19 Nisan 2009

Arsenal - Chelsea: 1-2


Chelsea Hiddink onderliginde FA Cup’ta finale kalmayi basardi. Goller Malouda ve Drogba’dan.

Yer: Wembley
Tarih: 18 Nisan 2009
Arsenal: Fabianski, Eboue, Toure, Silvestre, Gibbs, Denilson (86’ Nasri), Diaby, Fabregas, Walcott, Van Persie (75’ Arshavin), Adebayor (82’ Bendtner)
Chelsea: Cech, Ivanovic, Terry, Alex, A. Cole, Ballack, Essien, Lampard, Anelka (82’ Kalou), Malouda, Drogba

Arsenal maca son donemde cok iyi uyguladigi, gunumuzun moda sistemi 4-5-1/4-3-3 ile cikti. Dortlu savunmanin onunde Denilson-Diaby-Fabregas’li bir ortasaha. Ileride tek merkezi forvet Adebayor ve arkasinda onu destekleyen, savunmada da kanatlara yardim etmekle gorevli Walcott ve Van Persie. Bu duzen ozellikle Arshavin takima katildiktan ve Walcott, Adebayor, Fabregas uclusu takima dondukten sonra Arsene Wenger’in takimi icin cok iyi islemis ve son donemdeki yukselislerinde buyuk pay sahibi olmustu. Sezon basinda yasadiklari ortasahadaki sertlik eksikligi sorununu da bu yolla – gobekte bir ekstra oyuncu kullanarak – cozuyordu Wenger.Kadroda Arshavin yerine Van Persie’yi gorunce “Acaba?” dedim ancak mac baslayinca, bu sezon onemli maclarda hep iyi performans gostermis olan Hollandali’yi acikladigim sablonun sol destekleyicisi olarak gorduk.

Chelsea de cok benzer bir dizilisle Ballack-Essien-Lampard’li uclunun onunde Anelka-Malouda destekli Drogba ile cikti sahaya. Iki nuans vardi takimlarin dizilislerinde. Birincisi, Chelsea’nin biraz da mecburiyetten sag bekte stoper ozellikli Ivanovic’i kullaniyor olmasiydi. Ikincisi de takimlarin orta uclulerini dizis sekliydi. Chelsea Ballack’i savunmaya biraz daha yakin oynatip onun onunde Essien ve Lampard’i kullanmayi planlamis, Arsenal ise Diaby ile Denilson’un biraz daha onune Fabregas’i yerlestirmisti. Ozellikle ikincisi cok ufak bir fark olarak gozukse de daha sonra aciklayacagim uzere bence macin gelisiminde cok onemli bir rol oynadi.

Mac baslar baslamaz Arsenal’in oyun plani kendisini gosterdi. Arsene Wenger takimlarinin ‘olmazsa olmazi’ beklerin oyuna katilip ortasahayi desteklemesini bekliyordum, ancak sol tarafta oynayan genc Kieran Gibbs alisilmisin da disinda alenen ortasahanin sol kanadinda solunda oynuyordu. Kanat savunmasina destek vermesi gereken tembel Anelka’nin defansif yetersizliginden faydalanmayi amaclayan bu taktik, Van Persie’nin iceri katlari ile Gibbs’in onunu acmasi sayesinde cok basarili oldu. Bunda Arsenal’in topa daha cok sahip olusu da buyuk rol oynadi. 17. dakikadaki gollerini de boyle buldular. Van Persie ile Adebayor yer degistirerek savunmanin dengesini bozdular, bu arada geriden ‘ekstra adam’ Gibbs savunmanin arkasina kat etti. Anelka’nin takip etmemesi sonucu bos kaldi ve ortasinda – bu pozisyonda iceri, Adebayor’un bosalttigi yere girmesi gereken Van Persie, Fabregas, veya Diaby’i bulamamasina ragmen – dengesi bozulan savunmanin ulasamadigi topa arka direkte Walcott vurdu ve Cole’un eline de carpan top aglarla bulustu. Yuzeysel olarak baktiginizda sol kanattan orta ve savunmaya carparak giren ‘sansli’ bir gol. Ancak aslinda uzerinde calisilmis, planlanmis, buyuk ihtimalle de antrenmanlarda yuzlerce kez tekrarlanmis bir pozisyon. Burada topun nasil gol oldugunun cok da onemi yok, bilet almazsaniz piyangoyu bulamazsiniz sonucta. Adebayor’a da deginmek lazim bu noktada. 1.90’in uzerindeki her forvete ‘pivot’ ya da ‘Hakan Sukur tipi’ damgasi vuran Turk Basinindaki yaygin kaninin aksine cakili oynayan bir forvet olmayisi ve kanatlara deplase olup stoperleri uzerine cekerek geriden gelenlere firsatlar yaratabilmesi en onemli ozelliklerinden bir tanesi Togo’lunun. Gol de asist de onun degil ancak baktiginizda belki de golde en buyuk pay Adebayor’un.


Mac yaklasik 30. dakikaya kadar Arsenal’in kontrolunde gecti. Ideal geri beslisinin dort tanesinden yoksun sahaya cikmis olan Arsenal, savunmasini – ozellikle de beklerini – ileri cikararak oyunu rakip yari alana yigiyor, topa daha cok sahip olarak da Chelsea’nin uzerine gelmesine izin vermiyordu. Chelsea ise ortasahadan top yaparak cikmaya calisiyor; ancak Cole-Malouda ikilisinin Walcott’u kontrol etmek icin fazla defansif oynayisi, Ivanovic’in toplu oyundaki eksikligi ve Arsenal’in ortasahadaki presi sebebiyle bunu basaramiyordu. Bu dakikada kaybedilen bir top sonrasi Hiddink kulubeden firladi ve kizgin bir sekilde eliyle “topu havadan oynayin” manasina gelen bir hareket yapti. Dakikalar 32’yi gosterdiginde Chelsea ortasahadan ilk uzun topunu oynuyor ve Malouda teke tek yakaladigi Eboue’den siyrilarak golu atiyordu. Hiddink’in basit gozuken bu mudahelesi o ana kadar Arsenal tarafindan domine edilen Chelsea’nin maci cevirmesini saglayan en onemli etkenlerden bir tanesiydi. Rakibiniz savunmasini one cikarip ortasahasini kalabalik tutarak size baski kuruyor, oyun kirmanizi engelliyorsa ve ileride Drogba gibi dunyanin en fizikli santraforlarindan birine sahipseniz geriden top sisirmek ayip degildir kesinlikle. Hatta bir adim daha ileri gidelim boyle bir silahiniz varsa, rakibinizin savunmasinin 80%’inin olmadigi bir gunde, bunu kullanmamak aptalliktir. Chelsea de bunu yapti, golu buldu ve maca dengeyi getirdi.

Devrenin son 15 dakikasi ilk yarim saate gore daha dengeli gecti. Arsenal yine daha cok sol kanadi kullandi, Chelsea ise golun de moraliyle daha ileride basarak, Arsenal savunmasinin zayifligindan faydalanmayi amacladi. Diaby’nin geride kaybettigi bir top sonrasi Anelka ile bir toplari da direkten dondu.

Ikinci yariya takimlar oyuncu degisikligi yapmadan basladi; ancak Hiddink ilk yarida Arsenal’in cok zorladigi sag kanadini desteklemek icin Essien’i biraz daha geriye, Ballack’in yanina cekmisti. Burada defansif anlamda cok kuvvetli bir isim olan Essien geriden Gibbs’in yaptigi bindirmeleri karsilayarak Ivanovic’in yalniz kalmasini engelledi ve bu sayede Chelsea sag kanadi ilk yarida gosterdigi zaafiyetten arindi. Tabii ki Arsene Wenger’in buna cevabi gecikmedi ve Arsenal gozle gorulur bir sekilde oyunu kendi sag tarafina, Walcott uzerine yigmaya basladi. Ancak sag kanattaki oyun plani sol kanattakinden farkliydi. Amac Walcott’u A. Cole ile bas basa birakip onun suratinden ve adam eksiltme yeteneginden faydalanmakmis gibi gorundu. Fakat genelde defansif olarak cok iyi bulmadigim bir bek olan A. Cole, Malouda’nin da yardimiyla, kanadini iyi kapatti ve Arsenal net bir pozisyon bulamadi. Lampard ve Fabregas, ikisi de rakiplerinin cok dikkatli davranmasi sebebiyle etkisiz kaldilar ve mac yaraticiliktan yoksun, durgun bir hal aldi.

75’te Wenger, belki de bu durgunlugu bozmak adina, Chelsea’nin care bulup kapattigi sol kanatta degisiklige gitti ve Van Persie yerine daha farkli bir hucum oyuncusu olan Arshavin’i oyuna aldi. Daha sonra da 82’de Adebayor-Bendtner ve Anelka-Kalou degisiklikleri gerceklesti. Ancak bunlar taktiksel hamlelerden ziyade yorulan hucumcularin yerine taze oyunculari almak icindi. Degisikliklerden sonra Arsenal’in topa biraz daha fazla sahip olacagi ve buyuk olcude kendi sol kanadini kullanacagi bir ekstra 30 dakika bekliyordum. Ancak Chelsea, yine Lampard’in attigi, bir uzun topla Drogba’yi kacirdi. Drogba da, artik bu seviyenin oyuncusu olmadigi belli olan, Silvestre’yi gecip hatali cikis yapan Fabianski’den de siyrilarak takimina maci kazandiran golu atti. Neticede Arsenal’in onca taktiksel hamlesine ve ‘guzel futbol’ oynama cabasina karsi Chelsea, Arsenal savunmasindaki kalite eksikliginden faydalanarak direkt bir stil ile galibiyeti getiren golleri buldu ve FA Cup’ta finale kaldi.


Donup bu 90 dakikaya baktigimda cok iyi iki taktisyenin karsilikli hamlelerle sekillendirdigi ve sahadaki oyuncularin bu degisikliklere cevap verecek yetenege sahip olmalari sayesinde hayata gecebilen, cok tatmin edici bir oyun oldugunu dusunuyorum. Futboldan zevk almak icin sahada 5 gol seyretmesi gerekmeyen ve oyuna biraz daha detayli bakabilen herkesin de bu maci benim kadar begendigine eminim.


Arsenal – Chelsea: 1-2
17’ Walcott (1-0)
32’ Malouda (1-1)
83’ Drogba (1-2)

Hiç yorum yok: