FA Cup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FA Cup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2011

Yapma Dalglish Hoca

Kenny Dalglish 80'lerin topcu/teknik direktoru. Onun icin kendisini seyretme imkani bulamadim, zaten mac yayinlari bugunku kadar erisilebilir olmadigi icin yuksek ihtimalle buyuklugunu tam olarak kavrayamazdim. Boyle efsanelerin gokyuzunden sahaya inmesini bircok yonden zararli goruyorum. Birincisi ayni suda yikanilmiyor, zirvede birakan efsanenin ne kadar guncel oldugu tartisilir. Liverpool'da aktif olarak gorev yapsa da isin mutfagina olan hakimiyeti 15 sene oncesi kadar degildir diye tahmin ediyorum. Antrenorlugu biraktiginda devre arasinda cay iciliyordu, o bile degisti. Kaldi ki Roy Hoca'ya koltugu vermek gibi fahis bir hatayi yapan yonetimin icindeydi.

Ikincisi, ruyalarinizla karsilasmanin cogu zaman hayal kirikligi yaratmasidir. Ornegin Top Gear'da James May (kucukken benim odamda da posteri olan) Lamborghini Countach'i kullaninca ne kadar rahatsiz, kullanissiz ve sorunlu oldugunu gormustu. Aynen o hesap, Kenny Pasa'nin ligi 8. bitirecek, orta sahasinda Lucas Leiva'nin oynadigi, Johnson'in hucumcu bek zannedildigi kotu bir kadronin basina gelmesinden memnun degilim. En azindan 3-5 senelik bir plan dahilinde gelse belki basari sansi olurdu ama gecici teknik direktorluk icin laf yiyecek adam degil. Aynen Bulent Korkmaz'in, Hagi'nin, Shearer'in oldugu gibi gereksiz sekilde kariyerinin zedelenecegini dusunuyorum. Umarim yanilirim, cunku Ada'li idol olarak geriye sadece iki uc seneye birakacak olan Alex Hoca kaliyor. Gelecek vaadedenlerden David Moyes bu sene yalpaliyor, Martin O'Neil birakti, Roy Keane dibe vurdu, Mark Hughes da cikis yapamiyor. Yasi geckin de olsa bayragi zannediyorum Tottenham'a asama kaydettiren Redknapp Hoca devralacak.

Bu sabahki Man Utd-Liverpool macini sirf Dalglish Hoca icin seyrettim. Howard Gezer macin kaderini yarim saatte cizdiyse de kurtarici olarak N'gog giren bir takima yakistiramadim Kenny Pasa'yi.

Gunun ikinci maci Ipswich'in amatur ruhuyla Man City arasindaydi. Bana gore Britanya'nin su anki en iyi kalecisi Joe Hart'in kismetsizligi ve Bamba denen Gulyabani'nin 1.5 ila 3.0 m arasindaki butun toplara kafa vurmasiyla berabere bitti. Dandik zeminde gurese kacan futbol modeli seyir zevki bakimindan bazen tikitaka kadar etkileyici olabiliyor. Daha cok olimpiyat seyreder gibi hissediyorum ama yarisma ruhuna daha kolay taniklik ediliyor.

Buyurken kokorecle terbiye ettigim midem sabah kahvaltisinda sucuk, yumurta, zeytin, zahter ve kimchi'nin kimyasal reaksiyona girmesini onledigi icin huzurla Real Madrid-Villareal macini seyredebildim.

Real Madrid'in gecen seneden daha boluk bir sekilde oynuyor. Bu kadar transfere ragmen stoper (Albiol), solbek (Marcelo) ve ortasaha'nin (Lass/Khedira) keko elemanlara sahip oldugunu dusunuyorum. Ama gununde olmayan bir Ronaldo'nun 3 gol attigini dusunursek o eksiklikleri bazi taraflardaki abartili kaliteyle atlatabiliyorlar. Yalniz kendi seviylerinde bir takimla oynadiklarinda curuk noktalarina tekme gelecegi icin CL'de yari finalden fazlasini gormelerine cok sasiririm. Takimin en degerli oyuncusu tartismasiz Xabi Alonso. Eger rakip yari alanda baski kurulabiliyorsa bu onun kaptigi toplari cok hizli bir sekilde efektif yere atabilmesindendir. Mesut al-ver isini cok iyi yapiyor. Ornegin Di Maria'nin atak olgunlastirmakta bu alanda ciddi eksigi var. Banzema deli gibi calismasina ragmen kale onunde oldurucu degil. Ozellikle ilk yarida dustugu ofsaytlar amatorceydi. Best of the rest Villareal sahane bir takim ve oynamaya calisti. Ancak Real Madrid'in kondisyonu, kadro derinligi ve sertligine karsi koyamadilar. Lass sahadayken ortasahadaki 2'ye 2 eslesmeden Villareal kazancliydi. Ancak bolgeye getirilen taze kan ve 1.5 pozisyondan elde edilen 2 gol Real Madrid'i ayakta tuttu. Dove dove 3.'yu ofsayt kokan golle attilar. 4. ise hem hizli hem teknik oyuncularin kontratak dersiydi.

JM yine hazimsizlik yapti, kendisi sevmedigim ama cok saygi duydugum adamlardan. Oyun icin planlarini onceden yapiyor, mesela 3-2 bulununca santra yapilmadan Gago'yu soktu. Sevilla macinda da 1-0 olunca stoper sokmustu oyuna galiba. Bu ancak bir sonraki hamleyi dusunenlerin ve hazirlikli olanlarin yapabilecegi bir hamle. Yilmaz Vural olsa yedegine donunu cikar diyene kadar mac biterdi.

3-5-2 karsisina mal gibi 4-4-2 cikan (hatta 4-1-5 bile diyebiliriz) Del Neri'nin Juventus'ta gunleri sayilidir herhalde. Son iki macta 4 gol yediler. Hala Aquilani, Luca Toni falan pesindeler. Tesislere yildirim mi dusmesi lazim isaret olarak bilmiyorum. Yuz tane transfer sonunda hala Del Piero'nun agzinin icine bakiyorlar. Chiellini de olmasa her mac 5'likler.

Cavani'yle Pastore'yi ayni takimda gormeyi cok isterdim, ama alacaksa Napoli alsin. Kendilerine buyuk ihtimalle Maradona sayesinde sempati duyuyorum. Bu sene CL bileti alirlarsa gelecek parayla hem kadrolarini muhafaza edebilirler (Lavezzi, Hamsik vs.) hem de ustune koyabilirler.

1 Haziran 2009

Everton - Chelsea: 1-2

Wembley’deki mucadelede hakli bir sekilde kazanan ve 90,000 kisi onunde FA Cup’i kazanan Chelsea oldu. Onemli eksikleriyle Everton, yildizlarla dolu tam kadro Chelsea’ya kafa tutamadi ve kupa umutlarini onumuzdeki sezona birakmak zorunda kaldi. Yine de gecirdikleri muhtesem sezon ve ozellikle de kupa maratonu icin Moyes’i ve ogrencilerini tebrik etmek gerekir. ‘Halkin takimi’ mutevazi butcesiyle zengin devleri zorlamaya devam ediyor.


Yer: Wembley
Tarih: 30 Mayis 2009
Everton: Howard, Hibbert (46’ Jacobsen), Yobo, Lescott, Baines, Neville, Cahill, Osman (82’ Gosling), Pienaar, Fellaini, Saha (77’ Vaughan)
Chelsea: Cech, Bosingwa, Terry, Alex, A. Cole, Mikel, Essien (61’ Ballack), Lampard, Anelka, Malouda, Drogba

Mactan once yaptigim kadro tahminlerine gore tek fark Chelsea’de Ballack yerine John Obi Mikel’in forma giymesiydi. Genc oyuncu ligin sonunu iyi getirmisti ancak yine de Fellaini tehdidi sebebiyle Hiddink’in Ballack’i kenarda oturtacagini dusunmuyordum. Alman oyuncunun final laneti sebebiyle olsa gerek Genc Nijeryali’yi tercih etti usta hoca.


David Moyes maca daha iyi bir baslangic hayal edemezdi herhalde, oyle ki Louis Saha’nin 25. saniyedeki golu ayni zamanda FA Cup final tarihinin en erken goluydu. Ancak golden sonra cesaretlenip iyi top oynamasini bekledigim Everton, tam aksine cok tedirgin ve heyecanli gozuktu. Basit hatalar ust uste geliyordu ve ancak Lescott ile Yobo’nun ustun performansi sayesinde 21’e kadar dayanabildiler. Bu dakikada Lampard ilk yari boyunca defalarca yaptigi gibi sag bek Hibbert’in arkasina attigi uzun bir topla Malouda’yi bulusturdu. Fransiz’in ortasini gol yapan en yakin arkadasi ve finallerin golcusu Drogba idi. Fildisi’li oyuncu boylece Ingiltere’deki bir baska kupa finalini daha bos gecmemis oldu.


Golden sonra da oyunun sekli cok degismedi. Chelsea tum gucuyle Everton’in sag kanadina yukleniyor, sakatliktan yeni cikmis olan Hibbert’i paramparca ediyordu. Moyes’in buna cozumu tek forveti olan Saha’yi Chelsea’nin sol beki Ashley Cole’un uzerine oynatmak ve boylece onun ileri cikmasini engellemeye calismak oldu. Ancak eski Arsenal’li cok basarili bir mac oynadi ve Saha tehdidine ragmen hucumda cok etkili oldu. Everton’in hucumda en buyuk sorunu ise savunmanin onunde oynayan Cahill’in oyuna fazla dahil olamayisi ve bu sebeple takimin atilan uzun toplarda Fellaini’nin cevresinde cogalamamasi oldu. Oyle ki ilk yarida Fellaini rakip takim stoperlerinden tam 11 hava topu almis fakat bunlarin ancak 4 tanesi – ki biri golle sonuclandi – Everton’li oyuncularda kalmisti.

Ikinci yari Moyes oyuna mudahale etti ve koridor olan Hibbert’in yerine Danimarka’li Jacobsen ile basladi. Ayrica savunmanin onunde oynayan Cahill ile Fellaini’nin yerini degistirerek yukarida bahsettigim problemi cozmek istedi. Bu sayede Everton hem savunmasindaki deligi kapadi, hem de toplu oyunda ilk yariya nazaran biraz daha etkili oldu ancak yine de macta Chelsea’nin hakimiyeti devam etti.

68’de Lampard’in savunma arkasina attigi bir baska topta – ofsayt olsa da – Malouda’nin kacirdigi pozisyon Chelsea golunun haberini verir nitelikteydi. Oyle ki skoru degistiren bu sezon bircok kez oldugu gibi yine Lampard oldu. Ingiliz oyuncunun Neville’den siyrildiktan sonra ayakta kalip 20 metreden sol ayagiyla attigi golde birisine suc bulmak gercekten guc. Bir baska deyisle golu Everton yemedi, Lampard atti. Golden sonra da Chelsea’nin hakimiyeti devam etti. Oyle ki cok kotu bir mac cikaran yardimci hakem bir de Malouda’nin nizami golunu yememis olsa mac farka da gidebilirdi.


Neticede Guus Hiddink Chelsea’de gorev yaptigi kisa doneme bir de Federasyon Kupasi sigdirarak Londra’li Mavi’lere veda etmis oldu. Bu kupayi kazanmasini can-i gonulden istedigim David Moyes de onumuzdeki sezona bakmak zorunda kaldi. Yine de Arteta, Yakubu, Jagielka gibi sakatliktan donen yildizlari ve bir yil daha tecrube kazanmis Fellaini, Rodwell, Gosling gibi gencleri ile gelecege umutla bakmak icin herseye sahip Iskoc menajer.

Everton – Chelsea: 1-2
1’ (1-0) Saha
21’ (1-1) Drogba
72’ (1-2) Lampard

2008-09 FA Cup Sampiyonu Chelsea

30 Mayıs 2009

FA Cup Final: Chelsea - Everton


Tam 40 gundur bekledigimiz final yarin Turkiye saati ile 17:00'de oynanacak. Bugune kadar burada cok yapmadigimiz bir sekilde Wembley'deki mucadele oncesi kisa bir degerlendirme yazisi yazacagim.

Blogu takip edenler ozellikle benim siki bir Everton destekcisi oldugumu biliyordur. David Moyes'in ogrencileri kotu basladiklari sezonun sonunu mukemmel getirerek Premier League'de 5. sirayi - yani 4 Buyukler disinda kalanlar liginin sampiyonlugunu - yakalamayi basardilar. Eger ki bu sezona bir de FA Cup ekleyebilirlerse Everton yakin tarihinin en basarili sazonlarindan birini taraftarlarini mutlu ederek tamamlamis olacaklar. Oyle ki kupada su ana kadar Manchester United, Liverpool, Aston Villa, ve Middlesbrough'yu elediler. Bu en azindan bu noktayi sonuna kadar hak ettiklerinin ispati.

Chelsea-Everton macinin degerlendirmesine gecmeden iki takimin yari finalde oynadiklari maclar icin neler yazmisiz diye merak ediyorsaniz asagidaki linklere bakabilirsiniz.

Everton – Manchester United: 0-0 (4-2 penaltilarla)
Arsenal - Chelsea: 1-2

Sakatliklar sebebiyle Everton'in maca hangi kadroyla cikacagi buyuk oranda belli olmus durumda. Arteta, Yakubu, Jagielka, Anichebe gibi sezonu kapatan isimlerin yanisira devre arasinda Manchester City'den kiralik olarak kadroya katilan Jo da statu geregi finalde forma giyemeyecek. Everton'in yarinki 11'inin su sekilde olacagini dusunuyorum:

Howard, Hibbert, Yobo, Lescott, Baines, Neville, Cahill, Osman, Pienaar, Fellaini, Saha

Son gunlerde basinda genc Ingiliz Rodwell'in ilk 11'de oynayacagina dair haberler cikmis olsa da ben Rodwell ve Gosling'in macin ilerleyen donemlerinde forma giyecegini tahmin ediyorum.

Chelsea'de de kadro asagi yukari belli. Onlar da Sampiyonlar Ligi Yari Finali'nde yakaladiklari momentumu bu maca tasimaya calisacaklar. Ayrica Guus Hiddink'in gorevdeki son maci olmasi itibariyle de ayri bir anlam asiyor yarinki karsilasma. Benim kadro tahminim su sekilde:

Cech, Bosingwa, Terry, Alex, A. Cole, Ballack, Essien, Lampard, Anelka, Malouda, Drogba

Hiddink, bir ihtimal, Everton'in hava tehdidine karsi savunmada Ivanovic'e yer verebilir. Onun disinda bu kadroda bir sapma olacagini dusunmuyorum.


Everton dortlu savunmanin onune Neville ve Cahill'i yerlestirip, kanatlarda Osman ve Pienaar'a gorev verecektir. Bu dortlu blokun biraz onunde de Fellaini hucumda forvet coklayicisi, savunmada da rakibi ilk karsilayan adam olacaktir. Buyuk takimlarla oynanan diger maclarda oldugu gibi bu macta da Everton'in daha direkt bir oyun taktigi secmesi surpriz olmamali. Ozellikle oyunkurucu Arteta'nin yoklugunda zaten cok da baska bir alternatifleri oldugunu soyleyemeyiz. Bu noktada Fellaini'nin Chelsea stoperleri Terry - Alex ve onlerinde oynayacak Ballack karsisinda sergileyecegi performans onemli rol oynayacaktir. Kanimca Moyes'in yapmasi gereken bu uzun toplarda dev Belcikali'yi stoperlerin kucagina oynatmaktansa, onu biraz daha geriye cekip en azindan Ballack'a karsi sansini denemesini saglamak olmali. Aksi takdirde - havadan her ne kadar iyi olursa olsun - Fellaini'nin dunyanin hava toplarinda en etkili 10 stoperinden ikisine karsi pek de fazla sansi oldugunu dusunmuyorum. Oyunun hucum yaninda Everton icin bir diger kritik nokta da Arteta'nin sakatligindan sonra alistigi bolgenin daha gerisinde, savunmanin onunde oynamak zorunda kalan Cahill'in ne derece oyuna katilabilecegi. Avustralyali'nin duran toplardaki etkinligi herkes tarafindan biliniyor. Ancak eger Everton yarin hucumda etkili olacaksa onun ceza sahasina yapacagi ofansif kosulara da cok ihtiyaclari olacak. Yine Everton adina bir baska kritik bolge Baines ve Pienaar'in kullandigi sol kanat. Formda ikili karsilarinda forvetten bozma Anelka ve asiri ofansif bek Bosingwa'yi bulurlarsa bu bolgeden Chelsea'nin basini cokca agritabilirler. Mukemmele yakin Chelsea savunmasinin yumusak karni savunmanin sag kanadi cunku. Bir de son olarak duran toplar. Bu sezon gollerinin 40%'ini duran toplardan atmis olan Everton eger ki 10-12 civarinda korner ve ceza sahasi cevresinden serbest vurus kazanabilirse buyuk olasilikla buradan bir gol cikaracaktir.


Chelsea'de ise bence macin en kritik adami Drogba olacak. Yirtici santrafor gununde oldugunda Chelsea'nin hucum gucunu kat ve kat arttiriyor. Tabii onun disinda Lampard ve Anelka olagan supheliler. Ancak Chelsea'nin Barcelona'yi ikinci macin uzatma dakikalarina kadar zorlamasinin ana sebebi sergiledikleri muthis savunma performansiydi. Bunun bir benzerini Everton karsisinda sergileyebilirler mi, soylemek cok zor. Macin favorisi olduklari ve bu sefer 0-0 tercih edecekleri bir skor olmadigi icin daha ofansif oynamak zorunda kalacaklari kesin. Bu durumda da geride ayni su gecirmez yapiyi olusturamayabilirler. Yine de macin favorisi bence Chelsea.

Iki takimin bu sezon ligde oynadiklari iki macin da 0-0 sona erdigini not duseyim. Ilk macta Terry ilk yarida oyundan atilmis, ancak Everton kapanan Chelsea savunmasini acamamisti. Ikinci macta ise Everton yine cok eksik olmasina ragmen sahada galibiyete daha yakin gozuken tarafti.

20 Nisan 2009

Everton - Manchester United: 0-0 (4-2 Penaltilarla)


Moyes’in ogrencilerini yine bir sekilde hayatta kalmayi basardilar. Everton, FA Cup’ta Liverpool, Aston Villa, ve Middlesbrough’dan sonra bir diger Premier League temsilcisi, lig lideri Manchester United’i da eleyerek Wembley’deki finalde oynamaya hak kazandi.

Yer: Wembley
Tarih: 19 Nisan 2009
Everton: Howard, Hibbert, Jagielka, Lescott, Baines, Neville, Cahill, Osman, Pienaar, Fellaini (102’ Vaughan), Saha (70’ Rodwell)
Manchester United: Foster, Rafael, Vidic, Ferdinand, Fabio (64’ Evra), Anderson, Gibson, Park (67’ Scholes), Wellbeck, Macheda (91’ Berbatov), Tevez

Alex Ferguson beklendigi gibi hafta arasinda Sampiyonlar Liginde Porto’yu eleyen kadrosunun neredeyse tamamini degistirerek basladi. League Cup’taki performanslariyla Iskoc’un gozune girmeyi basaran Foster, Gibson, ve Wellbeck ligin son haftalardaki surpriz kurtaricisi Macheda ile birlikte forma buldular. Bu isimlerin yaninda Brezilya’li ikizler Rafael ile Fabio ve hafta arasinda cok iyi bir performans sergilemis olan Anderson da rotasyon sayesinde Wembley’de sahadaydi. Hafta arasini mac oynamadan geciren Everton ise uzun sureli sakatliklar Arteta ile Yakubu ve kupada oynayamayan Jo haricinde ideale yakin kadrosuyla sahadaydi. Mac oncesi saglik testini gecmeyi basaran Saha da forma giyiyor ve Everton’dan 4-6-0 gorme umutlari suya dusuyordu. Fransiz’in arkasinda destekleyici gorevinde artik bu rolde gormeye alistigimiz Fellaini, onun ardinda da Cahill’in Arteta’nin yerine oyunkurucu olarak oynadigi bir dortlu vardi.

Mac 60. dakikaya kadar son derece kapali ve kisir oynandi. Manchester daha cok topa sahip olan ekipken Everton uzun toplarla Fellaini’yi bulmayi amacliyordu. Ortasahadaki sikisik oyun sebebiyle beklerini oyuna sokamayan Everton’in bundan baska da bir sansi yoktu acikcasi. Bu konuda Moyes’in ekibine yapilabilecek belki de tek elestiri bu uzun toplarin Fellaini’ye oynanis bicimiydi. Saha’ya cok yakin, biraz da bu yuzden stoperlerin kucaginda oynayan Fellaini bu toplari almak icin Ferdinand ve Vidic ile mucadele etmek zorunda kaldi mac boyunca. Daha onceki maclarda gordugumuz gibi biraz daha geride, Everton ortasahasina daha yakin oynasa idi kendisine atilan bu uzun toplarda rakibi Gibson ya da Anderson olacakti. Bu da ya daha cok top kazanmasini saglyacak ya da United stoperlerini ileri cekip boylece rakip savunmanin dengesini bozacakti.


Fellaini demisken, konuyla da ilgili oldugu icin devam edeyim. Baya bir zamandir bu dev Belcikali’yi dikkatle seyrediyorum. Moyes’in 15M Paund’luk transferi cogu kisi tarafindan pahali bulunmus, Fellaini de sezonun baslarinda bu sebeple elestiri oklarinin hedefi olmustu. Ancak sezon ilerledikce uyum sorununu atlatan Fas asilli oyuncu her gecen gun daha iyi bir performans sergiliyor ve bugun Everton’in oyun planinin cok onemli bir parcasi haline gelmis durumda. Hakikaten hava toplarinda bu kadar etkili bir oyuncu cok uzun zamandir gormemistim. Bugun Ferdinand ve Vidic gibi bu alanda parmakla gosterilen iki isim ile mucadele etmesine ragmen tam 7 hava topu indirdi ki bu hic de fena bir rakam degildir. 1.95’lik boyunun ve kuvvetli fiziginin bunda cok buyuk rolu var tabii. Kaldi ki zamanlama yeteneginin gelisime cok acik oldugunu da soylemek yanlis olmaz. Onun sansina bu konuda kendisine cok yardimci olabilecek bir teknik adam ve oyuncu kadrosu var etrafinda. Ozellikle hava topu zamanlamasinda dunyanin sayili isimlerinden bir tanesi olan Cahill’den cok sey ogrenebilir. Ayrica iki ayagi da duzgun ve iyi bir oyun gorusune sahip. Oyunundaki baslica ariza cok sik faul yapiyor olmasi ve bu yuzden cok sari kart gormesi – ben 8 faul saydim bugun onun adina ki bunlarin 7.’sinde hakem Mike Reilly’den sari karti gordu. Tabii ki eksikleri var ancak 22 yasinda oldugunu ve bireysel gelisimi icin mukemmel bir ortamda calistigini dusununce bu eksikleri gidermemesi icin hicbir sebep gormuyorum. Sadece tecrube acigini kapatsa dahi cok iyi bir oyuncu olacaktir.

Maca donelim. Yukarida da soyledigim gibi macin ilk 60 dakikasinda buyuk olcude Everton’in oyun tarzi sonucunda kisir bir oyun oldu. Ancak 60’tan sonra Hibbert ve Baines’in biraz daha serbest kalip ileri bindirmelerini arttirmasi sayesinde oyun acildi. Everton kabugundan cikinca Manchester da macin basindan beri aradigi bosluklari bulmaya basladi. Bunda Evra ve Scholes’un oyuna girmesinin de payi buyuktu. Ozellikle sol kanatta Wellbeck skora etki edemese de yetenegi ve temposu sayesinde Everton’u cok zorladi. 68’de hak ettigi bir penaltinin hakem tarafindan gorulmedigini de belirteyim. Ligin son haftalardaki guzel hikayelerinden bir tanesi olan Macheda da ilk 11’de basladigi ilk macta gayet umut verici bir goruntu cizdi. Gol formunu surdurememis olsa da sikisan oyunda ortasahaya kadar gelip Manchester’in hucumdaki beyni olarak gorev yapti ki bu 17 yasindaki bir oyuncu icin gercekten buyuk bir basari bence.

70’te Moyes oyuna disaridan ilk hamlesini yapti ve yorulan Saha yerine Ingiltere U19 Milli Takim kaptani 1991 dogumlu Jack Rodwell’i oyuna aldi. Rodwell’in girisiyle Cahill ileri uca Fellaini’nin yanina gecti ve Everton bu sezon sikca uygulamak durumunda kaldigi 4-6-0’a dondu. Cahill’in de ileride oynamasiyla uzun toplara iyice agirlik veren Everton macin uzatmalara gitmesini ister gibiydi.

Normal surenin son 15 dakikasi United kontrolunde gectiyse de gol olmayinca mac uzatmaya gitti. Uzatmalara Berbatov ile baslayan Manchester butun mac oldugu gibi yine topa daha cok sahip olsa da net bir pozisyon yakalayamadi. Everton ise ikinci oyuncu degisikligini yapti ve yorulan Fellaini’nin yerine 1988 dogumlu Premier League’deki ilk golunu 16 yasindayken atan, ancak o tarihten sonra hep sakatliklarla bogusmak zorunda kalmis olan James Vaughan’i oyuna surdu. Genc oyuncunun oyuna girisiyle Everton daha hareketli gozuken taraf oldu ve yine bu oyuncunun ayagindan net bir pozisyondan da yararlanamadi ve 120 dakika golsuz esitlikle sona erdi.


Penaltilarda favorim benzer daha 1 ay once benzer bir kadroyla League Cup’ta Tottenham’i penaltilarla yenerek kupaya uzanmis olan Manchester United’di. Ancak Maviler sogukkanliligini korumayi basardi ve eski Manchester’li Howard’in iki kurtarisiyla maci kazanan taraf oldu.


Everton’a geldigi gunden beri takimi yavas ama kararli adimlarla ileri tasiyan David Moyes icin sevinmemek elde degil. Finale kadar Liverpool, Aston Villa ve Manchester United’i elemis olan Everton 14 yil sonra ilk kupasina artik sadece bir mac uzaklikta.


Everton – Manchester United: 0-0 (4-2 penaltilarla)

Not 1: Berbatov’un gectigimiz yil Sampiyonlar Ligi finalinde Anelka’dan izledigimiz penaltidan bu yana gordugum en ruhsuz penaltiyi attigini da belirtmem lazim. Bunu firsat bilerek blog’un diger ortagi, Berbatov TR Fan Club’in onursal baskani Sampi’ye selamlarimi iletiyorum. Kendisinin Berbatov’a dizdigi methiyelere buradan ulasabilirsiniz.
Not 2: DVR'in gozunu seveyim.

19 Nisan 2009

Arsenal - Chelsea: 1-2


Chelsea Hiddink onderliginde FA Cup’ta finale kalmayi basardi. Goller Malouda ve Drogba’dan.

Yer: Wembley
Tarih: 18 Nisan 2009
Arsenal: Fabianski, Eboue, Toure, Silvestre, Gibbs, Denilson (86’ Nasri), Diaby, Fabregas, Walcott, Van Persie (75’ Arshavin), Adebayor (82’ Bendtner)
Chelsea: Cech, Ivanovic, Terry, Alex, A. Cole, Ballack, Essien, Lampard, Anelka (82’ Kalou), Malouda, Drogba

Arsenal maca son donemde cok iyi uyguladigi, gunumuzun moda sistemi 4-5-1/4-3-3 ile cikti. Dortlu savunmanin onunde Denilson-Diaby-Fabregas’li bir ortasaha. Ileride tek merkezi forvet Adebayor ve arkasinda onu destekleyen, savunmada da kanatlara yardim etmekle gorevli Walcott ve Van Persie. Bu duzen ozellikle Arshavin takima katildiktan ve Walcott, Adebayor, Fabregas uclusu takima dondukten sonra Arsene Wenger’in takimi icin cok iyi islemis ve son donemdeki yukselislerinde buyuk pay sahibi olmustu. Sezon basinda yasadiklari ortasahadaki sertlik eksikligi sorununu da bu yolla – gobekte bir ekstra oyuncu kullanarak – cozuyordu Wenger.Kadroda Arshavin yerine Van Persie’yi gorunce “Acaba?” dedim ancak mac baslayinca, bu sezon onemli maclarda hep iyi performans gostermis olan Hollandali’yi acikladigim sablonun sol destekleyicisi olarak gorduk.

Chelsea de cok benzer bir dizilisle Ballack-Essien-Lampard’li uclunun onunde Anelka-Malouda destekli Drogba ile cikti sahaya. Iki nuans vardi takimlarin dizilislerinde. Birincisi, Chelsea’nin biraz da mecburiyetten sag bekte stoper ozellikli Ivanovic’i kullaniyor olmasiydi. Ikincisi de takimlarin orta uclulerini dizis sekliydi. Chelsea Ballack’i savunmaya biraz daha yakin oynatip onun onunde Essien ve Lampard’i kullanmayi planlamis, Arsenal ise Diaby ile Denilson’un biraz daha onune Fabregas’i yerlestirmisti. Ozellikle ikincisi cok ufak bir fark olarak gozukse de daha sonra aciklayacagim uzere bence macin gelisiminde cok onemli bir rol oynadi.

Mac baslar baslamaz Arsenal’in oyun plani kendisini gosterdi. Arsene Wenger takimlarinin ‘olmazsa olmazi’ beklerin oyuna katilip ortasahayi desteklemesini bekliyordum, ancak sol tarafta oynayan genc Kieran Gibbs alisilmisin da disinda alenen ortasahanin sol kanadinda solunda oynuyordu. Kanat savunmasina destek vermesi gereken tembel Anelka’nin defansif yetersizliginden faydalanmayi amaclayan bu taktik, Van Persie’nin iceri katlari ile Gibbs’in onunu acmasi sayesinde cok basarili oldu. Bunda Arsenal’in topa daha cok sahip olusu da buyuk rol oynadi. 17. dakikadaki gollerini de boyle buldular. Van Persie ile Adebayor yer degistirerek savunmanin dengesini bozdular, bu arada geriden ‘ekstra adam’ Gibbs savunmanin arkasina kat etti. Anelka’nin takip etmemesi sonucu bos kaldi ve ortasinda – bu pozisyonda iceri, Adebayor’un bosalttigi yere girmesi gereken Van Persie, Fabregas, veya Diaby’i bulamamasina ragmen – dengesi bozulan savunmanin ulasamadigi topa arka direkte Walcott vurdu ve Cole’un eline de carpan top aglarla bulustu. Yuzeysel olarak baktiginizda sol kanattan orta ve savunmaya carparak giren ‘sansli’ bir gol. Ancak aslinda uzerinde calisilmis, planlanmis, buyuk ihtimalle de antrenmanlarda yuzlerce kez tekrarlanmis bir pozisyon. Burada topun nasil gol oldugunun cok da onemi yok, bilet almazsaniz piyangoyu bulamazsiniz sonucta. Adebayor’a da deginmek lazim bu noktada. 1.90’in uzerindeki her forvete ‘pivot’ ya da ‘Hakan Sukur tipi’ damgasi vuran Turk Basinindaki yaygin kaninin aksine cakili oynayan bir forvet olmayisi ve kanatlara deplase olup stoperleri uzerine cekerek geriden gelenlere firsatlar yaratabilmesi en onemli ozelliklerinden bir tanesi Togo’lunun. Gol de asist de onun degil ancak baktiginizda belki de golde en buyuk pay Adebayor’un.


Mac yaklasik 30. dakikaya kadar Arsenal’in kontrolunde gecti. Ideal geri beslisinin dort tanesinden yoksun sahaya cikmis olan Arsenal, savunmasini – ozellikle de beklerini – ileri cikararak oyunu rakip yari alana yigiyor, topa daha cok sahip olarak da Chelsea’nin uzerine gelmesine izin vermiyordu. Chelsea ise ortasahadan top yaparak cikmaya calisiyor; ancak Cole-Malouda ikilisinin Walcott’u kontrol etmek icin fazla defansif oynayisi, Ivanovic’in toplu oyundaki eksikligi ve Arsenal’in ortasahadaki presi sebebiyle bunu basaramiyordu. Bu dakikada kaybedilen bir top sonrasi Hiddink kulubeden firladi ve kizgin bir sekilde eliyle “topu havadan oynayin” manasina gelen bir hareket yapti. Dakikalar 32’yi gosterdiginde Chelsea ortasahadan ilk uzun topunu oynuyor ve Malouda teke tek yakaladigi Eboue’den siyrilarak golu atiyordu. Hiddink’in basit gozuken bu mudahelesi o ana kadar Arsenal tarafindan domine edilen Chelsea’nin maci cevirmesini saglayan en onemli etkenlerden bir tanesiydi. Rakibiniz savunmasini one cikarip ortasahasini kalabalik tutarak size baski kuruyor, oyun kirmanizi engelliyorsa ve ileride Drogba gibi dunyanin en fizikli santraforlarindan birine sahipseniz geriden top sisirmek ayip degildir kesinlikle. Hatta bir adim daha ileri gidelim boyle bir silahiniz varsa, rakibinizin savunmasinin 80%’inin olmadigi bir gunde, bunu kullanmamak aptalliktir. Chelsea de bunu yapti, golu buldu ve maca dengeyi getirdi.

Devrenin son 15 dakikasi ilk yarim saate gore daha dengeli gecti. Arsenal yine daha cok sol kanadi kullandi, Chelsea ise golun de moraliyle daha ileride basarak, Arsenal savunmasinin zayifligindan faydalanmayi amacladi. Diaby’nin geride kaybettigi bir top sonrasi Anelka ile bir toplari da direkten dondu.

Ikinci yariya takimlar oyuncu degisikligi yapmadan basladi; ancak Hiddink ilk yarida Arsenal’in cok zorladigi sag kanadini desteklemek icin Essien’i biraz daha geriye, Ballack’in yanina cekmisti. Burada defansif anlamda cok kuvvetli bir isim olan Essien geriden Gibbs’in yaptigi bindirmeleri karsilayarak Ivanovic’in yalniz kalmasini engelledi ve bu sayede Chelsea sag kanadi ilk yarida gosterdigi zaafiyetten arindi. Tabii ki Arsene Wenger’in buna cevabi gecikmedi ve Arsenal gozle gorulur bir sekilde oyunu kendi sag tarafina, Walcott uzerine yigmaya basladi. Ancak sag kanattaki oyun plani sol kanattakinden farkliydi. Amac Walcott’u A. Cole ile bas basa birakip onun suratinden ve adam eksiltme yeteneginden faydalanmakmis gibi gorundu. Fakat genelde defansif olarak cok iyi bulmadigim bir bek olan A. Cole, Malouda’nin da yardimiyla, kanadini iyi kapatti ve Arsenal net bir pozisyon bulamadi. Lampard ve Fabregas, ikisi de rakiplerinin cok dikkatli davranmasi sebebiyle etkisiz kaldilar ve mac yaraticiliktan yoksun, durgun bir hal aldi.

75’te Wenger, belki de bu durgunlugu bozmak adina, Chelsea’nin care bulup kapattigi sol kanatta degisiklige gitti ve Van Persie yerine daha farkli bir hucum oyuncusu olan Arshavin’i oyuna aldi. Daha sonra da 82’de Adebayor-Bendtner ve Anelka-Kalou degisiklikleri gerceklesti. Ancak bunlar taktiksel hamlelerden ziyade yorulan hucumcularin yerine taze oyunculari almak icindi. Degisikliklerden sonra Arsenal’in topa biraz daha fazla sahip olacagi ve buyuk olcude kendi sol kanadini kullanacagi bir ekstra 30 dakika bekliyordum. Ancak Chelsea, yine Lampard’in attigi, bir uzun topla Drogba’yi kacirdi. Drogba da, artik bu seviyenin oyuncusu olmadigi belli olan, Silvestre’yi gecip hatali cikis yapan Fabianski’den de siyrilarak takimina maci kazandiran golu atti. Neticede Arsenal’in onca taktiksel hamlesine ve ‘guzel futbol’ oynama cabasina karsi Chelsea, Arsenal savunmasindaki kalite eksikliginden faydalanarak direkt bir stil ile galibiyeti getiren golleri buldu ve FA Cup’ta finale kaldi.


Donup bu 90 dakikaya baktigimda cok iyi iki taktisyenin karsilikli hamlelerle sekillendirdigi ve sahadaki oyuncularin bu degisikliklere cevap verecek yetenege sahip olmalari sayesinde hayata gecebilen, cok tatmin edici bir oyun oldugunu dusunuyorum. Futboldan zevk almak icin sahada 5 gol seyretmesi gerekmeyen ve oyuna biraz daha detayli bakabilen herkesin de bu maci benim kadar begendigine eminim.


Arsenal – Chelsea: 1-2
17’ Walcott (1-0)
32’ Malouda (1-1)
83’ Drogba (1-2)