Mustafa Denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2010

Nosti


Besiktas'in sonunu gordugu sozlesmelerinin sayisi feshettiginden daha azdir. Sponsorlar, futbolcular, teknik direktorler, menejerler farketmeksizin absurd kontratlar yapilip cok agir bedellerle iptal ediliyor. Yonetim surekli altindan kalkamayacagi yukumlulukler altina giriyor.

Bu sefer piyango Mustafa Denizli'yi vurdu. Sagligi birkac ay onceki sozlesme imzalama pozlarindan itibaren bozulmadigina gore yapilan sozlesme yalanin onde gideniydi. Neyin ne oldugu zaten belli, Noat Samisa'nin bloguna Mustafa Denizli'yle devam karari hakkinda 4 Nisan 2010 tarihinde soyle bir yorum yapmisim:

"Bence bu sozlesme diger bircok sey gibi gostermelik. Ligi 4. bitirirsek "yiprandim, birakiyorum" dedirtilerek kovulabilir Denizli. Keza sozlesme yenilenen oyuncularin olasi kotu performansi uzun vadede kontratlardan daha belirleyici olur."

Cifte kupayi alirken sevincten aglayanlar Mustafa Denizli'nin altini oymaktan hic cekinmediler. Ayip nedir bilmiyor bazi kodamanlar. Galiba Eyes Wide Shut bir aile yapisiyla buyumusler. Hadi hinlik pesindesiniz anladik, basina sizdirmayacak kadar bile kafaniz calismiyor mu?

Denizli'nin eski moda futbol anlayisini begenmiyorum. Bana kalirsa iyi bir taktisyen degil, modern futboldan da pek cakmiyor. Ancak Ibrahim Uzulmez'e taktigi kaptanlik bandi 1000 tavsana bedeldir gozumde. Liderlik vasfi ve zekasiyla mevcut yonetimin integralinden kiymetlidir. Hakiki bir Besiktas'li olarak yonetim seviyesinde kalip Besiktas'in sozcusu, temsilcisi, idarecisi olmasini gonulden isterdim.

Takimin saha patronu olmadan transfer yapmaya devam eden bir guruh tarafindan yonetilmek kufrunu bize yasattiklari icin kongre uyelerine tesekkurlerimi sunarim. Aynen boyle devam, hic bozmayin.

Mourinho hakkinda ne dediysem yeni gelecek hoca icin de tekrarliyorum:
1) Yuksek tazminat bedeli.
2) Ellerin buyumedigine dair doktor raporu.

28 Aralık 2009

Cahil the Return: Yerlesim Hatalari

Blogu bir sureligine nadasa birakmistik. Umuyorum ki Redmancan izinden donunce toparlar, ben de onu bahane edip yavsaklik yapmam daha fazla.

Gokhan Zan gittiginden beri uzulerek yaptigim yerlesim hatalari serisini birakmistim (ornek 1, ornek 2). Kendisi GS'de buna benzer birkac hata yapip Rijkaard'in sonunu getirmeye calistiysa da herzamanki gibi sakatlanarak hastaneden maas almaya devam ediyor. Onun yerini Ekrem Dag ve Ibrahim Toraman doldurmaya calisiyor zannediyorum.



Bursaspor macinin ilk 15 dakikasini seyrettikten sonra futboldan soguyup taseronun verdigi yemege katilma karari verdim. O havada, o sahada ancak doldur bosalt oynanabilirdi. Top surulemiyor, pas atilamiyordu. Tamamen izbandutluga dayali, Nobre'lik bir oyun vardi. Kendime ve zamanima olan saygimdan dolayi asagida resmi gorunen lamb chop'lardan yemegi tercih ettim. Gene & Georgetti eski paranin gittigi monser bir mekan. Cok racon yer ve ete duyduklari saygiya hastayim. Ornegin pirzolanin yanina patates, ispanak, vs. gibi ikincil onemde olan seyleri ayri tabakta getiriyorlar ki ete zeval gelmesin.



Santiyeye geri dondugumde baktim ki Ferrari cikmis ve Yusuf girmis. Geri 4'lude iki tane tahta ayak ve yagmurlu havada fasulyeyle geri yigilip uzun top karsilamaya calisiyoruz. Takim surekli dizilis hatasi yapiyor derken iki tane yiyiverdik. Macin tamamini internetten bulamadigim icin golleri www.ligtv.com.tr'den araklayarak bir analiz girisiminde bulunalim bakalim.

Bursaspor'un 1. golu:

Bu pozisyonda Ferrari oyunda. Uzulmez pozisyon icinde gecilmis, onun yerine Ekrem adam kovaliyor. Alani ise Fink kapatiyor. Tamamlayici rolde Ernst ceza yayiyni almis. Defans ip gibi dizilmis, on direk/arka direk forvetleri parsellenmis. Bursaspor ceza alanina ekstra kosu yapan adamini sokarak golu buluyor. Yani bu golu BJK yemiyor, Bursa atiyor ve helal olsunu hakediyor. Ust duzey takimlarda ekstra kosuyu sag acigin kapamasi lazim, eger bu gol engellenecekse fazladan organizasyonel guzellik yapmaniz gerekir kisaca. BJK henuz o seviyede degil ve aciklari oldukca formsuz bir sezon geciriyor.



Bursaspor'un 2. golu:

Geliyorum diyen gol. Asagidaki dizilise bakalim. 4-5-1 turevi oynuyoruz kagit ustunde. Topa basmasi gereken adam uc forvet zannediyorum CM'de free role'un ne oldugunu gostermeye calisiyor. Nobre girince takimin safti kayiyor, asimetrik sacmasapan bir dizilise burunuyoruz. Burda suc Nobre'nin degil, onu oyuna sokunca siradan bir 4-4-2 oynatmayan hocanin. Topa basan adam sag acik Tello, Ekrem'in yerinde olmasi gereken adam. Ekrem sag bekliginden bikmis olacak ki akinci gibi ileri cikmis arkasinda Van Golu kadar bir bosluk birakarak. Almanlara nazar degmesin, tam olmalari gereken yerdeler.


Sivok rakip stoperle kafaya cikiyor (Ertugrul Saglam'in Daum kokulu mac ici cozumu, Alpay ve Luciano'yu andirdi bana) . Geri 4'lunun olmasi gereken yer X'lerle gosteriliyor. Ofsayt cizgisi kirmizi centik. Kaleden uzak, Allah'a yakin olmasini temenni ettigimiz Ibrahim Toraman yerini kaybedip takimin boyunu 5 metre uzatiyor. Sag bek Ekrem ekranda degil. Mac boyu kanattan iki tane top tasisin ve savassin diye joker olarak oynatilan adamin teknik bilgisi bu kadar iste. Ortalama bir oyuncudan 2 km fazla kosup pas hatalariyla takim arkadaslarina 5 km ekstra kosu maliyeti getirir kendisi. Bir nevi Alex'in ussu biri. Ergic kosusunu surdurup sahane vuruyor. Defansta bir kisinin kayiplarda olmasi herkesin dengesini bozuyor, futbol bu kadar basit bazen. Buyuk ihtimal Ekrem kaybolmasa Toraman Sivok'un solundaki alanini kaplamaya devam edecekti. Tipik bir yenilen gol, atilan degil.


Bursaspor'un 3. golu:

Yenilen gollere baska bir ornek. Yari alanimizin ortasindan duran top kullandirtiyoruz. Top uzaklasmadan kontratak yemek bir Ekrem Dag mucizesi olsa gerek. Ozellikle gecen seneki Turkiye Kupasi macinda Ali Bilgin'in Holosko'ya yaptigi Fatih Urek markaji taklidine bayildim. Sayesinde stoper kanada acilmak zorunda kaldi ve Zapo bos kafayi vurdu. Abartili sevinse de haketti adam. Ayagina git, bonservis ver, esini ikna et, kontrat yap, gorev verdigin her mac tatminkar performans gostersin, sonra da kapiyi goster zorla. Bu da Demiroren ve transfer politikasina kapak olsun. Ligin ilk yarisinda 7.5 m Euro'luk Tabata mi daha faydali oldu yoksa parasini zaten gomdugumuz Zapo mu? Ferrari veya Sivok olmayinca Toraman cahiline kalacak kadar sig bir stoper kadrosuyla uc kulvarda mucadele etmek ne kadar gercekci? Zapo Kalsin demistik aylar once aynen bu nedenle. Ayni sey orta saha icin de gecerli. Devrenin sonlarina dogru 3 derbi, 5 CL dahil olmak uzere maksimum maca cikan Ernst'in dususe gececegini gormek icin dahi olmaya gerek yok. Mustafa Denizli'nin rotasyondan anladigi ileri 4'luyu corba yapmak anlasilan, takimin esas oglanlarini korumak degil.


2. yari Bursaspor ve Kayserispor buyuk ihtimalle yine bu kadar puan alacaktir. Ancak uc buyukler, ozellikle BJK, azalan Avrupa Kupasi maclari nedeniyle haftada bir mac programiyla 2. yarida 40 puan barajini gececeklerdir.

Rijkaard'i elestirenler GS'nin 30 kusur maca ciktigi bir yarinin ardindan sampiyonluk mucedelesinden kopmadigi icin ASY'de deve kesilmesi gerektigini ne zaman anlayacak merak ediyorum.

Not: Basligin hatali olmasi cehalete bir vurgudur, laf yemeden once soyleyim.

10 Aralık 2009

Kazmalik vs. Pragmatizm: Adam Adama Savunma


Mustafa Denizli'nin 1988 model 4 eslesmeli adam adama savunmasi dogal olarak cok elestiri aldi (mesela surda ve burda, hatta orda). Ozellikle bekleri aciklara yapistirmak, onlarin alan degistirdigi zaman savunmada yapay bosluklara neden oluyor. Redman ve Arsene Wenger gibileri adam adama savunmayi her ne sart olursa olsun lanetliyor ve geri kalmis buluyor. Ben ise pragmatik olarak dozaji ayarlandiginda efektif buluyorum ve yerine gore gecerli oldugunu dusunuyorum.

Tek bir kisinin oyun zekasina dayali takimlara karsi kullanildiginda basarili sonuclar alinabiliyor. Ornegin Barcelona'yi 3-0 yendigimiz macta Erman Guracar'in Rivaldo'dan uc calim yiyip, 4. kere yetisip topla beraber taca ciktiklarini hatirliyorum. Eger takiminizda hucum yonunden feda edebileceginiz bir takoz varsa, rakibiniz de Rivaldo ve ekurileriyse, savunmanin diger taslariyla oynamadan cicegin kafasina bocekle vurabilirsiniz. Neticede Emmanuel Petit ve Gerard'dan yogabonito olmayacagi belli, Reiziger neanderthal'inden gelecek hayir da Allah'tan gelsin.

Bir kisinin basina coreklenmis 10 apaci modeliyle oynayan takimlara ornek olarak Maradona'nin Napoli'sini (Careca haric) veya Alex'in FB'sini (Emre haric) gosterebiliriz. Sonucta asist + gol sayisinin oynadigi mactan fazla olan adamlar ve Kazim Colin Kazim Kazim Richards Kazim'in sonuca gidecek hareket sayisi farkli oluyor. Ancak rakipte Ibra, Messi, Iniesta, Xavi, Henry, Dani Alves varsa (veya Krasic, Dzagoev, Aldonin, Necid gibi suratli ve topla hasir nesir adamlar) adam degil baska birseyi tutarsiniz.

Adam adama'nin bence ideal formati 3-5-2'de bir ortasaha oyuncusunun feda edilmesidir. Boylelikle geri 3'lunun kimyasiyla oynanmaz. Forvette iki kisi tutup rakip savunmayi cikartmazsiniz. Ortasaha da tek kisiye kalmaz. Dezavantaji kanatlardan yardirma sansiniz dusuk olur cunku Lucescu'nun deyimiyle 5'linin kanatlari enerjilerini %70 savunma - %30 hucumla degerlendirmelidir. Eger amaci rakibi kitleyip kader kismetle bir gol sikistirmaksa (CSKA maci aynen boyle bir macti, Wolfsburg'dan gelecek habere gore yenmek zorunda kalabilirlerdi) o zaman bu tip bir anlayis benimsenebilir.

Savunma duzeni hikayesiyle ilgili Denizli'ye en cok istikrar konusunda elestirim var. Futbolda 2 X 2'nin 4 ettigi kanitlanmis nadir hipotezlerden biri surekli ayni kadroyla, ayni taktikle, ayni diyetle, ayni masorle calisirsaniz basarili olma sansinizin arttigidir. Harry Redknapp'in Portsmouth'u, Martin Oneill'in Aston Villa'si, lokal olarak Bulent Uygun'un Sivasspor'u ve Ertugrul Saglam + Tolunay Kafkas'in Kayserispor'u bilesenlerinin toplamindan daha fazla katma deger yaratmistir. Mustafa Denizli takimin basina geleli 1 seneyi gecti. Takimin yarisini bizzat transfer etti. Biri kis olmak uzere iki kere takimla kamp donemi gecirdi. Ama hala taktiksel butunluk saglanmis degil. Butun sezon demode adam savunmasi oynatsa onun bile kendi icinde tutarli bir tarafi var (Riza Calimbay). Ancak savunma 13 mac alan, 3 mac adam olunca hoca ve kadro istikrarinin ekmegini yiyemiyoruz. 3 aylik Rijkaard'in ince ayar disinda ortaya koydugu bir sablon var. Sezon sonuna kadar 3'lu veya adam adama oynamayacagina bahse girerim. Gelecek sene medya kovdurtmayi basarmazsa Rijkaard'in 2. senesi olacak. Mustafa Denizli'nin ise 3. ilk senesi.

Mustafa Denizli'ye cesitli nedenlerden dolayi saygim cok. Ornegin sayesinde lonso'nun cok konusmasina maruz kalmiyorum. Sampiyonluk macinda Ibrahim Uzulmez'e yaptigi jest benim icin 22 kupa degerinde. Onun icin kovalim, asalim, keselim demeye dilim varmiyor. Umuyorum ki yeni baskanla farkli bir gorevle kulup icinde kalir, kalmayacaksa da ciceklerle ugurlanir. Ama artik surprizlerden bezdim. Sezon basi ortaya koydugu sistemi inkar etmesini sindiremedim pek. Fink takintisini falan anlayamiyorum mesela, takimin en komple oyuncusu olmasina ragmen (CM diliyle butun ozellikleri 12) galibiyet hamlesi olarak kenara alinmasi absurd.

1 Aralikta soyle yazmisim:
- "Denizli'nin kafasinda ne olup bitiyor kendi de bilmiyor. Nobre'yi 10 mac ust uste hedef santrafor oynatip Toraman'i tekrar on stoper yapabilir, onun icin kendisine pek guvenemiyorum."

4 Aralik'ta hedef santrafor Nobre, sol acik Bobo'ydu.
8 Aralik'ta on stoper Toraman.

WTF?

1 Aralık 2009

Sezon Oncesi Plana Donus

4. hafta sonunda, GS macindan once Denizli'nin inandigim bir yolda oldugunu belirtmistim. Sonra beni ofsayta dusurerek olusturmaya calistigi rijid iskeletli kontra takimini orta sahaya kazma dikerek ve yalandan santraforlar oynatarak sabote edecegini bilemedim tabii. ASY faciasi, akabinde %42 topa sahip olma oranli Kasimpasa maci gibi felaketler atlatti takim.

4 Eylul'de sunlari yazmisim:

- "Gecen sene sonuc alan igrenc, iskeletsiz, akilsiz futbol yerine Mustafa Denizli yeni bir model ortaya koyuyor. Yeni sablon tamamen ust seviye maclara yonelik. Hedef kuskusuz CL'de favori kafasi yarmak."

- "(BJK) kendi yari alanina cekilip oyunu sikistirabiliyor. En son Lucescu doneminde gordugumuz ve sahsen ozledigim bir ozellik. Top kapilinca dikine oynaniyor ve oyun hizlandiriliyor. Gayet modern bir yaklasim, kontraya dayali direncli futbol."


- "Sablon oturacak, takim meyve verecek. 4 lig macinda 1 gol yiyen takimda isik vardir. Enseyi karartmayalim."

Su an itibariyle kadrosunu esitlikci kullanan, sahane bir seri yakalamis bir BJK var. Efsunlu TS maci ve Gokhan Gonul'un penaltisinin atlanmasi (seyretmedim ama herkes penalti diyor), Denizli'nin futbolun basit gerekliliklerini uygulamasiyla birlesince takim potansiyelini yansitmaya basladi. En onemlisi Old Trafford'daki oyun anlayisiyla Sivas deplasmani ortustu. Hem dizilis, hem de kontrataga dayali - Mourinho Chelsea'sinin en ust duzeyini oynadigi- oyun sistemi ortaya konmakta. Sivas karsisinda %50'lik topla oynama oraniyla 9'a 2'lik bir gol pozisyonu ustunlugu yakalamak bu sistemin bir getirisidir. Su anda ayagi top yapan iskelet 4-5 pasla rakip ceza alanina kadar gelebiliyor. Bitirici Bobo olunca da skora centik atiliyor.

BJK'dan rakiplerini pas manyagi yapmasini beklemiyorum. Arkada Isvicre peyniri defansla 7-3 kazanmak da cazip gelmiyor. Arkayi tut, set defansi oturt, alan daralt. Kontrayla efektif hucuma cik, bilegi yumusak, kosu zamanlamasini ayarlayabilen forvet ve onu besleyebilen yaratici oyuncularla sonuca git. Bu hem sampiyonluk, hem Avrupa'da basari icin bir formuldur.

Denizli'nin kafasinda ne olup bitiyor kendi de bilmiyor. Nobre'yi 10 mac ust uste hedef santrafor oynatip Toraman'i tekrar on stoper yapabilir, onun icin kendisine pek guvenemiyorum. Erken oten horozu yaraladilar simdiden, onun icin temkinli olmak lazim. Ama hoca boyle devam edip tavsanlarla istikrarin getirilerini sifirlamayacaksa, kadroda istikrar, sistemde istikrar, hocada istikrar diyorum. Lig su andaki puan siralamasiyla bitip 2. olsak bile benim inancim bu sablonun getirilerinin sampiyonlugun kacirilmasinin dezavantajlarindan agir bastigidir.

Istikrar olmamasi gereken tek yer yonetim. Gonul isterdi ki Murat Aksu'da Bobo'yu Turk yapma ihtimali disinda bir isik olsun. Kafatascilik gibi olmasin ama kup kafalilardan cacik olmaz, benden soylemesi.

Taraftarin Wolfsburg karsisinda 3-0 yenikken yonetime yaptigi protesto ayni oranda FB macinda 3-0 galipken yapilmazsa anlamini yitirir. Tabelaya bak, yonetime salla metodu hic saglikli degil. Puan tablosunun bazi seylerin ustunu ortmesine izin vermemek gerekir.

18 Ekim 2009

Fasulye, Tahta Ayaklar, Yarim Cigerler

Yillarca ust duzey takimlarda hocalik yapip basarili olan adamlar icin "bir bildigi vardir elbet, ben gormuyorumdur" derim hep. Mesela winner'larin en winner'i Fabio Capello Panucci ve Emerson'un boklarinda boncuk kesfetmis olabilir. Keza Heskey'i ben Ingiltere A2'ye yedek bile yapmam ama Capello hayrini goruyor. Kabulumdur. Hepsinin aciklamasi olabilir. Panucci sakin ve bir bek icin hava hakimiyeti basarili. Emerson gedik kapatir ve sifir pas hatasiyla oynar. Heskey stoperlerle bogusarak Rooney'e koridor acar vs. Bence oynatilmalari icin yetersiz nedenler ama Fabio Hoca farkli dusunup sonuc aldigina gore saygi duymak lazim. Yalniz cok ugrasmama ragmen Mustafa Denizli'nin kendi icinde tutarli mantigini bulamiyorum.

Ibrahim Toraman mahalle futbolu tabiriyle tam bir fasulye olarak ortasahada oynadi dun. Pas dagitma ve pozisyon alma yetisi sifir olan bir topcunun sahanin gobegine konulmasi dupeduz 10 kisi oynatmaktir takimi. Zaten onun pas hatasi takimin acik ara en iyi adaminin kirmizi kartina ve bir penaltiya mal oldu. Stalker'in yazdigi gibi topa sahip olma oranimizin ligin kabiz takimlarindan Kasimpasa'ya karsi, ustelik Inonu'de, %42 olmasi vahim. Ernst'in kaplamasi gereken alan cok artiyor ortasahada cahil birini oynatinca (Ekrem, Toraman). Fink zannediyorum yabanci kontenjani yuzunden Delgado'nun gelmesiyle tazminatla gonderilecek, onun icin kesiliyor. O zaman ne diye elin gavuruna senede 1.5 m Euro gomuyoruz Demiroren aciklasin bakalim.

%42'lik topla oynama orani BJK'nin toplam FQ'sunun ne kadar dusuk oldugunu gosteriyor. Ana nedenler kimin nerede ne yapmasi gerektigini bilmemesi (Ekrem'in pozisyonu nedir Allah icin?) ve bireysel FQ standart deviasyonunun yuksek olmasi bana gore. Tabata'yla Yusuf'un Ekrem'le Toraman'la sinerji yaratmasi Amerikali bir berberin adam gibi sac kesmesinden bile daha dusuk bir ihtimal*.

Bir takimin ilk 11'inde 3 tane tahta ayak varsa top tutmak, oyunun temposunu ayarlamak imkansizdir (tahta ayak: ayagin ahsaptan olmasi nedeniyle sinir sisteminin bulunmamasi, dolayisiyla topa vururken hissedememek, vurus dozajini ayarlayamamak). 100'un ustunde milli maca cikan kaleci Rustu, San Marino taktigiyle eline gelen toplari aceleyle forvetlere dikti inatla. Hani Cordoba olsa, dikilen toplar forvetin iki meme ucunun aritmetik ortalamasina inse bir derece. Ama ayak tahta oldugundan mumkun degil tabii. Rijkaard'in dedigi gibi top keleciye geldiginde stoperlerin kenera acilip sorumluluk almalari lazim. Kaldi ki BJK stoperleri topu oyuna sokabilecek teknige sahipler. Keza Ekrem paldir kuldur bindirir, ancak pozisyonun sonunu getirecek yaraticiliktan uzak. Onu gectim, topun bizde kalmasini saglayacak pas aginin parcasi olacak olgunluga da sahip degil.

Gelelim yarim cigerlilere. Yusuf 35 yasinda. Macin temposu yukseldigi an oyundan dusuyor haliyle. Bobo bu takimda topa vurabilen tek santrafor. Tek adimdan direklere gonderdigi 2 gol vurusu var bu mac (biri girdi, Nobre olsa tingir mingir kaleye dogru durtuklerdi). Ancak surekli oynamamasinin ve kendisine guvenilmemesinin getirdigi fiziksel bir cokus icinde. '90'li stoperin karsisinda bile ayakta duramadi. Tabata ise hem kisa, hem gucsuz, hem de yavas. Ancak dura dura, bir saga bir sola bakarak topuk pasi verir. Dirsekleri acarak kafaya ciksam Tabata'yla omrunden 10 yil alirim Gattuso/Crouch karmasi oyun tarzimla. Boyle olunca rakibe dis gecirerek, bilegini bukerek insiyatifi ele gecirmek imkansiz.

Neticede cok fazla para harcanarak, surdurulebilir olmayan bir kadro kurmamiza ragmen output/input orani 1'den cok asagida. Denizli'ye saygim cok, BJK'liligina da lafim yok. Ama bence futbol gorusu olarak uygun degil bu seviyede. Umuyorum baskaniyla beraber Ocak'ta gider. Baskanindan farki hos gitmesi olur.

* Ulan, nasil anlatirsam anlatayim Akdeniz iklimi gibi sac kesiyorlar. Her taraf ayni uzunlukta dedim, hatta Tarzanca dedim ki anlasin (top 1 inch, side 1 inch, back 1 inch, OK?). Gel gor ki yanlar kisa ve hanzo, ustler orta ve tavuk gotu seklinde kesiliyor. Zannediyorum su asagidaki escinsel kilikli adami hedef bellemis Amerikan Berber Federasyonu, ne kadar delikanli adam varsa hepsini bu salaga benzetelim, ozellikle Redman'i demisler. Benim sair berber Hasan Abi'nin gozunun yagini yiyim. Kotu kestigi zaman bile en azindan BJK muhabbeti ve Tayyip'e laf sokan politik siirleriyle trasin hakkini veriyor.

20 Eylül 2009

Kismet Degilmis Hocam

 Gecen sezon bizim blogda cifte kupaya uzanma yolunda yazdiklarimdan birkac alinti:

"Eger yildizlar ayni hizaya gelip de olusan kozmik enerjiyle (bu Ninja Kaplumbagalar’da hep oluyordu) sampiyon olursak Demiroren Denizli’yi de alip zirvede biraksin. CM oynamak istiyorsa bunu 3. ligden takim alarak yapsin, Besiktas’la degil. Yonetim istifa demek icin illa Liverpool’dan 8 yememize gerek yok. Nasil kotu zamanda isik gorunce takimi destekliyorsak iyi zamanda da yanlisa kayitsiz kalmamamiz lazim."

"Korkak Ertugrul diye diye kovdurdugunuz adam gelecek sene ligi Besiktas'in ustune bitirir Denizli bir sezon daha kalirsa."

"Sampiyon olsak bile buna degdi mi? Gelecek sezonlarda kendini gelistirebilecek ve satarak sermaye arttirimi yapabilecegimiz kac oyuncu var? Meymenetsiz zengin cocugunun cebine bakmak zorunda mi koskoca camia?"

"Mustafa Denizli balli degil, zeki adam. Kendisini sevmem ve hocaligini begenmem, o ayri.

Denizli sampiyon olmasi muhtemel olan bir takima gelerek hayatinin alisverisini yapmistir. Isin acikli yonu takim sampiyon olsa bile ertesi sezon yas ortalamasi yuksek ve yabanci oyuncu sayisi gereginden fazla bir kadroyla mucadele etmek zorunda. Aynen zamaninda FB’de oldugu gibi kendi kendine enkaz devralip CL’de serefli 4.’luk almasi cok olasi. Kennet Anderson, Rapaic, Revivo, Ogun, Lazetic, Ali Gunes, Yusuf Simsek’li kadroyla sampiyon olmanin bedeli $80m + 2 sene kaybi olmustu. Boylesine bir Pyrric Victory kazanmaktansa genc oyuncularin (Holosko, Kurtulus, Aydin, Batuhan, Necip) ustunde durularak 2. olunmasini tercih ederim.

Denizli istifa nitekim; ne kadar erken, o kadar iyi. Takimi Mufit Erkasap yonetse en az bu puanda olurduk zaten. "


Bu sene artik direncli orta sahali, kontrayla ataga cabuk cikan, CL'de ummadik takimlarin basini yarabilecegimiz sablonu oturtmaya calistigi icin Denizli'ye destek vermistim. Vermez olaydim, Fink'i keserek ve tavsan ustune tavsan cikarmaya calisarak (kaval kemigiyle topu kontrol etmeye calisan Ekrem'in orta sahanin gobeginde oynamasi???), kendisiyle celiserek takimin altindaki haliyi cekti. Stabil geri 4'luyu bozdu, forvetleri rotasyonla tek tek kusturdu. Tahribati bu formatta duzeltmesine pek imkan vermiyorum. Gecen sene susturdugu yonetim ekrana cikip baskan ve hoca istifa etmelidir diyebiliyorsa zamani gelmistir artik.

Keske zirvede biraksaydin hocam. Tahribati toparlayacak isik goremiyorum. Hersey icin tesekkurler, aldigin para helal olsun.

4 Eylül 2009

Arkaya Yaslan, Nefes Al


Bence TSL'de basarili olmanin en onemli sartinin camia butunlugudur. Kadro, taktik, transfer detaydir. Gecen sene FB taraftarinin Aragones'ten killanmasi, GS'nin yonetim/hoca kapismasi meydani bos birakti. Mustafa Denizli 1980'lerden kalan kaotik corba futbola ragmen camiaya asiladigi guvenle ligi goturdu. BJK butun sene top oynamadan, gelisime acik futbolcularini kusturerek bile amac birligi sagladigi surece sonuca gidebildi.

Bu sene GS inanilmaz buyuk bir basariyla kariyeri ve karakteri tartisilmayacak Rijkaard'i memlekete getirdi. Daha once de yazdim, gelecekse boylesi gelsin, ne olursa olsun da sabredilsin (simdilik iyi gidiyor gerci). Ulke futboluna cita atlatacaktir Rijkaard seviyesinde hocalar. Oyle ya da boyle finanse edilerek taraftarin gozune hos gozukecek, daha da onemlisi yararli olacak transferler yapildi. Takim kaptanligina altyapi cikisli Arda Turan getirilerek 10 numara teslim edildi. Teknik direktorum Rijkaard, kaptanim ozkaynak mahsulu olsa emin olun hicbir sonuca bakilmaksizin o takimin yaninda dururdum ben olsam, ki GS'lilerde bu frekansta zannediyorum.

Aziz Yildirim hedefini cok net bir sekilde TSL dominasyonu olarak koydu. Anlasilabilir hedef, gidip CL finali deseydi milyonuncu defa, zaten gercekciligini yitirir bu tip iddialar. Gecen sene Kadikoy'de kupa alacagina inanan GS'nin Hamburg'a elenmesiyle nasil mental olarak coktugune hep beraber tanik olduk. Kalki ki bu isler zaman alir, uc bes transferle Avrupa kupasi alinmaz. Hedefe gore taraftarin dehasinda hemfikir oldugu Daum getirildi. Transfere paralar dokuldu, camia umutlandi. Su an herkes takimin arkasinda, Emre'ler, Mehmet Topuz'lardan bile ince bilek hareketleri bekleniyor.

Gelelim bizimkilere. Takim sampiyon olmus, birlik havasi yaratilmis. Yonetim geri planda kalmis, ipler Denizli'nin elinde. Buraya kadar hersey guzel. Sonra Mehmet Topuz fiyaskosuyla gozu donen Yildirim Demiroren kendini affettirmek icin cisini en uzaga yapma sevdasina kapilinca camia toz bulut oldu. O kadar ucuk paralar donuyor ki artik transfer ucreti, transferin niteliginin onune geciyor. Futbolcu maaslari arasindaki ucurumlar kenetlenen sampiyonluk mimarlarini huzursuzlastiriyor. Taraftar usulsuzlukler karsisinda sinir krizleri geciriyor. Bir bolunmusluk, kimyasizlik var ortada. Ustune ligde kotu sonuclar alinca sezon basinda karalar baglandi hemen.

Arkaya bir yaslanip derin nefes almak lazim. Gecen sene sonuc alan igrenc, iskeletsiz, akilsiz futbol yerine Mustafa Denizli yeni bir model ortaya koyuyor. Yeni sablon tamamen ust seviye maclara yonelik. Hedef kuskusuz CL'de favori kafasi yarmak. Bekler yenilendi. Yaz sezonunun fiyat/performans olarak en mantikli transferi Ferrari, Sivok'la her mac rotasyonsuz beraber oynuyor. Belli ki uyum yakalanmasi icin mac antrenmani yaptirmak amac. Onlerinde Fink orta sahadaki bosluklari kapatiyor. Ernst ve Tello rakibi karsilayacak kadar yer tutmasini bilen, ayni zamanda pas dagitabilen oyuncular. Ileri hatta uc hizli forvet (Bobo, Nihat, Holosko) bulunuyor ideal formasyonda. Nobre zurnanin zirt dedigi yer, ama kontenjan montenjan derken biraz da ona mahkumuz.

BJK top kaybettiginde kafasi kesik tavuk gibi saldirip pasla oyundan dusurulmektense (Inonu'deki FB maci), kendi yari alanina cekilip oyunu sikistirabiliyor. En son Lucescu doneminde gordugumuz ve sahsen ozledigim bir ozellik. Top kapilinca dikine oynaniyor ve oyun hizlandiriliyor. Gayet modern bir yaklasim, kontraya dayali direncli futbol. Su ana kadar ki sorun ileri 3'lunun uyumsuz ve formsuz olmasi. Sezon oncesi yukleme donemini bedelli askerlik yaparak geciren Nihat, sakatlanan Bobo, bal yapmayan ari Nobre ve ritmini bulamamis Holosko'yla 8-0-2 oynayan rakipleri delmekte zorlaniyoruz henuz. Ceza alanina forvet doldurup topu sisirirseniz Gerets sampiyonlugu kazanabilirsiniz ama Man Utd sizi ara sicak olarak goturur. Karamsar olmak icin cok erken, cunku gecen seneden farkli olarak bir oyun sistemine yatirim yapiyoruz. Eger sabir gosterilirse sonuc elbet alinacaktir.

Tabata'ya 8 m Euro vermek densizlik, yuzsuzluk ve akilsizliktir. O kadar abarti bir rakam ki insan yolsuzluk var mi diye merak ediyor. Yonetimsel hatalar zincirinin pahali bir halkasidir bu transfer. Ama bu hatayi yapan Tabata degil, yonetimdir. Onun icin Tabata (ayni sekilde Ismail Koybasi, Ibrahim Kas, Nihat, Ferrari, vs.) su andan itibaren takima faydali olmasi bakimindan parasiyla degil, performansiyla degerlendirilmelidir. Kotu pas attiginda milyarlik esek muamelesi cekersek ikinci bir Ayhan Akman yaratabiliriz. Ayhan'i da zamaninda beklentileri yonetemeyerek GS'ye kaptirmistik. 7 senedir onemli bir disli gorevini yapiyor ve takimina katkilari ortada.

Tabata transferinin hesabini Ocak'ta sandikta sormak lazim, tribunde homurdanarak degil. Yaziktir, bu paralar verildi artik, ne kadarini performans olarak geri alirsak kardir.

Gecen sene sampiyonluga kosarken Denizli'den kurtulmak gerektigini yaziyordum. Bu sene rakiplerden fark yedik, ama yerken dogrulari yaptigimiza inaniyorum. Amacim muhalif olmak suretiyle Hincal Uluc'luk taslamak degil, gercekten Denizli'nin bu sene dogru yolda oldugunu dusunuyorum (yumurta kapiya dayandiginda 4-2-4'e donup top sisirmek haricinde).

Sablon oturacak, takim meyve verecek. 4 lig macinda 1 gol yiyen takimda isik vardir. Enseyi karartmayalim.

12 Haziran 2009

Mustafa Denizli Uzerine


Aslinda bu yaziyi sezonun sonuna dogru, yani yaklasik 2 ay once kafamda sekillendirmistim. Ancak sezon sonunu beklemeyi tercih ettim. Sampiyonluk coskusu, ortalik biraz yatissin derken Mehmet Topuz sacmaligi yasandi ve gundem tamamen olmamasi gereken yerlere tasindi. Oyle olunca bizim yazi da bugune kaldi.

Bu blogu takip edenler bilir, sezon boyunca Mustafa Denizli'yi buradan sikca elestirdik. Cunku Denizli, sezon ortasinda takimin basina gelmis olmasina ragmen, iyi kotu iki senede oturtulmus olan saha ici duzeni bir gecede yikmisti. Bu sebeple takim liderlikten 6. siraya geriledikten sonra, bir sekilde deneme yanilma yontemi ile tekrar buldugu, ise yarayan, mantikli duzen ile de tatmin olmamis, takimla surekli oynayarak bizce gereksiz puan kayiplarina sebep olmustu. Ustune bir de Cisse, Bobo, Holosko gibi daha sonra sampiyonlukta cok onemli roller oynayacak oyunculara takimda yer vermiyordu ve yerlerine Ilk 11'de Delgado, Nobre ve Ibrahim Toraman gibi bizce cok daha verimsiz oyunculari oynatiyordu. Takim sezonu cifte kupa ile kapatmis olsa dahi bu goruslerimizin hicbirinden de bir adim geri atmis degiliz, zaten ortada inkar edilemeyecek bir kadro tercihi/mac sonucu iliskisi var ve bunu burada defalarca yazdik. Ben hala sportif anlamda Denizli'nin kontrol edemeyecegi faktorlerin (rakiplerin puan kayiplari, Nobre ve Delgado'nun sakatliklari sayesinde Holosko ve Bobo'nun takima mecburen monte edilmesi vs.) 2008-09 sampiyonlugunda onemli bir rol oynadigini dusunuyorum.

Ancak yine de "Yigidi oldur ama hakkini yeme" deriz ya hep, bazi konularda da Denizli'nin hakkini teslim etmemiz gerek. Cunku 'teknik direktorluk', ozellikle Turkiye gibi profesyonelligin cok da gelismemis oldugu liglerde ve Besiktas gibi orta vadeli bir programdan dahi yoksun, basiretsizce yonetilen kuluplerde sadece antrenman yaptirip kadro yazmakla sinirli bir gorev degil. Bu pozisyonun insan yonetimi, milyonlarca kisi tarafindan takip edilen bir camiayi temsil, transfer planlamasi gibi cok onemli baska bilesenleri de var. Biz sikca bu gercegi unutuyor, Besiktas'i, Everton'lari, Barcelona'lari, PSV'leri degerlendirdigimiz gibi degerlendirme hatasina dusuyoruz. Bunda Besiktas'a dair hayallerimizin, ideallerimizin etkisi buyuk tabii ki. Ancak Turkiye futbolunun ve Besiktas'in bugunku somut sartlari goz onunde bulunduruldugunda Mustafa Denizli'nin su ana kadar gayet basarili bir yonetim sergiledigini ictenlikle soyleyebilirim.

Bu yorumun altini doldurabilmek adina sezon basindaki Besiktas camiasinin genel durumuna bakalim... Takimin basinda kendi prensiplerine ve genel durusuna ters olsa dahi, Besiktas'ta kalmak adina, kendini yonetimin her turlu sacmaligina boyun egmek zorunda hisseden bir teknik direktor (Ertugrul Saglam), ve onun yaninda, sorumluluklari tam olarak tanimlanmamis, karanlik iliskileri herkes tarafindan bilinen, bu yuzden Besiktas'i da alet ettigi davasi hala devam eden bir menajer (Sinan Engin). Bunun ustune takimi her firsatta dinamitlemek icin elinden gelen herseyi yapan bir yonetim. 15 gunde bir aglayan, federasyondan kelle istemis, PAF Takimi ile sahaya cikmakla tehdit etmis, ancak bunu bile basaramamis bir baskan (Yildirim Demiroren) ve her firsatta gazetelere olduk olmadi demecler veren, futbolculari "kadin gibi" oynamakla suclayacak kadar terbiyesiz, akilsiz yoneticiler (Levent Erdogan ve turevleri). Sezon basinda iki Ibrahim'in kavgasi ve bunun yonetilemeyisi, Sivok-Zapotocny transferlerinde yapilmis olan buyuk yolsuzluk. Bir adim daha geri gidersek Tigana'nin yardimcilarinin kovularak altinin oyulmasi. Takimin tum kimyasini bozup, buyuk ihtimalle de sampiyonluga mal olmus olan Celal Kolot tercihi. Ve daha niceleri... Hakikaten son 6 seneye baktigimda Besiktas'in, aklimin, hayalimin alabilecegi en kotu yonetimle yonetilmekte oldugunu rahatlikla soyelyebilirim. Durum boyle olunca, Besiktas'in herseyden cok, bu yonetimin bir adim onune cikip onu kontrol altinda tutabilecek ve yukarida bahsettigim sacmaliklari engelleyebilecek bir teknik direktore ihtiyaci var (daha dogrusu varmis) basarili olmak icin. Zaten bunun disinda kalan her turlu model denenmis ve basarisiz olmustu bugune kadar. Dunya capinda kariyer sahibi, gunumuzun en iyi milli takimi olan Ispanya'nin basinda gorev alan Vicente Del Bosque. Halk cocugu, camianin sembol ismi Riza Calimbay. Genclerle calismakla unlu, bu konuda ciddi kariyer yapmis Tigana ile genclik asisi. Camianin bir baska cocugu, UEFA'nin en cok gelecek vaad eden 20 teknik direktorunden birisi olarak gosterilen Ertugrul Saglam, yaninda da takimi daha once sampiyon yaptigi zannedilen ve yine karanlik isleri halletmesi beklenen Sinan Engin. Bu isimlerin ortak ozelligi ya goreve geldikleri noktada bu yonetimi kontrol altinda tutacak ozgecmise sahip olmamalari, ya da buyuk ihtimalle Yildirim Demiroren gibi bir karakter ile daha once karsilasmadiklari icin onun sacmaliklariyla nasil bas edeceklerini bilmemeleriydi. Iste Mustafa Denizli'nin farki bu noktada hissedildi ve usta teknik direktor, zekasi ve tecrubesi sayesinde yonetimin takima verdigi zarari minimize ederek camianin onundeki en buyuk engeli ortadan kaldirdi. Bunda goreve geldigi gunku sartlarin da payi vardir elbet, ancak ne olursa olsun bence yine de cok buyuk bir basaridir. Bunun Denizli'nin Del Bosque'den ya da Tigana'dan daha iyi bir 'teknik direktor' oldugu anlamina gelmedigini de not duselim. Sadece mevcut yonetime daha cok uymus, daha dogrusu Besiktas'in basarisiz yoneticileri ile daha iyi basa cikmistir bence.

Bunun disinda lig maratonu boyunca Besiktas oyuncularini da son derece iyi idare etti Mustafa Denizli. Brezilya yemekleri, kolej ortami vs. demeyecegim, ancak kulup icindeki genel havanin takim 6. siradayken dahi son derece olumlu oldugu konusunda kimsenin bir itirazi olacagini dusunmuyorum. Oynayan/oynamayan herkesin kendisini el ustunde tutmasi, takim icinden basina tek bir cirkin hadise yansimamis olmasi ve son olarak da sampiyonluk macinda Ibrahim Uzulmez'e yaptigi kaptanlik jesti bu bahsettigim olumlu havanin aklima ilk gelen ornekleri. Bir de herseyin otesinde, ilk gunden itibaren sergiledigi soguk kanli, kibar, ve pozitif profil ile Besiktas'in son donemde asiri derece zedelenmis olan imajinin yavas da olsa duzeltilmesi adina cok onemli bir temel olusturdu usta teknik direktor.

Sozu uzatmaya cok gerek yok, biz yanlis gorduklerimizi dilimiz dondugunce elestirmeye devam edecegiz tabii ki, ancak gorunen o ki Besiktas'in, bu yonetim ile devam ettigi surece, Denizli'den daha 'iyi' bir 'teknik direktor' bulmasi cok ama cok zor. O yuzden 1 sene olsa dahi sozlesmesini uzatmis olmasina seviniyorum kendi adima. Kongreden sonrasi da zamani gelince bol bol konusulur zaten.

23 Mayıs 2009

Siracinin Rakibi Bozaci


Redmancan saglam lafi koymus "Blog makinesi aldik, camasir makinesi cikti" seklinde ozetlenecek bir postla. Genel olarak Deplasman'da it baliklarinin yaninda dolasan belesci kucuk baliklar pozisyonumdan memnunum. Vaktim oldukca karaliyorum birseyler. Annemler gelince tabii futbol hayatimdaki merkezi yerinden olup FB'li babami kizdirma aracina dondu. Zaten kendisi ne zaman deplasmanda internetten mac seyretse FB tepetaklak oluyor. 16 dk uzatmali Denizli macinda sampiyonluk verdiler. Gecen sene Kezman penalti kacirdi, son dakikada gol yiyip 2 puan biraktilar Ankara'da. GS ligi aldi, yapilanmalari bozuldu. Bu sefer de Holosko'ya maruz kaldi. Son 3 senedir gelmedigi tek mayista sampiyon oldular. Deplasman yaramiyor kendisine. Blog camiasini cok fazla vakti olan adamlar seklinde yorumlamasi sevkimi kiramadi. Hido'nun macina bile tercih ettim. Araya sikistirmadan edemedim. Cleveland kocu olmak nasil birsey acaba. "Her topu Lebron'a verin, o sut ceksin siz de pota altina rebound'a gecin. Allah yardimciniz olsun"'dan ibaret olsa gerek. Ben de yaparim o kadar. Mustafa Denizli olsa Lebron'u yedek birakip 2. yarida oyuna alirdi gerci. "Yari finallerde sampiyonluk adaylari 4'e iner" diyerek kahin rolune de soyunabilir ayni zamanda.

FB'nin sampiyon olunca takim zayifsa bile kuvvetlendirmemesini, sampiyon olamayinca da kadro sifirlamasina hastayim. Ozellikle de meydani bos bulup Sadan Kalkavan'in aday olmasi schadenfreude'nin kralini yasatti. Siracinin rakibi bozaci. Bunu kimse icin soyleyecegim aklima gelmezdi ama adam downgrade Yildirim Demiroren. Sadan secimi yildiz transferi ve 7 kupa vaadiyle kazanip 5. haftada teknik direktor kovsa, sonra da Kartal sampiyon, Kartal kupayi... Cok fazla fantezi oldu, eger hayat futbol dalinda bu kadar iyi giderse baska bir taraftan iceri girerim. Onun icin vazgectim bu duadan.



BJK'da ve GS'de antipatik capsiz baskanlar aday olup kazanabiliyor. Ama FB'de baskan adayliginin on sarti antipatiklik galiba. Basarisizlik zamani tribunlerin goreve davet ettigi zat, yardimcisinin kafasina raki bardagi koyan, halefinden makas alan biri maalesef. Atilla Kiyat FB baskani olsa Selcuk'un kaptanligindan dolayi bu kadar eglenmeyebilirdim.

Not: Resim annemin Malatya'dan getirttigi yarmayla (bulgur turevi) yaptigi cimdik kofte yemeginin bir illustrasyonu. Chicago'dan bir lezzet ruzgari gecti nitekim. Kayseri sucugunun pistikten sonra biraktigi yagda balik olsam...

5 Mayıs 2009

Derbi Terapisi


Mustafa Denizli'ye maruz kalan butun BJK'lilara tavsiye ediyorum. 1 sise Yarra Yering + 1000 mg Zictired = gelecek Mayis'a kadar kafa rahat.

4 Mayıs 2009

Alan Nasil Paylasilmaz


Futbolun en temel taktik gerekliligidir defans setleri. Artik 4'lu cizgi defans standart ve uygulanmasi da basit. Tigana Baki Mercimek'li Ali Tandogan'li kadroyla ofsayt taktigi uygulatiyordu takima.

Bir de su resme bakin. Stoperlerden biri adamini takip ederek kaleden 40m uzaklasmis. Gerideki oyuncular 25'er m arayla dizilmis, ayni cizgide de degiller. Kademe sifir. Gokhan ofsayt cizgisinin olmasi gereken yerden 10m geride duruyor. Su pozisyonda top Semih'e gelse Gokhan'la bire bir, yarim pozisyon demektir. Dikkat edin topla oynayan FB'li disindaki butun hucum oyuncularina 10m uzaktan Fatih Urek markaji uygulaniyor. Top Guiza'nin ayagindan ciktiktan sonra ne Sivok ne de Toraman kosuyu takip ediyor. Sivok stoperde, Cisse ortasahada olsa bu gol yenir mi yenmez mi bir dusunun.

Eger bir teknik direktorun takimi 30. haftada soyle gol yiyorsa bosuna taktik antrenman yaptirmasin. Versin dudugu Italyan kondisyonere takim 2 saat boyunca istasyon yapsin, nefes acar en azindan.

Isin sonucunda degilim. FB'ye ilk defa yenilmedik, kacirdigimiz ilk sampiyonluk da degil. Adamlara da helal olsun PAF takimiyla acele etmeden ayaga top oynadi. Benim derdim baska.

Butun yumurtalar sampiyonluk sepetine konmus. Onumuzdeki senelerin gelirleri bozdurulmus, tek bir hedefe odaklanilmis. 2 senelik yapilanma cope atilmis. Takimda tek bir altyapi kokenli oyuncu ilk 11'de degil. Kalede FB'nin eski kaptani var. Zengin cocugunun cuzdanina bakiyoruz ac gibi. Herseyi goze alip tek bir kupa almak hedefiyle gozunu karartmis camia.

Gelin gorun ki takimi teslim ettikleri adam en son Persepolis'i calistirmis megaloman bir kumarbaz.

Eger 2010'da adam gibi biri baskan adayi olup takimi da su Denizli illetinden kurtarmazsa (ki o zamana kadar kovulacagini tahmin ediyorum) beter olalim zaten. Bir hata 1 kere yapilir. 2.'si basiretsizliktir. 3.'su esekliktir.

3 Mayıs 2009

Mustafa Drogba

Su cibiliyetsizi hala savunanlar var. Yok takimi sampiyonluk havasina sokmus, yok camiayi iyi yonetiyormus. Yerim ben oyle yonetimi. Cok basariliysa gitsin halkla iliskiler sirketi kursun meymenetsiz.

Takimda weakest link savunma hattiydi, cunku futbol IQ'su 75'in altinda 4 + 1 (kaleci) adamla geriden oyun kurulamiyor, yerlesim hatalari yapiliyordu. 7 milyon euro bonservis vererek duzeltmeye calistik guya. Defansta mutlaka baktigi yere topu atabilecek, durdugu yerle savunmanin kaleden ne kadar uzakta kurulacagini ayarlayabilecek bir beyin lazim. Inat etti Sivok'tan on stoper yapacak ille. Eldeki tek teknik savunma oyuncusu orta sahada adam kovaliyor. CL finali gormus, her saniye, her atakta ve her defans setinde nerede duracagini bilen Cisse takima giremiyor, olacak is degil.

Bu sene oynadigimiz 40 kusur resmi mac var. Takimda saha parselleme Isvicre kampinda Bern Turkgucuspor'a karsi gibi. Iki kisi pres yapiyor, ucuncu nerde duracagini bilmedigi icin top rakip takimin savunmasindan rahat rahat cikiyor. Taslar yerine otururken de rahat durmayip saha ici degisiklik yapiliyor. Tam oyun rakip yari alana yikilmisken rebound fatihi Ersnt'i oyundan alip taktik disiplini olmayan Serdar Ozkan'i soktu. Top da bizde kalmadi o dakikadan sonra.

Icerde sampiyonluk macina cikmissin, rakibinin derdi Uefa'ya kalabilmek ve topla oynama hala %40. Bu takim sampiyon olmayi haketmiyor.

Puan farkini kapatirken, iyi gunde de soyluyordum, simdi de soyluyorum. Mustafa Denizli'nin futbol adina Besiktas'a kattigi hicbirsey yok. Takim baskana 61 milyon lira borcla kurulmus kadrosuyla maci alirsa aliyor. Degilse de gonullerin sampiyonu olmaktan bile aciziz kepaze yonetimimizle. Sapkadan tavsan Kocaeli macinda cikar. Formasi agir takima tutmaz oyle kumarlar.

Macta tek basina didinen, orta sahadan aldigi topu ust diregin altina cakan Holosko'nun da uc hafta once yedek birakildigini da hatirlatirim.

Korkak Ertugrul diye diye kovdurdugunuz adam gelecek sene ligi Besiktas'in ustune bitirir Denizli bir sezon daha kalirsa.

Egon kadar kafana tas dussun. Torununun adi Mustafa Drogba olsun, e mi.

26 Nisan 2009

Capsizi Oldur, Hakkini da Ye (veya Kafa At)



Blogdas uzun uzun beni Denizli’nin su asamaya kadar basarili olduguna, takimi sampiyon yapamasa bile laf soylenemeyecegine ikna etmeye calisiyor. Kesinlikle katilmiyorum inatci bir sekilde. Mustafa Denizli tam anlamiyla bir fiyaskodur. Son 6 maci da alip takimi sampiyon yapsa bile ustelik.

Besiktas’in bu seneki kadrosu Aziz Yildirim’in deyimiyle yuruye yuruye sampiyon olmasi gereken bir kadrodur. Onceki sezonlardaki basarisizlik dogru analiz edilmis, takima vites artirabilecek transferler yapilmistir. Takimdaki en buyuk eksiklik geri 5’linin (kaleci + defans) baktigi yere top atamamasiydi. Uzulmez – Zan – Toraman – Tandogan’in tekniklerini toplasan Selcuk Sahin’in sol ayagi etmez (cok agir kufur farkindayim). Seneye Tello – Zapo – Sivok – Kurtulus baslanarak geriden oyun kurabilme ve defansif olarak akilli yerlesme imkani dogmustu. Hucumda ozellikle sol beki kullanarak kanat akinlarina destek vermek mumkundu ters kanatta stoper fizikli bek kullanimiyla. Derken Antalya’da sol kanattan kornerden gol yedik diye usta yorumcular “Tello’nun yerinden mutlu olmadigi vucut dilinden belli” diyerek inanilmaz bir baski yapti. Ertugrul da mulayim insan - vur kafasina al ekmegini - direk kafasindaki kurguyu bozdu. Yine de ilk 6 haftada 14 puan aldi. Lucescu zamanindan beri yapamadigimiz kalabalik ortasahali dizilisle deplasmanda rakibe pozisyon vermemeyi Trabzon macinda uyguladi takim. Sonra tas gibi Metalist’ten 40 m’den gol yedik diye takimin cozulmesiyle beraber tek macta iki senenin yapilanmasi bozuldu.

Tukurdugunu yalayarak goreve kariyerinin zirvesindeki Iran fatihi Denizli geldi. Gorevi o da kabul etmese Riza Calimbay’a geri donerdik herhalde, ortada hoca kalmamisti cunku. 10 aylik sozlesme imzalayarak onune sadece bir hedef koydu: sampiyonluk. Yeterli, surdurulebilir ve gelisebilir takim yapisini bozarak her tasin yeriyle oynadi. Parlatip satabilme imkanimiz olan en kiymetli cevher Holosko’yu FB deplasmaninda (ve nice macta) yedek birakti. Sivok defansi yonetmekte cok basariliyken on libero da degil, on stopere cekti. Yetmedi, tek ozelligi rakibe hava toplarinda faul yapip taciz etmek olan Nobre’yi Bobo’nun yerine oynatarak gelecegi cok parlak olabilecek bir forveti takima kusturdu (ki simdi formsuz diye elestiriliyor hem mac eksigi hem psikolojik eziklik yasamisken. Nobre’nin yedegi olsam ben duz kosu bile yapmam, evde oturur PS3 oynarim). Takim test edildigi butun maclarda puan kaybetti: Bursa (2 beraberlik), Ankaraspor (icerde 2 yenilgi), Kayseri, Konya, Sivas (2 beraberlik), FB (fark eksi Guiza), GS (fark), Trabzon (icerde beraberlik). Toplam 22 macta 42 puan alarak minimum sampiyonluk gereksinimi olan 2.1 puan/mac sayisinin gerisinde kaldi. Butun bunlari takimin icinden yetisebilecek genc bir orta saha oyuncusu (Inceman/Kurtulus) yerine kaynagi olmayan parayla Ernst’i alarak yapti. Batuhan, Aydin, Serdar Ozkan da ilaveten harcandi. Delgado 28. haftada 1. haftadan daha az kondisyona sahip.

Simdi iki sorum var:
1) Sampiyon olsak bile buna degdi mi? Gelecek sezonlarda kendini gelistirebilecek ve satarak sermaye arttirimi yapabilecegimiz kac oyuncu var? Meymenetsiz zengin cocugunun cebine bakmak zorunda mi koskoca camia?
2) Sampiyon olamazsak x. defa bos cikan yatirimi kim karsilayacak? Baskana borcu katlamak onursuzlugunu kac kere yasamak zorundayiz?

Kusura bakmayin ama ben biraz karamsarim. Denizli’nin egosu ve surekli hatalari (Zan’la Toraman yanyana oynamaz, vallaha oynamaz billaha oynamaz) yuzunden trenin kacmasi cok olasi. Gelecek sene de CL’ye kalamayip takimi sifirlamamiz pek mumkun.

Eger yildizlar ayni hizaya gelip de olusan kozmik enerjiyle (bu Ninja Kaplumbagalar’da hep oluyordu) sampiyon olursak Demiroren Denizli’yi de alip zirvede biraksin. CM oynamak istiyorsa bunu 3. ligden takim alarak yapsin, Besiktas’la degil. Yonetim istifa demek icin illa Liverpool’dan 8 yememize gerek yok. Nasil kotu zamanda isik gorunce takimi destekliyorsak iyi zamanda da yanlisa kayitsiz kalmamamiz lazim.

Ben kiz arkadasima Mustafa Denizli’m falan demem. Ah Tigana’m, vah Lucescu’m benim.



Berbatov’a laf sokup bu postu da bos gecmeyecektim ama bugun onun seviyesine inmek istemiyorum. Yine sahada koyun gibi dolandi cibiliyetsiz.

Not: Yalniz ve YouTube'un yasakli oldugu ulkemde videolar gozukmuyormus. Ilk video Amigo Orhan'in Denizli'ye ucan kafa atmasi. Ikincisinde karisina "Zico'm, Mustafa Denizli'm" diyen adamla karisinin drami var.

13 Nisan 2009

Mufit Erkasap, Guiza ve Aragones'in Hipotetik Basuru


me: mufit erkasabi goreve cagirdim lobi yapiyorum (Bjk icin)
Othello : sakip ozberki istiyorum ben gsnin basinda
me: baskani adnan polat olan takimin hocasi capello veya huseyin kalpar olmasi bisey degistirmiyo
Othello : huseyin kalpar sakip ozberkin ogrencisidir
ikisi birlikte gelse yenilmez armada oluruz
denizli - demiroren kombosu sampiyon oluyorsa futbol hakkinda tum bildiklerimi revize etmem lazim abi
me: abi katilmiyorum
herhangi bi insan 75 m dolar + 5 sene harcayarak 3 buyuklerin birini sampiyon yapabilir
sampiyonluk sorun degil, onemli olan maliyet nedir
me: fb'ye de yilmaz vural futbol direktoru + sadi tekelioglu antrenor
Othello : cost / performance muhim metrik de
yine de demiroren - denizli kombosuna piyango vurmamali
me: abi gezegenler de ayni hizaya geldi tabi
adnan polat baskan, sikippe kovuldu
aziz zico'yu kovup aragones'i getirdi
ustune butun parayi emre ve guizaya harcadi
Othello : guiza kumardi tutmadi
emreyi de sirf gs g.t olsun diye aldi
fenerde sampiyon olamayan hoca kovulur kurali var
bakalim bu sene sonu tutacak mi
me: delboskeden dolayi tazminat hayvan gibidir herhalde aragonesin kontratinda
bence en etkin cozum yemeginin zehirlenmesi
Othello : biraz aciyi bol koysan yasli adam zaten basuru azar kendiliginden gider
Othello : raul guizanin onune armut gibi dusen topu iki elle duzelttiginu gorunce. bu herif benim yerime milli takima cagiriliyor diye kahrolmus mudur acaba
me: benim yerime guiza halisahaya cagrilsa ben futbolu birakirim, raulun egosunu dusunemiyorum su an

Denizli Istifa, Mufit Goreve


Mustafa Denizli balli degil, zeki adam. Kendisini sevmem ve hocaligini begenmem, o ayri.

Takimi devraldiginda 4’lu defans sablonunu oturtmak uzere olan, genc oyuncu destekli genis bir kadro vardi. Sozlesme pazarliklarinda yonetimin basina konusmamasi ve Sinan Engin’in kovulmasi gibi icraatlari isteme luksu oldu, cunku denize dusen yilana sarilmisti.

Sezon sonuna kadar yapmasi gereken tek sey geri geri yavas kosmakti. Ilk yaridaki taktiksel fantezileriyle cok buyuk firsat tepti, derbileri kaybederek yaristan kopuyordu. Devre arasi baskanin cebindeki deligi buyuterek ederinden fazlasina Ersnt ve Yusuf transferlerini yapti. 2. yari yavas yavas normal futbola donmeye basladi mac ici pozisyon ve dizilis degisikliklerini azaltarak. Takim mac basi 2 puan ortalamasini ancak bu hafta gecebildi, ki bu normalde 3.’luk alacak bir performanstir.
Her hocanin takimlarina belirgin imzalari vardir. Daum takimlarina duran top kullanmayi ogretir. Lucescu sinegin yagini cikarir. Terim gaza getirir. Ancelotti istikrar saglar. Benitez rotasyon yaparak takimini zinde tutar. Capello yildiz yonetmeyi becerir. Ertugrul Saglam genc oyunculara firsat verir. Denizli’ninse sapkadan tavsan cikarmak disinda yaptigi hic birsey yoktur. Bana Sivok’u sol bek (Hacettepe deplasmani), Holosko’yu yedek gormek eziyetini cektirenler utansin.

Asagida 15 Eylul 2008’de aralarinda blogdas Redman ve Keyif Arasi’ndan Othello’nun oldugu arkadaslara yolladigim bir lig degerlendirmesi var. Denizli sampiyon olmasi muhtemel olan bir takima gelerek hayatinin alisverisini yapmistir. Isin acikli yonu takim sampiyon olsa bile ertesi sezon yas ortalamasi yuksek ve yabanci oyuncu sayisi gereginden fazla bir kadroyla mucadele etmek zorunda. Aynen zamaninda Fb’de oldugu gibi kendi kendine enkaz devralip CL’de serefli 4.’luk almasi cok olasi. Kennet Anderson, Rapaic, Revivo, Ogun, Lazetic, Ali Gunes, Yusuf Simsek’li kadroyla sampiyon olmanin bedeli $80m + 2 sene kaybi olmustu. Boylesine bir Pyrric Victory kazanmaktansa genc oyuncularin (Holosko, Kurtulus, Aydin, Batuhan, Necip) ustunde durularak 2. olunmasini tercih ederim.

Denizli istifa nitekim; ne kadar erken, o kadar iyi. Takimi Mufit Erkasap yonetse en az bu puanda olurduk zaten.


***


15 Eylul, 2008:
“trabzon'un laz olmak gibi bi dezavantaji var. bi de cok toplama takim. ersun buyuk ihtimalle 11'i bozmadan sablon takimi yapar, ama onlarin da kadro dar. song veya selcuk sakatlanirsa erken koparlar.

gs'nin kadrosu cok iyi ama yanlis yukleme var. bi takimda iki uc tane olmasi gereken yildiz ama kustu mu de bi boka yaramayan 4-5 adam var. tek forvet oynuyosunuz, umitle shaban varken gidip baros'u almak falan cok sacma. bi de sikippeye guven yok. bence sezon ortasina dogru toplarlar ama sampi icin gec olabilir.

bu sene sampiyonluk icin inanilmaz puan almaya gerek kalmicak gibi. 70-75 puan bandi yeter buyuk ihtimal. onu da besiktasin guclu/kalabalik orta sahali deplasman beraberlikleri goturucek gibime geliyo.

sivasin butun yumurtalari ayni sepette - mehmet yildiz. adam 34 macin 30+'sinda oynarsa ilk 5'i zorlarlar. ama kendi sahasina 8 kisi kapanip 2 forvete 60m pas atarak nereye kadar. oyunu geride kabul eden hic bi takima yuklenemezler. mehmetin transfer yapmasini bekliyorum bu sene sonunda.

fener de cl’de cok hirpalancak gibi. azizsilin tutmasina gore belli olur. sene sonu kadro sifirlamalari muhtemel. onun icin fazla bi sans vermiyorum. roberto karlos besiktasin en buyuk silahi bu sene. alex'ten az kosup yerini kaybetmesini ayakta alkisladim.”