CL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2011

2011 CL Finali

Gunumuzun en buyuk iki kurumsal futbol takimi sahada kapisacak. Ayni ulkeden olmamalari ve butun sezon istikrarli bir sekilde ust duzey futbol oynamalari nedeniyle finali hakettiler ve kim kaybederse yazik olacak.

Gonlum hem Iniesta'dan hem de Giggs'den yana, onun icin kaliteli bir mac disinda beklentim yok. Son bir ay icerisinde ciddi mac yapmadan dinlenme firsati bulan Barcelona'nin maci alacagini dusunuyorum. Yine de olasi senaryolar hakkinda bir yazi yazmak istedim.

Barca'nin asagi yukari ne oynayacagi belli. Puyol sol bekte ilk alternatif oldugundan kadroda surpriz beklemiyorum.

Asil onemli olan Man Utd'in rakibini nasil karsilayacagi. 4-4.5-1.5 ya da Giggs'li 4-3-3 arasinda bir secim yapilacak. Alternatifleri kagida cizdim macin gidisatini belirleyecek eslesmeleri gostermek adina.


Sahsi gorusum Manchester'in rakibinin anti-tezini oynamaktansa kendi guclu yonlerini one cikarmasi (4-4.5-1.5). Cift forvetle oynayan nadir takimlardan biri ve on alan kimyasi cokca mac kazandirdi. Onun icin Rooney'in link-up ve hold-up play ozelliklerini one cikarmasini saglayan yardimci forvet rolunu oynamasini tercih ederim. Defansif anlamda Busquests'le eslesip ortasahada fazla pas opsiyonu yaratmasini kesebilir. Sag kanatta Valencia, sol kanatta Nani'ye pas dagitma gorevini alir, topu Valdez'in kalesine yaklastirabilir. Hernandez'in santrafor oyununa bayiliyorum. Kosu zamanlamasini ayarlamasi ve enlemesine deparlariyla stoper dagitmayi muthis beceriyor. Sakar Masch. ve kendisine gore yavas olan Pique'yle kosuyoluna atilan paslarda eslesirse gol cikarabilir, en azindan faul alabilir. Hatta Barca'nin oyunu onde oynamasiyla kirmizi kart gostertebilir.

Bu dizilisin negatif tarafi ise Xavi ve Iniesta'nin bire bir eslenmesi (Park + Carrick). Bu durumda ilk calim veya verkac yendiginde supurucu bir ortasaha yok, stoper one cikip Messi'yi obur stoperle teke tek birakmak zorunda. Macin iki taktiksel belirleyicisi gobekteki 2'ye 2 kapismada Utd'in enerjiyle Barca'nin klasini ortebilmesi olur.

Dani Alves'i geri itmek adina sol kanatta Nani'nin oynatilmasi daha mantikli.

Bu senaryoda pas yuzdesinin 60'a 40 Barca lehine olacagini ve bol pozisyonlu gececegini zannediyorum.


***

Sir Alex maca farkli sekilde cikar muhtemelen. Hernandez'i 75'te sokmak uzere onun yerine Giggs'le baslamasi muhtemel. Giggs'in iki pozisyon alternatifi var. Eger sol kanatta oynarsa ortaya Anderson'u koyup gobekte enerji fazlasi saglanabilir, Carrick de Messi'nin kendisini geriye attigi zaman konsantrasyonunu kaybetmezse on libero gorevini yapabilir. Ancak Puyol'un pek ileri cikmayacagini farzedersek bek katkisi Dani Alves'den gelecektir, ki bu durumda o kanattaki acigin fedakar oynamasi gerekecektir. Yani Giggs'in o bolgede 60 dakikadan fazlasini cikarabileceginden emin degilim.
Diger alternatif Giggs'in pas yuzdesini arttirmak adina gobekte oynatilmasi. Rooney'in tek forvet oynamasi nedeniyle Busquests opsiyonunun karsilanmayacagini dusunuyorum, ki bu Barca'nin topa sahip olma yuzdesini 70'e dayandirir, ama macta daha az pozisyon olur. Bolca Masch/Pique/Busquests paslasmasi seyrederiz.

Rooney tek basina kaldigi zaman oyuna kusebilen ve gereksiz fauller yapmaya baslayan biri. Ayriyeten takimin geri kalaniyla arasina cok mesafe girince oyundan kopuyor, enerjisini verimli kullanamiyor.

Statik Berbatov ilk 11 baslarsa mangala agirlik verip maci goz ucuyla seyredebilirim. Katar vakti geldi adamin.

23 Mayıs 2010

Dogru/Yanlis Futbol


Mourinho'yu kibirli, gicik, kendini begenmis, icten pazarlikli, ustelik ebleh bulabilirsiniz. Ama adamin futbol dehasi tartisilmaz.

Analitik dusunce fetisim oldugu icin kendisini ayrica takdir ediyorum. Cunku futbolu cozulmesi gereken bir problem gibi goruyor. Rakibin guclu yanlari nedir, eksiklikleri nedir, ben o guclu yanlari nasil torpuleyip acittigi yerden vururumun hesabini yapiyor. Denkleme kattigi diger parametre de kendi takiminin kabiliyeti. Kisaca eldeki malzeme nedir, bundan rakibin yumusak karnina nasil bir yumruk cikar optimizasyonunu yapan bir muhendistir Mourinho.

Bayern'i incelersek algoritmasinin cok basit oldugunu gorebiliriz. Normal sartlarda Ribery ve Robben'li 4-2-4'umsu oynadiklari icin yavsak kanatlari tasimak adina cift uc stoperle oynuyorlar. Sene basinda Avrupa'nin en iyi 5 forvetinden biri dedigim icin Redman'i sasirttigim apaci Olic ve Leningrad'da kursunu bittigi halde carpismaya devam eden Alman eri gorunumlu Muller savunmayi cok ilerde baslatiyor. Olic dun oyundan ciktiginda 73. dakikaydi ve 9 km'nin ustunde kosmustu. Karsilastirmak gerekirse gecen sezon BJK-FB macinin en cok kosan adami Tello 90. dakika sonunda 9 km'yi bulamamisti.

Van Gaal Ribery'nin yoklugunda sablon ayarlamasi yapmak yerine sol acikta diger ters ayakli alternatif Hamit'i denedi. Hamit'in deliciligi yok ama topun takiminda kalmasini saglayacak oyun zekasi var, yere saglam bastigi icin de bunu basarabiliyor.

Ribery'sizlik durumunda Bayern'in skora centik atmasi icin alternatifleri suydu:
1) Robben'in Lahm kombinasyonuyla topu iceri cekerek sut denemesi.
2) Olic'in stoperlerle teke tek depara cikmasi.
3) Duran top.

Mourinho'nun 4-2-3-1 dizilisi ilk silahin antiteziydi. Pandev'i Lahm'in karsisina dikerek onun cikmasini engelledi. Robben'in ice kat etmesini ise cift tutucu ortasahanin verdigi destekle karsiladi. Geri 4'lunun onundeki iki direncli orta sahadan solda oynayan Cambiasso savunma setlerinde Robben'e yaklasti ve rahat sut imkani tanimadi. Chivu'nun sari kartindan sonra ise telefonda Redman'la yaptigimiz tahmin %100 tuttu ve Zanetti'yi sola alarak Stankovic'i orta sahaya surdu. Hem Chivu hem de Zanetti sol bekte Robben'i karsilarken surekli sol ayagini aldilar. Bu yuzden disa acilan birkac calim yediler ve Robben son cizgiye indi. Ancak sag ayagi zayif oldugundan ve Klose/Olic/Muller/Gomez ile Samuel/Lucio/Maicon eslesmelerinden surekli Inter'liler galip ciktigindan bu ortalar ise yaramadi.


Ikinci tehditi savusturmak ise dizilisten ote oyun anlayisiyla ilgiliydi. %40'in altina dusen topla oynama yuzdesi Inter'in oyunu geride kabullenip arkaya yaslanmasinin sonucudur. Elinizde iki tane nispeten yavas ancak kapi gibi stoper varsa, onlardan alacaginiz maksimum verim arkalarinda bosluk birakmamak suretiyle elde edilir. Olic, Muller ve Robben'in savunma arkasina hizlanarak sarkmalarina izin vermemek adina geride kurulan kompakt yapi gayet mantikliydi.

Duran top silahina karsi ise Inter'in standart duzenli, yuksek konsantrasyonlu takim savunmasi ve dunyanin en iyi kalecisi yeterli oldu. Bu konuda teknik direktor katkisi digerlerine gore daha azdir. Ancak eslesmeler, daha da abartirsak sezon basi kadro secimi etkili olabilir. Gerisini topun yuvarlakligi ve oyuncularin mac ici formu belirler.

Bana kalirsa macin kilit noktasi iki takimin dizilislerinin dogal sonucu olarak Inter'in gobekte 3, Bayern'in 2 kisiyle oynamasiydi. Schweinsteiger-Van Bommel ikilisine karsi Zanetti-Cambiasso-Sneijder agir basti ve sok kontralarda kademesiz Bayern aciz kaldi. Orta sahanin gobegini bu seviyede tek kademeyle sinirlandirmak yetersiz kaliyor. Bayern Milito ve destegine gelenleri stoperlerle karsilamak zorunda kaldi ve bu ceza yayinda bosluklara neden oldu. Ilk yarida Sneijder maci biterecek firsati aynen goller gibi bu nedenle elde etti.

Van Gaal'in hucumcu, saldiran takim yaratti diye anilmasini istemesini anlayabiliyorum. Liderlik vasfi ve ilke insani olmasini takdir ediyorum. Gerci ne zaman Almanya'da biri balkona cikip bagirmaya baslasa, alttaki topluluk cossa tedirgin oluyorum. Her an Varsova'ya toplu hareket olabilir, dikkat etmek lazim. Ancak kendisini joga bonito'yla limitlemesi, Mourinho'dan bir silah eksikle savasmasina neden oldu.

Jorg Butt ile Saving Private Ryan'daki sniper (Barry Pepper) ayni insan.



Bayern'in oyunu ilerde kurmasi ve yalan baski kurmasi Inter'in isine geldi. Julio Cesar ve stoperlerin arasini acmalari gerekiyordu ve akinci gibi saldirarak bu tampon bolgenin olusmasini engellediler. Sahsen finale Barca dizilisiyle (tek forvet, orta sahada on stoper + 2 ic oyuncusu, iki kanat) ciksalar daha mantikli olacagini dusunuyorum. Oyuncu kalitesiyle belki Inter yine maci alirdi (Badstuber/Hamit'e karsi Maicon/Eto'o) ama en azindan gobekte her adamin karsiligi olurdu. Sneijder'in oyun alani daraltilirdi. 2. forvet Samuel ve Lucio'nun kucaginda etkisizlesmek yerine orta sahadan ic oyuncusu olarak yuzu donuk karsilasabilirdi.


Guzel futbolu 5-4 biten, herkesin top sektirip artistlik yapacak kadar alan buldugu maclar olarak tanimlayan insan sayisi coktur, saygi duyarim. Bana gore guzel futbol verimli ve efektif olandir. Dogru tercihlerin kullanildigi, kendisiyle celismeyen taktiklerdir. Suratli ve yipratici Eto'o'nun yerine daha cok yonlu, sol ayagiyla vurabilen, gol/pozisyon orani daha yuksek Milito'nun uzak tek forvette* kullanilmasidir. Kisaca iyi futbol bana gore dogru oynananidir. Kotu futbolsa Mustafa Denizli'nin "hizli takim kuruyorum, kontrayla rakipleri vuracagiz" dedikten sonra en ileriye Nobre'yi dikmesidir.

Benim icin futbol adina cok doyurucu bir final olmadi cunku nesnel kosullar Inter'i fazlasiyla avantajli kiliyordu. Yine de Cahil'in ziyareti, pizza ve yerfistigi alternatif doyuruculuk sagladi. Ozellikle de Cahil sagolsun Bobo'nun Fifa 2010'da Inter ve Chelsea'nin kafalarina vurmasi epey eglenceliydi.

*: Uzak tek forvetten kastim kendisine yapilan yardimin kisitli, kaplamasi gereken alan fazla olan 9 numaradir. Bu tip oyuncularin herseyi biraz yapabilmesi gerekir. Son vurus, top saklama, top surme, hava hakimiyetinden en azindan B almalari lazimdir (Ibra, Milito, Torres, 2. sinif olarak da Bobo). Ornegin AC Milan'in tek forveti Inzaghi'ydi zamaninda. Ancak hemen arkasinda Seedorf ve Kaka oldugundan isi kotarabiliyordu. Onun icin Inzaghi benim tanimimda uzak tek forvet degildir, capi ve nefesi yetmez zaten.

22 Nisan 2010

Eto'o'yu Solda Oynatti Essogluessek


"Internazionale'nin kurdugu kadro bence Real Madrid'den de, Barcelona'dan da daha dengeli ve iyi. Bir kere herkes izbandut. 11 tane teknik yamyam var sahada. Sag bek cift cigerli, stoperler beton, orta sahada pas yapabilen 4 hamal, ilerde kadife krampon Milito ve Amistad Eto'o. Herkesin birbirine yakin oldugu, sahayi mukemmel parselleyen bir 4-3-1-2 ile yaramayacaklari kucuk takim, kontra yapamayacaklari buyuk takim yok... Su an Barca dahil olmak uzere herkesin zayif halkalari var. Ornegin Puyol'un partneri kova olmak durumda, kaleci folklorcuyu andiriyor. Real Madrid'in kimyasi eksik. Pepe her maca turuncu kartla cikiyor. Sol bekleri hali saha oyuncusu. Ama Inter'de hicbir eksik goremiyorum. Hoca da boru degil ustelik."

Yukaridaki 30 Agustos 2009'da yazdigim bir yazidan alinti. Kendimi tekrar etmek istemedim, daha once ifade etmistim Inter'in kadro yapisiyla ilgili. Goruslerim sabittir. Her oyuncusu pozisyonunda dunyanin en iyi ilk 10'una girebilecek yetenekte bir takim. Oldukca simetrik ve guc dagilimi mukemmele yakin. Herkes 10 uzerinden 8 ile 9 arasinda. Barcelona'daki gibi 12'lik Messi ile 6'lik Busquets gibi bir standart sapma yok. Onun icin ozellikle kapanmalari gerektiginde bosluk birakmadan imece usulu alan daraltabiliyorlar.


PS3'te son zamanlarda surekli Fifa 2010 oynuyorum. Oyuncularin guclu olmasi, Milito'nun bitirici, Sneijder'in delici olmasi nedeniyle tercihim her zaman Inter olmak. Mourinho'nun takim tertibine lafim yok, ama benim oyun stilim cift forveti kaldiracak kadar joga bonito degil. Barca olup arkayi lale gibi acarsam, butun mac Puyol forvet kovaliyor. Onun icin 4-5-1 yazdim tahtaya. Eto'o sol acik, Motta sag acik (asimetrik kanat dengesi). Bekler Zanetti/Maicon on tarafin aynadaki goruntusu. Orta sahada Muntari/Sneijder ic oyuncusu, arkalarinda cevval Cambiasso. Gollerimin cogunu geriye gomulup 4 pasta karsi kaleye inerek atiyorum. Milito'ya cabuk giden top, ortasaha veya kanatlari oyuna dahil eden kosuyolu pasi, 3. kisinin deplase olmasina dayaniyor hucum setim. Eger topu ilerde tutabilirsem Milito veya Sneijder son vurusu yapiyor. Arada psikopatlara denk geliyorum beni Man Utd'i 4-6-0 oynatarak ve Rooney'e 35 metreden gol attirarak yeniyorlar ama olsun.

Mourinho'nun benim PS3 oyunlarimi seyrettigi asikar, kesinlikle inkar etmemeli. Dizilis olarak baklava'yi tercih ettiyse de topun arkasina gecip hizli uc oyunculariyla sonuca gitti. Pandev tercihini garipsemistim ama kendi icinde tutarli bence. Suratli, surekliligi olan bir oyuncu. Kontra topu atacak kadar oyun gorusu var. Ileride tempolu, kanatlara acilan cift forvet ve arkadan treyler kosusu yapacak cigerdeki oyuncularla bence muthis pragmatik bir oyun oynadilar.

Acikcasi Barca-Arsenal eslesmesinden pek zevk almadim. Tamam guzel ve acik oyun oldu, gol pozisyonu boldu. Ama ayni stilde oynayan iki takim olduklari icin kalite farkiyla sonucu kestirebiliyorduk. Ozellikle Fabregas'siz bir Arsenal istedigi kadar ayaga top oynamaya calissin, cabuk basan ve topa hakim olan Barcelona'yi gecmesine imkan yok.


Oysa ki Inter-Barsa eslesmesinde iki farkli gorus carpisiyor. Macin gorkemi bana kalirsa burdan geliyor. Kapitalist/sosyalist, Jacobin/yerel gibi bir diyalektik var ortada. Iki takimdan ziyade iki fikrin carpismasi seklinde gecti mac. Sahsen iki tarafa da sempatim var. Barca'nin siirsel oyunu kadar Inter'in taktik zekasini da begeniyorum. Alfa Romeo 8C Competizione'nin acimasizca guzel cizgilerini ve BMW M5 V-10'unun birbirine gecen 5 yilan gibi kivrilmis egzos manifoldunu ayni olcude, fakat farkli yonlerden takdir ediyorum.


Rekabetin tadini arttiran diger nedense Eto'o/Ibo takasi. Barcelona'nin hizinin dustugu maclarda ceza alanini domine edecek, uzun boylu bir forvet sikintisi yasadigi malumdu. Chelsea maclarinda bir turlu rakiplerini penetre edememislerdi. Ibrahimovic tercihi, versatil pivot santrafor olarak degerlendirildiginde farkli bir alternatif sunuyordu. Ancak tam da parlamasi gereken macta inanilmaz etkisizdi. Eger Inter deplasmaninda son on dakika santrafor olarak Pique'yi oynatacaksaniz kadro planlamanizda bir aksama vardir. Kagit ustunde cok ozel bir alternatif olarak durmasina ragmen bence Ibis'le Barca'nin uyumu tam olarak oturmadi. Ortaya dokulen bu kadar para varken daha israr edilecektir elbette ama 9 numaraligini pek goremedik simdiye kadar. Sirt pasi fena degildi keratanin gerci. Kendisinden bu tip hedef macta iki stoperin kafalarini tokusturarak, kaleciyle beraber topu aglarla bulusturmasini istiyordum.

2. maci cok merak ederek bekliyorum. Messi'ye ilham gelebilir. Antitezi Cambiasso adim attirtmayabilir. Her bakimdan dunyanin en iyi iki kadrosunun, dunyanin en formda teknik adamlarinin yonetimi altinda verdikleri ustun mucadele, futbolun zirve noktasidir gozumde.
Bir de su Balotelli ne pis bir adamdir yahu.

10 Aralık 2009

Kazmalik vs. Pragmatizm: Adam Adama Savunma


Mustafa Denizli'nin 1988 model 4 eslesmeli adam adama savunmasi dogal olarak cok elestiri aldi (mesela surda ve burda, hatta orda). Ozellikle bekleri aciklara yapistirmak, onlarin alan degistirdigi zaman savunmada yapay bosluklara neden oluyor. Redman ve Arsene Wenger gibileri adam adama savunmayi her ne sart olursa olsun lanetliyor ve geri kalmis buluyor. Ben ise pragmatik olarak dozaji ayarlandiginda efektif buluyorum ve yerine gore gecerli oldugunu dusunuyorum.

Tek bir kisinin oyun zekasina dayali takimlara karsi kullanildiginda basarili sonuclar alinabiliyor. Ornegin Barcelona'yi 3-0 yendigimiz macta Erman Guracar'in Rivaldo'dan uc calim yiyip, 4. kere yetisip topla beraber taca ciktiklarini hatirliyorum. Eger takiminizda hucum yonunden feda edebileceginiz bir takoz varsa, rakibiniz de Rivaldo ve ekurileriyse, savunmanin diger taslariyla oynamadan cicegin kafasina bocekle vurabilirsiniz. Neticede Emmanuel Petit ve Gerard'dan yogabonito olmayacagi belli, Reiziger neanderthal'inden gelecek hayir da Allah'tan gelsin.

Bir kisinin basina coreklenmis 10 apaci modeliyle oynayan takimlara ornek olarak Maradona'nin Napoli'sini (Careca haric) veya Alex'in FB'sini (Emre haric) gosterebiliriz. Sonucta asist + gol sayisinin oynadigi mactan fazla olan adamlar ve Kazim Colin Kazim Kazim Richards Kazim'in sonuca gidecek hareket sayisi farkli oluyor. Ancak rakipte Ibra, Messi, Iniesta, Xavi, Henry, Dani Alves varsa (veya Krasic, Dzagoev, Aldonin, Necid gibi suratli ve topla hasir nesir adamlar) adam degil baska birseyi tutarsiniz.

Adam adama'nin bence ideal formati 3-5-2'de bir ortasaha oyuncusunun feda edilmesidir. Boylelikle geri 3'lunun kimyasiyla oynanmaz. Forvette iki kisi tutup rakip savunmayi cikartmazsiniz. Ortasaha da tek kisiye kalmaz. Dezavantaji kanatlardan yardirma sansiniz dusuk olur cunku Lucescu'nun deyimiyle 5'linin kanatlari enerjilerini %70 savunma - %30 hucumla degerlendirmelidir. Eger amaci rakibi kitleyip kader kismetle bir gol sikistirmaksa (CSKA maci aynen boyle bir macti, Wolfsburg'dan gelecek habere gore yenmek zorunda kalabilirlerdi) o zaman bu tip bir anlayis benimsenebilir.

Savunma duzeni hikayesiyle ilgili Denizli'ye en cok istikrar konusunda elestirim var. Futbolda 2 X 2'nin 4 ettigi kanitlanmis nadir hipotezlerden biri surekli ayni kadroyla, ayni taktikle, ayni diyetle, ayni masorle calisirsaniz basarili olma sansinizin arttigidir. Harry Redknapp'in Portsmouth'u, Martin Oneill'in Aston Villa'si, lokal olarak Bulent Uygun'un Sivasspor'u ve Ertugrul Saglam + Tolunay Kafkas'in Kayserispor'u bilesenlerinin toplamindan daha fazla katma deger yaratmistir. Mustafa Denizli takimin basina geleli 1 seneyi gecti. Takimin yarisini bizzat transfer etti. Biri kis olmak uzere iki kere takimla kamp donemi gecirdi. Ama hala taktiksel butunluk saglanmis degil. Butun sezon demode adam savunmasi oynatsa onun bile kendi icinde tutarli bir tarafi var (Riza Calimbay). Ancak savunma 13 mac alan, 3 mac adam olunca hoca ve kadro istikrarinin ekmegini yiyemiyoruz. 3 aylik Rijkaard'in ince ayar disinda ortaya koydugu bir sablon var. Sezon sonuna kadar 3'lu veya adam adama oynamayacagina bahse girerim. Gelecek sene medya kovdurtmayi basarmazsa Rijkaard'in 2. senesi olacak. Mustafa Denizli'nin ise 3. ilk senesi.

Mustafa Denizli'ye cesitli nedenlerden dolayi saygim cok. Ornegin sayesinde lonso'nun cok konusmasina maruz kalmiyorum. Sampiyonluk macinda Ibrahim Uzulmez'e yaptigi jest benim icin 22 kupa degerinde. Onun icin kovalim, asalim, keselim demeye dilim varmiyor. Umuyorum ki yeni baskanla farkli bir gorevle kulup icinde kalir, kalmayacaksa da ciceklerle ugurlanir. Ama artik surprizlerden bezdim. Sezon basi ortaya koydugu sistemi inkar etmesini sindiremedim pek. Fink takintisini falan anlayamiyorum mesela, takimin en komple oyuncusu olmasina ragmen (CM diliyle butun ozellikleri 12) galibiyet hamlesi olarak kenara alinmasi absurd.

1 Aralikta soyle yazmisim:
- "Denizli'nin kafasinda ne olup bitiyor kendi de bilmiyor. Nobre'yi 10 mac ust uste hedef santrafor oynatip Toraman'i tekrar on stoper yapabilir, onun icin kendisine pek guvenemiyorum."

4 Aralik'ta hedef santrafor Nobre, sol acik Bobo'ydu.
8 Aralik'ta on stoper Toraman.

WTF?

4 Kasım 2009

Jeu, Sette, Et Match Wolfsburg


Ersnt'in circir oldugunu bilseydim santiyeden 2.5 saatligine tuyup eve gelmek zahmetinde bulunmazdim. BJK savunma duvarinin gobegindeki tuglanin eksikligi net bir sekilde ortadaydi. Wolfsburg golu bulana kadar 3 tane ceza alani disindan musait durumda sut cekti. Orta sahanin Fink/Inceman/Tabata'dan bir turlu olusamamasi, kanatlarin da Serdar Ozkan ve Ekrem tarafindan doldurulamamasi nedeniyle rakip takim rahatca pas yapma ve sut cekme imkani buldu.

Fink'in sezon boyu anlamsiz bir sekilde kesik yemesine ragmen gorevini yaptigini soyleyebiliriz. Cok duz bir oyuncu, iyi niyetle mucadele edip top kazaniyor, kazandiklarini da sisirmeden kisa paslarla takimdaslarina aktariyor. Mac alacak adam degil ama mac kaybetmemeyi saglayacak tipte, lafim yok. En azindan akli kalede ve denedi.

Ferrari + Sivok'tan yine doyurucu bir performans seyrettik. Ben BJK'ya boyle stoper geldigini hatirlamiyorum, buyuksun Ferrari.

Ugur Inceman'in alninda CM diliyle “lacking match practice” yaziyordu. Butun sene kulube koltuklarini isit poponla, sonra git sezonun en onemli macinda 90 dakika oyna. Ne bekleniyor ki kendisinden? Su ana kadar teknik heyet onu hazir tutmak icin ne yapmis? Rotasyondaki yerini Ekrem Dag ve Ibrahim Toraman'a verirken ne dusunmus? Hayatimda gordugum en kotu orta saha performanslarindan biriydi gercekten, ama yine de Ugur'a kizamiyorum. Bu kadar adaletsiz forma verilirken boylesine bir maci kaldirmasini beklemektedir sorun.

Sakatliklar ve kuskunlukler nedeniyle kadro kapasitesinin golgesiyle mac yapan BJK gormek insani gercekten uzuyor. En formda zamaninda kulubeyle odullendirilen Serdar Ozkan'in ozguven kaybi, takimi gecen sene sampiyon yapanlardan Tello'nun fiziksel durumu, Nobre'nin kaptanlik bandini takmasi, seyircinin metal parcasi icin katlandigi yonetime maglupken bilenmesi... Her biri tek basina bile yeterince kotuyken birlesince kahredici oluyor.

Butun sezon yuzune bakilmayan Bobo'nun Wolfsburg defansindan tokat yerken kici kaleye donuk top almasi, topa hakim olup kor noktadaki Serdar Ozkan'i gormesi birseyler kanitlamak adina yetmis midir Mustafa Denizli icin bilmiyorum. Nobre'ye alismakta olan gozlerim icin fazla kilolarina ve yosun tutmus akcigerine ragmen Bobo Bergkamp gibi gozuktu. Takimda top gelince bomba zannetmeyen tek ileri uc elemani kendisi. Oyun tarzi olmamasina ragmen forvet coklayicilarina gayet iyi duvar oldu ve ceza alani cevresinde pas yapmamizi sagladi. Mevcut sartlar icerisinde tek forvet oynayacaksak bunun Bobo'dan baska biri olmasina imkan yok. Etkisiz eleman Nobre'yi oyuna alinca orta saha hakimiyetimizi elimizle teslim ettik. Cok forvet = cok gol Erdogan Arica algoritmasi calismadi haliyle. Takim nasil dizilecegini bilemedi ve toplu hucuma cikislarda supurucu gorevini kimse devralmadi. Rakip savunma hattindan seken toplar surekli 3'e 3, 4'e 4 pozisyon oldu son 15 dakikada. En guclu tarafi ilerisi olan bir takim bunlardan 5 tanesini affeder, 6.'da yazar.

Tabata'yi isliklayanlari Ercan Saatci'ye emanet ediyorum. Kendisi bu takimda zorla gelmedi. Birileri 29 yasinda tifil bir Anadolu takimi 10.5 numarasina catir catir 7.5 m Euro saydi. O da madem veriyorsunuz, eyvallah alirim dedi. Ne yetisebilecegi bir topa kosmamazlik yapti, ne laubalilik, ne formaya saygisizlik. Capi budur kardesim adamin, almasaydin. Niye islikliyorsun? Kariyerinde ortalama kac km kosmus resmi maclarda ki simdi 13 km kossun? Gol makinesiydi de keyfinden mi yazmiyor?

Wolfsburg geldi, mucade etti, top oynadi, pozisyonlardan ekmek cikardi ve hakettigi bir galibiyet aldi. Ic saha macinda rakibinden az kosuyorsan CL'ye katilmaya zahmet etme.

Su kafasi karisik seyirciler, beceriksiz yonetim, ederinden fazla para alan topcular ve '88 model teknik direktor olmasa BJK cok guzel takim.

1 Ekim 2009

Noat Samisa'ya Yorum

Noat Samisa ilk duzenli takip ettigim futbol blogudur. Icerik ve futbol kulturu olarak hala okuduklarim arasinda en kalitelisi diyebilirim. CSKA maci Chicago'daki saat farki nedeniyle seyredemedim, ama analizi okuyarak seyretmis kadar oldum. Yazisina yorum yaziyordum ancak o kadar uzadi ki onun blogunda yer isgal edermis gibi hissettim, kendi bloguma tasiyorum o yuzden. Amac polemik falan degil kesinlikle, sadece yorum yazmak. Zaten hem katildigim hem katilmadigim noktalar var.
Neyse, yorum asagida:
Sevgili Noat,
Rustu ve Nobre'nin takimda yer isgal ettigine ben de katiliyorum. 120 milli mac tecrubesi olan bir kaleci her kritik macta yumurtluyorsa, o tecrubeyi sorgulamak lazim. Ayriyeten FB'nin eski kaptanina yilda 1.5 m Euro vermekten hazetmiyorum. Kaptanlik sembol olayi, onun icin profesyonellik cercevesinde degerlendirmek istemiyorum. Nobre'yi FB'li Nobre oldugu icin degil (sonucta yabanci adam, takim degil para tutuyor) kabiz bir forvet oldugundan takimda gormek istemiyorum.

Ancak Rustu ve Nobre'nin takimdan kovulmasini Denizli'nin sacmalama alaninin daraltilmasi acisindan olumlu buluyorsan o zaman Denizli'yi savunmanla bu celisiyor bence. Neden sacmalamasi kesin olan bir hoca gorevinde kalmali ki?

Ayriyeten yeni hoca yeni heyecandan kacinmaktan bahsediyorsun, ki normal sartlar altinda katilirim. Ancak Denizli'yle her hafta yeni hocayla maca cikiyor gibiyiz. Corba muhendisi. Adamin mac basina topladigi puan ortada. CL'de 2'de 0. Derbiler malum. Hani basarisiz bir hoca olur, ama takimin yas ortalamasi 22'dir, bir umut vardir, iskelet altyapi kokenlidir, sabredilir. Yas ortalamasi 27+ ve takim hala kritik maclarda kilitleniyor. 59 yasinda hoca, oyuncularla sozlesme imzalanirken (Delgado ve Nobre ozellikle) "yapmayin, etmeyin, takimin dengesini bozarsiniz" diye yumrugunu masaya vuramiyorsa (Lucescu bunu yapmisti hem GS'de, hem BJK'da) tecrubesi ne ise yarar? Yoneticin televizyona cikip "hoca istifa etmelidir" dediginde yonetim kuruluna gidip "ya ben, ya Levent Erdogan" restini cekemiyorsa camia ici liderligini kaybetmistir bence.
Gecen sene cifte kupa olan bir bina degildi. Yapilanmasi yoktu, rijid bir iskeleti yoktu. Hasbelkader butun kabiz oyuncular sakatlanip Holosko ile Bobo duzenli oynatilinca, turlu yapbozlar sonunda Ersnt-Cisse-Sivok'un yerleri oturunca burun farkiyla ipi gogusledik. Onun icin "cifte kupali sampiyona ne oldu" sorusu bence yanlis. Gecen sene de corbaydik, bu sene de oyleyiz. Fark kadronun yanlis yerde sismesi, balon transferler (kulup tarihinin en pahali oyuncusu en onemli macta yedek kulubesinde poposuyla koltuk isitti) ve astronomik sozlesmelerle kilit oyuncularin kusturulmesidir. Ben Tello olsam topa vurmam Nobre benden uc kat kazandigi icin.
Bu sene Denizli'ye iki nedenle sans vermekten yanaydim. Birincisi hakkini teslim etmek. Tepende YD varken elinden is geliyorsa o zaman psikolojik olarak cok kuvvetli ve dirayetlisindir. Ikincisi bu sene kemikli, iyi set defans yapan bir takim olusturmaya calismasiydi. Bunu da joker midir nedir, kaval kemigiyle top kontrol etmeye calisan Ekrem'i muhtelif yerlerde oynatarak ve geri 4'luyu bozarak mahvetti. Yabanci hakkini kullanip 1.5 m Euro verdigimiz adami Ekrem kesecekse o transfer yapilmamali.

Denizli gitsin, yerine Mufit Erkasap gelip tahtaya en siradan 4-4-2'yi yazsin, tek sart herkes yerinde oynasin, bu takim cok daha iyi isler yapar. Bunu gecen sene de soyluyordum, hala da gecerli.
"Ferrari de rakibin açısını kapadı, yakın direğe sürükleyerek şut açısını bozdu ama kalede kimse olmayınca durum 2-0 oldu" - bu yorumun benzerini Othello'ya soylemistim yazini okumadan. Ferrari orada hamle yapsa ya kirmizi kart ya da topu alacakti, sanslar %50'ser olmak uzere. Onun icin kendisine deparla gelen forveti cepheden uzaklastirmasi ve kenara itmesi akillicaydi.
Donup dolasip Rustu'ye geri geldim. Tecrubeli kaleci hata yapacagina genc kaleci hata yapsin. Hic olmazsa birinin duzelme sansi var. Rustu'nun maksimumu malesef budur. Kapadigi koseye gelen topu yumurtlamasi Redman'in Rustu'nun tavuk karasi olduguna dair iddiasini kuvvetlendirdi.
Saygilar,
Sampican

6 Eylül 2009

CL 2009-10: B Grubu Degerlendirmesi


Kura oncesi burada bir yazi yazmis, gonlumden gecenleri paylasmistim. Kuralar cekildi, bizim isabet orani 0/3 - torbadan cikanlar Manchester United, CSKA Moskova, Wolfsburg. Simdi de maclarin baslamasina 10 gun kala ufak bir degerlendirme yapalim, rakiplere bir goz atalim. 

1. Torba - Manchester United: Bu seviyede seribaslari arasinda Besiktas'in tur atlama sansi bakimindan buyuk farklar olduguna inanmiyorum. Kura oncesi yazdigim yazinin yorumlarinda deginildigi gibi Bayern Munih, 4. torbadaki Wolfsburg ihtimalini ortadan kaldirmak adina bir sans olabilirdi belki, ancak bu gerceklesmedi ve bir nevi, korktugumuz basimiza geldi. Fakat isin o kismina biraz asagida deginecegiz zaten. Manchester United gozuyle B Grubuna baktigimizda en buyuk cekincelerinin CSKA ve Istanbul deplasmanlari sebebiyle takimin artacak yol yuku oldugunu goruyoruz. Ingilizler, 3 deplasman icin yaklasik 12,000 km. yol kat edecek ve bu kategoride sezonun en 'sanssiz' takimi da onlar su anda. Alex Ferguson da kura yorumunda bu durumdan dert yandi cokca. Ancak dogrusunu soylemek gerekirse bu seneki United kadrosu birbirine son derece yakin seviyedeki oyunculardan kurulu ve acikcasi Rooney ve Evra disinda alternatifiyle arasinda ucurumlar olan ucuncu bir oyunculari oldugunu dusunmuyorum. O yuzden bizim maca cikmasi olasi yedek agirlikli kadronun dahi - Rooney ve Evra sahada oldugu surece - yeterince guclu olacagini soyleyebilirim. Ferguson'un ogrencileri grubun kesin favorisi.

2. Torba - CSKA Moskova: Kura oncesi dileklerimi yazarken dahi simariklik etmemek adina CSKA'yi bizim gruba koyamamistim. Bence 2. torbadan daha hayirli bir takim cekemezdik. Moskovalilar son donemde ciddi bir sallanti icerisinde ve Zico'nun pozisyonu da ciddi sekilde tartisilir oldu. Bu konuda Jonathan Wilson'in bundan yaklasik 1 ay once yazdigi kose yazisini okumanizi oneririm. Chelsea'ye gonderilen Zhirkov'dan sonra Vagner Love'in da kiralik olarak ulkesine donmesiyle oldukca zayifladilar. UEFA Kupasi'ni kazanan kadronun hucumculari yok artik karsimizda. Ancak herseye ragmen arkasi son derece saglam ve ozellikle Moskova'nin sogugunda her takimin canini yakabilecek bir ekip CSKA. Igor Akinfeev yas grubunun Avrupa'daki en iyi kalecisi bence. Rusya futbolunun yeni stari 1990 dogumlu "10 Numara" Dzagoev'e de dikkat etmek gerek.

4. Torba - Wolfsburg: "4. torbadan Wolfsburg gelmesin de kim gelirse gelsin", kura oncesi herkesin ortak dilegiydi. Fakat korkulan oldu ve baska herhangi bir takim cekildigi takdirde Turkiye CL tarihinin en sansli kurasi olabilecek grup cok karisik bir hal aldi. Gecen yilin Bundesliga sampiyonu cok dikkatle incelenmesi gereken bir takim. Ilk bakista Grafite-Dzeko-Misimovic uclusuyle son derece ofansif bir takim goruntusu ciziyorlar - ki bu buyuk olcude dogru. Ancak bu uclu cok fazla parladigi icin sikca goz ardi edilen bir konu da Josue ve Barzagli onderligindeki savunmalarinin kalitesi. Oyle ki Wolfsburg, son derece hucum agirlikli oyun tarzina ragmen, gectigimiz sezon Bundesliga'nin en az gol yiyen 3. takimiydi ayni zamanda. Felix Magath'in Schalke'nin yolunu tutmus olmasi su noktada Besiktas adina en olumlu nokta gibi gozukuyor. Armin Veh son iki haftadaki Hamburg ve Bayern maglubiyetleriyle biraz sarsildi cunku. Yine de toparlanacaklardir. Ozellikle bu eslesmede Ferrari-Sivok tandemine cok buyuk is dusecek.

Son olarak da grubun fiksturune bakalim, keza 6 maclik bu mini-liglerde rakiplerin kalitesi kadar fikstur sansinin da cok onemli yeri oluyor. 

15 Eylul 2009: Besiktas - Manchester United
30 Eylul 2009: CSKA Moskova - Besiktas
21 Ekim 2009: Wolfsburg - Besiktas
3 Kasim 2009: Besiktas - Wolfsburg
25 Kasim 2009: Manchester United - Besiktas
8 Aralik 2009: Besiktas - CSKA Moskova

Ilk bakista 3 Kasim'daki Wolfsburg macina 0 puanla cikilmasi ciddi bir ihtimal olarak gozukuyor. Ancak bu, ayni zamanda avantaja donusturulecek bir durum da olabilir. Eger ki iyi bir savunma performansiyla ilk 3 mactan 2 ya da 3 beraberlik alabilirsek sansimizin 50%'nin uzerinde olacagini dusunuyorum. Bence fiksturun en kotu kismi Wolfsburg'un Almanya'daki Manchester United macini - Ingilizler buyuk ihtimalle tur atlamayi garantilemisken - son hafta oynayacak olmasi. Almanlar buradan Fenerbahce'nin 2004-05 sezonunda yaptigi gibi United'in B Takimi'na karsi piyango bir galibiyet cikarirsa tum planlar alt ust olabilir. O yuzden grubun Besiktas adina kaderini 21 Ekim/3 Kasim tarihlerindeki Wolfsburg maclarinin belirleyecegini kestirmek guc degil. Bu iki macta Almanlar'a ustunluk saglayamazsak en iyi ihtimalle 3. olur Europa Cup'a kaliriz, alacagimiz 4 puan ise ciddi anlamda bizi bir ust tura yaklastiracaktir.

Benim iyimser senaryoda 9, kotumser senaryoda 5 puan toplariz. 8 puan ise dagilimda cok buyuk bir sacmalik olmadigi kosulda gruptan cikmak icin yeterli olacaktir. 

27 Ağustos 2009

CL 2009-10: Kura Zamani


Bugunku eleme maclari sonunda gruplar sekillendi. Klise tabirle "heyecanli bekleyis" icerisindeyiz artik. Sayisal Loto'dan farki yok bu noktada yapilan "tahminlerin" ama gonlumuzden geceni yazmaya engel degil tabii ki bu.

1. Torba - Liverpool: 1. torbadan kim gelirse gelsin, Besiktas'in gruptan cikma sansi acisindan bir farki olacagini sanmiyorum. 1 numarali seri basi ile ne zaman oynadiginiz daha belirleyici oluyor genellikle. O yuzden biraz da icimdeki intikam durtusuyle Liverpool'u istiyorum. Son sefer puanlar 3-3 paylasilmasina ragmen canimiz biraz sikilmisti. Ancak bugunku takim defansif acidan o gunkunden fersah fersah otede. O yuzden Anfield'a bir daha gidelim istiyorum. 

2. Torba - AZ Alkmaar: 3. torbadan kuraya girip de elemelere kalmak istiyorsaniz, 2 numarali seri basini al asagi etmek zorundasiniz. Bu yuzden 2. torbanin en zayif takimi olarak gordugum ve Van Gaal'in eksikligini, henuz pek gostermese de, sezonun ilerleyen kisminda derinden hissedecegine inandigim AZ Alkmaar gonlumden gecen takim. Almanya/Hollanda ekseninde her zaman lehimize islemis olan gurbetci faktorunu de hesaba katiyorum bunu soylerken.

4. Torba - Standard Liege: Yaygin kaninin aksine 4. torbadan gelecek takimin guclu olmasinin Besiktas icin sans olacagini dusunuyorum. 2 numarali seri basini hedef aldigimiz icin oraya dis gecirebilecek bir takim her zaman daha iyidir. Elbette Wolfsburg biraz agir kacabilir, o yuzden tercihimi Standard Liege'den yana kullaniyorum. Arka planda takip ettigim bir takim zaten Standard, o yuzden -en azindan benim icin- seyretmesi keyifli bir eslesme de olur ayni zamanda. 

Gonlumden gecenleri yazdim, ama kim cikarsa ciksin cok heyecanli bir maraton olacagi kesin. Bence kadro ve oynanan futbol itibariyle 2003-04 sezonu disinda hicbir zaman bu kadar Sampiyonlar Ligi'ne hazir olmamisti Besiktas. O yuzden beklentilerin asilabilecegine, biraz kura biraz da futbol sansiyla iyi yerlere gelinebilecegine inaniyorum. Rakipler ve fikstur belli olunca cok daha detayli bir degerlendirme yapariz elbette.

28 Mayıs 2009

Barcelona - Manchester United: 2-0

Barcelona da Manchester United da buraya gelmeyi sonuna kadar hak etmisti. Iki mukemmel takimin mucadelesinde ustun bir performansla galip gelen Guardiola'nin ogrencileri oldu. Katalanlar boylece gecirdikleri mukemmel sezonu La Liga ve Copa del Rey'in ardindan Sampiyonlar Ligi'ni de kazanarak 3 kupayla kapatmis oldular. Manchester United ise tam 25 mac sonra Sampiyonlar Ligi'nde kaybetti ve kupayi yeni formatinda ust uste kazanma basarisini gosteren ilk takim olma sansini kullanamadi.


Yer: Roma Olimpiyat Stadi
Tarih: 27 Mayis 2009
Barcelona: Valdez, Puyol, Yaya Toure, Pique, Sylvinho, Busquets, Xav, Iniesta (92' Pedro), Eto'o, Henry (72' Keita), Messi
Manchester United: Van Der Sar, O'Shea, Ferdinand, Vidic, Evra, Carrick, Anderson (46' Tevez), Park (66' Berbatov), Rooney, Giggs (75' Scholes), C. Ronaldo


Barcelona Dani Alves, Abidal ve Marquez gibi onemli eksikleri sebebiyle bu sezon ilk kez bir arada oynayan bir savunma duzeniyle cikti maca. Geri dortlunun saginda Puyol, ondan bosalan gobekte Marquez de olmadigi icin yari finaldeki Chelsea macinda bu pozisyonda cok iyi is cikarmis olan Yaya Toure, ve solunda da takim ile son macina cikan emektar Sylvinho vardi. Yaya Toure'den bosalan defansif ortasaha gorevini de Busquets ustlendi. Takimin ideal geri beslisine kiyasla yerinde oynayan tek oyuncu Pique idi ve mac oncesinde Barcelona adina en buyuk sorunu bu karman corman savunma hatti olusturuyordu. Bunun disinda alistigimiz duzenden tek fark 6-2'lik Real Madrid macinda cok iyi isleyen Messi'nin ise ileri uclunun ortasina cekilmis olmasiydi.


Manchester ise burada daha once defalarca bahsettigimiz Cristiano Ronaldo'nun forvet oynadigi 4-6-0'in bir baska tureviyle sahadaydi. Bu kez ortasaha Fletcher'in yoklugunda Carrick ve Anderson'dan olusmus, Cristiano Ronaldo'nun hemen arkasina Tevez ya da Berbatov gibi bir forvet oyuncusu yerine Ryan Giggs yerlesmisti. Ortasahanin kenarlarinda ise iki enerjik isim Rooney ve Park yer aldi.

Maca iyi baslayan taraf United oldu. Bunda Cristiano Ronaldo'nun inanilmaz derecede istekli oyununun payi buyuktu. Oyle ki 10. dakikaya kadar United bir net pozisyon kacirmis ve kaleye toplam 5 sut cekmisti bile. Ancak ne olduysa 10. dakikadan sonra oldu; United ortasahasi Iniesta'nin penetresini durduramayinca Eto'o Vidic ile teke tek kaldi ve bugun Barclays tarafindan EPL'de Yilin Futbolcusu secilmis olan Sirp oyuncuyu mukemmel bir sekilde ekarte ederek golu yapti. 1-0'dan sonra merak ettigim 4-6-0 ile bugune kadar hic geri dusmemis olan United'in bu duruma nasil cevap verecegiydi. Dakikalar ilerledikce gorduk ki Kirmizi-Beyazlilar'in oyunu bozuldu ve Barcelona topa hukmetmeye basladi. Oyunun kalan 80 dakikasinda ortasaha savasini Xavi ve Iniesta onderliginde Barcelona'nin kazandigini rahatlikla soyleyebilirim. Katalanlar ayrica topu oyuna sokma konusunda dunyanin en iyilerinden biri olan Manchester savunmasina on alanda cok iyi bir baski kurarak Ingilizlerin istedikleri gibi oyun kurmalarini da engellediler. Topa daha cok sahip olmalari disinda uyguladiklari bu basarili on alan baskisinin da yamali savunmalarinin acik vermemis olmasinda payi cok buyuktu.


Bu yorumun altini doldurmak icin mactaki toplam ve isabetli pas sayilarinin verildigi tabloda her iki takimda da topla en cok oynayan ilk 3 oyuncuya bakalim. Barcelona'da bu isimler sirasiyla Xavi, Iniesta, ve Messi; yani orta uclunun ondeki ikilisi ve ileri uclunun merkezindeki forvet. Mancester'da ise topla en cok oynayan 3 oyuncu sirasiyla Ferdinand, Vidic, ve Carrick oldu; yani savunma tandemi ve onlerinde oynayan defansif ortasaha. Sadece bu istatistik bile Barcelona'nin on alandaki baskisinin United'in topu ileri tasimasini engelledigini ve Katalanlar'in ortasahada topa sahip olarak bu sayede oyunun ustunlugunu eline gecirdigini anlatmaya yetiyor bence.


Ortasaha savasi disinda bir baska kritik mucadele de Puyol-Eto'o ile Evra-Rooney'in karsilastigi kanatta yasandi. Butun sezon boyunca cok iyi islemis olan United sol kanadinin bu macta da onemli rol oynayacagini dusunuyordum. Kaldi ki Ferguson Giggs'i de bu bolgeye yakin oynatarak niyetini belli ediyordu. Durum boyle olunca Puyol'un mac boyunca 3. stoper olarak oynayacagini ve hatta Eto'o'nun da Evra tehdidi yuzunden biraz daha geride kalacagini tahmin etmistim. Ancak ongorumun aksine ozellikle Puyol'un mukemmel oyunu sayesinde bu bolgeyi domine eden Barcelona oldu. Savunmada acik vermedikleri yetmezmis gibi hucumda da sag kanadi fazlasiyla kullandilar ve bence bu ustunluk maci kazanmalarinda buyuk bir rol oynadi. Puyol o kadar cok calisti ki, 85'te karsi karsiya pozisyonda golu kacirdiginda eminim tarafli tarafsiz herkes biraz olsun uzulmustur.

Ikinci yariya Ferguson Anderson'u oyundan cikarip yerine buyuk ihtimalle United formasini son kez giyen Tevez'i alarak basladi. Onumuzdeki gunlerde sikca elestirilecek bu degisiklikle beraber forvet arkasinda etkisiz kalan Giggs biraz daha geriye cekildi ve onun yerine Tevez Cristiano Ronaldo'nun yanina gecti. Takim gozle gorulur sekilde ortasahada ezilirken Ferguson'un neden ortasahasini bir kisi daha eksilttigini ben de cok anlayamadim acikcasi. Ancak bu seviyede oynanan futbolun o derece basit olmadigi da gercek. Sanirim Iskoc teknik adamin amaci Barcelona savunmasina biraz daha fazla baski kurarak topu ileride tutmakti. Kaldi ki elindeki kadro ile Barcelona'ya ortasahada ustunluk kurmasi gercekten cok zordu; o yuzden degisik birsey denemis olmasi cok da elestirilmemeli kanimca. Ancak bu degisikligin ozellikle ikinci yarinin ilk 10 dakikasinda Ferguson'un bekledigi etkiyi yapmadigini rahatlikla soyleyebilirim. Barcelona Xavi'nin direkten donen frikigi dahil tam 4 gol pozisyonu bularak bu donemde United'i surklase etti. Ingilizler ancak 55'ten sonra oyuna tekrar dengeyi getirebildi ama yine de Barcelona kalesinde etkili olamadilar. Bunda Yaya Toure ve Pique'nin kusursuz oyunlarinin payi da buyuktu.


Ferguson bir hamle daha yaparak 66'da Park'in yerine Berbatov'u oyuna aldi ve bu sezon cok az denedigi Rooney - C. Ronaldo - Tevez - Berbatov'lu hucum hattina dondu. Bu dortlu ligdeki Tottenham macinda inanilmaz islere imza atmis ve 20 dakikada tam 5 gol atarak o gun 2-0 geriden gelip galibiyeti getirmislerdi. Benzer bir performans gerekiyordu zaten bu maci da cevirmek icin. Ancak umduklari olmadi ve Xavi'nin harika ortasina Messi, cok alisik olmadigimiz sekilde kafayla dokunarak, maci 2-0'a getirdi. Bu Arjantinli'nin Sampiyonlar Ligi'ndeki 9. sezon genelinde ise 38. goluydu. Bu golden sonra United'in sevki iyice kirildi ve mac karsilikli birkac hamle sonrasinda baska kayda deger bir hareket olmadan sona erdi.

Sezonun geneline baktigimizda Barcelona'nin buraya gelmeyi ve kupayi kazanmayi hak ettigi konusunda kimsenin en ufak bir suphesi oldugunu sanmiyorum. Guardiola onderligindeki Katalanlar gercekten mukemmel bir sezon gecirdiler ve futbol efsaneleri arasinda yerlerini bence simdiden aldilar. Sampiyonlar Ligi finalinde ilk 11'de altyapisindan 7 oyuncuya yer veren ve bu kadar guzel futbol oynayarak ayni zamanda basariyi da elde etmis bir takima hayran kalmamak elde degil. Messi, Henry, Eto'o uclusu attiklari 99 golle unutulmayacak bir performans sergilediler. Xavi, Iniesta, Puyol, ve hatta Valdez de son 12 ayda Avrupa Sampiyonasi, Sampiyonlar Ligi, La Liga ve Copa del Rey'i kazanarak cok cok az futbolcuya nasip olacak bir basari elde ettiler. Bu muthis takimi 20 sene sonra da cocuklarimiza anlatacagimizdan eminim.

Barcelona - Manchester United: 2-0
10' (1-0) Eto'o
70' (2-0) Messi

2008-09 Sampiyonlar Ligi Sampiyonu FC Barcelona

Ve son olarak muthis finalin ardindan akilda kalacak diger kareler:





7 Mayıs 2009

Chelsea - Barcelona: 1-1

"Futbol kazandi" ya da "Ilahi adalet" diyen cok olacaktir bu mactan sonra. Ancak kim ne derse desin bence Chelsea elindeki kadroyla yapabileceginin en iyisini yapti ve iki macta da mukemmel bir mucadele sergiledi. Neredeyse sezonun en parlak takimini, herkesin favorisi, Primera'da 100 gol barajini simdiden asmis olan Barcelona'yi saf disi ediyorlardi. Ancak Katalanlar Iniesta'nin 90+3'teki goluyle hayatta kalmayi basardilar ve Ingilizlerin 2 senedir suren saltanatina son verdiler. Simdi bizi Roma'da muthis bir mac bekliyor.


Yer: Stamford Bridge
Tarih: 6 Mayis 2009
Chelsea: Cech, Bosingwa, Terry, Alex, A. Cole, Ballack, Essien, Lampard, Anelka, Malouda, Drogba (72' Belletti)
Barcelona: Valdes, Dani Alves, Pique, Yaya Toure, Abidal, Busquets (85' Krkic), Xavi, Keita, Iniesta (96' Gudjohnsen), Messi, Eto'o (97' Sylvinho)
Ilk mac analizi icin Barcelona - Chelsea: 0-0

Chelsea maca beklenen 11'iyle cikti. Savunmanin iki kenarinda ideal bekleri Bosingwa ve Cole, ileri uclunun saginda da Anelka vardi. Barcelona ise Henry, Puyol ve Marquez gibi onemli eksikleri yuzunden alistigimiz 11'inin disina cikmak zorundaydi. Mactan onceki yaygin kani Puyol'un cezasi ve Marquez'in sakatliginda savunmanin gobeginde Pique'ye genc Uruguayli Martin Caceres'in eslik edecegiydi. Guardiola'nin tercihi ise Caceres'e gore daha fizikli ve daha tecrubeli bir isim olan Yaya Toure oldu. Macin agirligi ve forma giyecek oyuncunun maci Drogba canavariyla bogusarak gecirecek olmasi sebebiyle bence dogru tercihti. Aslen bir onlibero olan Yaya Toure de gayet basarili bir mac cikararak Guardiola'nin guvenini bosa cikarmadi. Hafta sonu sakatlanan Henry'nin yoklugunda ise bu sezon daha once de defalarca gormus oldugumuz gibi ileride Iniesta gorev aldi. Iniesta ve Yaya Toure'den bosalan ortasahaya da Busquets ve Keita monte edildi. Ozellikle Busquets tercihinin ardinda Chelsea'nin duran top tehdidiyle basa cikma ve takimi sertlestirme fikrinin oldugunu dusunuyorum.


Bunlar bahsettigim gibi zorunlu degisikliklerdi. Bir de ustune Guardiola, hafta sonu oynanan El Clasico'nun etkisiyle Messi'yi ileri uclunun ortasina koyup Eto'o'yu sol cizgiye cekince cok fazla tas bir anda yerinden oynamis oldu ve bu sahada gozle gorulur bir uyumsuzluk yaratti. Yukaridaki semada da Barcelona'nin macin basinda sahaya nasil yayildigini gorebiliyoruz. Ozellikle Eto'o'nun kaleden uzak ve izole pozisyonu dikkat cekici. Barcelona'nin macin basinda goze batan bir diger cabasi da Abidal'in alistigimizdan cok daha onde oynuyor olusu ve orta uclunun solundaki Keita'nin surekli Chelsea savunmasinin sag ikilisi Terry ile Bosingwa'nin arasina kat etmeye calismasiydi. Normal bir gunde Xavi ile Dani Alves ikilisinden beklenecek bu asiri ofansif kurguyla belki Anelka'nin defansif yetersizliginden faydalanmayi amaclamisti Barcelona, belki de Eto'o'nun sol kanatta oynamasiyla bir alakasi vardi bu tercihin; ancak Ballack'in yaninda yer alan Essien'in de yardimiyla Bosingwa-Terry ikilisi bu bolgeyi iyi savundu ve mac boyunca acik vermediler.


Diger tarafta ise hem cift kanat bek hem de Anelka tercihi, Chelsea'nin ilk maca kiyasla daha ofansif bir oyun oynayacagini belli ediyordu. Maca da bu sekilde basladilar ve on bolgede alinan bir rebound sonrasi Essien'in muthis goluyle one gectiler. Golden sonra Chelsea'nin ilk mactaki kapali duzene donebilecegini dusunuyordum ancak evsahibi olmanin da etkisiyle daha acik bir oyun oynadilar. Hatta oyle ki 23'-26' arasinda yakaladiklari 3 pozisyonda da Valdes basarili olmasaydi 2. golu bulup isi orada bitirebilirlerdi. Yukaridaki sablonu Drogba kenara gelene kadar koruyan Chelsea, mac boyunca kompakt, dengeli bir oyun sergiledi.


Ilk devrenin ortalarina dogru Guardiola maca ilk mudahalesini yapti ve Eto'o'yu sol kanattan alip ileri uclunun ortasina - gercek yerine - yerlestirdi. Bu degisiklikle beraber Messi de alisik oldugu sag forvete, Iniesta da Henry'den bosalan sol kanada gecti ve boylece Barcelona biraz daha etkili gozuktu. Ustteki sema da Barcelona'nin ilk yarinin ortasindan itibaren sahaya nasil dizildigini gosteriyor. Devreden akilda kalan diger notlar yine ilk mactaki gibi Drogba ve Malouda'nin surekli olarak Dani Alves'in arkasinda biraktigi alana girmeye calistigi ve ters kanattaki Anelka'nin neredeyse topla hic bulusmamis olduguydu.


Ikinci yariya Chelsea oyunu biraz daha geride kabul ederek basladi. Barcelona'da ise Dani Alves adeta bir sag kanat gibi onde oynuyor, neredeyse her hucumda bu bolgeden bindirerek Chelsea sol kanadini zorluyordu. Ancak Alves defalarca sifira inmeyi basarsa da, hem topu iyi ortalayamadigi hem de Barcelona'nin kisa boylu ileri uclusu Terry ve Alex gibi havadan cok iyi iki stoper arasinda varlik gosteremedigi icin buradan yapilan ataklardan hicbir sonuc cikmadi. Hatta oyle ki sag kanattaki bu israr bence Barcelona'nin ceza sahasi cevresinde ayaga oynanan kisa paslara dayali hucum ritmini de bozdu. Yukaridaki semada da gordugumuz uzere Barcelona'nin mac boyunca ceza sahasi icinden sadece bir tek sut cekebilmis olmasi da bu gorusu destekler nitelikteydi. Bu durum bir bakima, Hiddink'in iki teknik adam arasindaki taktik savasta ustun geldigi anlamina geliyordu.


Valdes'in dort kritik kurtarisi sonrasi macin kader ani buyuk ihtimalle 66'da Abidal'in gordugu kirmizi kartti. Hakemin pozisyonda ne gordugunu bilmiyorum ancak bence Abidal'in Anelka'ya dusmesine yetecek bir mudahalesi olmadigi gibi, karar faul olsa dahi son adam yorumu yapilmamaliydi. Ancak hakemin karari Barcelona aleyhine oldu ve Abidal'in atilmasiyla Katalanlar 10 kisi kaldi. Bu noktada Chelsea'lilerin macin bittigini dusundugunu sanmiyorum, ancak yine de 10 kisi kalan rakibin uzerine gitmek ile geride kalip skoru korumak arasinda tereddute dustuklerini soyleyebilirim. Ve belki de bu tereddut 90+3'te iki mac boyunca yapmadiklari bir hata yapmalarina ve 2. golu ararken kacan bir pozisyon sonrasinda 4-5 kisinin on alanda kalmasina yol acti. Bunun sonucunda belki de ilk kez hazirliksiz yakalanan Chelsea savunmasi ceza sahasina ortalanan topu uzaklastiramadi ve Iniesta cok guzel bir vurusla - ki bu Barcelona'nin mac boyunca kaleyi bulan ilk ve tek sutuydu - golu yaparak Katalanlar'i bir ust tura tasidi. Bence macin iyileri Chelsea'den Malouda, Terry, Essien, ve cok onemli goller kacirmasina ragmen Drogba, Barcelona'dan da dort onemli kurtarisla takimini oyunda tutan Valdes ve defansin ortasinda yerini hic yadirgamayan Yaya Toure'ydi.


Eslesme boyunca 180 dakikada sadece iki gol seyretmis olmamiza ragmen gayet ust duzey iki mac izledigimizi dusunuyorum. Yasadigimiz dramatik final de yillarca hatirlanacaktir. Bu seri ozelinde baktigimda Chelsea'nin bu sekilde elenmeyi hak etmedigini soyleyebilirim, ancak yine de takimlarin tum sezon performansi goz onunde bulunduruldugunda Barcelona - Manchester United eslesmesine hicbir itirazim olamaz. Onceden de dedigim gibi bizi Roma'da muthis bir mac bekliyor. Her gecen gun Galatasaray'li Sabri'ye daha cok benzettigim Dani Alves'in finalde oynamayacak olmasina da sahsi seyir keyfim acisindan cok sevindigimi belirteyim.

Ve son olarak mactan guzel bir kare...


Chelsea - Barcelona: 1-1
9' Essien (1-0)
90+3' Iniesta (1-1)

Not: Yukaridaki semalari uefa.com'un canli anlatim servisinden aldim. Simdilik sadece onemli maclarda sunuluyor bu hizmet, ancak onumuzdeki sezondan itibaren daha da yayginlasacaktir. Maci seyrederken bir yandan da bu istatistiklere goz atmanizi siddetle tavsiye ederim.

6 Mayıs 2009

Arsenal - Manchester United: 1-3

Mactan once beklenti Sampiyonlar Ligi'nde 24 mactir evinde yenilmemis olan Arsenal'in, en azindan biraz olsun Manchester United'i zorlayacagi ve 1-0'in rovansinda cekismeli bir mac seyredecegimizdi. United'in macin hemen basinda buldugu 2 aykiri gol eslesmeyi oracikta bitiriverdi.


Yer: Emirates Stadium
Tarih: 5 Mayis 2009
Arsenal: Almunia, Sagna, Toure, Djourou, Gibbs (46' Eboue), Song, Fabregas, Nasri, Walcott (63' Bendtner), Van Persie (79' Vela), Adebayor
Manchester United: Van Der Sar, O'Shea, Ferdinand, Vidic, Evra (65' Rafael), Carrick, Fletcher, Anderson (63' Giggs), Park, Rooney (66' Berbatov), Cristiano Ronaldo
Ilk macin analizi icin Manchester United - Arsenal: 1-0

Arsenal ilk mactakine benzer bir duzenle sahadaydi. Ancak sol kanatta Diaby'nin yerine cok mantikli bir tercihle Van Persie, savunmanin gobeginde de sakatlanan Silvestre yerine Djourou Ilk 11'deydi. Manchester United ise bugune kadar cok iyi uyguladiklari iki dizilimin bir senteziyle sahadaydi. Bahsettigim bu iki dizilimi de eslesmenin ilk macinda ayri ayri seyretme sansi bulmustuk. Yukarida linkini verdigim mac yazisinda detayli bir sekilde aciklamistim ancak yine de kisa bir ozetini gececegim. Sozunu ettigim ilk dizilis, rakamlarla en iyi sekilde 4-3-3 olarak ifade edilebilecek, takim savunmadayken de ileri uclunun kenar adamlarinin ortasahaya cekilmesiyle 4-5-1'e donusen, gunumuzun moda dizilisi. Ferguson bu sistemde en ucta klasik forvetleri Tevez'i ya da Berbatov'u kullandi bugune kadar, ara ara da Rooney bu gorevi ustlendi. Bu sistemde ortasahadaki uclunun son derece saldirgan ve savunma kadar hucuma da katki yaparak oynuyor olmasi da not alinmasi gereken bir diger karakteristik ozellik. Yani bir diger degisle 'onliberosuz' bir orta ucluden bahsediyorum. Bahsi gecen ikinci dizilis ise Ferguson'un hedef deplasmanlarda sikca kullandigi Cristiano Ronaldo'nun en ucta oynadigi, arkasindaki uclunun ortasinda forvetlerden bir tanesinin yer aldigi, 4-2-3-1 seklinde ifade edilebilecek defansif dizilis. Bu sistemin digerinden bir onemli farki da ortasahadaki ikilinin geri dortlunun onune yerlesip cok da hucuma cikmayarak savunmayi saglama aliyor olmasi. Yani bir diger degisle 'cift onliberolu' bir 4-6-0 turevinden soz ediyorum. Peki bu macta nasil oynadi Manchester? Ferguson ilk sistemin cift yonlu orta uclusunun onune ikinci sistemin kanatlarini ve en uca da Cristiano Ronaldo'yu yerlestirerek hibrit bir dizilis yaratti. Biraz da bu yuzde Manchester'in oyunun dinamikleriyle aciklanamayacak iki golle maci erkenden bitirmesi kotu oldu. Eger Gibbs'in iskasi ve Ronaldo'nun Almunia asistli frikigi olmasaydi biraz daha iyi fikir sahibi olabilirdik bu yeni taktik hakkinda. Simdilik sadece gardi dusmus bir Arsenal karsisinda defansif anlamda neler yapabilecegini gormus olduk.


Bazen de boyle bir oyun futbol. Bir iska, bir de guzel frikik bu duzeyde bile maclarin sonucunu tayin etmeye yetebiliyor. Boyle oldugu zamanlarda da teknik taktik analizlerin cok da bir anlami kalmiyor. "Arsenal oyle degil de boyle oynasaydi ilk golde Gibbs o topu iskalamaz, ikinci golde de Cristiano Ronaldo 35 metreden o frikigi atamazdi" demek mumkun degil sonucta.

Bu arada maci izlememis olanlarin en azindan United'in attigi 3. golu izlemesini siddetle tavsiye ediyorum. Park, Cristiano Ronaldo, Rooney uclusu topa sadece 7 kez dokunulup 3 pas ile 80 metre nasil kat edilir, kornerde kontraatak nasil yapilir gercekten mukemmel bir ornegini sundular. Gerci 'Ruzgarin Oglu', United'in Gattuso'su Dimitar Berbatov sahada olsa cok daha guzel bir sekilde sonlanirdi o atak ama o kadar da olsun artik.


Fletcher'in kirmizi kartina da uzulmemek elde degil. Su iki mactaki performansiyla dahi finalde forma giymeyi hak etmisti. Pozisyonu da hala cozebilmis degilim, faul var miydi, yok muydu bir bilene sormak lazim.

Arsenal - Manchester United: 1-3
8' Park (0-1)
11' Cristiano Ronaldo (0-2)
61' Cristiano Ronaldo (0-3)
76' Van Persie [P] (1-3)

30 Nisan 2009

Manchester United - Arsenal: 1-0

12 senelik muthis rekabette Arsene Wenger ile Alex Ferguson'un ilk defa karsilasmis olmalari gercekten enteresan. Old Trafford'daki macta gulen ustun futboluyla Ferguson'un Manchester United'i oldu. 1-0'in rovansi onumuzdeki hafta Emirates'ta oynanacak.


Yer: Old Trafford
Tarih: 29 Nisan 2009
Manchester United: Van Der Sar, O'Shea, Ferdinand (88' Evans), Vidic, Evra, Carrick, Fletcher, Anderson (67' Berbatov), Cristiano Ronaldo, Rooney, Tevez (67' Berbatov)
Arsenal: Almunia, Sagna, Toure, Silvestre, Gibbs, Song, Nasri, Fabregas, Walcott (71' Bendtner), Diaby, Adebayor (83' Eduardo)


Evsahibi Manchester United maca ideale yakin kadrosuyla basladi. Ortasahada son haftalarin formda ismi Anderson, Ferguson'un favorisi Carrick, ve buyuk maclarin degismezi Fletcher dinamik bir uclu olusturmustu. Bu uclunun onunde de gecen sene duble yapan takimin ileri uclusu Rooney, Cristiano Ronaldo, ve ortalarinda Tevez vardi. Cok kompakt bir yapi olusturan bu altili gercekten iyi bir mac cikardi. Savunmada klasik uclunun (Ferdinand - Vidic - Evra) sag bekte Rafael'in mi yoksa O'Shea'nin mi oynayacagi soru isaretiydi. Ferguson'un tercihi stoper ozellikli O'Shea'den yana oldu. Savunmanin kanatlarinda klasik ofansif bekler yerine stoper ozellikli beklerin kullaniminin getiri ve goturulerinden daha once burada bahsetmistim. Stoper beklerin savunmada oynadiklari dengeleyici rol ve duran toplardaki etkileri takima buyuk fayda saglar iken ofansif beklerin ortasahaya ve hucuma yaptiklari katki da onlarin en onemli avantajlari. Peki mac basinda kim bilebilirdi O'Shea tercihinin belki de Sampiyonlar Ligi Yari Finali'nin kaderini belirleyecegini? Buna asagida deyinecegim ama attigi gol ve oynadigi oyunla Ivanovic'in Liverpool-Chelsea macindaki rolunu adeta kopyaladigini soyleyebilirim O'Shea'nin.

Arsenal'de ise bugune kadar gormedigimiz bir dizilis vardi sahada. Mactan once kadrolara baktigimda Arshavin ve Van Persie'nin yoklugunda Nasri'nin sol tarafta oynayacagini dusunerek gayet normal bulmustum Arsenal'in dizilisini. Ancak mac baslayinca gorduk ki Diaby ortasahada Song'un yaninda degil sol kanatta gorevlendirilmisti ve onun yerine gobekte Nasri oynuyordu. Sanirim sol bek Gibbs ve sol stoper Silvestre'nin yetersizlikleri sebebiyle bu kanadi guclendirmek adina boyle bir secim yapmisti Wenger. Her ne kadar Nasri ortasahada siritmadiysa da Diaby'nin sol tarafta oynamasi o bolgeyi kapatmaya yetmedi ve United ozellikle macin ilk bolumunde o bolgeden cok tehlikeli ataklar gelistirdi.

Ilk yari boyunca macin Manchester United'in sag, Arsenal'in sol kanadinda oynandigini soylersek hata yapmis olmayiz diye dusunuyorum. Ters taraftaki hucumcular Rooney ile Walcott'a gelen top sayisi bir elin parmaklarini gecmez herhalde. Yukarida da degindigim gibi Arsenal savunmasinin zayif karni Silvestre - Gibbs ikilisinin bulundugu sol tarafiydi. Manchester'in da bu aciktan yararlanmayi planladigi macin ilk dakikasinda belli oldu. Cristiano Ronaldo o bolgede rakibi cok mesgul etti ve toplu, topsuz surekli ortaya kat etti. Onun Gibbs'i tasiyarak bosalttigi bolgeye de basta orta uclunun saginda oynayan Fletcher olmak uzere United'li oyuncular israrli bir sekilde devre boyunca girdiler. Bu noktada kendi kendime "Oyun plani buysa O'Shea yerine o kanatta cok daha etkili olabilecek Rafael neden tercih edilmedi?" diye sordum ki cevabi almam cok da uzun surmedi. O'Shea 17. dakikada once kanattan tasidigi topa yaptigi orta ile Tevez'i pozisyona soktu, sonra da buradan olusan kornerde golu yaparak gorevini fazlasiyla yerine getirdi. Golden sonra da mac United baskisinda ayni bolgede devam etti.


United'da ozellikle Tevez ve Anderson ilk yarinin yildizlariydi. Anderson kac tane 50-50%'lik top kazandi sayamadim, deyim yerindeyse tam bir pitbull'du ortasahada. Tevez de cok hareketliydi ve gezerek Arsenal savunmasina zor anlar yasatti. Manchester o varken baska, Berbatov varken bambaska bir takim oluyor. Ferguson'un cilgin cocuklari Rooney ve Ronaldo da en azindan rakip bekleri oyuna cikarmayarak gorevlerini yerine getirdiler. Londra temsilcisinde ise Fabregas'in kotu oyununun etkisiyle ortasahadaki mucadele kaybedilince hucumda alistigimiz pas organizasyonlarini goremedik. Macin oyuncusunun Arsenal kalecisi Almunia secilmis olmasi yeteri kadar aciklayici zaten.


Ikinci devrenin basi da ilk devreden farksizdi. United yine oyuna hakim oluyor, bu sefer Rooney'in oldugu sol tarafi biraz daha fazla kullaniyordu. Ancak 1-0 sebebiyle daha temkinliydi Ferguson'un takimi. Oyunun bu rolantideki halini degistiren mudahale ise beklendigi uzere Wenger'den degil 67. dakikada Ferguson'dan geldi. Iskoc teknik adam sahanin en iyileri Anderson ve Tevez'i cikarip Giggs ile Berbatov'u oyuna aldiginda itiraf etmeliyim ki ilk basta yadirgadim. Ancak artik hedef maclarda klasiklesmis olan (bkz. Porto - Manchester United: 0-1) Cristiano Ronaldo'nun en ucta oynadigi kompakt 4-5-1'e dondugunu gorunce ne yapmak istedigini anladim. Bu dizilis Ferguson'un "Mac 3 gun oynansa gol yemem, ilerideki yildizlarimdan bir tanesi de bir sekilde gol bulur" dizilisi. Nitekim o dakikaya kadar taktiksel gorevini yerine getirmesine ragmen istediklerini tam olarak yapamamis olan Ronaldo, forvete gectigi anda cektigi insanustu sutla Ferguson'u hakli cikariyordu. Bu degisiklik oyunu bir 10 dakika hareketlendirdiyse de iki takimin da 1-0'a razi hali daha iyi bir ikinci yari izlememizi engelledi. Sonrada oyuna giren Bendtner ve Eduardo da etkili olamayinca mac O'Shea'nin tek goluyle sona erdi.


Bir cift soz de macin hakemi icin etmek istiyorum. Claus Bo Larsen benim son donemde seyrettigim en basarili hakem performanslarindan bir tanesini sergiledi. Aklimda kalan yanlis karari olmadigi gibi cok az duduk calarak macin seyrine etki etmeyisi takdire degerdi. Gectigimiz gun Ingiliz Profesyonel Futbolcular Birligi tarafindan Yilin Futbolcusu secilmis olan Giggs'in bu mac ile United kariyerinde 800 barajina ulastigini da not duseyim.

Son olarak da bir ozelestiri. Manchester'in bundan yaklasik bir ay once yasadigi alisik olmadigimiz form dusuklugu sebebiyle bu blogda Sampiyonlar Ligi'nde final oynayacaklarini dusunmedigimi soylemistim. Savunmalarini hala tam olarak toparlayamamis olsalar da bu halleriyle bile Avrupa'nin diger takimlarindan en az bir gomlek daha ustun olduklari ortada. Ferguson ve ogrencilerini kafamda elemeden once biraz daha dusunmeliymisim kesinlikle.

Emirates'te bu kadar tek tarafli bir mac olmayacaktir ancak yine de Arsenal'in tur sansini cok yuksek gormuyorum. Ama kesin konusmamakta da fayda var az yukarida goruldugu gibi.

Manchester United - Arsenal (1-0)
17' O'Shea (1-0)

29 Nisan 2009

Barcelona - Chelsea: 0-0

Chelsea Camp Nou'dan canli kurtulmayi basardi. Sezonun formda takimi, Sampiyonlar Ligi'nin en buyuk favorisi, hatta kimilerine gore son 10 yilin en iyi ekibi olan Barcelona karsisinda Guus Hiddink'in ogrencileri cok onemli bir savunma performansi sergileyerek sahadan 0-0'lik esitlikle ayrilmayi bildi.


Yer: Camp Nou
Tarih: 28 Nisan 2009
Barcelona: Valdes, Dani Alves, Marquez (51' Puyol), Pique, Abidal, Toure, Xavi, Iniesta, Messi, Henry (86' Hleb), Eto'o (81' Krkic)
Chelsea: Cech, Ivanovic, Terry, Alex, Bosingwa, Obi Mikel, Ballack (94' Anelka), Essien, Lampard (70' Belletti), Malouda, Drogba

Guardiola maca artik herkesin ezberledigi dizilisle ve ideal kadrosundan tek degisiklikle, stoperde Puyol'un yerine Marquez'i gorevlendirerek basladi. Hiddink ise cogu kisiyi sasirtan bir 11 ile sahadaydi. Oncelikle son iki haftadir herkesi mesgul eden 'sol bekte kimin oynayacagi' sorusu cevabini Bosingwa ile buldu - ki Portekizli oyuncunun performansiyla kendisine guvenen hocasinin yuzunu kara cikartmadigini belirteyim. Ancak asil surpriz ortasahadaydi Chelsea adina. Hiddink doneminde bugune kadar Kalou ile Anelka arasinda degismeli olarak idare edilen sag kanat Essien'e teslim edilmis, Essien'in yerine ortasahanin gobegine de Obi Mikel monte edilmisti. Bu tercihin ortasahanin fizik gucunu arttirmak ve takimi defansif anlamda kuvvetlendirmek icin yapildigi belliydi ve aslinda Hiddink'in 11'i nasil bir mac izleyecegimizi takimlar sahaya cikmadan bize anlatiyordu. Barcelona oynamaya calisacak, Chelsea de savunacakti - ki oyle de oldu.

Mac baslayinca ilk gozlemim Essien'in hem Abidal'in hem de Iniesta'nin Chelsea sag tarafina yapacagi bindirmeleri kontrol etmekle gorevlendirildigiydi. Obi Mikel de Ballack'in yaninda tam anlamiyla ikinci on libero olarak yerlesmisti. Malouda ise sol kanatta Dani Alves'in geride birakabilecegi bos alanlari kolluyor ortasahanin geri kalanina gore daha onde oynuyordu. Hucum adina Chelsea'nin yegane diger opsiyonunun da Drogba'ya atilacak uzun toplar oldugunu anlamak icin kahin olmaya gerek yoktu zaten.

Macin ilk yarisi Chelsea'nin bu dizilisi sebebiyle son derece kapali oynandi. Barcelona'nin oyunu acmak adina yaptigi tek oyun ici degisiklik - beklendigi gibi - orta uclunun saginda maca baslayan Xavi'yi ortaya cekip Dani Alves'i bosalan kanala sokmak ve bu yolla ortasahayi dortlemek oldu. Chelsea ise buna Malouda'yi biraz daha geri cekip Drogba'yi sag stoper olan Marquez'in uzerine oynatarak cevap verdi. Chelsea'nin basarili savunma oyunu Barcelona ileri uclusunun de cok gununde olmamasiyla birlesince birkac yarim pozisyon ve ceza sahasi cevresinden kullanilan duran toplar disinda Barcelona devreyi pozisyon bulamadan kapatti. Buna karsilik Chelsea 40. dakikada hangi akla hizmet Puyol'un yerine oynadigini anlayamadigim Marquez'in geri pas hatasi sayesinde Drogba ile neredeyse golu de buluyordu. Burada Avrupa'nin ust duzey takimlarinda forma giyen uzak ara en kotu kaleci olan Valdes'in hakkini da teslim etmek lazim, iki pozisyonda da basariliydi.


Acikcasi macin ikinci yarisinda da ilk yariya kiyasla herhangi bir yenilik gozlemlemek mumkun olmadi. Insan azmani Alex'in Henry'e tosmasi, Marquez'in kendi kendini sakatlamasi, Dani Alves'in Sabrivari hareketleri derken dakikalar 60'i bulmustu zaten. Dedim ya degisen birsey yoktu: Topa 70% oraninda sahip olan ve top dolastirarak Chelsea savunmasinda acik arayan Barcelona, buna karsilik Terry ve Ballack onderliginde cok iyi savunma yapan ve Drogba'ya atilan uzun toplarla gol aramaya calisan Chelsea. Bu durum o kadar barizdi ki uefa.com'un mac icerisindeki pas dagilimlarini verdigi istatistiklerinde en cok paslasan Barcelona ikilisi Dani Alves ve Xavi iken bu ikili Chelsea'de Cech ve Drogba idi. Son 20 dakikada Barcelona etkisiz kalan Eto'o ve Henry'i Krkic ve Hleb ile degistirirken Chelsea ise Lampard'in yerine Belletti'yi alarak Essien'i merkeze kaydirmak suretiyle daha da defansif bir dizilise dondu. Ancak degisiklikler skora etki yapmadi ve Chelsea Cech'in de becerisi ile sadece iki onemli gol pozisyonu verdigi macta 0-0'i korumayi basardi.


Bu mactan sonra 'futbolu katlettigi' icin Hiddink'i ve Chelsea'yi elestiren cok olacaktir; ancak savunma futbolundan da keyif alabilen biri olarak ben gayet begenerek seyrettim mucadeleyi. Tabiri caizse Anadolu takimi gibi savunma yapmadi Chelsea. Rakibi kaleden uzak tutmak adina son derece iyi dusunulmus bir oyun planini sahaya yansittilar. Burada birkac oyuncuya ayrica deginmekte fayda goruyorum. Ilki Michael Ballack; sezon sonunda sozlesmesi bitecek olan Alman oyuncu futbolunda cok ciddi bir evrimin tam ortasinda su gunlerde. Bunca sezondur 'box-to-box', 'cift yonlu ortasaha' ya da ne derseniz deyin, ideal ortasaha oyuncusu profili cizmis olan Ballack, ozellikle Hiddink geldikten ve Essien sakatliktan dondukten sonra butun onemli maclarda on libero olarak oynuyor. Gerek pozisyon bilgisi, gerek ustun Alman teknolojisi fizigi, gerekse oyun kurma becerisi sebebiyle de bence bu gorevde cok cok basarili oluyor. Artik 32 yasina geldigini ve eskisi kadar tempolu, mucadeleci bir oyun ortaya koyamayacagini dusunerek bu donusumun Chelsea'ye transfer oldugundan beri dususe gecen kariyerini uzatmak ve yeniden canlandirmak adina cok isabetli oldugunu dusunuyorum. Chelsea ile sozlesme yenileyecegini sanmiyorum, o yuzden kendisini kadrosuna katacak takim cok buyuk is yapmis olacaktir bence. Deginmek istedigim bir baska isim de Bosingwa; bugun biraz Messi'nin gununde olmayisi sebebiyle de olsa sol bekte cok iyi bi performans sergiledi Portekizli. Chelsea'ye transfer oldugu gunden bu yana ofansif gucu herkes tarafindan kabul edilse de defansif yeterliligi herkes tarafindan soru isaretiyle karsilaniyordu, bugun oyunun savunma tarafina konsantre oldugu zaman neler yapabilecegini de bizlere gostermis oldu. Bu kadar iyi gozukmesinde iceri kat ederek oynamayi cok seven Messi karsisinda o kanatta ters ayakla oynamis olmasinin da buyuk payi oldugunu dusunuyorum. Messi gibi fazla sifira inmeyen ve topla cezasahasina diyagonal dalislar yapan forvet destekleyicileri karsisinda ters ayakli bir bekin de ne kadar etkili olabilecegini de izlemis olduk - ki ben bunu daha once dusunememis oldugum icin kendime bayagi bir kizdim ayni zamanda. Messi'nin karsisinda bugun Asley Cole oynamis olsaydi bu kadar etkisiz kalmayacagini dusunuyorum sahsen. Ve son olarak Petr Cech. Daha gecen yila kadar dunyanin en iyi 3 kalecisinden biri olarak gosterilen ancak once kafatasinin catlamasi sonra da A Milli Takimimiz karsisinda yaptigi buyuk hatayla dususe gecen ve Chelsea'den ayrilacagi dahi konusulmaya baslanan Cek kaleci bugun adeta Mourinho'lu gunlerinden bir pasaj sundu bizlere. Kaleciligini her zaman cok begenmis biri olarak bu formunu surdurmesini diliyorum, cunku kalecilik futbolda en zor gorev ve onun kadar iyileri de agacta yetismiyor malesef.

Chelsea agirlikli bir yazi oldu, farkindayim ancak Camp Nou'da 0-0 biten bir mac sonrasi Barcelona hakkinda 'gunlerinde degillerdi'den baska bir yorum getirmek de acikcasi cok zor. Fotomac gibi 'Ruhsuzlar, kifayetsizler' ya da 'Guardiola bu takimin agirligini kaldiramiyor' seklinde basliklar atmayacagimiz icin istedigini sahaya yansitabilen takimi konu almak istedim.


Golsuz beraberlik Chelsea icin iyi sonuc ancak bence iki takimin tur sansi esit su anda. Messi-Henry-Eto'o uclusu bir daha bu kadar durgun bir mac oynamayacaklardir ayni anda. Chelsea'nin de Stamford Bridge'de biraz acilacagi dusunulunce farkli Barcelona galibiyetinden Chelsea galibiyetine kadar her sonuc bence ihtimal dahilinde. Bir not; Marquez'in sakatligi kotu gorunmustu gozume, ilk aciklamalar dogruysa sezonu kapatmis; Puyol'un da cezali oldugu bolgede buyuk sorun yasayabilir Barcelona. Kadro icinden adaylar ya guven vermeyen genc Martin Caceres ya da Yaya Toure.

Bu arada mactan sonra sansim olsaydi Guardiola'ya Chelsea'nin hic hucum tehdidi bulundurmadigi sol kanatta Abidal'in neden bu kadar pasif kaldigini sorardim herhalde. Hiddink'e de Bosingwa'dan ikinci macta sol kanatta faydalanip faydalanmayacagini.

Barcelona - Chelsea: 0-0