Macin ustune 1 gunden fazla dusundukten sonra oturuyorum klavye basina. Maci kisaca ozetleyecek olursam 3-0'in kesinlikle sahadaki oyunu yansitmadigini, ayrica Besiktas adina Mustafa Denizli'nin surpriz merakinin, Serdar'in kacirdigi gollerle birlikte skora etki ettigini soyleyebilirim.

Yer: Ali Sami Yen Stadyumu
Tarih: 12 Eylul 2009
Galatasaray: Leo Franco, Sabri, Emre Asik, Servet, Hakan (81' Caner), Mustafa, Mehmet, Arda (59' Elano), Keita (70' Baris), Kewell, Baros
Besiktas: Rustu, Ibrahim Kas (68' Holosko), Sivok, Ferrari, Ismail, Ekrem, Ernst, Tabata (46' Fink), Serdar, Yusuf, Nihat (46' Bobo)
Bundan sonra Besiktas maclarindan once buradan takimin -bence- ideal kadrosunu yazacagim, sezon sonuna kadar Mustafa Denizli'nin sahaya surdugu 11'i iki-uc kere tutturursam cok iyi. Su ana kadar 0/6 gidiyoruz... Dunun surprizleri de ortasahanin ortasinda Fink'in yerine Ekrem'in baslamasi ve Bobo ile Holosko kenarda otururken Nihat'in on tarafta tek basina sahaya surulmesiydi. Ortasahada Ekrem tercihine karsi degilim temel olarak, buradan da daha once yazmis, Ekrem'in gerektiginde o bolgeyi kotarabilecek ozelliklere sahip oldugunu soylemistim. Ancak Galatasaray deplasmaninda, yabanci sinirlamasi sorun degilken, Fink iki hafta dinlenmis ve Ekrem daha sakatliktan yeni cikmisken bu degisiklik nereden icap etti, anlamak mumkun degil. Maci tribunden seyretmedigim icin Arda'ya yakin oynadiysa da adam adama oynayip oynamadigini bilemiyorum. Nihat israri konusunda da daha once
yazmistim, temel olarak bir idari tercih oldugunu ve Mustafa Denizli'nin bu konuda kendi icinde tutarli oldugunu dusunuyorum. Ancak bunun firsat bedeli Holosko ve Bobo'yu ayni anda kenarda oturtmak ise, Mustafa Denizli'ye daha fazla destek veremeyecegim. Eminim ki Servet'e bugun sorulsa, Turkiye'de karsi karsiya oynamak istemedigi ilk oyuncunun Holosko oldugunu soyleyecektir. Ozellikle bu tarz bir deplasmanda kenarda oturtulmasinin benim nezdimde tutar bir tarafi yok. Galatasaray'in Arda ya da Baros'u yedek birakmasi kadar buyuk bir gaflettir benim gozumde. Kaldi ki, ligin duran toplardan en cok gol atan takimina karsi, baski yiyeceginiz bir deplasmana bu kadar kisa boylu bir takim cikmak da ayri bir hata. Gol bu yuzden yendi demiyorum, ancak takimin hava toplarindaki 4. savunma opsiyonu Yusuf Simsek oluyorsa Fink ve Bobo gibi iki oyuncunun yerine Ekrem ve Nihat gibi 5 macta bir kafa topu alan oyuncularin oynatilmasini da sorgulamak lazim.
"Rustu hata yapti" diyerek isin icinden cikmak mumkun degil o yuzden. Rustu demisken, kotu bir mac oynadi, ancak yine de Hakan'in kenarda oturtulmasini elestirenlere katilmadigimi belirtmeliyim. Bir takimin 1. kalecisi bellidir ve hazirsa oynar. Eger Rustu'yu kalici bir sekilde 2 numaraya kaydirmayi planlamiyorsaniz, bir diger deyisle Manchester United veya Wolfsburg deplasmanlarina Hakan ile cikmayi gozunuz yemeyecekse Denizli'nin yaptigi tercihi elestirmemelisiniz bence. Savunma yonu zayif olan Ismail'in onune Yusuf'un konmasi da soru isareti yaratan bir baska konuydu. Bence Serdar solda, Yusuf sagda oynasa, ya da Ibrahim Uzulmez tercih edilse defansif anlamda daha dengeli bir goruntu ortaya cikardi.
Oyuncu tercihlerine dair dusuncelerim boyle, maca gecelim. Adeta 1-0 geride basladi Besiktas ve 10. dakikaya kadar da kendine gelemedi. Ancak ondan sonra son derece dengeli, hatta Besiktas'in biraz daha aktif gozuktugu bir oyun oldu ilk devre boyunca. Tabata'yi bekledigimden daha iyi buldum, ortasahanin ortasinda hem dikine oynadi hem de top Galatasarasay'dayken direnc gosterdi. Gun gectikce Besiktas'in 4-2-3-1'e daha yakin bir goruntu cizdigini de ekleyeyim. Savunma onunde pozisyon bilgisi yuksek bir ismin eksikligi Ernst'i daha geride oynamaya mecbur ediyor ve bu da Besiktas'in gectigimiz sezona kiyasla sistematik acidan en onemli eksilerinden birisini olusturuyor benim gozumde. Besiktas daha hareketli gozukurken, skor avantajiyla isleri biraz daha rolantiye alan Galatasaray ise sagdan Keita ve Sabri'nin getirdigi toplarla ters tarafta Kewell'i bulusturarak etkili oluyordu. Burada Ibrahim Kas ve Serdar'in ters kademelerdeki yetersizligi kadar sol kanattaki defansif arizanin da payi buyuktu.

Denizli bu sezon aliskanlik haline getirdigi sekilde ikinci devreye cift degisiklikle basladi. Girenler Fink ve Bobo olurken, sahada hic gozukmeyen Nihat ile bence son derece iyi oynayan Tabata cikiyor, Holosko yine kulubede kaliyordu. Denizli'nin ortasahanin mucadele gucunu arttirmak istemesini anlayabiliyorum. Ancak Yusuf'un kondusyon sorunu ortadayken ve sol kanat savunmasi ariza verirken Tabata'nin cikmasini cok da mantikli bulmadim acikcasi. Degisikliklerden sonra 20 dakika boyunca gayet tehlikeli gozuktu Besiktas. Oyle ki, soyunma odasindaki tahtaya cizildigi belli olan, Serdar'i savunmanin arkasina kacirma taktigi 3 kere basarili oldu. Ancak ilk yaridaki pozisyonla beraber, kacirdigi net gol pozisyonu sayisi 4'u bulan genc oyuncu, mactan sonra kendisinin de itiraf edecegi sekilde "beceriksizdi". Sonrasinda da korktugum basimiza geldi ve futbolda gecerliligi olduguna inandigim sayili batil inanctan birisi olan "atamayana atarlar" prensibi yine calisti. Ibrahim Kas sakatlanmis ve Holosko kenarda beklerken gelen kontraatakta Rustu topu sektirdi ve skor 2-0 oldu. Mac da orada bitti zaten.

Mac sirasinda sinirimi bozan iki kisiye deginerek yaziyi sonlandiracagim. Ilki Melih Gumusbicak. Son zamanlarda bu kadar kotu mac anlatan birisine rastlamadim acikcasi. "Maglup olan dunyanin en kotu takimi, kazanan Sampiyonlar Ligi sampiyonu" psikolojisinde anlatti maci. Rustu'ye neden bu kadar saydirdi, anlamak guc. Mustafa Denizli'nin sikilan dislerinden, cakmak cakmak gozlerine kadar gereksiz yorumlari da son derece sinir bozucuydu. Benim genel olarak cok begendigim, ancak bu mac adeta koridor olan Hakan Balta'yi, oyundan cikarken, sahanin yildizlarindan birisi olarak ilan etmesi de sacmalikta son noktaydi. Ikinci bir Ilker Yasin kazanmis olabiliriz anlayacaginiz. Sinirimi bozan diger adam da Bulent Yildirim'di. Bu ulkenin en kotu hakemlerinden biriyken, nasil oldu da derbi maci verildi kendisine anlamakta gucluk cekiyorum. Yonettigi her mac sonrasinda Sampi ile telefonda birbirimize "Adam takim tutmuyor, sadece cok cok kotu bir hakem" diyoruz, bu sefer mactan one de konustuk, sag olsun haksiz cikarmadi bizi. Tabata ile Mustafa Sarp'in pozisyonunda nasil olup da herkese sari kart gosterdikten sonra maci hakem atisiyla baslattigini birisinin bana anlatmasi lazim. Tabata, Mustafa Sarp'a kasti olarak bastiysa kirmizi kart gormeli ve mac Galatasaray'in faul atisiyla baslamaliydi. Pozisyondan sonra sadece yerde yattigi icin sari kart gorecek ne yapti anlamak guc. Faul yaptigi icin sari kart gorduyse, dedigim gibi, mac Galatasaray'in faul atisiyla baslamaliydi. Mustafa Sarp bence atilmaliydi, ancak yine de derbilerde bu tarz seylerin hos gorulmesini anlayabilirim. Fakat o zaman da Ferrari'ye gosterilen karti aciklamak mumkun degil. Mustafa'yi itmis olsa da daha sonraki hal ve tavriyla kavgayi ayirmak icin araya girdigi her halinden belli oldu. Tabata'ya kafa atip, yumrugunu sikan Mustafa'yi sakinlestiren de kendisi oldu sonucta. Neyse, umarim bir daha bizim macimiza denk gelmez deyip sozu fazla uzatmayayim.
Neticede cok onemli bir mactan kotu bir maglubiyetle ayrildi Besiktas. Acikcasi buradan kalkip sampiyon olacagimizi soylemek icin Yildirim Demiroren olmak gerekir. Manchester United maci bu anlamda sans mi, sanssizlik mi, bilemiyorum. Yenilmezsek Sampiyonlar Ligi ciddi bir hedefe donusur, olur da kaybedersek ise kelle istenir, kabahat de 99% Mustafa Denizli'nin basina patlar.
Galatasaray - Besiktas: 3-0
4' Mustafa (1-0)
65' Baros (2-0)
82' Baros (3-0)