22 Nisan 2010

Eto'o'yu Solda Oynatti Essogluessek


"Internazionale'nin kurdugu kadro bence Real Madrid'den de, Barcelona'dan da daha dengeli ve iyi. Bir kere herkes izbandut. 11 tane teknik yamyam var sahada. Sag bek cift cigerli, stoperler beton, orta sahada pas yapabilen 4 hamal, ilerde kadife krampon Milito ve Amistad Eto'o. Herkesin birbirine yakin oldugu, sahayi mukemmel parselleyen bir 4-3-1-2 ile yaramayacaklari kucuk takim, kontra yapamayacaklari buyuk takim yok... Su an Barca dahil olmak uzere herkesin zayif halkalari var. Ornegin Puyol'un partneri kova olmak durumda, kaleci folklorcuyu andiriyor. Real Madrid'in kimyasi eksik. Pepe her maca turuncu kartla cikiyor. Sol bekleri hali saha oyuncusu. Ama Inter'de hicbir eksik goremiyorum. Hoca da boru degil ustelik."

Yukaridaki 30 Agustos 2009'da yazdigim bir yazidan alinti. Kendimi tekrar etmek istemedim, daha once ifade etmistim Inter'in kadro yapisiyla ilgili. Goruslerim sabittir. Her oyuncusu pozisyonunda dunyanin en iyi ilk 10'una girebilecek yetenekte bir takim. Oldukca simetrik ve guc dagilimi mukemmele yakin. Herkes 10 uzerinden 8 ile 9 arasinda. Barcelona'daki gibi 12'lik Messi ile 6'lik Busquets gibi bir standart sapma yok. Onun icin ozellikle kapanmalari gerektiginde bosluk birakmadan imece usulu alan daraltabiliyorlar.


PS3'te son zamanlarda surekli Fifa 2010 oynuyorum. Oyuncularin guclu olmasi, Milito'nun bitirici, Sneijder'in delici olmasi nedeniyle tercihim her zaman Inter olmak. Mourinho'nun takim tertibine lafim yok, ama benim oyun stilim cift forveti kaldiracak kadar joga bonito degil. Barca olup arkayi lale gibi acarsam, butun mac Puyol forvet kovaliyor. Onun icin 4-5-1 yazdim tahtaya. Eto'o sol acik, Motta sag acik (asimetrik kanat dengesi). Bekler Zanetti/Maicon on tarafin aynadaki goruntusu. Orta sahada Muntari/Sneijder ic oyuncusu, arkalarinda cevval Cambiasso. Gollerimin cogunu geriye gomulup 4 pasta karsi kaleye inerek atiyorum. Milito'ya cabuk giden top, ortasaha veya kanatlari oyuna dahil eden kosuyolu pasi, 3. kisinin deplase olmasina dayaniyor hucum setim. Eger topu ilerde tutabilirsem Milito veya Sneijder son vurusu yapiyor. Arada psikopatlara denk geliyorum beni Man Utd'i 4-6-0 oynatarak ve Rooney'e 35 metreden gol attirarak yeniyorlar ama olsun.

Mourinho'nun benim PS3 oyunlarimi seyrettigi asikar, kesinlikle inkar etmemeli. Dizilis olarak baklava'yi tercih ettiyse de topun arkasina gecip hizli uc oyunculariyla sonuca gitti. Pandev tercihini garipsemistim ama kendi icinde tutarli bence. Suratli, surekliligi olan bir oyuncu. Kontra topu atacak kadar oyun gorusu var. Ileride tempolu, kanatlara acilan cift forvet ve arkadan treyler kosusu yapacak cigerdeki oyuncularla bence muthis pragmatik bir oyun oynadilar.

Acikcasi Barca-Arsenal eslesmesinden pek zevk almadim. Tamam guzel ve acik oyun oldu, gol pozisyonu boldu. Ama ayni stilde oynayan iki takim olduklari icin kalite farkiyla sonucu kestirebiliyorduk. Ozellikle Fabregas'siz bir Arsenal istedigi kadar ayaga top oynamaya calissin, cabuk basan ve topa hakim olan Barcelona'yi gecmesine imkan yok.


Oysa ki Inter-Barsa eslesmesinde iki farkli gorus carpisiyor. Macin gorkemi bana kalirsa burdan geliyor. Kapitalist/sosyalist, Jacobin/yerel gibi bir diyalektik var ortada. Iki takimdan ziyade iki fikrin carpismasi seklinde gecti mac. Sahsen iki tarafa da sempatim var. Barca'nin siirsel oyunu kadar Inter'in taktik zekasini da begeniyorum. Alfa Romeo 8C Competizione'nin acimasizca guzel cizgilerini ve BMW M5 V-10'unun birbirine gecen 5 yilan gibi kivrilmis egzos manifoldunu ayni olcude, fakat farkli yonlerden takdir ediyorum.


Rekabetin tadini arttiran diger nedense Eto'o/Ibo takasi. Barcelona'nin hizinin dustugu maclarda ceza alanini domine edecek, uzun boylu bir forvet sikintisi yasadigi malumdu. Chelsea maclarinda bir turlu rakiplerini penetre edememislerdi. Ibrahimovic tercihi, versatil pivot santrafor olarak degerlendirildiginde farkli bir alternatif sunuyordu. Ancak tam da parlamasi gereken macta inanilmaz etkisizdi. Eger Inter deplasmaninda son on dakika santrafor olarak Pique'yi oynatacaksaniz kadro planlamanizda bir aksama vardir. Kagit ustunde cok ozel bir alternatif olarak durmasina ragmen bence Ibis'le Barca'nin uyumu tam olarak oturmadi. Ortaya dokulen bu kadar para varken daha israr edilecektir elbette ama 9 numaraligini pek goremedik simdiye kadar. Sirt pasi fena degildi keratanin gerci. Kendisinden bu tip hedef macta iki stoperin kafalarini tokusturarak, kaleciyle beraber topu aglarla bulusturmasini istiyordum.

2. maci cok merak ederek bekliyorum. Messi'ye ilham gelebilir. Antitezi Cambiasso adim attirtmayabilir. Her bakimdan dunyanin en iyi iki kadrosunun, dunyanin en formda teknik adamlarinin yonetimi altinda verdikleri ustun mucadele, futbolun zirve noktasidir gozumde.
Bir de su Balotelli ne pis bir adamdir yahu.

Dandik Derbi


Oncelikle herseyi bir yana birakip Fenerbahce'yi tebrik ederek baslamak lazim. 90 dakikanin sonunda galip geldiler, isi orada birakmak gerekir. Masada hukmen kazanmaktansa sahada yenilmeyi tercih ederim.

Ortada felaket bir hakem yonetimi varken mac gereksiz sekilde sertlesti ve inceldigi yerden koptu. "Bizim istemedigimiz hakemi maca verdiler, bari Firat Aydinus'u 4. hakem yapsalardi cunku Fener de ona gicik" demeciyle zaten daha oynanmadan macin bacisiyla gelin guvey oldu Besiktas yonetimi. Bir insanin kendine guvenini zedelerseniz geriye Guiza gibi birsey kalir. Tamamen kontrol kaybi ve eyyamla sonuclanir.

Bunyamin Gezer icin "karisi cirkin ve cok dirdir yapiyor" hipotezinde bulunmustum. Futbloglardan hak mahrumiyeti almadigima gore Huseyin Gocek'e de giydirebilirim. Ben bu kadar silik, bu kadar insiyatif yoksunu bir otorite musvettesi gormedim. Ibrahim Kas'in kavga etmek icin aranmasina hic birsey diyemedi, Emre Belozoglu'nun horozlanmasina ses cikarmadi. Bilica'nin sac cekmesini 15 metre otedeki yan hakem gormezden geldi. Emre Belozoglu'nun arkadan (sari kart), sert (sari kart) ve atak kesen (sari kart) kumulatif olarak kirmizi bucukluk faulunu hem caldi (yani gormedi degil), hem de kartsiz gecistirdi. Cunku adamin sinir sistemi iflas etmisti. Siz bunu elli kere tartisin, elli kere federasyona yuruyun degistiremezsiniz. Ortada donen guc dengesi oyunlari ve oyuncaklari hakemler yuzunden topun oynanabilirligi azaliyor.

Benim onerim cemaatin disindan yardim alinmasidir. Senelerdir MHK baskani bu kanalizasyondan cikan cikarci hakemler oluyor. Almanya'ya 100 tane 22 yasinda spor akademisi mezunu genc gonderelim. 5 sene egitim alsinlar. 27 yasinda donduklerinde 1 ve 2. ligdeki butun maclari yonetsinler. 30 yasinda da performanslarina gore bir tanesi baskan olsun. Profesyonel, sendikali hakem istiyorum. Kulup yoneticileri "bilmem kimi bizim macimiza istemiyoruz" dedikleri anda hakemlerin greve gidebilecek gucleri olmali. Hakemle takimi baristirma maclari utancini yeterince yasadik.

Ortama erkekligini gostermeye calisan minik serceler, onlarin sahada vucut buldugu cirkef oyuncular durumu daha da kotu yapiyor. Beni en cok uzen Ibrahim Kas'in pislikleriydi. Tarihin en ucuz penaltisini yapti Emre'yi durtukleyerek. Kaleciye sarjlar, kufurlesmeler vs. Ali Tandogan, Ahmet Hassan gibi yanlis transfer olsa bir derece, ama bu adam bizim ozkaynak diye ovundugumuz altyapidan cikma (Serdar Ozkan, Batuhan, berbat bir trend var malesef). Futbolun sert oynanmasindan hoslanirim, kendim de ust vucudu kullanarak oynarim. Cahilin deyimiyle Gattuso/Crouch karmasi bir yapim varmis, bilemeyecegim. Bunu Ingiliz sertligi olarak tanimlayabiliriz. Bir de rakibi zivanadan cikarmaya yarayan, pis, faullu, tahrik edici sertlik vardir. Emre Asik'in pandigi, Materazzi'nin topsuz alanda itisip kakismasi buna ornektir. Buna da Italyan sertligi diyelim. Mac boyunca ozellikle Selcuk, Mehmet Topuz ve Bilica'nin bu tipte yaptigi faulle karisik mudehaleler Besiktas'in bodurlarini sindirmekte kismen basarili oldu. Takimda 1.80 m'den uzun, ust vucudu kalin oyuncu sayisi az. Mumkun oldugunca sertlige karsilik verdiler sinirlenmeden. Bobo, Ersnt, Toraman yurekli oynadilar, tebrik etmek lazim.

Mactan aklimda kalan nadir guzel goruntulerden biri "optum, kib, bye" pankartiydi. Rakiple zekice eglenmek bu isin zevki. Demiroren'e laf sokulmasi ayri hosuma gidiyor, onun da payi olabilir. Cobarde Gallina Ortega ve bunun gibi pankartlara bayiliyorum. Japon bayragi, ITaat et falan da tiksindiriyor.
foto: 2006 kis donemi, UIUC futsal sampiyonu Turkiye. Sirtta "Champions" yazisina vurgu. En sagdaki Gattuso/Crouch karmasi. Yanimdaki yabanci kontenjanindan Arap kaleci. Onun solundaki Redmancan. Turnuvadaki tek kayarak topa mudehale eden stoper oldugundan esofmanli.

13 Nisan 2010

Tail of the Dragon - Faso Heyelan


Gecen hafta isten bir gun izin alip arabayla Atlanta'ya blogun eski yazarina ziyarete gittim. Tayyareden hoslanmiyorum, viva bireysel tasimacilik gibi birsuru vidi vidi yapabilirim. Ama erkek gibi kabul ediyorum ki ucak biletlerine bakmaya usendim ve fiyatlari acip baktigimda lavaya oturmus gibi oldum. Dedim ben bu isi kiviririm. Cok embesillik diye gozukmesin diye (tek yon 1200 km) uzun zamandir gitmek istedigim "Tail of the Dragon" rumuzlu 127 yolu uzerinden gectim. Persembe gecesi Knoxville tepelerine varmistim. Gece otelde yatip sabah - her zaman oldugu gibi, haftasonlari dahil - ciftci gibi 7'de saat calmadan kalktim ve yola koyuldum.

Yolun girisinde "virajli yol, kamyonlarin girmemesi hayirli olur" minvalinde levhayi gorunce icim ferahladi. Viraj ustune sikan, sikan ustune virajli, yegenimin tombis yanaklari kadar yumusak zeminli, sahane bir yolla karsilastim. Guneye inerken sol taraf yesil, sag taraf maviydi. Yol nehir boyunca ilerlerken tepelerin de etrafinda dolasiyor. Dragonun kuyrugu lafini kim bulmussa helal olsun, cuk oturmus. Amerika'daki her guzel sey gibi bu da ticarilestiginden posterler, tisortler, hediyelik esyacilar serpistirilmis yol kenarina.


Dopaminin dibine vurmus, yolun yarisini gecmisken bir baktim ki polis yolu kapamis. Inip ne oldu birader kaza falan varsa sorun etmem yanindan yavasca gecerim dedim. Meger heyelan olmus asiri yagistan, yol kapanmis. Temmuza kadar acilmaz dedi karahaberci. Kibar Feyzo'nun bir faso tanimi vardir, aklima o ve turevi betimlemeler geldi. Neyse dedim bari bu kadar geldik, bilgisayar oyunlarindaki gibi bir de terstan baslayalim. Resim ceke ceke geri dondum, ama aklim kuyrugun sokumunda kalmadi degil. Belki bir daha ugrarim becerebilirsem. Atalarimizin dedigi gibi einmal ist keinmal.

Yolu bu kadar guzel yapan kecinin gunun anlam ve ehemmiyetiyle muthis uyumuydu. Isim babasi Ferrari 250 GTO (Gran Tourismo Omologato), binek arabalarin yaris versiyonlarinin kullanildigi GT serisine katilabilmek icin yapilan hilenin meyvesidir. Oyle ki Enzo Ferrari, yaris arabasi tasarlayip sonra binek modelini yapmis, minimum 100 tane satis gostermek icin sadece 39 adet urettigi aracin seri numaralariyla oynamistir. 250 GTO'nun tasarimcisi, simdiki Ferrari 612'ye isim babaligi yapan Scaglietti'dir.

Fezza 250 GTO:


Fezza 612:


1964'te John Delorean, isletme gurusu Alfred Sloan'in "kucuk araba kucuk motor, buyuk araba buyuk motor" ezberini bozarak kucuk Pontiac GTO'ya buyuk motor konmasini saglamistir. Boylelikle '60'larin "muscle car" modasini baslatmistir. Kendisinin 20 sene kadar sonra Back to the Future'un en muhim karakterini oynayan Delorean'in kurucu/ureticisi olmasi da ilginc bir detay.

Delorean:


Is arkadaslarimla paintball'a gittigimde santiye sefim bana kardesinin 1967 GTO'sunu vermisti turlamam icin. Kardesinin sanayide mekani var, her turlu seyi tamir edip misline satiyor. Ama en sevdigi marka GTO, cunku lisedeyken kendine kullanilmis bir ornegini almis. Hala sakliyormus o araci. Neyse, 389 cu. in.'lik motor, 2 ileri otomatik sanzimanli bir tane daha bulunca koleksiyonuna katmis. Benim kullandigim yeni aldigi, biraz tamir gerektiren maviyesil olan. Lastiklerin yarisini yola gomecek kadar kuvvetli, nitekim eski teknoloji de olsa 6.4L epey guc uretebiliyor. GTO harflerine a eklenince goat kelimesi ortaya ciktigindan takma ismi keci.


Neyse, kuyruga geri donelim. Benim apacinin de '90'lardan kalma LS1 kod adli bir 8 silindirli motoru var. Silindir basina 2 subapli pushrod. En populer kullanim alani C5 model Corvette'ler. Motorun ozelligi kompakt yapisi sayesinde gunumuzun daha kucuk kaputlarina sigabilmesi ve nispeten hafif olmasi. Beni etkileyense gucunden cok alt devirlerde cikardigi ses. Yuksek gucu her turlu motor uretebilir. Ancak Mitsubishi Evo'lar elektrikli supurge, modifiye edilmis VTEC'ler de sinek viziltisi gibi geliyor. Motor sesi daha bas olmali. Onun icin Mercedes V8'leri bana her zaman Ferrari'ninkilerden daha etkileyici geliyor. Bariton V8'lere en guzel orneklerden biri de motor bloku kamyonetten alinan Ford GT.


Araba kullanmaktan zevk almak icin fazla hizli olmaya gerek yok. Guzel hava, eglenceli yol, uygun muzik ve paketi tamamlayacak arac yeterli. Ornegin uc bes bin dolara alacaginiz eski bir Mazda Miata (vites gecisleri Lotus Elan'dan calinti, inanilmaz zevkli), E36 ve daha eski kasa 3 serisi BMW, sizi yepyeni bir Audi'den daha fazla eglendirebilir. Dusuk butceyle guzel motor sesine bir diger ornek Subaru'nun boxer motorlari. Cok dusuk devirlerde dizelimsi homurtular cikarsa da bandin yukarisina yaklastikca trrrrrrr diye kendine bir ozgu sarkisi var. Turbo versiyonlarda turbinin donmesinin duduksu sesi de ekleniyor, cok karakterli oluyor.


Eger tamir islerinde iyiyseniz eski Alfa Romeo V6'larinin muzigi farklidir, ama emek gerektirir cunku surekli toplamaniz gerekir. Kendine ozgu motor seslerinin efendisi 993 kodlu hava sogutmali Carrera'lardir bana gore. Bir kere '95 model tosbaga kullanma firsatim oldu, omuriligim titredi. Debriyaj, fren ve gaz pedali ayni yerde olmasa daha iyi olurdu.


Benim cocuk da en guzel sesi yaklasik 3000 ile 4000 d/d arasinda cikariyor. Virajlarda fazla guven vermiyor cunku agirlik dagilimi biraz yamuk. Suratli girislerde onden kayiyor, yavas girip gaz verince arkayi atiyor. Onun icin en iyisi sakin sakin kivrilarak duzluklerde hizlanmak. Zannediyorum motorun atesleme sekansini ayarlarken Led Zeppelin'den Immigrant Song caliyordu arka planda, cunku "hammer of the gods" makinece en fazla bu kadar soylenebilir. Valhalla I am coming. Turkiye'de 2. el Golf fiyatina aldigim arac misyonunu yerine getirdigine gore satip yerine Fiat Panda alabilirim dondugumde.

Guneye dogru ilerlerken cok keyifli mekanlardan gectim. Birkac resim daha cekip Atlanta'ya vardim. Nitekim The Machine ve Fifa 2010 bekliyordu.

11 Nisan 2010

Favalli'yle Olmaz Leonardo Hoca

Dunku Klasiko cok zevk vermedi. Barcelona her an istedigi kadar gol atma yetisine sahip oldugundan sonucu bile bile 90 dakika seyretmek, taraflardan biri Barca olsa bile, yeterince heyecanli degil. Guclulere karsi ceviklerin macinda hiz farkiyla sampiyonlugu aldi Barcelona. Real Madrid, tandem harici boy ortalamasi 1.70'i zor bulan altyapi mahsullerini acik sarilik faullerle sindirmeye calisti. Hakem Mejuto sahaya maksatli cikmanin verdigi motivasyonla Barcelona'yi ince duduklerle kiymaya calistiysa da dayaga doymayan Katalanlar kalkip top oynamaya devam ettiler. Normalde faul sayisi asagi yukari kart sayisiyla oranli olur. Ama Mejuto'ya giden Bond canta yuzunden Aduket cekmek ile itiraz etmek ayni sepette degerlendirildi. Guardiola'nin hedef maclarda Puyol'u bekte oynatmasi garibime gidiyor. Zannediyorum bir tarafta Maxwell varken obur tarafi acmak istemedi. Maci sol bekte bitirmesi de ilginc bir detaydi. Bir yanda Messi'nin meme ucuyla adam eksiltmesi ile Ibo'nun sirtiyla pas vermesi, obur yanda Volkan'in popo istobu. Gel de TSL seyret sonra. Barca'dan tiksinmen lazim aslinda, cunku Besiktas'in ulasmasini hayal ettigim citayi surekli yukseltiyorlar ve ulasilmazi daha da ulasilmaz kiliyorlar. Ama artist tek oyunculari bile yok. Kimse sacini boyamiyor, kendini yere atmiyor. Mecburen hayran olmak zorunda kaliyorum.

Besiktas-Trabzonspor macinin iki tarafin da kazanma motivasyonuyla keyifli gecmesini bekliyordum ama anlamsiz dudukler ve kazma oyuncular nedeniyle pek gerceklesmedi. Yusuf'un fiziksel eksikligi nedeniyle Serkan'i gecmek icin 3 defa calim atmasi gerekmesi uzucuydu, bu adami 25 yasinda akli basindayken seyretsek muthis olurdu. Mevcut enerjisiyle son yarim saatte oyuna girebilecek cilingir olarak kullanilabilir en fazla. Bunyamin Gezer'in saykoanalizi yapilsa cok ekstrem sonuclar cikabilir. Benim tahminim kucukken cok dovmusler ve karisi hem cirkin, hem de cok feci dirdir yapiyor evde (intihar kombinasyonu). Hayatla olan hesaplasmasini futbol sahasinda otorite gosterisiyle yapiyor adam.

Haftasonu seyrettigim en guzel mac Milan'la Catania arasindaydi. Italya'ya giden herkesin artist atki takmasina kil oluyorum. Sinisa Mihailovic buyuk ihtimalle Yugoslavya'nin fakir ama gururlu sokaklarinda calim atarak buyumustur. Monser atki nesine anlamadim. Ayak bilekleri lastikli Huseyin Kalpar esofmani giysin demiyorum ama bu kadar kasmasin. Keza Leonardo, modanin onde gelen adamlarinin genc erkek arkadaslari icin tasarladigi Barbie kiyafetlerini giymeyi birakip AW, DM gibi isminin bas harflerinin kazindigi adam gibi seyleri almasini oneririm. Sorun su ki Brezilyali oldugu icin ya DLDSKRL ya da L yazmak zorunda, belki de o yuzden hoslanmiyordur.

Maxi Lopez'in tek forvet kitabinin bir bolumunu yazdigi sahane ilk yariyi Catania deplasmanda 2-0 onde kapatti. Kosu zamanlamasini mukemmel yapip ters direk dibini gordu. Sonra da sola deplase olup topu tuttu, geriden adam gelmesini bekleyip sag kasina bir orta kesti. Catania nereden TSL mac kasetleri buluyor bilmiyorum ama "one gecince geri yigilan Anadolu takimi" formatini harfiyen uyguladi. Gittikce geri kacan 5-4-1, ozellikle yoruldukca esilmeye baslandi. Milan'in kalitesiz kadrosu inadi sayesinde puani kurtardi, ama Leonardo'nun ileriye yonelik isik verdigini soylemek zor. Bir kere defans kelepir. Abate kazmaligini cift cigeriyle kurtariyor, ama Antonini denen hirtapoz Ibrahim Uzulmez'in tirnagi etmez. Rakibinin koprucuk kemigini 7 yerinden kirmasina sebebiyet verecek kadar ucurduktan sonra kerhen topu durttu. Hakem faulu verince "BALLAAAA, hoca BALLAAAA, vallaha bak BALLAAAAA" diye top isareti yapmasi epey antipatikti. Ters kademenin t'sinden anlamaz, orta yapamaz, ileri cikmaz, ne ise yararsin Antonini bu blogu okuyorsan hesap ver.

Rakiyi cok, meyveyi az tuketmis orta yasli bir balikciya benzeyen Favalli'ye saygim sonsuz. Paran var, 20 senedir oynuyorsun doyuver bir zahmet. Anliyorum Milano karizma mekan, futbol stadinda Golce Dabbana reklamlari var, atkilar falan racon, Maldini yakisikli ama emekli olup sakin ama sirin bir Italyan kasabasindan ev alip altina Alfa Romeo Brera v6'yi cakmanin zamani geldi. Thiago Silva daha genc, tandemi mundar ederek cocugun ekmegiyle oynuyorsun.

Milan'da tek bir komple oyuncu var, o da Seedorf. Kafasiyla verdigi ara pas sonucu etkileyen tek hamlesi oldu. Ancak oyun gorusu, temposu, yaraticiligi ve olanca joga bonitosuna ragmen disipliniyle muazzam bir oyuncu. Inter Milan'in satma sebebini anlamadigim uc oyuncudan biri (digerleri Roberto Carlos ve Bergkamp). Mancini'yi satma sebebini kendisi bir kere daha kanitladi, tekrar aciklamama gerek yok. Zafer Borriello Biryol da az belesci degil.

Hollanda liginden forvet alana bir kalemtras, bir tras bicagi, bununla da kalmiyor bir tane de tukenmez kalem vermiyorlarsa biri bana Huntelaar ve Afonso Alves'in bonservisini aciklasin vakit bulursa.

1 Nisan 2010

Chambana 2 - Mac Yazilari

Koye geri donmenin diger artisi maclari arkadaslarla seyretmek oldu. Internet sagolsun her turlu mac erisilebilir durumda. Evdeki TV duzeni ve pofuduk koltuk olmasa da Almunia'ya beraber kufretmek seyri keyiflendiriyor.

Cumartesi gunu mac maratonuna Birmingham-Arsenal maciyla basladik. McLeish'in takimi kalite olarak EPL'de ilk 15'te bile degil bana gore. Kucuk takimlar rotasyona bir adet kadife krampon koyarak farklilik yaratmak gerektiginde sihir ihtiyaclarini karsilayabiliyor. Ornegin Hull'da Geovani, Blackborn'de Diouf gibi oyuncular var. Birmingham ise salt duz oyunculardan kurulu. Ancak kapasite eksikligini ayak aliskanligi sayesinde kapatiyorlar. Surekli ayni kadroyla sahadalar. Forvetleri hareketli ve sureklilikleri var. Cenk Isler modunda Kevin Phillips Sunderland'deki halinin bir golgesi olsa da yanlislikla skor katkisi yapti Arsenal'e karsi. Fabregas'in etkisiz, Rosicky'nin yalniz oldugu macta Walcott ve Londra'li saban Bendtner'in etkisizligi ileri ucta uretken olmayi engelledi. Arshavin ve Nasri'nin oyuna dahil olmasiyla ileride opsiyonlar artti. Nasri buldugu boslugu iyi degerlendirerek koseyi gordu. Alex Song geriyi, Denilson da orta sahayi iyi toparliyorken Almunia'nin hediyesi bir golle 2 puan biraktilar. Sampiyonluga oynayan bir takimin kalecisi bu kadar capsiz olmamali. Arsene Hoca Hakan Arikan'i alsa bu sene sampiyondu. Su anda Drogba/Lampard ikilisinin sakatligina bakiyor kupa. Muthis kisisel gelisim gosteren Alex Song, iyi uyum saglayan Vermaelen, skora centik atmaya baslayan kanatlarla heyecan verici bir takim Arsenal. Ancak hala cok yonlu bir forvete (Edin Dzeko, Chamakh, Bobo) ve adam gibi bir kaleciye ihtiyaclari var.

Maratona Besiktas-Eskisehir ve Roma-Inter maclariyla devam ettik. Son yillarda seyrettigim en guzel Besiktas maciydi. Toraman'in on stopere gecmesiyle ic oyunculari hucum hattini ileriye cekebildi. Bobo seyrettigim en iyi pas dagitici orta saha tipi forvet oyunlarindan birini oynadi. Tek tek butun geriden gelen oyunculari pozisyona soktu ileride topa hakim olarak. Attigi gol belesti ama haneye yazdi yine bir tane daha. Asil 3. golde tactan gelen topu orta cizgide kafayla aktardiktan sonra penalti noktasinda asist yapacak kadar enerjisi ve saha hakimiyeti olmasi sahaneydi. Gole ofsayt golgesi dusmeseydi keske. Holosko'yla Bobo yakin oynadikca pozisyon zenginligi artiyor. Riza Calimbay'a gereksiz yukleniliyor. Ilk yarida takimi orantisiz sekilde fazla kosup yoruldu, kadrosu dar. Hamle yapma sansi pek yok acikcasi. Inter deplasmanda dove dove yenildi, garip bir macti. Ranieri'de mi Denizli bali var, Denizli'de mi Ranieri bali arastirmak lazim.

Pazar gunu Cimbom'lu Cahil ve Othello'yla maca bagel yiyerek hazirlandik. Ilk defa bir GS-FB macinin mac oncesini GS taraftarlariyla yasadim, ilginc bir deneyimdi. Emre'siz, Selcuklu ve Guiza'li FB'ye karsi icerde oynarken bile yenilmeye bu kadar hazir olmalari hakkaten psikoloji doktorasi icin bir arastirma konusu. Bir yandan babamla da yazisiyoruz. 3 farkli takimi tutan 4 kisi de Fener'in kazanacagini biliyordu. FB muthis set defans yapan 4-4-1-0 ile oynadi. Skoru telasli bir sekilde degistirmeye calisan GS cok kopuk bir 4-2-4'le oynadigindan hucumlarina sureklilik kazandiramiyordu. Ortasahadaki sayisal eksiklik donen toplari tekrar hucum kanatlarina aktarmayi engelliyordu. Dikkat Selcuk oyuna agirlik koymasin diye laf soktuktan yarim saat sonra 35 m'den gommesiyle bayagi utandim acikcasi. Gol yenince ya sessiz kalarak hazmedilmeye calisilir ya da kufredilir benim bildigim. Cahil Turk filmlerini aratmayacak bir "HAYIIIR" narasi atmayi basardi. Babamin "Topal kirmizi gormezse gol atamayabiliriz" dedikten sonra Rijkaard'in onu cikarmasi, akabinde gol olmasi nedeniyle bir an icin futboldan anlayabilecegini farkettim. Sonra aklima Nobre'nin Bobo'dan daha iyi topcu oldugunu dusunmesi geldi ve hemen vazgectim.

Gecen gun Cahil'e dedim ki bir dahaki sefere beraber seyretmeyelim, ayagim ugursuz geldi. Bosver dedi, ben her turlu varyeteyi/totemi denedim, bu herifler bizi nasil olsa yeniyor.

31 Mart 2010

Chambana 1 - Temassizlik Var


Haftasonunu universite koyume egitim gonullusu arkadaslarimi ziyarete gittigimde zorla schadenfreude yasatacaklarindan habersizdim.

Son iki haftayi Goodfellas filminin finali gibi gecirdim. Analojide ensedeki helikopter binayi teslim ettigimiz musteri oluyor galiba. Oradan oraya kosusturup rotuslari bitirmeye ugrastim. Baktim olmayacak cuma gunu aldim elime fircayi, THX 1138 film setinden hallice bembeyaz cop odasina dalip herseyi daha da beyaz yaptim (ustum basim dahil).

Cuma aksami ortamdan uzaklasmak farz oldu. Dunyanin en duz yolu I-57'de iyi yanda tarlalar, kulagimda kah Bobi Marley, kah AC-DC, tembel V8'in homurtusuyla kafa dinledim. Arabalari bu yuzden cok seviyorum galiba. Terapi gibi geliyor fiziki uzaklasma.


Dunya'nin merkezi Champaign-Urbana'ya varir varmaz yola cikmadan once aldigim Fifa 2010'u oynamaya basladik. 1 konsol, 4 apaci, 2 takim: ne kadar kazma olursaniz olun eglence vaadeden bir formula. 8 sene once universiteye geldigimde 2. sinifta olan Othello'nun hala kampuste barinmasi garibime gitse de ortalama 3 senede bir diploma aldigi icin kabul edilebilir bir durum. Yalniz elektronik muhendisligi bolumumuz zayif galiba cunku butun elektroteshisleri "temas" uzerine. Subarucan'in saati bozulunca temassizlik olmustur. Bilgisayarim calismiyor derim, yine temassizlik yine temassizlik. Yengenin arabasinin kornasi surekli calmaya baslayip komsulari uyandirdiginda bu sefer "temas var" teshisi koymustu. Demek ki fazla teknik seyler okuyunca hersey 1 ve 0'a indirgeniyor. Nitekim there are 10 types of people, those who understand binary and those who don't. Ayrica there are 2 types of people, those who like Journey and liars (bunu New Orleans'da bir santorden duymustum). Bu durumda ben yalanciyim.

Fifa 2010 gayet olmus. Avantaj oynatip pozisyon bitince sari kart gostermeler, oyuncu hareketlerinin fizik kurallarina uygun olmasi, genel oynanabilirlik vs. PES'ten ustun. Calim atmak biraz zor, Messi falan insan. Turk liginin olmasi hos detay olmus. Holosko feci yardiriyor.

Othello'yla ben takim olduk, karsimiza Cahil ve Gorev Adami'ni aldik. Cahil'in beraber aldigimiz ve cozum kitabi sayesinde gectigimiz dersin asistanligini yapmasi ancak 2. sinif filmlerde olabilecek bir tezat. Labaratuarda aleti calistirip eve PS3 oynamaya gelerek arastirma yapan makine muhendisleri olduguna inanmak istemezdim. Ar-geci diye aldik camasir makinesi cikti. Gorev Adami'nin tez yazmasi gerekiyordu ama misafir bilinciyle oyun oynamadan edemedi. Kendisi futboldan pek hoslanmiyor, ancak dogustan oyuncu oldugu icin kotariyor. Karsi takim pozisyona girdiginde Cahil'i kaleciyle karsi karsiya birakip Gorev Adami'nin oynattigi adami savunmaya gidiyorduk. Ivesa'nin kalede devlesmesiyle Arsenal'e bayagi kafa tuttuk Eskisehirspor'la.

Yaptigimiz diger eslesme GS-FB macinin ozeti gibiydi. Chelsea olarak yagmur gibi geliyorduk, derken Man Utd dandik bir atakla cat diye tikiyordu golu. Hep ezip cogunlukla berabere kaliyorduk. Alex Hoca ne yapiyorsa EA Sports cozmus demek ki.

Kampusun fiyat/kalori performansini cok ozlemisim. Yardiradur DP Dough. Calzone'a gel.

21 Mart 2010

Diyarbakirspor'un San Mames'i


Gectigimiz haftalarda memleketteki utanc verici gerilimin futbol sahasina yansimalarini gorduk. Kimse geri adim atma erdemini gostermedigi surece hicbirseyin degismeyecegi asikar.

Takip ettigim kadariyla medyada iki kutup var. Birincisi irkcilik kokan "bunlar laftan anlamaz, sallandiracaksin iki tanesini vs. vs." safi. Sahaya girilmesinden resmen memnunlar cunku karsilarindakini hor gormelerini mesrulastirmak istiyorlar.

Obur tarafta Ibrahim Altinsay gibi romantik sosyalistlerin Diyarbakirspor taraftarlarinin hic sucu yokmus gibi aklama tandansi mevcut. Bursaspor kiskirtmis, yillardir haklari yenmis, dilleri yasaklanmis, tepki verince istiklal marsiyla cop sokulmus, sahaya girmeyip de ne yapacakmis. Yasanmis acilarin varligini tartismiyorum cunku Lice'li bir arkadasimin memleketinin yakilmasini, tanidiklarinin iskence gormesini ve kendilerini cesitli nedenlerle dagda bulmalarini ilk elden dinledim. Detaylarini merak ediyorsaniz Hasan Cemal'in "Kurtler" kitabinin ilk bolumunu okuyabilirsiniz.

Benim anlamadigim Kurt kokenli vatandaslarin "kiskirtilma" bahanesiyle siddeti onamalari. Tepki gostermelerini anlayisla karsiliyorum, ama formati bana cok ters. Her kiskirtilan kiskirirsa bir yere varamayiz zaten. Kendilerini kucuk gorenleri morartmak istiyorlarsa taslarla degil projeleriyle yapmalari gerekir. Ornegin Ispanya'da Bilbao bolgesinin kimligini Atletic Bilbao sergiliyor. Stadlarinin ismi sehrin koruyucu azizi Mames'ten geliyor. Takma isimleri "aslanlar", cunku Romali'larin aslanlara yem etmeye calistigi Mames'e dokunmuyor apaciler. Cok guclu bir cantera (kelime anlamiyla tas ocagi, yuklendigi anlamiyla altyapi sistemi) kulturu var. Sadece Bask kokenliler takimda forma giyebiliyor. Taraftarlar kendi komsularinin cocuklarini sahada goruyor. Oyuncular sehrin gobeginde halkla icice yasiyor. Nihai basari kisitli, cunku oyuncu havuzu dar. Ancak taraftar bundan memnun, cunku Atletic kupa avcisi bir takimdan cok daha fazlasi. El Mundo'nun arastirmasina gore taraftarlarin %76'si cantera sisteminden vazgecmektense kume dusmeyi tercih ediyor.

Diyarbakirspor bolgenin insan kaynaklarindan faydalanarak oyuncu yetistirebilir (burada kokenden cok bolge insani olmak onemli, Diyarbakir'li Arap ile Mardin'li Suryani de havuzun parcasi). Yerel yonetimlerle sermaye sahipleri birlesip tesis yatirimina gidebilir. Ornegin takimin iskeleti (5-6 oyuncu) yoresel kaynaklardan altyapidan olur, ustune Brezilya'li 10 numara alirsiniz, bir adet Afrika'nin bagrindan kopup gelen kalin enseli forvet, iki uc tane de ulke ici transfer yaparsiniz (Mugla'dan Ridvan, Samsun'dan Tanju, Sivas'tan Toraman). Takimin esansi bolgesel olur. Bu demek degildir ki bolge disindan oyuncusu olamaz - Atletic Bilbao ornegindense yabanci oyuncu oynatan Real Sociedad daha uygun bir analoji kadro yapisi bakimindan. Bir bolge baskalarina kendini kabul ettirmek istiyorsa baskalarini kendi bolgesinde iyi agirlayabilmeli, hos karsilayabilmeli - Napoli'nin Maradona'yi, Maradona'nin Napoli'yi sahiplenmesi gibi.

Ortaya heyecan yaratacak, inandirici bir proje ortaya konmali ki is "fikrimiz bu ama yapmamiza izin vermiyorlar" noktasina gelsin. Cunku o noktada toplum destegi projeye momentum kazandirabilir, mesela Federasyon kaynak aktarabilir. Mucadele birleserek ve planlayarak yapilir. Sahaya akinci gibi dalarsaniz en fazla kendinize zarar verir, takiminizdan en ihtiyaci oldugu zaman ayri kalirsiniz. Umuyorum ki yapici ve birlestirici bir insiyatif ortaya cikar ve memleketin dislileri birbirini kirmaya son verir. Icecek ayran yokken helaya tankla gitmek yaziktir.

Mulholland Drive

11 Mart 2010

Sempatik Kadro

Besiktas'in su anki kadrosuna baktigimda sempati duyulabilecek oyuncu sayisinin fazla olmasindan memnuniyet duyuyorum. Liderlik vasfi bulunan, karakteri saglam futbolcu sayisi belki 100. yil seviyesinde.

Bir kere Ernst var. Yabanci dedigin citkirildim kadife krampondan ziyade yerel sartlara uyum saglayan ve kulube aidiyet hisseden insan olmali ki sen de onu kendinden biri gibi sevebilesin. Ince belliyi kavrayisindan kasitsiz sertligine kadar her seyi duzgun adam Ernst. Hakem kararina %110 hakli olmadiktan sonra sarlamiyor mesela.

Tarihimizin en kaliteli yabanci oyuncusu ya Ferdi'dir, ya da Ferrari. Pascal gibi, Ilhan gibi parlayip takimi tasiyan oyuncular olmustur ama hicbirinin uluslararasi kariyeri onlar kadar parlak degildir. Ferdican'i hatirlamayacak kadar kucuktum oynarken, ustelik kariyerinin cok basinda gelmisti. Ferrari'ye denk geldigim icin sansliyim. Adami staddan seyretmek lazim gerci topsuz oyunda yer tutma dersini alabilmek icin. Her mac sonrasi seyirciye tesekkur etmesi, konsantre oyunu ve hata yaptiktan sonra uzuntusu takdire sayan. Gonulden oynuyor ama salt gazdan ibaret degil. Ustun adamlarin gelip takimlara damga vurmasini seyretmek cok keyifli. GS'de bunu Hagi/Popescu yapti mesela. Elde tutmayi basarabilirsek o ayarda bir degerdir benim icin Ferrari.

Sivok, Fink gibi duz adamlar da kabulum. Gogus goguse carpismadan kacinmayan, isyankar futbolcular. 10 sene oynasalar bir kere bile deplasmana gitmemek icin bilerek sari kart gormezler gibi geliyor.

Holosko en buyuk potansiyelli oyuncumuz. Bilegi kirildigi icin bu sene heba oldu sanki ama dunya kupasinda parlama sansi var hala. Agzindan lokmasini alsan ses cikarmaz, tekme atsan kalkar yerini alir frikik icin. Aglamayip isine bakar, delikanli adam.

Bobinho toplamda en fazla gol atan yabanci forvet. Onu ozel yapan bu formayla pismesidir. Ozellikle Tigana doneminde ustune koyarak kendini cok gelistirdi. Israrla yaziyorum, takimda gol vurusu olan tek oyuncu Bobo'dur. Benim icin gol vurusu ayak iciyle top yere degmeden aglarin icinde eriyen suttur. Adrian Ilie, Alex de Souza bu vuruslari yapabiliyor mesela. Bilek yumusak olacak bir kere. Bir de pozisyon sezgisi cok kuvvetli. Ornegin defans arkasina kosularinda minimal derecede ofsaytta kalir. 20 sene sonra Besiktas'li Bobo olarak hatirlanacaktir, cunku gelisme donemini Istanbul'da yasadi.

Digerleri kadar olmasa da Tello'ya da sempatim var. Kendisi biraz yanar doner, motivasyonu degisken. Bunda Tello'dan cok maas dengesini tutturamayan yonetimin kabahati var elbette. Gecen seneki sampiyonlukta emegi cok, bu sene de baltaya sap olacaksak Tello'nun omuzlarinda yukselerek yapacak takim.

Kadroda pek hazetmedigim birkac oyuncu var, onlar da kisisel gorusum. Mesela Toraman'in gereginden fazla cemkirdigini dusunuyorum. Besiktasliligi tartisilmaz, ama terlik meselesi vs. gibi eksi notlari var. Ekrem'in kimyasi biraz bozuk. Adam calisiyor cabaliyor ama topcu degil. Kaval kemigiyle top istop etmeye calismasi sahada gormek istemememin bir nedenidir. Surekli agir abilik taslayan eski FB kaptani Rustu'nun takimda olmasini istemezdim. Politik goruslerinden de pek hoslanmiyorum, belki bir etkisi vardir. Iyi kaleci, ama BJK kalesine Mrmic gibi cevval apaciler yakisiyor. Runje de karakterli adamdi vesselam. Bako'dan beri kalede bidon ustune bidon goren bunyem icin Rustu gecer not alir, fazlasi degil. Nihat doneli biraz fazla agliyor, duzelme bekliyorum hala. Nobre'yle ilgili yazmaya elim gitmiyor. Elleri yana acip hakeme birsey dediginde kafasina Albatros vurusu yapmak istiyorum gercekten.

Geldik en cok saygi duydugum adama: Ibrahim Uzulmez. Dogru bir tasvirle Delinho. Ben bu kadar mucadeleci, bu kadar kapasitesini zorlayan adam gormedim. Huseyin Bolt'un vucudu Ibo'da olsa 100 m'yi 8 saniyede kosardi. 36 yasinda hala maglupken "Canlanin lan" diye bagirip emegiyle onderlik ediyor. Futbolu biraktiginda giydigi son formadan alip cerceveletmeyi dusunuyorum. 19 yakisir evin bas kosesine. Haddini bilmesine hastayim. Futbolcu olmasaydim garson olurdum diyecek kadar kendisiyle barisik kac insan var? Uc kurus para edinince luks ve cok fazla bozulan araba alip manken/sunucu/oyuncuya yazmak da var dunyada baska guzel kiz yokmus gibi, memleketine yatirim yapip efendi gibi aile kurmak da. Insan kalitesi esle olculebilir az cok (bu da tam bir Redman muhabbeti). Ornegin Hulya Avsar Mandela'yla evlense bile Ibrahim Tatlises'le Tanju'yu kardes yapan gecmisini degistiremez.

Alttan Necip'in gelmesine seviniyorum. Uzulmez gibi gozlerinin icine bakacak abisi oldugu icin sansli. IBB macindan sonra Redman beni aradiginda naber/nasilsin faslindan sonraki ilk lafi Necip oynadi oldu. Bir cocuk takim secerken basaridan, sampiyonluklardan etkilenir. Ben MAF'li donemde babamin FB'li olmasina ragmen Besiktas'i tutmaya basladim. O zamanlar Metin Asik'in mirasi, Tarik Dasgun'u kacirip Tanju'yu transfer etmekle mesgul bir FB, Alp Yalman'in Cimbom'uyla sidik yaristiriyordu. Ama belki de 3 sene ust uste onlardan biri sampiyon olsa su an farkli takimi tutabilirdim.

Olgunlastikca ozkaynak, altyapi, semt takimi gibi kavramlari ozumsuyor insan. Taraftarlik bir ortak payda oldugundan diger Besiktas'lilarla paylastigim degerler var. Mesela bizim icin Necip'in oynamasinin yarattigi heyecani, Fenerliler Can Arat icin hissetmez. Bunda futbolcu kalitesi vs.'den ote etmenler vardir. Burada dogru/yanlis ayrimini yapmiyorum, her kulubun karakteri tarihinden suzulup sekil alir. Zaten bu farklilik olmasa takim tutmanin keyfi cikmaz.

Cimbom ve Fener'de de pesinden gidilebilecek oyuncular mevcut. Biraz da baktiginiz goze gore degisiyor tabii. Rijkaard'in adamligini, GS'nin genc oyuncu yatirimi ve yapilanmasini sempatiyle takip ediyorum mesela. Keita'nin voleleri, Kewell'in agirbasliligi camialarina deger katiyor. 1.65'lik boyuyla artistlik yapan ve cok konusan Arda'nin olgunlasacagini umuyorum. Pitpitligini bilmesi lazim biraz. Dunku bebeto 55 bin kisinin onunde "adam ol adam" diye racon kesmemeli. Obur esek de omuz atmamali tabii ki, ama Arda uslubuyla hakliyken haksiz durumuna dustu gereksiz yere. Sarbi konusuna hic girmiyorum, tribunlerde de pek kabullenilmiyor gibi zaten. Mondragon cirkefi gittiginden beri ozellikle kil olunacak adam sayisi minimal. Fener'de dopamin kaynagi Alex var hayran olunacak. Umit Ozat ve Tuncay'in gitmesiyle liderlik yapmak Emre gicigina dustu malesef. Bir de Volkan Demirel tek basina agiz tadi bozmaya yetiyor zaten. Guiza'nin eglence faktoru yuksek, onu farkli bir kategoride degerlendirmek lazim.

Umarim Besiktas'in su anki efendi takim kadrosu muhafaza edilir. Ali Tandogan, Ahmet Hassan, Ahmet Dursun, Veysel Cihan, Adem Dursun, Kursat, Ali Gunes gibi hanzolar musallat edilmez. O ne cirkin bir takimdi aklim almiyor. Astigmatim artmisti resmen o donemki rezalete baka baka.

Bir de su yonetim gitse de takimdan zevk almaya tekrar baslasam iyi olacak.

2 Mart 2010

Terso Gurcan


"Alex Lille maçından yorgun. O gece de ilk yarıda görevini fazlasıyla yapmış. Daum, oyundan düştüğü son 15 dakikada Alex'i çıkarıp bir taze kuvvet oyuna alsa, Bursa maçı büyük ihtimalle kazanılırdı." - Omer Urundul, Sabah Gazetesi - 2 Mart 2010.

"Cristian ve Deivid kulübede. Demek ki oynayabilirler. O zaman çevir sistemini üçlü defansa. Forveti ikili yap... Alex arkalarında oynasın. Var mı Vederson ve Gökhan gibi hücum beki kimse de? 3-5-2 mi çağ dışı, yoksa rakibi ve maçı farklı düşünüp, farklı davranamamak mı?" - Gurcan Bilgic, Sabah Gazetesi - 1 Mart 2010.

Orduyla iktidarin birbirine girmesini takip etmek icin dolanirken Sabah gazetesi internet sitesinde rastladigim Gurcan Bilgic yazisina hayran kaldim. Yaziya link vermek icin aksam tekrar girdigimde bu sefer Omer Urundul'un muhtesem yorumlarina denk geldim. Mac kaybedince teknik direktor secimlerinin aksini iddia etmekten oteye gitmeyen counterfactual argumanlarla hala para kazanabiliyor bazi capsiz yazarlar. Hani iyisini yapsalar neredeyse "What If" serisine girecekler (her bolumunu farkli bir tarih profesorunun yazdigi bu kitaplar, tarihsel kirilma noktalarinda - 1. Dunya Savasi'nda Almanlar galip gibi - farkli sonuclar alinsa gunumuzun nasil etkilenecegini irdeliyor).


Teknik direktorlugu tahtaya bir dizilis koyup X'lerin altina oyuncu ismi yazmaktan ibaret goren cahiller hala kendilerine kose bulabiliyor. FB en son ne zaman 3'lu savunma oynadi hatirlamiyorum bile. Lille macindan sonra 3 gun gecmis. 3-4 antrenmanla sarkik liberoya gecen bir tek Mustafa Denizli olabilir dunyada. Bir de Lucescu hazirlik macinda perisan olduktan sonra Ronaldo'yu ortaya cekmisti, ama o sezonun kalanini 3'lu oynamisti zaten.

Savunma tandeminde Lugano haricinde ust duzey elemani olmayan takimin 3 stoperi neresinden cikaracagi muamma. Alex'li bir duzende ileri hatta 2 kisi bulundurma luksu de ortasahanin gobegindeki oyuncularin apaciligine bakar. Emre o sertligi saglayabiliyor ama ona uyum saglayacak fiziksel kalitede sadece duztaban Deniz Baris var.

Omer Urundul'un maddi gucuyle medyada kendine yer ettigi soylenir hep. Aslini bilmiyorum, ama torpilden baska bir turlu spor yazarligina gelmesi mumkun degil. Sonuca bak, tersini soyle, onu yapsa kazanirdi diye iddia et. O zaman ben de diyebilirim ki Alex'i cikarip "taze kuvvet" alsaydi - ki taze kuvvetin kim oldugu belirtilmemis - Ertugrul Saglam karsi hamle olarak oyuna taptaze kuvvet almak suretiyle Daum'u mat ederdi. Urundul Bey aksini ispatlasin bakalim.


Kaynaklari genis, cok satan bir gazetenin kafasi calisan, analitik analiz yapabilen insanlara yatirim yapabilmesi lazim. Ornegin IBB sezon boyunca ortalama kac km kosuyor, buyuklerle oynadigi maclarda ne kadar kosuyor? FB'de Agustos'tan bu yana 25. macini oynayanlarla 15. macini oynayanlarin test sonuclari sezon basi degerlerini buluyor mu? Mesela bu test Koch'un antrenman dozajini ayarlayip ayarlayamadigini olcebilir. Cok mac yapan adam senenin basindaki kadar diriyse, 15. macini oynayan geriye gitmisse yetersiz antrenmana isaret olabilir. Keza 15. macini yapan aslan gibiyse, 25. yapan civavaya donduyse Daum'un rotasyonu eksik yaptigi iddia edilebilir. Teknik direktor elestirilebilir. Ancak elestirinin ici dolu olmali, mumkunse verilerle desteklenmelidir. Obur turlu sallamaktan oteye gecilmez.

Ozellikle Omer Urundul'un vardigi sonuca hayran kaldim: "Bütün iş, bence çok radikal bir karar verip, Daum ile hemen yolları ayırmak ve yönetimin hiçbir baskısı altında kalmadan teknik adamlık yapacak birisini Fenerbahçe'nin başına getirmek."

Su anki FB kadrosu Daum'un degildir. Zico ve Aragones donemlerinde yonetim suzgecinden gecip, Daum tarafindan yamanan bir kadrodur. Eger ona en az iki sene (ki bu yaklasik 5 transfer daha anlamina gelir, takimin yarisinin sifirlanmasi demektir) sure vermezseniz, o zaman mevcut kapasitenin ustune koyamazsiniz. 50 senedir hoca kovuluyor, 50 senedir birsey degismiyor. Bir kere yonetim $100 m'luk butceli takimi teslim edecek kadar guvendigi adama 8 ay bile dayanamayacaksa o zaman kendini inkar etmis olur. Rahat birakin su adamlari da islerini yapsinlar. Daum'un FB'deki 3. sene kadrosunu hatirlayin: Aurelio-Appiah-Tuncay-Alex-Anelka. Bunu Daum'un ilk seneki kadrosuyla karsilastirin. Eksikleri kapayarak, oyunculari gelistirerek nereye vardigi ortadadir. Delidana Tuncay'dan kanat forveti Tuncay'a metamorfoz Daum'un katalizasyonuyla mumkun olmustur. Ona bu firsati vermeyecekseniz bosuna dovizleri heba etmeyin. Kontratini mac basi yapin, ziyan olmasin memleketin kaynaklari.


Benim de Sabah gazetesine onerilerim var. Urundul'un 2. paragrafinda onun yerine Noat Samisa girse okuyucular 5'e katlanirdi. Herr Gurcan'la Mosyo Urundul'u kovun. Avrupa'dan Simon Kuper gibi super yildiz yazar getirin. Eger yazilari tutmazsa bu sefer Turk liglerini bilen, okuyucunun kimyasindan anlayan Selcuk Yula gibi yerlileri ise alin. Yuruyedur Cos(x).

Futboldan iki kisinin anladigindan eminim. Biri benim, digeri Omer Urundul veya Gurcan Bilgic degil.