisinin oyun zekasina dayali takimlara karsi kullanildiginda basarili sonuclar alinabiliyor. Ornegin Barcelona'yi 3-0 yendigimiz macta Erman Guracar'in Rivaldo'dan uc calim yiyip, 4. kere yetisip topla beraber taca ciktiklarini hatirliyorum. Eger takiminizda hucum yonunden feda edebileceginiz bir takoz varsa, rakibiniz de Rivaldo ve ekurileriyse, savunmanin diger taslariyla oynamadan cicegin kafasina bocekle vurabilirsiniz. Neticede Emmanuel Petit ve Gerard'dan yogabonito olmayacagi belli, Reiziger neanderthal'inden gelecek hayir da Allah'tan gelsin.

Bir kisinin basina coreklenmis 10 apaci modeliyle oynayan takimlara ornek olarak Maradona'nin Napoli'sini (Careca haric) veya Alex'in FB'sini (Emre haric) gosterebiliriz. Sonucta asist + gol sayisinin oynadigi mactan fazla olan adamlar ve Kazim Colin Kazim Kazim Richards Kazim'in sonuca gidecek hareket sayisi farkli oluyor. Ancak rakipte Ibra, Messi, Iniesta, Xavi, Henry, Dani Alves varsa (veya Krasic, Dzagoev, Aldonin, Necid gibi suratli ve topla hasir nesir adamlar) adam degil baska birseyi tutarsiniz.

Adam adama'nin bence ideal formati 3-5-2'de bir ortasaha oyuncusunun feda edilmesidir. Boylelikle geri 3'lunun kimyasiyla oynanmaz. Forvette iki kisi tutup rakip savunmayi cikartmazsiniz. Ortasaha da tek kisiye kalmaz. Dezavantaji kanatlardan yardirma sansiniz dusuk olur cunku Lucescu'nun deyimiyle 5'linin kanatlari enerjilerini %70 savunma - %30 hucumla degerlendirmelidir. Eger amaci rakibi kitleyip kader kismetle bir gol sikistirmaksa (CSKA maci aynen boyle bir macti, Wolfsburg'dan gelecek habere gore yenmek zorunda kalabilirlerdi) o zaman bu tip bir anlayis benimsenebilir.

Savunma duzeni hikayesiyle ilgili Denizli'ye en cok istikrar konusunda elestirim var. Futbolda 2 X 2'nin 4 ettigi kanitlanmis nadir hipotezlerden biri surekli ayni kadroyla, ayni taktikle, ayni diyetle, ayni masorle calisirsaniz basarili olma sansinizin arttigidir. Harry Redknapp'in Portsmouth'u, Martin Oneill'in Aston Villa'si, lokal olarak Bulent Uygun'un Sivasspor'u ve Ertugrul Saglam + Tolunay Kafkas'in Kayserispor'u bilesenlerinin toplamindan daha fazla katma deger yaratmistir. Mustafa Denizli takimin basina geleli 1 seneyi gecti. Takimin yarisini bizzat transfer etti. Biri kis olmak uzere iki kere takimla kamp donemi gecirdi. Ama hala taktiksel butunluk saglanmis degil. Butun sezon demode adam savunmasi oynatsa onun bile kendi icinde tutarli bir tarafi var (Riza Calimbay). Ancak savunma 13 mac alan, 3 mac adam olunca hoca ve kadro istikrarinin ekmegini yiyemiyoruz. 3 aylik Rijkaard'in ince ayar disinda ortaya koydugu bir sablon var. Sezon sonuna kadar 3'lu veya adam adama oynamayacagina bahse girerim. Gelecek sene medya kovdurtmayi basarmazsa Rijkaard'in 2. senesi olacak. Mustafa Denizli'nin ise 3. ilk senesi.

Mustafa Denizli'ye cesitli nedenlerden dolayi saygim cok. Ornegin sayesinde lonso'nun cok konusmasina maruz kalmiyorum. Sampiyonluk macinda Ibrahim Uzulmez'e yaptigi jest benim icin 22 kupa degerinde. Onun icin kovalim, asalim, keselim demeye dilim varmiyor. Umuyorum ki yeni baskanla farkli bir gorevle kulup icinde kalir, kalmayacaksa da ciceklerle ugurlanir. Ama artik surprizlerden bezdim. Sezon basi ortaya koydugu sistemi inkar etmesini sindiremedim pek. Fink takintisini falan anlayamiyorum mesela, takimin en komple oyuncusu olmasina ragmen (CM diliyle butun ozellikleri 12) galibiyet hamlesi olarak kenara alinmasi absurd.

1 Aralikta soyle yazmisim:
- "Denizli'nin kafasinda ne olup bitiyor kendi de bilmiyor. Nobre'yi 10 mac ust uste hedef santrafor oynatip Toraman'i tekrar on stoper yapabilir, onun icin kendisine pek guvenemiyorum."

4 Aralik'ta hedef santrafor Nobre, sol acik Bobo'ydu.
8 Aralik'ta on stoper Toraman.

WTF?

6 Aralık 2009

Ozledik Be Abi - Amerika Deplasmani

"Bu adama ne oldu?" diyenler vardir diye yaziyorum...


Sampi ile soyunma odasinda yumruklastigimiz ve bunun uzerine benim blogu terk ettigim soylentileri tamamen dedikodudur. Insanlar nereden cikariyor boyle seyleri, anlamak mumkun degil! 

Saka bir yana, blogun ilk yazisinda buradaki durumumuzu aciklamis, deplasmana "diploma ve diplomalar icin" geldigimizi soylemistik. Ben de su isi yapmisken, tam yapayim, ikinci masteri da aradan cikarayim dusuncesiyle Emory University'nin isletme bolumu Goizueta Business School'da MBA'e basladim bu donem. Zaten ortalamanin uzerinde calisan bir adamken, bir de aksam dersleri, odevler, sunumlar, sinavlar deyince dogal olarak hobilerimin tamami arka plana atildi. Yazmayi gectim, maclari seyretmeye ancak zamanim oluyor bu aralar - ki son 10 senede toplam 3-4 mactan fazlasini kacirmamis olan ben, DigiTurk'teki banttan yayinlara ve DVR'ima abone olmus durumdayim. Hayatta hicbirseyi "biraz" yapamamis birisi olarak haftada 1-2 yazi yazmayi da basaramadim bu donemde. Anlayacaginiz, ya hep ya hic.


Yukaridaki harita hayatimin gundelik seyrini gayet guzel ozetliyor. Ev-Santiye arasi asagi yukari 100 km. Normal bir is gunu sabah 6'da baslayip aksam 5'te bitiyor, yani okul olmayan gunler 14, okul olanlar 18 saat civari...

Her neyse, onumuzdeki hafta final haftasi, Sampi'ye soz verdigim gibi Cumartesi'den itibaren yesil sahalara donmeyi planliyorum. Gectigimiz 3 ayda yazilacak cok sey birikti hakikaten.

Not: 19 Aralik'ta tatil icin Turkiye'ye geliyorum. Ufak bir bulusma ayarlayip, internet uzerinden dost oldugumuz blogdaslarla gercek anlamda tanismak, klavyeleri aradan kaldirmak gibi bir planim var. Aklima ilk gelen 22 Aralik'taki Manisaspor-Besiktas maci - Besiktas'ta bir yerlerde mac seyredilip yemek yenebilir mesela. Gelmek isteyenler yorum bolumune not duserlerse programi buradan halledebiliriz.

Hakikaten cok ozledim be abi!

Toplu Regl Spazmi


11 kisi kapan, faullerle rakibi yildir, futbolu katlet, vs. bunlar oyunun icinde ve kabulumdur. Ama su yalandan sakatliklar ve zaman gecirmenin cezasiz kalmasindan tiksiniyorum. Diyarbakirspor'lu futbolcular macin son 10 dakikasinda patir patir yere yatmaya basladi. Cap dusmani hakem buna izin verdigi muddetce daha da yuz bulup ikiser ucer mantarladilar. Kramp olsa kaslari sertlesir, anlasilir. Acilari ondan olmadigina gore benim teorim beraber cok fazla zaman gecirmelerinden mutevekkil regl donemlerinin koordine olmasi. TV'den yayinlanan maclarda (asagi yukari ayda bire denk geliyor) 80 ile 90. dakikalar arasi hep beraber yumurtluyorlar zannediyorum. Hakemin kalitesi 5 cm'lik ofsaytlarla, tartismali penalti yorumlariyla degil bu durumlarda futbolu nasil koruduguyla olculur. Avrupa'da aleni yalanla zaman gecirmenin cezasi sari karttan baslar. Oyundan sedyeyle cikan oyuncunun inatla 5 dk kadar kenarda birakilmasi gibi yaptirimlar uygulanir. Ustune oyun adabiyla uzatilir ki 90 dakikalik seyir hakkinin irzina gecilmesin.

Mac kadrosunda Nobre'yi gorunce sevindim aslinda, cunku bu demektir ki Mustafa Denizli Bobo'yu CSKA macina sakladi. Nobre kendi kapasitesi dahilinde ortalama bir oyun oynadi. Uc bes hava topu almasi disinda hucumsal bir kara delikti. Yavas dusunuyor, yavas karar veriyor, yavas hareket ediyor. Hamle yapana kadar kucagindaki top %50/%50'lik mucadeleye donusuyor. Erdinc'i sakatladigi pozisyonda topu ayagindan cikarana kadar Japonya'ya yaz geldi.

Fanteziden uzak, direncli ortasahali kadroyla maci koparacagimizi tahmin etmistim ilerideki on stopere ragmen. Ozellikle Fink rakip yari alanda serseri toplari kapip suratle oyuna soktugundan seri sekilde Diyarbakirspor ceza alanina girebildik. Fink'e odenen ucreti cok bulanlar biraz haksizlik yapiyor bence. Almanya'da 1 m Euro civari alan adami ulke degistirmesi icin ikna etmek istiyorsaniz bundan fazlasini onermek zorundasiniz. Ornegin ben su an deplasmandaysam Chi-town'un kara kasi kara gozu icin degil, duygusal nedenlerden. Yoksa manyak miyim ailemden, arkadaslarimdan ve lahmacundan ayri kalayim?

Ismail ve Ibrahim Kas'in bindirmeleriyle basarili bir sekilde ileride cogaldik, ustelik arkada Ernst'i birakarak kontra tehlikesi de yasamadik. Tek eksik topun cizgiyi gecmemesiydi, onu da istatiksel cenabetlige vermek lazim. TS deplasmaninda ceza alanina girmeden maci almanin karsiligi olarak bu macta butun toplar kaleciyi buldu. Bunlar can egrisinin uc noktalaridir, onemli olan kamburun nerede oldugudur.

Sahsen Fink cikana kadarki tempolu ve bilincli oyundan cok memnun kaldim. Sacma puan kayiplari yasanir, futbolun dogrularini istikrarli ve uzun vadeli olarak sergiledikten sonra tolere edilebilir. Fink'in cikmasiyla ortasahada olusan vakumdan Diyarbakirspor bayagi ekmek yedi. Milimlik ofsayti vermese yan hakem maksimum puanla donebilirlerdi evlerine. Daha once bu blogda cok defa yazildigi gibi tahta ayaklarin orta alanin gobegine cakilmasi (Ekrem Dag'in Ibrahim Kas'in onune veremedigi pas astigmatimi arttirdi) oyun hakimiyetinin kaybina neden oluyor. Bir diger taktiksel hata ise Nobre'nin onsekizden kacarak oynamasi. Surekli geri gelerek Fatih Urek verkaclari yapinca penalti noktasi civarinda son vurus yapacak adam kalmiyor. Gerci son vurusu yapacak adam Nobre olunca iskalamasi veya yerden etkisiz tepiklemesi buyuk ihtimal ama olsun, en azindan denemek lazim. Bobo 15 dakika oynarmis gibi yapmasina ragmen maci az kalsin bitiriyordu, kismet olmadi.

Nihat butun sezon oldugu gibi takimin kangreni. Cok pahali transferin karsiligi asiri baski oluyor. 3.5 m Euro alan adam her hafta 3.5 gol atmali gibi bir beklenti olusuyor. Sezon oncesi kampini Burdur'daki pembe tezkere mekaninda yapmasa veriminin cok daha yuksek olacagini dusunuyorum. Denizli'nin onu koruma gayesiyle isindira isindira rol vermesi bana gore daha uygun olurdu. Atesin icine atarak yipranmasina sebep oluyor. Antitez olarak denize dusmeyen yuzmeyi ogrenemez diyebilirsiniz, onun icin Denizli'ye cok da kizamiyorum bu konuda. Sonucta oynata oynata kazanmaya calismak da bir metoddur, pek isledigini soyleyemesem de. Nihat'in gol kacirdigindaki surati uzucuydu, cunku kendisine karsi hayal kirikliginin icten oldugunu hissettim. Oyundan cikarken isliklanmasaydi keske. 2. yariya ciddi hazirlanip kendine guvenini kazanirsa BJK'nin sene sonu lig siralamasini dogrudan etkileyebilir.

Seyircinin seviyesizlik yapmayip Diyarbakirspor'a karsi irkci hareketlerde bulunmamasi iyi guzel de, irkcilik yapmadi diye bir grubu tebrik etmek biraz vahim degil mi? Resmen olay cikmadi diye seviniyor, BJK taraftari farkli diyoruz. Bu vesileyle Tabata'ya 7.5 m Euro sayanlari Kenan Evren'e beslememesi temennisiyle havale ediyorum.

1 Aralık 2009

Sezon Oncesi Plana Donus

4. hafta sonunda, GS macindan once Denizli'nin inandigim bir yolda oldugunu belirtmistim. Sonra beni ofsayta dusurerek olusturmaya calistigi rijid iskeletli kontra takimini orta sahaya kazma dikerek ve yalandan santraforlar oynatarak sabote edecegini bilemedim tabii. ASY faciasi, akabinde %42 topa sahip olma oranli Kasimpasa maci gibi felaketler atlatti takim.

4 Eylul'de sunlari yazmisim:

- "Gecen sene sonuc alan igrenc, iskeletsiz, akilsiz futbol yerine Mustafa Denizli yeni bir model ortaya koyuyor. Yeni sablon tamamen ust seviye maclara yonelik. Hedef kuskusuz CL'de favori kafasi yarmak."

- "(BJK) kendi yari alanina cekilip oyunu sikistirabiliyor. En son Lucescu doneminde gordugumuz ve sahsen ozledigim bir ozellik. Top kapilinca dikine oynaniyor ve oyun hizlandiriliyor. Gayet modern bir yaklasim, kontraya dayali direncli futbol."


- "Sablon oturacak, takim meyve verecek. 4 lig macinda 1 gol yiyen takimda isik vardir. Enseyi karartmayalim."

Su an itibariyle kadrosunu esitlikci kullanan, sahane bir seri yakalamis bir BJK var. Efsunlu TS maci ve Gokhan Gonul'un penaltisinin atlanmasi (seyretmedim ama herkes penalti diyor), Denizli'nin futbolun basit gerekliliklerini uygulamasiyla birlesince takim potansiyelini yansitmaya basladi. En onemlisi Old Trafford'daki oyun anlayisiyla Sivas deplasmani ortustu. Hem dizilis, hem de kontrataga dayali - Mourinho Chelsea'sinin en ust duzeyini oynadigi- oyun sistemi ortaya konmakta. Sivas karsisinda %50'lik topla oynama oraniyla 9'a 2'lik bir gol pozisyonu ustunlugu yakalamak bu sistemin bir getirisidir. Su anda ayagi top yapan iskelet 4-5 pasla rakip ceza alanina kadar gelebiliyor. Bitirici Bobo olunca da skora centik atiliyor.

BJK'dan rakiplerini pas manyagi yapmasini beklemiyorum. Arkada Isvicre peyniri defansla 7-3 kazanmak da cazip gelmiyor. Arkayi tut, set defansi oturt, alan daralt. Kontrayla efektif hucuma cik, bilegi yumusak, kosu zamanlamasini ayarlayabilen forvet ve onu besleyebilen yaratici oyuncularla sonuca git. Bu hem sampiyonluk, hem Avrupa'da basari icin bir formuldur.

Denizli'nin kafasinda ne olup bitiyor kendi de bilmiyor. Nobre'yi 10 mac ust uste hedef santrafor oynatip Toraman'i tekrar on stoper yapabilir, onun icin kendisine pek guvenemiyorum. Erken oten horozu yaraladilar simdiden, onun icin temkinli olmak lazim. Ama hoca boyle devam edip tavsanlarla istikrarin getirilerini sifirlamayacaksa, kadroda istikrar, sistemde istikrar, hocada istikrar diyorum. Lig su andaki puan siralamasiyla bitip 2. olsak bile benim inancim bu sablonun getirilerinin sampiyonlugun kacirilmasinin dezavantajlarindan agir bastigidir.

Istikrar olmamasi gereken tek yer yonetim. Gonul isterdi ki Murat Aksu'da Bobo'yu Turk yapma ihtimali disinda bir isik olsun. Kafatascilik gibi olmasin ama kup kafalilardan cacik olmaz, benden soylemesi.

Taraftarin Wolfsburg karsisinda 3-0 yenikken yonetime yaptigi protesto ayni oranda FB macinda 3-0 galipken yapilmazsa anlamini yitirir. Tabelaya bak, yonetime salla metodu hic saglikli degil. Puan tablosunun bazi seylerin ustunu ortmesine izin vermemek gerekir.

29 Kasım 2009

Arkaya Yaslan, Nefes Al v.2 - GS



Hakikaten anlamiyorum morallerin bu kadar cabuk bozulmasini. Bir arkaya yaslanip takiminizi ona gore degerlendirmenizi oneririm, cunku durumunuz hic de karamsar degil bana gore.

Once Total Futbol fetisi edinen GS'ye bakalim.

Sezon oncesi yazdiklarimizdan alintilarla harmanlayalim:

1) Oyun karakteri zaman alir:

"Erken sevinenlerin anlamasi gereken birsey var. Bu isler oyle aman Rijkaard geldi, total futbol, Rinus Michels hoppa olmaz. Rijkaard’in Barca’ya oturttugu sistem su an GS’deki mevcut oyuncu kalitesinin cok daha otesinde bir takimda bile yaklasik 18 aylik bir surec sonrasi meyve vermeye basladi."

Xavi, Messi, Iniesta gibi adamlarin oldugu bir takimda bile pas, alan paylasimi, bosa kacmak gibi futbol artilarinin oturmasi zaman alirken bunu Ayhan, Mustafa Sarp ve Baris Ozbek'le 2 ayda basarmak mumkun degildir. Biraz sabir. Mevcut oyuncular olgunlasacak, gerekirse takviyeler gelecek (transfer veya altyapidan). GS ve sistem hakkinda okudugum belki de en guzel yazi bir zamanlar blog yazan Redman'in klavyesinden cikmistir. Ozeti de soyledir:

"Sahsen Rijkaard'in "Barcelona Sistemi"nin onemli bir kismini Galatasaray'a aktarabilecegini dusunmuyorum. Mevcut oyuncu kadrosuna dayanan cesitli sebepleri var tabii ki bunun. Tek buyuk defosu acik alanda agir kalisi olan Servet ile pozisyon bilgisi son derece yetersiz Gokhan Zan'dan olusacak bir stoper ikilisinin arkalarinda 40-45 metre bos alanla oyunu karsi yarisahaya yikmakta ne derece basarili olacagi buyuk bir soru isareti mesela kafamda. Arda ortasahada oynayacaksa hucumdaki opsiyonlarin sayisal eksikligi, ileride oynayacaksa da sahaya cikacak orta uclunun topa sahip olma kapasitesi baska bir sorun yaratacaktir. Barcelona hucumlarinin olmazsa olmazi kanattaki forvetlerin iceri girerek arkadan gelen beklere yer acmasi prensibi de Keita ve ozellikle Kewell ile nasil uygulanir bilemiyorum.

Ancak, bunlari soylerken Galatasaray'in basarisiz olacagini iddia etmiyorum. Rijkaard sabredilirse eldeki malzemeyle ortaya duzgun isleyen bir yapi koyacaktir elbet. Benim anlatmaya calistigim, bu kadro ile Galatasaray'in "Barcelona Sistemi"ni yani "4-3-3"u uygulama sansinin cok zayif oldugu ve zaten bu islerin bu kadar basit olmamasi gerektigi."

2) Savunma hattina kafasi calisan adam lazim:

"Ozellikle Servet’i tamamlayacak stoperin kisa mesafede cabuk olmasi lazim, cunku uzun topta rakip forvetle bire bir kalmasi cok olasi. Bu sure zarfinda GS’nin hucum edip goze zevk verdiginde bile Youla, Taner Gulleri, Murat Hacioglu gibi uzun topa kosularini iyi ayarlayan forvetler yuzunden surpriz puan kayiplari yasayabilir. Onun icin yildiz mildiz, forvet arkasi jambaz sihirbaz falan ugrasmadan ilk is 100 m’yi 11 saniyede kosabilecek stoper almak cok daha faydali olur."

Haldun Ustunel'in peygamberlestirildigi bir transfer sezonu gecirse de GS, bence optimal transferler yapilmadi. Ornegin Gokhan Zan buyuk ihtimalle Servet'in Marsilya'ya gidecegi ongorusuyle alindi. Servet elde kalinca bence Gokhan rotasyona sokulup esas oglan olarak toparlayici ve cabuk bir stoper alinmaliydi (Sivok gibi). Mevcut yapida iki tane top teknigi dusuk stoperle geriden oyun kurulmasi beklerin alacagi sorumluluga bakar. Solda formsuz Hakan Balta, sagda diger duz oyuncu Sarbi olunca baglantiyi yapmak icin ortasahadan birinin savunma hattina sokulmasi gerekiyor, ki bu efor kaybinin yaninda ortasahadan adam eksilmesi nedeniyle berbat bir cozum. Benim tavsiyem Topal'in stopere cekilmesiyle savunma hattinin FQ'sunun arttirilmasi yonunde gecici olarak. Ustunde yatirim yapilirsa (istikrarli sekilde oynatilmasi, hata yapmasina izin verilmesi, ust vucudunun gelisimine yardimci olunmasi) o bolgede libero ozellikli bir stoper yaratilabilir Topal'dan.

3) Rijkaard'a laf sokmak icin can atan adamlar var:

"Medya Rijkaard yegenimi bitirmek icin elinden geleni yapmaya calisacaktir. Ego tatmini icin ideal bir ortam var ortada. Asla ulasamayacagin yerlere gelmis, Barca’da CL kazanmis adam karsinda. Sana soru sorma ozgurlugu taninmis, atis serbest. Sen de kavga cikarmakla beslenen zavalli capsiz bir muhabirsin. Bugun antrenman teknigi, planlama, transfere bakis, altyapidan oyuncu yetistirme, GS’deki hedefler vs. bir suru konusulasi konu varken gider FB’den teklif aldin mi diye sorarsin. Yarin takim uc hafta puan kaybeder, “istifayi dusunuyor musun, aklin Barca’da mi kaldi” diye mac cikisi adama girisirsin. Sonra sef ahkam kesici kabadayi Erman “Rijkaard’a Turk futbolcusunu taniyan ve rakiplerinin cigerini dalagini bilen bir yol gosterici lazim” diye buyruk verir. Derken Adnan Polat Rijkaard’in arkasinda durur ve yardimcilarini antrenman baslamadan yeterince evvel tesise gelmedigi icin kovar, basladigimiz yere doneriz."

Bunu derken basladigimiz yere donmemeyi temenni etmistim. Rijkaard Turk futbolu icin cok buyuk firsattir. Bu adam varsin toptan bile anlamasin (katilmiyorum elbette), karakteriyle bile bize cok sey ogretebilir. Yardimcisina bakis acisi benim icin 4-3-3, 4-2-3-1, 4-4-2, 4-6-0'dan daha onemlidir. Tek adam ve muritleri (Fatih Terim - Mufit Erkasap) modeline karsi katilimci demokrat tarzi benimsedigim bir antitez. Rijkaard hata yapabilir, elestirilebilir. Ama bunda da is yok, Xavi'nin ekmegini yedi, Saracoglu'nda yine birsey degismedi falan diyenler cikarsa gulun gecin. Kafasi calisan, duzgun bir adam. Sorunlari o da goruyordur ve mutlaka ortaya cozum alternatifleri koyacaktir uzun vadede.

4) 14. haftada kacinci oldugunuz degil kac puanda oldugunuz onemlidir:

GS'nin su anda 29 puani var, ki bu hatiri sayilir bir meblag. Takim Temmuz'dan beri yogun bir mac trafiginde. Araya milli maclari da eklerseniz neredeyse ayda iki defa hafta arasi mac yapmis oyuncular var. Haliyle fiziksel dusus olacaktir, bu da en cok haftada tek maca konsantre olan, milli oyuncusu olmayan takimlara karsi hissedilecektir. Neticede futbol fizik oyunudur, Fernando Torres'i Tarik Dasgun'den ayiran kastir. Mevcut sartlarda ilk yariyi mac basina 2+ puanla bitirirse bence Rijkaard cok iyi is cikarmis olur. Devre arasinda takim toparlar, yoluna devam eder. Daha Elano sazi eline almadi, Baros donecek vs. Potansiyeli yuksek bir takim GS. Lig 2.'sine yenilince Total Rezalet, Total Felaket, Total Delalet falan olmuyor. 1.5 senedir ayni hocayla, asagi yukari ayni kadroyla mucadele eden tas gibi bir takima deplasmanda yeniliver bir zahmet.
* * *

Neticede Rijkaard'in gercekten basarili olmasini istiyorum. Bu istegim gonulden ve pragmatik sebepleri var. Ayakkabisinin arkasina basan, ders almayip veren adamlar yerine iki kelimeyi bir araya getirebilen adamlar idollestirilsin. Guzel futbol erisilebilir olsun. Cita yukselsin ki rekabet edip BJK olarak daha ileri gidelim.

GS taraftarinin su sorunun cevabini dusunmesi lazim:

Bu sene 70 puanla 4. olursaniz Rijkaard'in gitmesini mi kalmasini mi tercih edersiniz?

Babam Sagolsun

Eger FB'nin puan kayiplarini Daum, formsuzluk, cezalilar, seyircisizlik, vs. nedenlerine dayandiriyorsaniz yanlislardasiniz. FB'nin tek kaybetme nedeninin babamin deplasmanda olmasi. Daha onceki karnesine bakalim burada oldugu zaman oynanan FB maclarina:

Denizli-FB: Allah'in dedigi olur Appiah tesellisiyle biten 16 dakika gecikmeli mac. Daum'un 3. senesinde insaa ettigi takimin dagilmasi ve seri istifalarla sonuclanan surec. Othello'nun "babanin acisini paylasmiyorum" lafiyla taclandirdigi GS sampiyonlugu.

Ankaraspor-FB: Kezman'in penalti kacirdigi, Zico'lu Avrupa fatihi FB'nin dagilmasiyla sonuclanan vahim deplasman.

BJK-FB: Aragones'in Holosko'ya maruz kalmasi, topun Bobo'nun ayagina oturmasiyla santiyeyi yikmam. 4-2'lik net galibiyet.

BJK-FB: Fink'in Delinho'nun ters ayakla yaptigi ortaya Allah ne verdiyse yapistirmasi. Bobo'nun Lugano'nun etrafinda tavaf edip gaipten bir sut cikarmasi.

FB-Kasimpasa: Yilmaz Vural'in taklasi.

Bence hep beraber uc-bes TL kenara koyup babama emeklilik evi alalim buralardan. FB'yi kokunden kurutmus oluruz. Iki kongre sonra Guven Sazak'la Vefa Kucuk baskanlik yarisinda kozlarini paylasir.

Telkin icin soyluyorum FB'li okuyuculara. Gelecek hafta memlekete geri donuyor, iciniz rahat olsun, normale donersiniz.

18 Kasım 2009

Daum Hedef Buyultmektir


Aziz Yildirim'in 3 sene ust uste sampiyonluk hedefi dogrultusunda Daum'u goreve tekrar cagirmasi bazilari tarafindan hedef kucultmek olarak algilandi. Kesinlikle katilmadigimi belirterek derbi oncesi FB'nin kac okka cektigine dair birseyler karalayacagim. Bir kere 3 sampiyonluk gercekci ve ulasilabilir bir hedef, ayriyeten getirisi CL oynayip para ve tecrube kazanmak. Hedef Avrupa kupasi diyerek bir yere varilmiyor.

Once Daum'dan baslayalim. Bana kalirsa faal teknik direktorlerden dunyada ilk 5'e girer. Kendisine zaman ve butce verildiginde her zaman sonuc almistir. Bundesliga deneyiminden sonra Turkiye'de kultur ogrenip BJK'ya adam kazandirarak (Oktay, Sergen, Alpay'in gelisimleri mesela) sampiyonluk getirmistir. Almanya'da siradan bir ekip olan Leverkusen'de yaptigi transferler ve gelistirdigi takim oyunuyla CL finalisti bir takim iskeleti kurmustur. Atletico Madrid'den sonra yonetmesi en zor takim FB'de lider oyuncularinin ve isimsiz transferlerinin (Nobre'den ne ekmek yediler inanilir gibi degil) yardimiyla basari kazanmistir. 3. sene GS'nin epik performansiyla ucundan sampiyonlugu kacirmasa su an cok daha ileride bir takim olurdu FB. Gonlum Koln'de kalip 5 sene icinde Bayern'e istikrarli kafa tutan bir takim yaratmasindan yanaydi ama bir an evvel CL oynamayi tercih etti zannediyorum. Yarim mesai ve Zubeyir Baya'yla sampiyonluga oynayan bir adamdir Daum, susup dinlemek lazim kendisini.

Daum'un cok yaratici cozumleri olabiliyor. Ornegin Alex'in etrafini askerlerle donatarak verim almasindan Aragones feyz alsa gecen sene minimum 10 puan farkederdi. GS macinda Kazim'i tek forvet oynatma cesareti gostermesini cok begendim. Mustafa Denizli'nin tavsanlari gibi kendi icinde tutarsiz bir hamle olmadigi surece bu tip surprizlere acigim. Boy ortalamasi 1.90m olan iki stoperi yere saglam basan, hizli bir forvetle yipratmasi, orta sahadan ekstra kosularla rakip savunma hattini delmesi bilincli yapilmis bir plandi. Orta sahayi pek begenmedigim Baroni, beklentilerimin uc kati oynayan Emre Belozoglu, Wederson ve Mehmet Topuz'la kurunca sertlik seviyesini arttirabiliyor. Alex'in daha ekonomik oynamasini saglamasi acisindan en azindan butun deplasmanlara ben boyle cikardim (Wederson/Dos Santos rotasyonu uyum sureci baglaminda kabul edilebilir, yoksa orasi Dos Santos'undur uzun vadede). Tarihinin en iyi tandemi ve onliberosuyla oynayan BJK'dan sadece 1 gol fazla yediler bu sezon ligde. Bu da 10.5 kisi oynamalarina ragmen (Alex yarim) direncli ortasaha olusturabilmenin getirisi olsa gerek. Emre'nin 1.5 senedir sag arka adelesi nasil cekmedi anlamis degilim, demek ki Newcastle ve Inter'in doktorlarinda is yok. Soguk spreyleri falan bitmis galiba.

Emre'nin kaptanligini nasil iclerine sindiriyorlar bilmiyorum ama FB'de genellikle kisilerin getirdigi fayda sayesinde tahammul katsayisi yuksek oluyor. Ornegin kendini yirttigi surece Alpay veya Tumer'e sahip cikmislardir. Bir BJK'liya sorsaniz Necip'in golu Nobre'ninkinden daha tatlidir. Oysa FB'de benim izlenimlerime gore Semih'in goluyle Guiza'ninki esit. Hangisi daha mantikli derseniz FB derim ama BJK'nin romantizmi daha eglenceli. Emre kendi takim arkadaslarini kusturucek hareketler yapiyor israrla. Kayserispor macinda Guiza'ya attigi pasi alamadi diye cemkirdi. Sahada takimdaslarinin kendisine gelmesini saglayacak uyarilar yapan lider vasifli topculara saygi duyarim (Zago da boyleydi), ancak el kol hareketi falan anlamsiz. Bunun tersini Parma macinda Inter'li Maicon yapmisti. Attigi pasi Milito alamayinca seyirci islikladi. Maicon seyircilere donup Milito'yu alkislayin laaan diye Amistadvari bir haykirista bulundu (give us us free) arkadasini koruma gudusuyle.

Lugano gelene kadar savunma hattinin delik desik olacagini dusunuyordum. Onder-Bilica tandemi Antalyaspor seviyesinde, fazlasi degil. Ancak Uruguay milli takiminin kaptaninin eklenmesi tekrar sinif atlatti. Roberto Carlos yasinin ve doymuslugunun getirisiyle ismi veya maasi kadar oynamiyor. Su anki haliyle vasatin pek ustunde degil, ama stres aninda ofsayti bozmaz, sene boyunca da minimum 3 frikik + frikik rebound'u gol getirisi olur. Onun icin sorun degil, cani birakmak isteyene kadar 3 numarayi ona veririm. Gokhan Gonul bu seneyi su ana kadar durgun gecirse de tempolu bir hucumcu bek oldugundan rakibin dengesini bozuyor. Zico zamaninda surekli uygulanan hucum seti sag acigin (Deivid/Kazim) iceri kacip Gokhan'in o boslugu doldurmasi, Aurelio'nun da sag kanatta kademeye gecmesinden olusuyordu. Uzulmez'in Kazim karsisinda perisan oldugu mactaki gibi bir performansina karsi genc ve diri Ismail'in oynatilmasi daha mantikli. Onunde mutlaka Yusuf'tan baska biri olmali tabii.

FB ilk 12 haftada tahmin ettigimden cok daha fazla puan aldi. Manisa macindaki gibi piyangolar nedeniyle surdurulebilir bir puan performansi beklemiyorum acikcasi. 2.6 puan/mac gercekten takdire sayan, ozellikle 2.2-2.4 bandinin yeterli oldugunu dusundugumden oturu (gecen sene bu oran 2'yi zor gecmisti). Iki takimin da fizik katsayisi yuksek Avrupa maclari oynamasi nedeniyle ilk yarinin sonlarina dogru puan kayiplari bekliyorum. Ancak FB'nin 2. yariya rakiplerinde olmayan iki buyuk kozla girip one cikma sansi var. Birincisi ara transfer icin kontenjan bosaltilabilir (Deivid) ve para harcanabilir. Ikincisi Roland Koch'un devre arasindaki keyifli antrenmanlariyla vites yukseltilebilir.

En tartismali konuyu en sona biraktim. Ne olacak bu forvetlerin hali. Nonda durdugu yerden golleri siralarken 14 m Euro'luk Ispanyol milli oyuncunun kabizligina dair PES videolari etrafta dolaniyorsa durup bir dusunmek gerekir. Adam keyif adasi Mallorca'da kontratak futboluyla gol krali olmus. Sonra milli takimla avrupa sampiyonasi kazanmis. Bu durumda transfer ederseniz hayatinda edebilecegi maksimum raicten ticaret yapmis olursunuz. Yani varan 1, Guiza 14 m Euro'luk bir oyuncu degil. Varan 2 uyum sorunu. Ispanyol kulturu dunyada tek olsa gerek. Avrupa Birligi'ne girdikleri zaman Almanlar'a topluca inme inmis gunduz siestadan calismiyorlar diye. Aksam yemegi TSI CL maciyla cakisan baska millet yoktur. Yemek ve uyku saati gibi en basit ihtiyaclarin bile ortusmedigi bir kulturde sporcu olmanin bariz zorluklari vardir. Ustune bir de adamdan her mac 2.5 gollu bir okculuk performansi beklemenin verdigi stres binince verim alinamadi. Varan 3, FB kimyasinin Mallorca'yla zit olmasi. FB'nin topla oynama orani sezon boyu iki ya da uc kere %50'nin altina duserken eski takiminda bu 15-20 kadardir (istatistikleri kontrol edecek bir stajyer bulmam lazim blog icin). Haliyle sonuca gitme yolu da farkli olacaktir. Guiza'nin daha iki stoperin kafasini birbirine vurdururak kalecinin agzinin icine abandigini gormedim (Ilhan Mansiz'i, Pascal'i ozledim yine). Buyuk takim forvetinde biraz izbandutluk sarttir. Karambole girip rebound alacak kalin ense gormuyorum Guiza'da, onun icin FB iskeleti icin uygun degil bence. Alternatifi Semih cok degisik bir forvet, ama onu ilk 11 icin yetersiz goren cok fazla kisi oldugundan surekli kuma getiriliyor. Bana kalirsa 34 mac kredi verir, ona gore degerlendiririm isi uzatmadan. Solkjaer gibi senede 10 mac direk, 25 mac yedek oynayarak kariyer gecmez.

Haftasonu futbol disi hersey konusulur tahminen, onun icin futbol yazimi onceden yazdim. Kimlik kontrolu eziyet olur. Taraftarlar baskanla mac yapar. O hengamede kafasinin Denizli'den daha fazla calistigini dusundugum Daum benim beklemedigim hamlelerle maci alir, kavga cikar, sahane bir derbi olur. Bakalim hangi munferit olaylar nedeniyle “asil kavga sizin stadda oluyor” muhabbeti yapilacak.

14 Kasım 2009

Fotosok: Yildirim Demiroren Macbeth


Yildirim Demiroren gittikce Macbeth'e benzetiyorum, sonu da sembolik olarak ayni olur kismetse.

Zamaninda Ingilizler bir ayiyi baglayarak ustune teker teker kopek salarmis. Ayi gelen ilk kopekleri alt edebilir ama sonunda yorgunluktan dolayi yaralarina yenik dusermis. Macbeth oyunda kendini bu ayilara benzetir uzun vadede kendisine yoneltilen tehditleri savusturamayacagini bildigi icin ("bear-like I must fight the course"). Demiroren de akinci olarak gordugu amigolari kanka emniyet guclerine yakalatmis, arkasindan piyade ve suvarilerin oldugunu bile bile. Bence Demiroren farkinda dalga dalga kendisine saldirilacaginin. Ama inatla elinden geldigince muhalefeti ezmeye kararli.

Su ceza olayina ayri bir paragraf acmak lazim. Bir ulkenin polisinin cozmesi gereken en buyuk sorun tribundeki kufur mudur? Neden sadece amigo baslari yakalanmistir da geri kalan kufurbazlar serbesttir? Demiroren hayatinda hic kufur etmemis midir? Tribunde adam doven delikanlilar daha mi az suc islemistir ki maca gitme yasagi almamistir?

Bir diger benzerlik Lady Macbeth'in iktidari ele gecirmesinin getirdigi baskiya dayanamamasidir. Oyunda intihar eder azmettirici olmayi hazmedemedigi icin. Bayan Demiroren artik birak, isine gucune ailene don diyerek statukoyu surdurmek istemiyor medyadan ogrendigimiz kadariyla. Bu bakimdan Macbeth izleyicilerin takdirini toplayan bir anti-kahramandir aslinda. Cunku yaptiklarinin arkasindadir. Kotulugu ictendir. 4 antrenor kovar, 5.'yi getirip yoluna devam eder cunku amaci icin yaptiklari mubahtir. Aydin Karabulut'u zorla gonderip Mehmet Topuz konusunda futbolcu kole degildir derken hakli olduguna gercekten inanir, tezati gormez.

Macbeth'e cadilar "seni oldurecek adam anasinin dogmadi" derler. Ancak rakibi Macduff, annesinden normal yoldan degil, sezeryanla dunyaya gelmistir cunku dogum sirasi annesi olmustur ("Macduff was from his mothers womb untimely ripped"). Bu cumle soylendigi anda Macbeth'in gardi duser. Sonunun geldigini anlar.

Umuyorum ki FB macinda tribunler hep bir agizdan protesto eder (mumkunse gol attiktan sonra). Demiroren'in jetonu da, gardi da duser. Son 6 sene "a tale told by an idiot, full of sound and fury, signifying nothing" olarak tarihte yerini alir.

11 Kasım 2009

Santiye Sampi...


Her sezon bikmadan sampiyonlugu garantilemek uzere olan takimlar icin "sampi..." terimi kullanilir. Zaten benim rumuz da basinin banal olmasina gondermedir, icimizdeki Irlandali Redman'in ileri surdugu gibi Samsun Pide degil. Neyse, benim 55 milyon papel'lik ekmek teknem Flair Tower sampi... vaziyetinde. Kismetse ilk katlar Mart 2010'da, gerisi de Mayis'ta teslim edilecek. Garaj bolumunu kaplayan prekast bitince ve ust katlar boyaninca adama benzedi cocuk. Aksam gunes batarken resimlerini cektim insaat surecini belgelemek amaciyla. Blog zimbirtisinda paylasayim, es dost gorsun dedim.

Beton biteli iki ay oluyor. Pencere sistemi bu haftanin sonunda uc bes kirik cam disinda finito. Geriye alcipan, seramik, hali, kapi, detay isleri kaldi. Mimarin mutfak duvarlarinda circir bebek urunu renginden vazgecmesi gunu anlamli ve ehemmiyetli kildi. Farkli olmak icin, daha da ileri gidersek tasarlamis olmak icin tasarlamanin sonucu olarak cok zevksiz seyler secebiliyorlar gercekten. Neyse ki proje sahibi tokatladi kendisini. Neyse benim gorevim borularin birbirine carpmadan A noktasindan B noktasina gitmesi, genel koordinasyon, taseronlari tehdit etme, kontrat yazma, vs. gibi siralanabilir. 6. katta teras bulunuyor, geri kalan resimleri oradan cektim. Amerika garip yer, manzara diye baska binalara bakip etkileniyorlar. Aralardan gol de gorunuyor gerci, fena degil. Bana gore hava hos, zaten olmasa yuk ins muh olmakla ugrasmazdim. Terasta su birikintisi buyuklugunde havuz ve jakuzi var ki kiracilar bikinileri giyip sov yapsin. Islerini biliyorlar ecnebiler.

Manzarada su binalari secmek mumkun:

Trump Tower - SOM. 96 kat.



Sears (yeni ismiyle Willis) Tower - SOM. 108 kat. 1974-1998 arasi Dunya'nin en yuksek binasi. Yapisal tasarimin sahibi Fazlur Khan'in heykeli var binanin girisinde. Tepesine cikilabiliyor. Karsisindaki Giordano's'da pizza yemek daha eglenceli, o ayri.



John Hancock - SOM. 100 kat. Yine Fazlur Khan imzali. X seklinde yuk tasiyici celik kirisler binanin cephesinde gozukuyor. Yamuk prizma seklinde. Ben olsam Racon Tower koyardim ismini.



Aqua - Jeanne Gang. Boyu degil islevi. Cok yaratici beton esprisi. Helal.



IBM - Ludwig Mies van der Rohe. 52 kat. Modern ofis binasinin babasi sayilabilir, hala yeni gozukmesine ragmen 1969 yapimi. Zekice tasarlanmis asansorler, enerji tasarrufu saglayan mekanik sistemler vs. ozellikleri var. Bir nevi Beatles gibi, turunun en iyisi degil ama ilki oldugu icin onemli.



Merchandise Mart - Graham, Anderson, Probst and White. Boyu degil eni. 1930 yilinda Dunya'nin en buyuk binasi olarak yapilmis. Art Deco ornegi. Biraz kocaman bir ornek.



Marina City - Bertrand Goldberg. 65 kat. Takma ismi "Misir Kocani." Neden acaba?



Bonus olarak 353 N Clark - Robcan'in santiye. Gecen hafta teslim ettiler ama celik tasiyici sistem beton iskeletten daha fazla oturdugu icin mahkemelik oldular.



Vikipedi'de su panoramik resmi buldum, santiyeden gorunmeyen kiremit renkli CNA binasi falan takdire sayan diye ekliyorum. Ustune tiklayip buyutebilirsiniz.


Flair Tower'dan bina manzaralari:

Guney (Sears, Merchandise Mart):



Guneydogu (Trump, IBM, Robcan, Marina City):



Dogu (Trump, IBM, Aqua, Robcan, Marina city):


Kuzeydogu (John Hancock):



Eger iyi bir cocuk olursaniz, bir gun siz de Al's Italian Beef'i gorebilirsiniz (ipucu - Dogu).


8 Kasım 2009

Allah Allah Prensesi Kim 5-3-2 Oynatti


Travmatik bir CL maci, sakatlar, formsuzlar, vs. Acikcasi 1 puan bile beklemiyordum TS deplasmanindan. Oyun istahi hayli yuksek bir takim Trabzon. Hocalarini da oldukca begeniyorum, mac ici pratik cozum uretebilen biri. Duses de degil 7-7 atarak beklenmedik bir 3 puan almak potada kalmak bakimindan asiri degerli oldu.

Mustafa Denizli'yi anlamak hakikaten mumkun degil. 3-5-2/5-3-2 dogru oynandigi zaman efektif buldugum bir sistem. Kalabalik tutulan orta saha, 10 numara oyuncuya yer acmasi ve savunma kademe sayisini arttirmasi nedeniyle gerek CM'de (Redman'le efsane Parma sahaneydi) gerek 100. yilda cok is yapmistir. Ancak sistemin getirilerini elde etmek icin yukumluluklerini uygulamak gerekir. Ornegin 3'lu stoper geri gomulmek yerine 2'si sabit biri hareketli oynamak durumundadir. Zago'nun ileri cikarak ekstra kosular yaptigini hatirlayabiliriz mesela. Veya 3'lu oynayan Scolari Brezilya'sinda gobekteki stoperin top kapildiginda on libero mevkisine cikmasi buna ornektir. Ikinci gereklilik kanatlarin cift cigerli olmasidir. Brezilya Cafu ve R. Carlos'un onunu acmak icin boyle oynuyordu. 100. yil Lucescu takiminda ise Tigana'nin kondisyonerinin “boylesi Afrika'da bile yok” dedigi Uzulmez ve forvetten bozma Kaan Dobra dolduruyordu kanatlari. Ismail uzerine dusen yukumlulukleri Ferrari + Ernst'in kendisine yakin oynamasiyla yerine getirebildi. Ancak Ugur Inceman'in paslanmis bacaklari, Ekrem'in teknik yetersizligi ve arkalarindaki Toraman'in tahta ayaklari yuzunden BJK'nin FQ'su alabildigine asimetrikti. Bir takimin parcalari bu kadar uyumsuzken oyununu rakibine kabul ettiremez. Figuran olmak zorunda kalir. Tabata ve Nobre'nin ileride top tutamamasi da tuz biber oldu. Zaten bariz bir sekilde biri fizik, digeri teknik olarak yetersiz. Ikisini bir araya getirince ilk jenerasyon kamerali telefonlar gibi dandik bir telefon ve dandik bir kamera elde edersiniz.

TS deplasmaninda geri cekilmeyi anlayabilirim. Hafta ici efor dozu yuksek mactan sonra benim tercihim de boyle olurdu. Ancak boylesine ciddi bir sistem degisikligini ilk defa sezonun 17. macinda denemek Mustafa Denizli'ye ozgu. Bazi takimlar birden fazla sistemle oynamaya alisiktir. Ornegin Man Utd 4-3-3 ve 4-4-2'yi degisimli olarak oynuyor. Keza Inter baklavali 4-4-2 ve 4-3-3'u mac icinde harmanlayabiliyor. Sayet BJK israrci bir sekilde 4-3-3/3-5-2 gecislerini yaparsa bundan memnun olurum, opsiyon sayimiz, buna bagli olarak cozum alternatiflerimiz artar. Ama bir kereye mahsus espriler gercekten sinir bozucu. Ibrahim Toraman'in sag stoper olmasi adam paylasiminda sanci yaratti, bu da ozellikle Umut'a gol pozisyonu sansi verdi. TS hafta ici Wolfsburg'un girdiginden daha fazla pozisyon uretti. Fark Misimovic'in ters ayakla yan aglari gormesiyle Umut Bulut'un topu ancak Nobre edasiyla tepikleyebilmesinden ibaretti.

Babamla mac icinde muhabbet ederken Nobre vs. Bobo konusunu oldukca hararetli bir sekilde tartistik. Ben Bobo'nun top teknigi ve yuksek gol/pozisyon oraninin -formsuz olmasina ragmen- oynatilmasi icin yeterli oldugunu dusunuyorum. Zaten surekli oynatip kendisine guvendigimiz her zaman karsiligini vermistir. Babam ise Nobre'nin caliskanligi ve stoperleri cikarmamasini begenir. Bobo ilk sutunu kacirdiginda “puan kaybederseniz onun yuzunden” dedi hatta. Takim %40 topla oynama oranina sahipken dogru yerde durdugu icin pozisyon bulan adamin sutu girmediginde puan kaybinin sorumlusu olmasi bana haksiz geldi. Zaten sonunda sekerek gelen hareketli topu tavana asmasiyla “Bobo seni hakli cikardi” oldu son yorum. Nobre o pozisyonda topu ya iskalar, ya da kaleye dogru yerden durterdi. Gerci o zamana kadar ofsayt dudugu coktan calinmis olurdu cunku ne zaman kosu yapacagini asla ayarlayaman bir on stoper kendisi.

Hakan Arikan cogunlugu ustune gelen toplari yuksek konsantrasyonuyla iyi cikardi. Zamaninda acilarak onledigi iki tane de karsi karsiya pozisyon var. 10 uzerinden 8'lik bir performans bana kalirsa. Kendisini Rustu'ye her zaman tercih ederim, nedenini defalarca soyledim. Eger hata yapacaksa Hakan yapsin, en azindan gelecegi kazanma ihtimalimiz var. Eger kalenin ona teslim edilmesi planlanmiyorsa da gonderelim, genc yetenek bulalim bir tane. Rustu'nun taca giden degajlari, bel spazmlari ve anlamsiz yumurtlamalari beni bezdirdi artik. Zaten 35 yasinda FB'nin eski kaptanini takimda gormek istemiyorum kim olursa olsun.

Ferrari, Ernst... Insan misiniz oglum siz? Nazara inansam degmesin derdim.

4 Kasım 2009

Jeu, Sette, Et Match Wolfsburg


Ersnt'in circir oldugunu bilseydim santiyeden 2.5 saatligine tuyup eve gelmek zahmetinde bulunmazdim. BJK savunma duvarinin gobegindeki tuglanin eksikligi net bir sekilde ortadaydi. Wolfsburg golu bulana kadar 3 tane ceza alani disindan musait durumda sut cekti. Orta sahanin Fink/Inceman/Tabata'dan bir turlu olusamamasi, kanatlarin da Serdar Ozkan ve Ekrem tarafindan doldurulamamasi nedeniyle rakip takim rahatca pas yapma ve sut cekme imkani buldu.

Fink'in sezon boyu anlamsiz bir sekilde kesik yemesine ragmen gorevini yaptigini soyleyebiliriz. Cok duz bir oyuncu, iyi niyetle mucadele edip top kazaniyor, kazandiklarini da sisirmeden kisa paslarla takimdaslarina aktariyor. Mac alacak adam degil ama mac kaybetmemeyi saglayacak tipte, lafim yok. En azindan akli kalede ve denedi.

Ferrari + Sivok'tan yine doyurucu bir performans seyrettik. Ben BJK'ya boyle stoper geldigini hatirlamiyorum, buyuksun Ferrari.

Ugur Inceman'in alninda CM diliyle “lacking match practice” yaziyordu. Butun sene kulube koltuklarini isit poponla, sonra git sezonun en onemli macinda 90 dakika oyna. Ne bekleniyor ki kendisinden? Su ana kadar teknik heyet onu hazir tutmak icin ne yapmis? Rotasyondaki yerini Ekrem Dag ve Ibrahim Toraman'a verirken ne dusunmus? Hayatimda gordugum en kotu orta saha performanslarindan biriydi gercekten, ama yine de Ugur'a kizamiyorum. Bu kadar adaletsiz forma verilirken boylesine bir maci kaldirmasini beklemektedir sorun.

Sakatliklar ve kuskunlukler nedeniyle kadro kapasitesinin golgesiyle mac yapan BJK gormek insani gercekten uzuyor. En formda zamaninda kulubeyle odullendirilen Serdar Ozkan'in ozguven kaybi, takimi gecen sene sampiyon yapanlardan Tello'nun fiziksel durumu, Nobre'nin kaptanlik bandini takmasi, seyircinin metal parcasi icin katlandigi yonetime maglupken bilenmesi... Her biri tek basina bile yeterince kotuyken birlesince kahredici oluyor.

Butun sezon yuzune bakilmayan Bobo'nun Wolfsburg defansindan tokat yerken kici kaleye donuk top almasi, topa hakim olup kor noktadaki Serdar Ozkan'i gormesi birseyler kanitlamak adina yetmis midir Mustafa Denizli icin bilmiyorum. Nobre'ye alismakta olan gozlerim icin fazla kilolarina ve yosun tutmus akcigerine ragmen Bobo Bergkamp gibi gozuktu. Takimda top gelince bomba zannetmeyen tek ileri uc elemani kendisi. Oyun tarzi olmamasina ragmen forvet coklayicilarina gayet iyi duvar oldu ve ceza alani cevresinde pas yapmamizi sagladi. Mevcut sartlar icerisinde tek forvet oynayacaksak bunun Bobo'dan baska biri olmasina imkan yok. Etkisiz eleman Nobre'yi oyuna alinca orta saha hakimiyetimizi elimizle teslim ettik. Cok forvet = cok gol Erdogan Arica algoritmasi calismadi haliyle. Takim nasil dizilecegini bilemedi ve toplu hucuma cikislarda supurucu gorevini kimse devralmadi. Rakip savunma hattindan seken toplar surekli 3'e 3, 4'e 4 pozisyon oldu son 15 dakikada. En guclu tarafi ilerisi olan bir takim bunlardan 5 tanesini affeder, 6.'da yazar.

Tabata'yi isliklayanlari Ercan Saatci'ye emanet ediyorum. Kendisi bu takimda zorla gelmedi. Birileri 29 yasinda tifil bir Anadolu takimi 10.5 numarasina catir catir 7.5 m Euro saydi. O da madem veriyorsunuz, eyvallah alirim dedi. Ne yetisebilecegi bir topa kosmamazlik yapti, ne laubalilik, ne formaya saygisizlik. Capi budur kardesim adamin, almasaydin. Niye islikliyorsun? Kariyerinde ortalama kac km kosmus resmi maclarda ki simdi 13 km kossun? Gol makinesiydi de keyfinden mi yazmiyor?

Wolfsburg geldi, mucade etti, top oynadi, pozisyonlardan ekmek cikardi ve hakettigi bir galibiyet aldi. Ic saha macinda rakibinden az kosuyorsan CL'ye katilmaya zahmet etme.

Su kafasi karisik seyirciler, beceriksiz yonetim, ederinden fazla para alan topcular ve '88 model teknik direktor olmasa BJK cok guzel takim.

1 Kasım 2009

Maradona/Napoli = Ferrari/Besiktas


31 Ekim'de mac saatinin aksam 8 olmasinin hicbir mantigi yok. Havayi suyu gectim sahanin aydinlatmasina verilen paraya yazik. Arabistan degiliz ki yilbasi gecesi Taksim'de turist goren hanzo yuzustu yere dustugunde petrol ciksin.

Bir oyuncu takiminin kalite ortalamasindan bu kadar yukarda olabilir ancak. YouTube'dan Maradona'nin Napoli macerasi videolari tadinda bir Ferrari performansi seyrediyoruz bu sezon. II. Hincal Demirkol bakalim ne zaman hakkini teslim edecek kendisine. Hem kafasi calisiyor, hem ayaklarina hukmediyor, hem de gunduz feneri forvetleri omuz koyup top calabiliyor, gercek bir savunma sanatcisi. Keske staddan seyredebilsem.

Takimin geri kalanina gelince Ankaragucu macinda vasati asamadik. Ancak Fink'in orta sahaya eklenmesiyle Ersnt daha serbest oynadi ve takima ozellikle topa sahip olma alaninda katki yapti. Zaten onceki tecrubelerle sabit bir gercek, tekrar kanitlanmasina gerek yoktu. Mustafa Denizli Kasimpasa macindaki topla oynama yuzdesiyle bugunku daha kaliteli kadrolu Ankaragucu karsisindaki orani karsilastirirsa sahanin gobeginde adam markaji yapan bir kazmanin maliyetini daha iyi anlayacaktir.

Ankaragucu fiziksel kapasitesiyle BJK'ya kafa tutacak seviyedeydi. Diger Anadolu takimlarindan farkli olarak (I. Melih'in hediyesiyle) genis bir kadroya sahipler, onun icin 60'tan sonra dayak yiyen boksor tadi vermek yerine takviyelerle canli kalabiliyorlar. Ornegin elimizden kacirdigimiz Aydin Karabulut (buyuk ihtimal satilmasinin da verdigi hirsla) ekmek cikarmaya hayli ugrasti. Mis gibi sol kanat yetistirip faydalanamamak ozellikle 35'lik Yusuf'un 75'ten sonraki hali ve takasla aldigimiz sag bekin 4. alternatifimiz olusu nedeniyle cok uzucu.

Takimin ileri ucu toplu halde sezonun yarisini formsuz gecirince 1-0'a sevinmek gerekiyor malesef. Carpmada 1, toplamada 0 Nobre surekli 2. viteste kosup hakeme itiraz etmek disinda birsey yapamadi. Depari yok, calimi yok, son vurusu yok. Calis didin bogus bir yere kadar, topa biraz hukmedebilmesi lazim tek forvet oynayan bir oyuncunun. Bir an evvel Bobo'nun, satacaksak da Batuhan'in o bolgeye gecmesi lazim, boyle olmayacak. Nihat'la Tello kapasitelerinin golgesini oynamiyor, nedenini gercekten cok merak ediyorum.

Ekram Dag'in karsi karsiya pozisyondaki sutunun taca bile cikmamasi gecenin akilda kalan enstantanelerindendi. Tahta ayak derken aynen bunu kastetmistim. Bek rotasyonunda yer alirsa anlayabilirim ancak kaleden uzak dursun lutfen. Bir de kendine guvenine hayranim, ters ayakla ceza alanindan acaba antrenman dahil hayatinda kac kere kaleyi tutturmustur ki resmi macta deniyor. “Simdi sol ayagimla yapistirsam ampul gibi asar sonra da taraftara falan kosarim kral olur” diye dusunmus mudur? Belki de o an Sarbi gibi “hissetmistir”, bilemiyorum.

Ismail Koybasi oley. Onunde Yusuf olmasina ragmen bir kanadi tutmak, ataga destek vermek, buna ragmen kontralarda en gerideki adam olmak her babayigidin harci degil. Fiziksel gelisimini gozeterek ilk 11'de yer verilmeli bence. 19 yasinda bir ayda 8 maca cikinca safti kayan Serdar Kurtulus gibi asiri zorlamadan takima monte edilmeli.

Telafi maclari surecine girerken kanser olarak da olsa aldigimiz galibiyetler gercektem cok onemliydi. Bence takimin kapasitesi ve mentalitesi kritik maclarda oyunu tutacak seviyede. Tavsanlarla takim sabote edilmezse, yuksek konsantrasyonla Wolfsburg'a bir sans golu itelersek sezonun seyri degisebilir. Seyircinin golden sonra yonetime sallamasi da ayriyeten sevindirdi. Ocak ayina kadar boyle devam eder kismetse.

18 Ekim 2009

Fasulye, Tahta Ayaklar, Yarim Cigerler

Yillarca ust duzey takimlarda hocalik yapip basarili olan adamlar icin "bir bildigi vardir elbet, ben gormuyorumdur" derim hep. Mesela winner'larin en winner'i Fabio Capello Panucci ve Emerson'un boklarinda boncuk kesfetmis olabilir. Keza Heskey'i ben Ingiltere A2'ye yedek bile yapmam ama Capello hayrini goruyor. Kabulumdur. Hepsinin aciklamasi olabilir. Panucci sakin ve bir bek icin hava hakimiyeti basarili. Emerson gedik kapatir ve sifir pas hatasiyla oynar. Heskey stoperlerle bogusarak Rooney'e koridor acar vs. Bence oynatilmalari icin yetersiz nedenler ama Fabio Hoca farkli dusunup sonuc aldigina gore saygi duymak lazim. Yalniz cok ugrasmama ragmen Mustafa Denizli'nin kendi icinde tutarli mantigini bulamiyorum.

Ibrahim Toraman mahalle futbolu tabiriyle tam bir fasulye olarak ortasahada oynadi dun. Pas dagitma ve pozisyon alma yetisi sifir olan bir topcunun sahanin gobegine konulmasi dupeduz 10 kisi oynatmaktir takimi. Zaten onun pas hatasi takimin acik ara en iyi adaminin kirmizi kartina ve bir penaltiya mal oldu. Stalker'in yazdigi gibi topa sahip olma oranimizin ligin kabiz takimlarindan Kasimpasa'ya karsi, ustelik Inonu'de, %42 olmasi vahim. Ernst'in kaplamasi gereken alan cok artiyor ortasahada cahil birini oynatinca (Ekrem, Toraman). Fink zannediyorum yabanci kontenjani yuzunden Delgado'nun gelmesiyle tazminatla gonderilecek, onun icin kesiliyor. O zaman ne diye elin gavuruna senede 1.5 m Euro gomuyoruz Demiroren aciklasin bakalim.

%42'lik topla oynama orani BJK'nin toplam FQ'sunun ne kadar dusuk oldugunu gosteriyor. Ana nedenler kimin nerede ne yapmasi gerektigini bilmemesi (Ekrem'in pozisyonu nedir Allah icin?) ve bireysel FQ standart deviasyonunun yuksek olmasi bana gore. Tabata'yla Yusuf'un Ekrem'le Toraman'la sinerji yaratmasi Amerikali bir berberin adam gibi sac kesmesinden bile daha dusuk bir ihtimal*.

Bir takimin ilk 11'inde 3 tane tahta ayak varsa top tutmak, oyunun temposunu ayarlamak imkansizdir (tahta ayak: ayagin ahsaptan olmasi nedeniyle sinir sisteminin bulunmamasi, dolayisiyla topa vururken hissedememek, vurus dozajini ayarlayamamak). 100'un ustunde milli maca cikan kaleci Rustu, San Marino taktigiyle eline gelen toplari aceleyle forvetlere dikti inatla. Hani Cordoba olsa, dikilen toplar forvetin iki meme ucunun aritmetik ortalamasina inse bir derece. Ama ayak tahta oldugundan mumkun degil tabii. Rijkaard'in dedigi gibi top keleciye geldiginde stoperlerin kenera acilip sorumluluk almalari lazim. Kaldi ki BJK stoperleri topu oyuna sokabilecek teknige sahipler. Keza Ekrem paldir kuldur bindirir, ancak pozisyonun sonunu getirecek yaraticiliktan uzak. Onu gectim, topun bizde kalmasini saglayacak pas aginin parcasi olacak olgunluga da sahip degil.

Gelelim yarim cigerlilere. Yusuf 35 yasinda. Macin temposu yukseldigi an oyundan dusuyor haliyle. Bobo bu takimda topa vurabilen tek santrafor. Tek adimdan direklere gonderdigi 2 gol vurusu var bu mac (biri girdi, Nobre olsa tingir mingir kaleye dogru durtuklerdi). Ancak surekli oynamamasinin ve kendisine guvenilmemesinin getirdigi fiziksel bir cokus icinde. '90'li stoperin karsisinda bile ayakta duramadi. Tabata ise hem kisa, hem gucsuz, hem de yavas. Ancak dura dura, bir saga bir sola bakarak topuk pasi verir. Dirsekleri acarak kafaya ciksam Tabata'yla omrunden 10 yil alirim Gattuso/Crouch karmasi oyun tarzimla. Boyle olunca rakibe dis gecirerek, bilegini bukerek insiyatifi ele gecirmek imkansiz.

Neticede cok fazla para harcanarak, surdurulebilir olmayan bir kadro kurmamiza ragmen output/input orani 1'den cok asagida. Denizli'ye saygim cok, BJK'liligina da lafim yok. Ama bence futbol gorusu olarak uygun degil bu seviyede. Umuyorum baskaniyla beraber Ocak'ta gider. Baskanindan farki hos gitmesi olur.

* Ulan, nasil anlatirsam anlatayim Akdeniz iklimi gibi sac kesiyorlar. Her taraf ayni uzunlukta dedim, hatta Tarzanca dedim ki anlasin (top 1 inch, side 1 inch, back 1 inch, OK?). Gel gor ki yanlar kisa ve hanzo, ustler orta ve tavuk gotu seklinde kesiliyor. Zannediyorum su asagidaki escinsel kilikli adami hedef bellemis Amerikan Berber Federasyonu, ne kadar delikanli adam varsa hepsini bu salaga benzetelim, ozellikle Redman'i demisler. Benim sair berber Hasan Abi'nin gozunun yagini yiyim. Kotu kestigi zaman bile en azindan BJK muhabbeti ve Tayyip'e laf sokan politik siirleriyle trasin hakkini veriyor.

16 Ekim 2009

Spaghetti Western Insanin Kendine Yakisani Giymesidir


Liseden cok yakin bir arkadasimla muhabbet ettik internetten. Sergio Leone konu basliklarindan biriydi. Spaghetti Western'in babasi kendisi. Filmlerini tekrar seyrettim son birkac haftada. Western trilojisi (A Fistful of Dollars, For a Few Dollars More, The Good, The Bad, and The Ugly) mutlaka seyredilmeli. Karakterleri cok iyi isliyor ve seyirciyi kahramanin olanca cinligine ve cikarciligina ragmen arkasina aliyor resmen. Genellikle ayni aktorleri kullaniyor. Bir filmde kotu adam obur filmde figuran falan olabiliyor. Clint Eastwood Western trilojisinin yildizi, rolunun de hakkini veriyor. Yalniz Once Upon a Time in America'da Robert De Niro'yla calisinca "Sonunda gercek bir aktorle calistim" dedigi icin Clintcan'la bozusmuslar, wikipedi'den ogrendim. Ama hakkaten Robert De Niro muazzam oynamis o filmde. Zaten bos bir filmi yok kendisinin, dunya ezigi Brazil'de bile dokturmus hatta. Once Upon a Time in America dekor, kostum ve produksiyona verilen onemle baska bir film. Sergio'nun fikir babasi oldugu, hikayeyi gelistirip karakterleri yarattigi, uzun emekler sonunda uretilen bir eser. 20. yy.'in basinda New York'un Musevi mahallesindeki cocukluk arkadaslarinin suc alemine girisini konu aliyor. Film agir ilerledigi icin baglantilari kurabiliyorsunuz, yoksa flashback'ler falan biraz kafa karistirici. Filmin Amerika'daki sabirsiz seyirciler icin kirpilmis versiyonu Amerika'da cok basarisiz olmus ama Avrupa versiyonu DVD'sini bulursaniz (veya mininova.org'a basvurursaniz) uzun, olmasi gerektigi gibi seyredebilirsiniz.

Son olarak Leone'den bir alintiyla bitirelim:

"I like Clint Eastwood because he has only two facial expressions: one with the hat, and one without it."

The Good, The Bad, and The Ugly'nin film muzigi:

10 Ekim 2009

Fatih Terim'in Kadro Secimi


Dunya Kupasi elemelerinde adam gibi top oynamadik. Avrupa Sampiyonasi'ndaki mucadele gucu ve mental kuvvetten yoksunuz. Herhangi bir iskeletten soz etmek mumkun degil. Son gunlerin moda deyimiyle B planindan K planina kadar dusunulmus ama A plani kesinlikle yok. Bunlarin hepsini gectim.

Top yuvarlaktir, rakipler iyi asildi yenemedik, oyuncularimiz formsuzdu vs. diyelim, o da kabulumdur. Yalniz milli takim teknik heyetinin aciklamasi gereken birsey var. Elenmisiz artik, ati alan Uskudar'i gecmis. Bundan sonraki hedef Avrupa 2012'de zuhrevi hastalik kapmamak. Bu durumda Ceyhun Eris'le Yusuf Simsek'in oynamasinin nasil bir mantigi olabilir? Diyelim ki ikisi de 3'er gol, 4'er asist yapti. Ne kazanabiliriz ki? 2.5 sene sonra Yusuf'u Bodrum'daki emeklilik yazligindan milli takima cagiracagiz herhalde. Bu kadar miyopluk bunyeye zarar.

Bir an evvel 2012'deki turnuvada nasil bir takim tasarliyorsak beraber oynatip kaynastirmamiz lazim. Bu Aydin Yilmaz olur, Serdar Ozkan olur, Sercan Yildirim olur, hic farketmez. Ceyhun Eris olmadigindan eminim sadece.

8 Ekim 2009

Tarihinden Baska Tutulacak Tarafi Kalmayan Takim

Son zamanlarda elim gitmiyor yazi yazmaya. Agzini acinca kufur cikan Bilal Aziz'in konugu Emlakci Metin gibi klavyeye dokununca yonetim ve taraftar basta olmak uzere camiaya sallamaya basliyorum, elimde degil.

Denizlispor maci benim icin bir milattir. Icimden birsey koptu kiralik delikanliklarin akli basina yeni yeni gelmeye baslayan taraftara giristigini gorunce. Cokca takip ettim fikirlerini takip ettigim kisiler ne diyor diye. Bir Gurbet Kartali'ni okuyunca yalniz olmadigima seviniyorum. Stalker ve 123golyetmez'den olaylarin ic yuzunu gosteren yazilari gorunce daha bir uzuldum. Babamin FB'liliginden Ali Sen'in Oguz ve Aykut'u kovdugu zaman azinda kalan kotu tadi daha iyi anliyorum galiba. BJK'liligim bitmez, cok farkli bir duygu takim tutmak, ama birseyler eksildi acikcasi. Ota boka karsi olan, isine geldi mi Desibel rekoru kiran taraftar altyapisindan cikan oyuncuyu islikliyor. Mustafa Denizli CM oynasa 6. haftada kovulacak kadar futboldan uzak ve kendiyle celisiyor (zeki, iyi yonetici, iyi pazarlamaci, vs. onlar ayri konu). Yonetim desen BJK'nin temsil ettigi herseyin zitti. Kendi taraftarini dovdurten kac yonetim kurulu vardir acaba? Peki bunlara alet olmaktan utanmayan, is buraya vardiysa ben yokum diyemeyen saksakci yoneticilerin ici rahat mi?

Babam ve Oglu diye bir yazi yazmistim. Ustune Redman'le cok konustuk, cocugum olsa farkli takimi tutacak kadar demokrat olabilecek miyiz diye. Artik eminim, olacak cesarete sahibim cunku neresini tutsan elinde kalan bir BJK var ortada. Anlatacak ne durus kaldi, ne mutevazilik, ne de sayginlik. Zamaninda Suleyman Seba'nin takimiydi dense inanilmayacak bir kulup ve olabildigine ayrismis bilesenleriyle utanc verici bir haldeyiz. Kongreye kadar BJK yazmamaya karar verdim cunku kendi yazdiklarim midemi bulandirmaya basladi.

Ozellikle EksiBesiktas'ta gordugum kadariyla bugunleri Serdar Bilgili'ye baglayanlar var. Buna da katilmadigimi belirtmeliyim. Kendisiyle ayni mektepteniz. Ve her zaman dedigim gibi bizim liseden mezun olan adamdan cacik olmaz. Genelleme yapacagim, katilmayanlar olabilir. Ancak kisisel deneyimlerime gore 7 sene boyunca bireysellik ve self-fulfillment ogretilir (bunun hem iyi hem berbat yanlarini bizzat goruyorum). BJK baskaninin mekanlarda gorunmeyecek agirlikta olmasi karsisinda mankenlerle dusup kalkmayi tarttiginda 2. sikki sececektir. Diyarbakir deplasmanindansa fotograf sergisini tercih edecektir. Vizyon/misyon falan feslekle buyuk dusunup zora gelince kacacaktir. Yine de su an Yildirim Demiroren'in butun hatalarinin seffaf bir sekilde desifre olmasini saglayacak sirketlesmeyi saglayan Bilgili yonetimidir. Kulubu nasil amatorce yonettigini nesnel olarak algilayabiliyorsak bunu BJK'nin halka acilmasina borcluyuz. Cunku Tabata'nin bonservisi '80'lerdeki gibi pavyonlarda pecetelere yazilarak alinmiyor. IMKB'ye beynimizi zonklatan rakamlar bildirilmek zorunda.

Sinan Engin konusunda hata yaptilar bence de, yakismayan biri o koltuga. Ancak ayni adam Suleyman Seba zamaninda da futbolcuydu. Kisaca menejer secimine karsiyim ama yonetimin hata yapma hakki var bence. Fazli Ulusal'a servet odenerek ogreniliyor bazi seyler malesef. Buna ragmen finansal olarak sorumlu ve bagimsiz BJK'yi en son Bilgili doneminde gordugumuzu hatirlatirim. BJK tarihinde hatirladigim uc tane pahali oyuncu satisimiz vardir, ikisi Husnu Gureli'nin mali sorumlu oldugu doneme gelir (Ilhan Mansiz ve Nihat Kahveci).

Ayriyeten Rijkaard'a laf sokmak icin kelime hazinesinin 1000'den fazla sozcukten olusmasi sarti getirilmeli. Hincal devam etsin ama, o eglenceli.

4 Ekim 2009

Yildirim Demiroren Uzerinden Bize Vefa Dersleri

Bu satirlarda agzimi bozmaya en cok yaklastigim gun bugun kesinlikle. Iskencesine katlandigimiz yetmiyormus gibi, bir de bu yonetim uzeirnden vefa dersi alacakmisiz. Daha neler gorecegiz acaba? 

Bu pankarti acanlar Besiktasli ise ben degilim. Ben Besiktasli isem onlar degiller. Bu kadar basit. 

Gecen sene kazanilan 2 kupa midir Yildirim Demiroren doneminin ozeti? Kulubun sirtina yuklenen $100M'dan fazla borc ne olacak? Fulya'nin kirdirilan gelirleri? Maddiyati gectim, camianin yerle bir edilen degerlerine ne olacak? Bugun rakiplerin agzina sakiz oluyorsa Besiktas "durusu", bunun hesabini kim verecek? Mafya ile ayni cumlede geciyor yahu Besiktas'in adi, aciklayabiliyorlar mi Sivok ile Zapotocny'nin bonservisi icin odenen paralar nereye gitti? Tabata, Ismail? 5 senedir dogru duzgun bir tek baskan adayi cikaramiyorsa camia, bunun en onemli sebebi Demiroren'in kulubu kendine borclandirmis olmasi degil mi?

Vefasizlikmis... Gidin isinize, guldurmeyin adami!

1 Ekim 2009

Noat Samisa'ya Yorum

Noat Samisa ilk duzenli takip ettigim futbol blogudur. Icerik ve futbol kulturu olarak hala okuduklarim arasinda en kalitelisi diyebilirim. CSKA maci Chicago'daki saat farki nedeniyle seyredemedim, ama analizi okuyarak seyretmis kadar oldum. Yazisina yorum yaziyordum ancak o kadar uzadi ki onun blogunda yer isgal edermis gibi hissettim, kendi bloguma tasiyorum o yuzden. Amac polemik falan degil kesinlikle, sadece yorum yazmak. Zaten hem katildigim hem katilmadigim noktalar var.
Neyse, yorum asagida:
Sevgili Noat,
Rustu ve Nobre'nin takimda yer isgal ettigine ben de katiliyorum. 120 milli mac tecrubesi olan bir kaleci her kritik macta yumurtluyorsa, o tecrubeyi sorgulamak lazim. Ayriyeten FB'nin eski kaptanina yilda 1.5 m Euro vermekten hazetmiyorum. Kaptanlik sembol olayi, onun icin profesyonellik cercevesinde degerlendirmek istemiyorum. Nobre'yi FB'li Nobre oldugu icin degil (sonucta yabanci adam, takim degil para tutuyor) kabiz bir forvet oldugundan takimda gormek istemiyorum.

Ancak Rustu ve Nobre'nin takimdan kovulmasini Denizli'nin sacmalama alaninin daraltilmasi acisindan olumlu buluyorsan o zaman Denizli'yi savunmanla bu celisiyor bence. Neden sacmalamasi kesin olan bir hoca gorevinde kalmali ki?

Ayriyeten yeni hoca yeni heyecandan kacinmaktan bahsediyorsun, ki normal sartlar altinda katilirim. Ancak Denizli'yle her hafta yeni hocayla maca cikiyor gibiyiz. Corba muhendisi. Adamin mac basina topladigi puan ortada. CL'de 2'de 0. Derbiler malum. Hani basarisiz bir hoca olur, ama takimin yas ortalamasi 22'dir, bir umut vardir, iskelet altyapi kokenlidir, sabredilir. Yas ortalamasi 27+ ve takim hala kritik maclarda kilitleniyor. 59 yasinda hoca, oyuncularla sozlesme imzalanirken (Delgado ve Nobre ozellikle) "yapmayin, etmeyin, takimin dengesini bozarsiniz" diye yumrugunu masaya vuramiyorsa (Lucescu bunu yapmisti hem GS'de, hem BJK'da) tecrubesi ne ise yarar? Yoneticin televizyona cikip "hoca istifa etmelidir" dediginde yonetim kuruluna gidip "ya ben, ya Levent Erdogan" restini cekemiyorsa camia ici liderligini kaybetmistir bence.
Gecen sene cifte kupa olan bir bina degildi. Yapilanmasi yoktu, rijid bir iskeleti yoktu. Hasbelkader butun kabiz oyuncular sakatlanip Holosko ile Bobo duzenli oynatilinca, turlu yapbozlar sonunda Ersnt-Cisse-Sivok'un yerleri oturunca burun farkiyla ipi gogusledik. Onun icin "cifte kupali sampiyona ne oldu" sorusu bence yanlis. Gecen sene de corbaydik, bu sene de oyleyiz. Fark kadronun yanlis yerde sismesi, balon transferler (kulup tarihinin en pahali oyuncusu en onemli macta yedek kulubesinde poposuyla koltuk isitti) ve astronomik sozlesmelerle kilit oyuncularin kusturulmesidir. Ben Tello olsam topa vurmam Nobre benden uc kat kazandigi icin.
Bu sene Denizli'ye iki nedenle sans vermekten yanaydim. Birincisi hakkini teslim etmek. Tepende YD varken elinden is geliyorsa o zaman psikolojik olarak cok kuvvetli ve dirayetlisindir. Ikincisi bu sene kemikli, iyi set defans yapan bir takim olusturmaya calismasiydi. Bunu da joker midir nedir, kaval kemigiyle top kontrol etmeye calisan Ekrem'i muhtelif yerlerde oynatarak ve geri 4'luyu bozarak mahvetti. Yabanci hakkini kullanip 1.5 m Euro verdigimiz adami Ekrem kesecekse o transfer yapilmamali.

Denizli gitsin, yerine Mufit Erkasap gelip tahtaya en siradan 4-4-2'yi yazsin, tek sart herkes yerinde oynasin, bu takim cok daha iyi isler yapar. Bunu gecen sene de soyluyordum, hala da gecerli.
"Ferrari de rakibin açısını kapadı, yakın direğe sürükleyerek şut açısını bozdu ama kalede kimse olmayınca durum 2-0 oldu" - bu yorumun benzerini Othello'ya soylemistim yazini okumadan. Ferrari orada hamle yapsa ya kirmizi kart ya da topu alacakti, sanslar %50'ser olmak uzere. Onun icin kendisine deparla gelen forveti cepheden uzaklastirmasi ve kenara itmesi akillicaydi.
Donup dolasip Rustu'ye geri geldim. Tecrubeli kaleci hata yapacagina genc kaleci hata yapsin. Hic olmazsa birinin duzelme sansi var. Rustu'nun maksimumu malesef budur. Kapadigi koseye gelen topu yumurtlamasi Redman'in Rustu'nun tavuk karasi olduguna dair iddiasini kuvvetlendirdi.
Saygilar,
Sampican

25 Eylül 2009

House MD Season 6




Bircok diziyle beraber, kisisel favorum House MD'nin yeni sezonu da bu hafta basladi. 2-3 sezon icinde havasi kacmayan, ve ilk gunku havasini koruyabilen ender dizilerden bir tanesi House ve 6. sezon da futbol tabiriyle firtina gibi basladi. Yukaridaki resimler 2 saatlik ilk bolumden.

Turkiye'de yayin durumu nedir tam olarak bilemiyorum ancak her bolumu, burada yayinlandiktan 8 gun sonra Fox'un internet sitesinden izlemek mumkun:

22 Eylül 2009

Besiktas - Kayserispor: 0-1

Gunlerdir yazacagim ama elim klavyeye gitmiyor. Bir haftada alinan 3 maglubiyet bunyeye biraz fazla geldi herhalde. Kayserispor maci da serbest dususun son noktasi oldu. Cevaplanmasi gereken sorular var ve durum gorundugu gibi, hic de ic acici degil.

Yer: Inonu Stadyumu
Tarih: 19 Eylul 2009
Besiktas: Hakan, Ibrahim Kas, Sivok, Ferrari, Ekrem, Ernst, Tabata (55' Fink), Tello (80' Yusuf), Serdar (55' Nihat), Bobo, Nobre
Kayserispor: Souleymanou, Durmus, Ali, Aydin, Toledo, Mehmet Eren, Saidou (75' Bilal Aziz), Furkan (85' Serdar), Olembe, Makukula, Cangele (89' Troisi)

Macin teknik taktik analizi cok keyifli degil. Sadece iki noktaya deginecegim:

1. Bu mac itibariyle Ernst'in, Cisse'ye evrimi tamamlandi. Ernst, Cisse'nin gecen sene yaptigi isi yapar da, O'nun gecen seneki gorevini kim ustlenecek, bunun henuz cevabi yok ortada. Besiktas'in bu sistemde bir tane savunmanin onunu parselleyecek, bir tane de savunma ile hucum arasindaki baglantiyi saglayacak ancak ayni zamanda takima direnc katacak ortasaha oyuncusuna ihtiyaci var. Eger Fink bu iki pozisyon icin de ideal isim degilse ve fiziksel acidan hazir olmasina ragmen rotasyonda sakatliktan yeni cikmis olan Ekrem'in gerisinde kaliyorsa o zaman Cisse'nin neden elden kacirildiginin hesabinin verilmesi lazim. Cisse'yi 1.5 sene boyunca (ya da yanina Ernst gelene kadar) yeteri kadar ofansif oynamamakla elestirenler de Kayserispor'un attigi golu gordukten sonra, ortasahanin tek defansif oyuncusu yerini kaybettiginde takimin basina neler gelebilecegini ogrenmistir umarim. Yedigimiz 2 dakikalik kontraatak icler acisiydi. Ernst'in sucu da degil bu kesinlikle, takimin ileride kaybedilen toplar icin bir B Plani olmasi lazim. Ancak Tabata ve Tello'nun bu form durumuyla olacak is degil bu.

2. Yonetimin ve Denizli'nin Nobre, Nihat, ve Delgado tasarruflari sebebiyle bugun sirasiyla Bobo, Holosko, ve Tello'yu kaybetme noktasina gelmis durumdayiz. Bunu zamaninda buradan yeteri kadar anlatmaya calistigimizi dusunuyorum. Ancak ortada sampiyonlukta buyuk emegi gecmis oyunculara yapilmakta olan cok buyuk bir haksizlik var. Tahribatin hangi noktada oldugunu bilemiyorum, ancak yonetim onceliklerini ortaya dogru koyup, ucretler konusunda adaletli davranmadigi surece herhangi bir cozum uretilebilecegini dusunmuyorum. Herkesin kontrati kendine diyerek isin icinden cikmaya calismak da kolaya kacmaktan baska birsey degil. Calistigim sirkette benim yarim kadar is yapmayan adama benim iki katim maas onerseler benim de verimim duser. 

Son sozum de Kayserispor'a. Uzun zamandir onlar kadar sozde delikanli bir camia gormedim herhalde. Mehmet Topuz olayina girmeyecegim, keza buradan aslinda hakki yenen takimin Kayserispor oldugunu ve bu durumun Besiktas-Fenerbahce arasindaki sidik yarisi sirasinda gozden kactigini yazmistim. Ancak 30. dakikada yere yatmaya baslayan bir takimin yoneticisi olsam, birakin erkeklik, delikanlilik konusunda racon kesmeyi, televizyona cikmaya yuzum olmaz. Baska takima yenilsek bu kadar sinirim bozulmazdi herhalde, ancak Kayserispor'un sergiledigi sark kurnazligina yenilmis olmayi icime sindiremiyorum. Hakem Bunyamin Gezer de umarim bu mactan birseyler ogrenmistir. Ilk yariyi tek bir sari kart cikarmadan sadece 2 dakika uzattiginda 90 dakikanin sonunun nereye gidecegi belli olmustu. Memleketin parmakla gosterilen hakeminin oyunculara kabadayilik taslayacagina otoritesini boyle maclarda gostermesini bekliyorsunuz ancak nafile. Kazansaydik cok daha baska seyler de yazardim ancak yenilgiye bahane uydurdugum dusunulmesin diye burada kesiyorum.

Takimin geldigi nokta malum, ust uste alinan yenilgilerden sonra moraller sifirlanmis durumda. Teknik/taktikten ziyade mental degerler one cikacak. Buradan itibaren, takimin havasi duzelene kadar detayli mac yazilarina bir sureligine ara verebilirim - is/guc telasina bir de okul eklendi bu aralar ve yazmaya ayirabildigim kisa zamani keyifli seyler yazarak gecirmek daha cekici geliyor acikcasi.

Besiktas - Kayserispor: 0-1
53' Makukula (0-1)