14 Haziran 2009

Demiroren Manifestosu - Allah Icin Dus Yakamizdan


Protokol tribununde ailesiyle mac seyretti diye baskanligi ogrendi, sempatik futbol goruntuleri sergiledi, Denizli’yi getirerek cifte kupayi aldirdi diye dusunenler var maalesef. Agaclardan dolayi ormani goremeyenlere resme biraz uzaktan bakmayi oneriyorum.

Bir kere su aileyle mac seyretme olayina kilim. Camianin temsil edildigi protokol tribunu 10 yasinda velet gol olunca babasina sarilsin diye yapilmamistir. Orada BJK temsil ediliyor ve misafirler agirlaniyor. Eger kizinla kucaklasacaksan biletini alir diger tribunlerde oturursun. Her kupa aldiginda aglamasina da anlam veremiyorum. Kupalar kazanilir, kaybedilir. Iki ihtimale de tevazuyla yaklasip adam gibi sevinip adam gibi uzulmek varken zirlaya zirlaya sahaya atlayip sonra da kupayi amcalara goturmenin anlami yok. Otur oturdugun yerde, iyi ya da kotu sonucu hazmet, sonra emegi gecenleri alinlarindan opup gelecek senenin planlamasini yap.

PAF takim lafini yemesinden terbiyesizligine kadar her turlu olayini herkes biliyor zaten, tekrarlamaya gerek yok. Babasinin soyadi ve parasi disinda hicbir ozelligi olmamasina ragmen baskan secilmesini ancak secmenin dalaletine veya daha da kotu bir ihtimalle satin alinmasina baglayabilirim. Hadi diyelim ki para babasi birini secti uyeler kisa zamanda cabuk buyumek icin (benim hic katilmadigim bir yol), mantik olarak bu paranin anlamli olabilmesi icin hibe edilmesi lazim. Faiziyle “cocuklarinin rizki” adi altinda geri alinacaksa gider bankadan kredi alirsin ayni isi yaparsin. Tuttugun takima 61 m TL borc veriyorsan, bu ancak parayi kolay edindigini gosterir kimse kusura bakmasin. Kaldi ki borcun bu kadar buyumesinin altinda yonetimsel becerisizlikler ve yuksek maliyetli yanlis kararlar var. Futbolcuya ederinden cok bonservis vermenin bile katma degeri olabilir; Zapo’ya harcadigimiz para aldigimizdan verimdan az oldu mesela, ama yeri geldiginde cikip duzgun top oynadi. Ancak tazminata verilen paralar tamamen mundar oluyor. BJK’nin su ana kadar yurt disina en fazla para verdigi islem yildiz futbolcu bonservisi degil Del Bosque’nin tazminati. Resmen utanc verici. Yaptigimiz uzun vadeli sozlesmelerin cogu bitmeden iptal ediliyor. Umbro’yla forma icin anlasilir, Adidas uc kurus daha fazla verecek diye kirilma asamasina gelinir. Inonu’ye reklam alinir, anlasmanin miadi dolmadan baskasina gecilir. Yabanci futbolcu aliriz, 6 ay sonra BJK capinda olmadigi anlasilir, gondermeye calisilir. Eger kurumsak, sirketlesmissek, piyasada hisselerimiz varsa oyunu kurallarina gore oynamamiz gerektigini kavrayamadi bu yonetim. Piyasa ekonomisinin temeli sozlesme yapma hakki, yaptiginda da anlastigin sartlari yerine getirme zorunlulugudur; cunku getirmezsen yaptirimlari vardir. En buyuk yaptirim da ismine dusurecegin lekedir. Demiroren BJK’ya temizlenmesi cok uzun surecek derin lekeler birakmistir. BJK su anda sozlesme yapmak icin guvenilir bir kulup degildir, bu da her turlu sozlesmeyi agirlastirmaktadir (mesela futbolcu transferi icin banka teminati gerekiyor).

Benim son 3 senedir gittigim tek mac olan BJK-Sivasspor macinda (Liverpool macindan hemen sonra) 25 bin kisi “Yildirim Demioren Yeter” diye bagirdi, hala gitmedi koltuga yapistigindan. Her turlu basiretsizligi yapti, beceriksizligini her firsatta kanitladi. BJK’li durus lafini agzina her aldiginda sinirim tepeme cikiyor, basimdan asagi kaynar sular dokuluyor. Yildirim ve ekurilerinin (Levent Erdogan basta olmak uzere Celal Kolot, Sinan Engin ve takima musallat olan diger sutubozuklar) karantinaya alinip BJK’lilik nedir, rakibe saygi nedir, hak hukuk nedir anlatilmasi lazim.

Mehmet Topuz olayinda insiyatifi eline aldi, yuzune gozune bulastirdi. Topuz’un FB’ye gitmesinde degilim. 9 m Euro’yla Appiah’tan daha fazlaya mal ettiler ve guc gosterileriyle FB camiasinin ne kadar kompleksli oldugunu kanitladilar. O kadar kurumsallar ki baskanlari ozel ucakla futbolcunun ayagina gidip, milletvekilleri araciligiyla ikna edip, ozel arabasinda soforluk yapiyor. Ligi 5. bitiren, Uefa’ya onelemeden katilan Avrupa’da kac takim transfere bu kadar para harcar merak ediyorum. Burada kanitlanan buyukluk degil, verimsizliktir. Buyukluk de amac degil, aractir. Buyuklugu basari icin bir temel olarak kullanirsaniz anlam yuklersiniz. Ornegin Bayern Munih buyuktur, butcesi siskindir, taraftari coktur. Ancak bunu Bundesliga’yi domine ederek ve Avrupa’da kupa alarak taclandirirlar. Toplam 2.5 rakibi olmasina ragmen 3 senede bir sampiyon olup CL’de basari kazanan hocayi kovarak degil. Rakibini tuttugunu soyleyen adami senede 2.5 m Euro ile mukafatlandirarak hic degil.

Benim zoruma giden sidik yarisini kaybetmemiz degil, yarisin icinde bulunmamiz. Gider teklifini verirsin kulube, fiyatta anlasir oyuncuyla gorusur alirsin. Cok mu zor yahu? Ilk defa mi birini bonservisiyle aliyoruz? En kotu ihtimal senin teklifin rakibinden daha dusuktur, fiyat yukseltmis olup rakibine yine zarar verdirirsin. Ustelik para ulke icinde kaldigindan memleket de toplamda iceri girmemis olur. Nedir kardesim Titanik’te adam kacirmalar, forma giydirmeler, rakibine ezik demeler, Telegol’e baglanmalar? Sirke cevirdiniz koskoca kulubu. Simdi de acisini cikarmak icin “bomba transfer” pesine dusup takimin ihtiyaci olmayan bir adama fahis fiyatla imza attirirsiniz. Istemez kardesim, kalsin. Biktik forvet arkasi 10 numara fiyaskolarinizdan. Sampiyon takimi muhafaza edemiyorsunuz daha (Cisse, Bobo). Batuhan, Aydin, Mehmet Sedef konularina hic girmiyorum bile.

Maliyeti ne olursa olsun dus yakamizdan artik. Futbolcu satip, gerekirse 1 sezon altyapi eksenli iskeletle kumede kalmayi hedefleyerek borcu kapatalim. Meymenetsizin suratina faiziyle birlikte paralari firlatip kulupten kovalim. Inonu’den iceri de bir daha sokmayalim. Eger yaklasan kongrede aday cikmazsa, herkes borctan korkup sorumlulugu reddederse yeminle soyluyorum gozumde hicbir degeri kalmayacak 5 yasindan beri gonul verdigim takimin. Yeter artik. Hakkaten yeter.

Stanley Cup


Kucukken buz hokeyini cok severdim. Ozellikle Olimpiyatlar zamani TRT3'te yakaladigim zaman kacirmazdim kesinlikle. Hem sertlik hem de surat bakimindan futbola (daha cok salon futboluna) en cok benzettigim spor olmustur her daim. Futboldaki topun karsiligi olan 'pak'in ufak olusu ve bu yuzden mac izlerken zaman zaman gozumun onunden kaybolmasi disinda herhangi bir olumsuz sey de soyleyemem herhalde hokey hakkinda. Ancak buz hokeyi Turkiye'de populer olmadigi ve televizyonlarda da yer almadigi icin fazla icine girme sansim olmadi.

Burada beraber calistigim cocuklar oldukca ilgililer. Hali sahada top oynar gibi hokey ringine gidip haftada bir hokey oynuyorlar. Stanley Cup (NHL Finali) 7. maca gidince beni de davet ettiler Cuma aksami maci seyretmeye. Iyi de ettiler, yillarca aklima takilan onlarca soruyu sorup bir suru sey ogrendim boylece. Cikan kavgalari hakemlerin neden ayirmadigindan, ringdeki cizgilerin ne ise yaradigina, 60 dakikalik bir macta en fazla sure alan oyuncunun neden ancak 20-25 dakika oynadigindan, nicin bu kadar cok oyuncu degisikligi yapildigina kadar sayisiz sorumu sabirla cevapladilar sag olsunlar.

Ogrendigim en enteresan sey ise neredeyse butun hokey oyuncularinin neden yukaridaki arkadas gibi sakalli oldugu oldu. Ben hep hizli kaydiklari icin yuzleri usumesin diye boyle bir onlem aldiklarini dusunmustum, isin asli oyle degilmis. Meger NHL'de playofflar basladiktan sonra herkes ugur olsun diye sakal trasi olmayi birakirmis, adet boyleymis.

Baya egitici bir deneyim oldu anlayacaginiz. Kucuklukten kalma bir Pittsburgh Penguins formam olmasina ragmen krizden buyuk zarar goren ve Pistons'in da sevindiremedigi mavi yakali Detroit'e moral olsun olsun diye Red Wings'in kazanmasini istiyordum. Ortamdaki herkesin Penguins'i desteklemesinin de bunda payi vardir eminim ki. Ancak deplasmanda kazanan Pittsburgh oldu ve boylece gecen sene 4-2 ile kaybettikleri finaliin rovansini Detroit'ten almayi basardilar.

Macla ilgili istatistik, fotograf vs. ilginizi cekerse buradan ulasmak mumkun.

Ne Oldu Simdi?


Arap sacina donen transfer hikayesi Mehmet Topuz'un Fenerbahce ile 3 yillik sozlesme imzalamasi ile son bulmus oldu. Sormak lazim Yildirim Demiroren sahsinda tum Besiktas yonetimine: Ne oldu simdi?

Ben, Besiktas'i temsil eden insanlarin, kulubun temel ahlaki degerlere sahip cikan, herkese karsi saygili, beyefendi, delikanli, centilmen insanlar olmalarini istiyorum. Benim icin Besiktas'in "Besiktas" olarak kalmasi her turlu sportif basaridan cok daha once geliyor. O yuzden hosuma gitmedi zaten son 10 gundur yasananlar. Bence Mehmet Topuz alinsa bile degmezdi bu yapilanlara zaten. Ancak butun bu cirkinliklere ragmen bir de transferin sonlandirilamamis olmasi Demiroren ve ekibi adina icler acisi bir durum. "Hile-hurdaya karistiniz, bari en azindan adami alabilseydiniz" diyesi geliyor insanin.


Bugun Aziz Yildirim'in yaptiklarindan da cogu Fenerbahceli memnun degil. Okudugum elestiri yazilarindan en guzelini futbloglar.com vasitasiyla No Pain No Gain'de gordum. Yaziyi yazan arkadasi sahsen tanimiyorum ancak konuya onun gibi bakan ve bunu cekinmeden yazan Fenerbahceli'ler oldugunu gormek benim adima cok sevindirici. Ancak neticede taraftar istemedigini acikca beyan etmis de olsa, 10 gun once Besiktas'i tuttugunu aciklayip formayi uzerine giymis bir oyuncuya yilda 700,000 Euro daha fazla maas odemek, apar topar oyuncunun ayagina Kayseri'ye gitmek, ondan sonra da sofor koltugunda resim vermek pahasina da olsa Aziz Yildirim Mehmet Topuz'u transfer etti. Yontemleri hosunuza gitmeyebilir, sahsen ben hic haz etmiyorum, ancak neticede en azindan istedigini almistir Aziz Yildirim.

Peki Yildirim Demiroren ne yapti? Hem kulubun etik degerlerini ayaklar altina aldi, hem de ugruna hicbir kural tanimadigi hedefine ulasmayi basaramadi. O zaman sorarlar iste adama: Ne oldu simdi?


Bu arada degerli(!) yoneticimiz Levent Erdogan transferin sonuclanmasi uzerine "Beşiktaş'a, Beşiktaş duruşu olan futbolcu gerekiyor" buyurmus bugun. Haber burada. Iyi, tamam, eyvallah da... "Besiktas Durusu" olan futbolcudan once, bahsettikleri durustan hicbir sekilde nasibini almamis, bizleri her gun biraz daha fazla utandiran bu yonetimin gitmesine ihtiyacimiz var kesinlikle. Imam Osurursa Cemaat Sicar demistik degil mi?

13 Haziran 2009

Bulent Uygun'a Soru: Bilica'dan Para Kazanilmasi Caiz Midir?


CezaSahasi.net'in yazdigi Poltrona 36 baslikli yaziyi biryerlerde okumussunuzdur. Yazinin en can alici paragrafi su:
Bu homoseksüel ilişkiyi yaşadığı iddia edilen iki oyuncunun bir de ortak noktası var. Her ikisi de Türkiye'de top koşturma şansına erişen bu oyunculardan biri, Galatasaray'ın efsane kadrosunda arka direk golcüsü olarak nam salan sağ bek Carlos Alberto Oliveira Capone'den başkası değildi. Diğeri ise bugün hâlâ ülkemizde top koşturan, oynadığı futbolla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanıp, Sivasspor'dan Fenerbahçe'ye transfer olan Fabio Bilica.

Kafama birsey takildi benim bu haberi okuyunca. Simdi Sivasspor Teknik Direktoru Bulent Uygun takiminin basarisini "Istanbul'da Laila, Sivas'ta la ilahe illallah" diyerek ozetlemisti ya... Merak ediyorum, kendisine gore Bilica'dan para kazanilmasi caiz midir acaba? Onumuzdeki gunlerde bu konuda bir aciklama yapar da degerli gorusleriyle bizi aydinlatirsa cok sevinirim.

12 Haziran 2009

Mustafa Denizli Uzerine


Aslinda bu yaziyi sezonun sonuna dogru, yani yaklasik 2 ay once kafamda sekillendirmistim. Ancak sezon sonunu beklemeyi tercih ettim. Sampiyonluk coskusu, ortalik biraz yatissin derken Mehmet Topuz sacmaligi yasandi ve gundem tamamen olmamasi gereken yerlere tasindi. Oyle olunca bizim yazi da bugune kaldi.

Bu blogu takip edenler bilir, sezon boyunca Mustafa Denizli'yi buradan sikca elestirdik. Cunku Denizli, sezon ortasinda takimin basina gelmis olmasina ragmen, iyi kotu iki senede oturtulmus olan saha ici duzeni bir gecede yikmisti. Bu sebeple takim liderlikten 6. siraya geriledikten sonra, bir sekilde deneme yanilma yontemi ile tekrar buldugu, ise yarayan, mantikli duzen ile de tatmin olmamis, takimla surekli oynayarak bizce gereksiz puan kayiplarina sebep olmustu. Ustune bir de Cisse, Bobo, Holosko gibi daha sonra sampiyonlukta cok onemli roller oynayacak oyunculara takimda yer vermiyordu ve yerlerine Ilk 11'de Delgado, Nobre ve Ibrahim Toraman gibi bizce cok daha verimsiz oyunculari oynatiyordu. Takim sezonu cifte kupa ile kapatmis olsa dahi bu goruslerimizin hicbirinden de bir adim geri atmis degiliz, zaten ortada inkar edilemeyecek bir kadro tercihi/mac sonucu iliskisi var ve bunu burada defalarca yazdik. Ben hala sportif anlamda Denizli'nin kontrol edemeyecegi faktorlerin (rakiplerin puan kayiplari, Nobre ve Delgado'nun sakatliklari sayesinde Holosko ve Bobo'nun takima mecburen monte edilmesi vs.) 2008-09 sampiyonlugunda onemli bir rol oynadigini dusunuyorum.

Ancak yine de "Yigidi oldur ama hakkini yeme" deriz ya hep, bazi konularda da Denizli'nin hakkini teslim etmemiz gerek. Cunku 'teknik direktorluk', ozellikle Turkiye gibi profesyonelligin cok da gelismemis oldugu liglerde ve Besiktas gibi orta vadeli bir programdan dahi yoksun, basiretsizce yonetilen kuluplerde sadece antrenman yaptirip kadro yazmakla sinirli bir gorev degil. Bu pozisyonun insan yonetimi, milyonlarca kisi tarafindan takip edilen bir camiayi temsil, transfer planlamasi gibi cok onemli baska bilesenleri de var. Biz sikca bu gercegi unutuyor, Besiktas'i, Everton'lari, Barcelona'lari, PSV'leri degerlendirdigimiz gibi degerlendirme hatasina dusuyoruz. Bunda Besiktas'a dair hayallerimizin, ideallerimizin etkisi buyuk tabii ki. Ancak Turkiye futbolunun ve Besiktas'in bugunku somut sartlari goz onunde bulunduruldugunda Mustafa Denizli'nin su ana kadar gayet basarili bir yonetim sergiledigini ictenlikle soyleyebilirim.

Bu yorumun altini doldurabilmek adina sezon basindaki Besiktas camiasinin genel durumuna bakalim... Takimin basinda kendi prensiplerine ve genel durusuna ters olsa dahi, Besiktas'ta kalmak adina, kendini yonetimin her turlu sacmaligina boyun egmek zorunda hisseden bir teknik direktor (Ertugrul Saglam), ve onun yaninda, sorumluluklari tam olarak tanimlanmamis, karanlik iliskileri herkes tarafindan bilinen, bu yuzden Besiktas'i da alet ettigi davasi hala devam eden bir menajer (Sinan Engin). Bunun ustune takimi her firsatta dinamitlemek icin elinden gelen herseyi yapan bir yonetim. 15 gunde bir aglayan, federasyondan kelle istemis, PAF Takimi ile sahaya cikmakla tehdit etmis, ancak bunu bile basaramamis bir baskan (Yildirim Demiroren) ve her firsatta gazetelere olduk olmadi demecler veren, futbolculari "kadin gibi" oynamakla suclayacak kadar terbiyesiz, akilsiz yoneticiler (Levent Erdogan ve turevleri). Sezon basinda iki Ibrahim'in kavgasi ve bunun yonetilemeyisi, Sivok-Zapotocny transferlerinde yapilmis olan buyuk yolsuzluk. Bir adim daha geri gidersek Tigana'nin yardimcilarinin kovularak altinin oyulmasi. Takimin tum kimyasini bozup, buyuk ihtimalle de sampiyonluga mal olmus olan Celal Kolot tercihi. Ve daha niceleri... Hakikaten son 6 seneye baktigimda Besiktas'in, aklimin, hayalimin alabilecegi en kotu yonetimle yonetilmekte oldugunu rahatlikla soyelyebilirim. Durum boyle olunca, Besiktas'in herseyden cok, bu yonetimin bir adim onune cikip onu kontrol altinda tutabilecek ve yukarida bahsettigim sacmaliklari engelleyebilecek bir teknik direktore ihtiyaci var (daha dogrusu varmis) basarili olmak icin. Zaten bunun disinda kalan her turlu model denenmis ve basarisiz olmustu bugune kadar. Dunya capinda kariyer sahibi, gunumuzun en iyi milli takimi olan Ispanya'nin basinda gorev alan Vicente Del Bosque. Halk cocugu, camianin sembol ismi Riza Calimbay. Genclerle calismakla unlu, bu konuda ciddi kariyer yapmis Tigana ile genclik asisi. Camianin bir baska cocugu, UEFA'nin en cok gelecek vaad eden 20 teknik direktorunden birisi olarak gosterilen Ertugrul Saglam, yaninda da takimi daha once sampiyon yaptigi zannedilen ve yine karanlik isleri halletmesi beklenen Sinan Engin. Bu isimlerin ortak ozelligi ya goreve geldikleri noktada bu yonetimi kontrol altinda tutacak ozgecmise sahip olmamalari, ya da buyuk ihtimalle Yildirim Demiroren gibi bir karakter ile daha once karsilasmadiklari icin onun sacmaliklariyla nasil bas edeceklerini bilmemeleriydi. Iste Mustafa Denizli'nin farki bu noktada hissedildi ve usta teknik direktor, zekasi ve tecrubesi sayesinde yonetimin takima verdigi zarari minimize ederek camianin onundeki en buyuk engeli ortadan kaldirdi. Bunda goreve geldigi gunku sartlarin da payi vardir elbet, ancak ne olursa olsun bence yine de cok buyuk bir basaridir. Bunun Denizli'nin Del Bosque'den ya da Tigana'dan daha iyi bir 'teknik direktor' oldugu anlamina gelmedigini de not duselim. Sadece mevcut yonetime daha cok uymus, daha dogrusu Besiktas'in basarisiz yoneticileri ile daha iyi basa cikmistir bence.

Bunun disinda lig maratonu boyunca Besiktas oyuncularini da son derece iyi idare etti Mustafa Denizli. Brezilya yemekleri, kolej ortami vs. demeyecegim, ancak kulup icindeki genel havanin takim 6. siradayken dahi son derece olumlu oldugu konusunda kimsenin bir itirazi olacagini dusunmuyorum. Oynayan/oynamayan herkesin kendisini el ustunde tutmasi, takim icinden basina tek bir cirkin hadise yansimamis olmasi ve son olarak da sampiyonluk macinda Ibrahim Uzulmez'e yaptigi kaptanlik jesti bu bahsettigim olumlu havanin aklima ilk gelen ornekleri. Bir de herseyin otesinde, ilk gunden itibaren sergiledigi soguk kanli, kibar, ve pozitif profil ile Besiktas'in son donemde asiri derece zedelenmis olan imajinin yavas da olsa duzeltilmesi adina cok onemli bir temel olusturdu usta teknik direktor.

Sozu uzatmaya cok gerek yok, biz yanlis gorduklerimizi dilimiz dondugunce elestirmeye devam edecegiz tabii ki, ancak gorunen o ki Besiktas'in, bu yonetim ile devam ettigi surece, Denizli'den daha 'iyi' bir 'teknik direktor' bulmasi cok ama cok zor. O yuzden 1 sene olsa dahi sozlesmesini uzatmis olmasina seviniyorum kendi adima. Kongreden sonrasi da zamani gelince bol bol konusulur zaten.

10 Haziran 2009

Ver Elini Suat Kaya & Hasirt to the Blackboard Ihtimali


Rakip makip anlamam, sevindim Rijkaard’in memlekete tesrif etmesine. GS yonetiminin hangi sartlarla getirdigini bilmiyorum (paradan bahsetmiyorum, uzun vadeli planlama, sorumluluk paylasimi, vs.). Umarim arkasinda guven ortami saglanmistir ve kendisi yonetimin fikir birliginin bir urunudur. Obur turlu olasi bir bocalama surecinde arkasinda ne kadar durulacagindan emin degilim. Soyle ki sadece son 2 sene icinde Adnan Polat’in kendi eliyle emeklilikten alip takimin basina gecirdigi (hatta 2 kez) Kalli, onumuzdeki 10 sene icinde sivrilip zirve yapma ihtimali olan Skibbe, camiada kredisi sonsuz Bulent Korkmaz bile kovuldu. GS kariyer, saygi, ozkaynak, vs dinlemeden yonetim sorumluluklari bolusulmesinde yasadigi sorunlar nedeniyle hoca harciyor. Belki kariyerli adami ise almaktan cok kovmaktan zevk aliyorlardir, bilemeyecegim. Dunyada cok kisiye nasip olmaz Barca hocasi kovmak, bir ihtimal Adnan Sezgin’in hayattaki emeli odur. Mesela benim egomun zirve yapmasi icin Laetitia Casta’yla cikmam yetmez, onu cirkin biriyle aldatmam gerekir.

Hollandali’yi getirme amaci taraftara heyecan verecek bir 4-3-3 ve hucum kombinasyonlari vaadi olsa gerek. Burada erken sevinenlerin anlamasi gereken birsey var. Bu isler oyle aman Rijkaard geldi, total futbol, Rinus Michels hoppa olmaz. Rijkaard’in Barca’ya oturttugu sistem su an GS’deki mevcut oyuncu kalitesinin cok daha otesinde bir takimda bile yaklasik 18 aylik bir surec sonrasi meyve vermeye basladi. Topa sahip olmak icin surekli alan degistirip bosa kacmak esastir. Ozellikle oyunu karsi kaleye yikacaksaniz asiri efor sarfettirir. Dolayisiyla oncelikle ustun fizik gucu edinmek gerekir. Pas yuzdesiyle takdir kazanan Xavi’nin bu yuzdeyi CL final macinda 11.7 km kosmasina borclu oldugunu atliyoruz (BJK-FB macinda en cok kosan oyuncu 9,9 km ile Tello’ydu). Takimin hucum varyetelerini ve alan paylasimini ogrenmesi icin birlikte surekli antrenman yapmasi sarttir ve bu calisma surecini tek bir sezon oncesi kamp yuklemesine sigdiramazsiniz. Ayriyeten Rijkaard model futbolda savunma cok ileride kuruldugundan muazzam bir savunma disipliniyle geri 4’lunun ortasahanin hemen gerisinde ip gibi dizilebilmesi gerekir. Hakan Balta bu isi kotarsa bile futbol IQ’su dusuk Servet Cetin, bilinmeyen 2. stoper, sakatliktan donecegi belli olmayan Ugur Ucar (veya Allah korusun Sarbi) ile oturtulmasi gereken bir savunma duzeni var. Ozellikle Servet’i tamamlayacak stoperin kisa mesafede cabuk olmasi lazim, cunku uzun topta rakip forvetle bire bir kalmasi cok olasi. Bu sure zarfinda GS’nin hucum edip goze zevk verdiginde bile Youla, Taner Gulleri, Murat Hacioglu gibi uzun topa kosularini iyi ayarlayan forvetler yuzunden surpriz puan kayiplari yasayabilir. Onun icin yildiz mildiz, forvet arkasi jambaz sihirbaz falan ugrasmadan ilk is 100 m’yi 11 saniyede kosabilecek stoper almak cok daha faydali olur. En onemlisi de atiyorum 10. haftada takim 10. olursa taraftarin inancini, yonetimin de sabrini kaybetmemesi gerekir.

Medya Rijkaard yegenimi bitirmek icin elinden geleni yapmaya calisacaktir. Ego tatmini icin ideal bir ortam var ortada. Asla ulasamayacagin yerlere gelmis, Barca’da CL kazanmis adam karsinda. Sana soru sorma ozgurlugu taninmis, atis serbest. Sen de kavga cikarmakla beslenen zavalli capsiz bir muhabirsin. Bugun antrenman teknigi, planlama, transfere bakis, altyapidan oyuncu yetistirme, GS’deki hedefler vs. bir suru konusulasi konu varken gider FB’den teklif aldin mi diye sorarsin. Yarin takim uc hafta puan kaybeder, “istifayi dusunuyor musun, aklin Barca’da mi kaldi” diye mac cikisi adama girisirsin. Sonra sef ahkam kesici kabadayi Erman “Rijkaard’a Turk futbolcusunu taniyan ve rakiplerinin cigerini dalagini bilen bir yol gosterici lazim” diye buyruk verir. Derken Adnan Polat Rijkaard’in arkasinda durur ve yardimcilarini antrenman baslamadan yeterince evvel tesise gelmedigi icin kovar, basladigimiz yere doneriz.

Binaneleyh “Asi Tutmadi”, ver elini Suat Kaya & hasirt to the blackboard cok da uzak degil olasi bir sportif performans krizi yonetilemezse.

8 Haziran 2009

Yuru Be!





Federer kesinlikle hak etmisti bunu. Kariyer Grand Slam'inin son ayagi olan Roland Garros'yu kazanirken, yolunun en buyuk rakibi Rafael Nadal'dan gecmemis olmasi bu basarinin degerini zerre azaltmaz bence. Sampiyonluk kupasini bir baska tenis efsanesi Andre Agassi'nin elinden almis olmasi da hos bir ayrinti.


Umarim bu basari, dususe gectigi soylenebilecek kariyerini canlandirmasini saglar ve o muhtesem Federer-Nadal eslesmelerinin daha nicelerini izleyebiliriz boylece.

7 Haziran 2009

Aldirma Honduras Aldirma


Beles biletin tadi baska oluyormus meger. Elektrikci taseronun proje sorumlusuyla futbol muhabbeti yapmistik birkac kez. Kendisi 29 yasinda sarisin bir bayan oldugu icin santiyeye geldiginde hayat duruyor, apacileri ise dondurmek icin dul, cocuklu ve erkek arkadasi oldugunu hatirlatmam gerekiyor her seferinde. Neyse, bana ABD – Honduras macina gider misin bilet bulsam diye sordugunda atladim beles bilete. Tesadufen Othello'nun da gozu varmis macta, kampusten atlayip geldi. Bilette $45 yaziyor ama nedense internetten StubHub yoluyla $160'a almis bizim taseron, ne is anlamadim. Ya bizim takimlar gibi katki payi deyip vergiden kaciriyorlar ya da Amerika'da futbol o kadar populer olmus ki artik karaborsasi bile olusmus. Mac Chicago Bears'in sahasi olan, basta 1. Dunya Savasi olmak uzere cesitli savaslarda olen Amerikan askerlerine ithaf edilmis Soldier Field'da oynandi. Orjinal yapi Roma mimarisinden esinlenerek tasarlanmisti. Ancak 2001'de stadyumun modernlesmesi surecinde ustune eklemeler yapildi. Olusan komposizyon biraz karisik ve eski binanin uzerine bir uzay gemisi inmis gibi gozukuyor. Ayriyeten 6 Haziran'da kalin uzun kollu ceketle usuten Chicago havasini takmayip tribunlerin tamamini kapatmamalari sacma olmus.


Stada yururken burada ise basladigim ilk binayi cekmeye calistim ama ancak kiyisi kosesini alabildim kadraja. Oldugu kadar. Velhasil Amerika'da dunya kupasi elemesi macindaki en yuksek 2. seyirci sayisina ulasildi (55 bin uzeri). Bunda baska eyaletlerden otobuslerle gelen Hondurasli amigolarin payi cok buyuk. Resimde gordugunuz uzere tribunlerde cogunluk mavilerdeydi. Othello'ya gocmenlik burosu stada baskin yapsa en az 5,000 kisi tutuklanir dedim. Gerci aralarinda monser Honduraslilar da vardi jiplerle maca gelip mangal yapan. Beyazlarin azinlikta olmasi nedeniyle ABD takimi sahaya cikarken yuhalandi. Adamlarda o kadar cesitli ve fazla gocmen var ki kimle nerede oynasalar deplasman oluyor (maviler Honduras, kirmizilar ABD).


Redman'in hatirlatmasiyla Wilson Palacios ve Oguchi Onyewu'yu dikkat ederek izledim. Palacios canli seyrettigim en komple orta saha oyuncularindan biri. Oyun gorusu ve enerjisi ust duzeyde. Tottenham bence 12 m Pound'a ucuza kapatmis. At cigeriyle Ajax altyapisi cikisli gibi pozisyon almayi birlestiren 25 alti diger oyuncular o paranin cok daha fazlasina transfer oluyor. Onyewu ise hem kesici, hem hava topunda kuvvetli, hem de baktigi yere 30 m'lik pas atabiliyor. 27 yasinda, ama stoperlerin 33-35 bandina kadar verimli oynayabildigini varsayarsak yine de saglam transfer olur. Mac zaten Onyewu vs. Palacios seklinde gecti. Palacios topu alip dagitip depar attiktan sonra bosa kacip tekrar kanat degistirirken Onyewu butun serseri toplari alip oyuna sokuyordu. 2. yarinin ortasinda Palacios sakatlanip cikinca Honduras basi kesilmis tavuga dondu zaten. Amerika dandik bir duran topla maci 2-1'e getirdiginde karsilik verecek mecali kalmamisti Honduras'in. Son dakikalarda tartismali bir pozisyonda hakem Honduras'in penaltisini vermeyince demli Honduras taraftarlari taskinlik yapmaya basladi. $7'lik plastik bira bardaklarini yari dolu sekilde ust tribunden alt tribune sallamaya basladilar. Alt kattaki azinliktaki ABD taraftarlari sozlu olarak karsilik verince bu sefer tukurmeye basladi amigolar.


Neyse ki ben ust tribunun hemen altinda oldugum icin bana gelmedi, yoksa dellenip 2'ye karsi 30 bin'lik bir kavgaya yeltenip 300'un devamini "2" olarak cekmek suretiyle hastanelik olabilirdim. O noktada "This is Chicago, euuuuu" dersem belki Dude'larin sempatisini kazanirdim gerci.


Ligde herkes vasatin cok altinda oldugu icin vasatin az alti oyuncu Landon Donovon'dan yildiz yaratmaya calismasini anlayabiliyorum Amerikalilar'in. Ama Bayern Munih'e transferini aciklamak cok zor. Zannediyorum Klinsmann'la bacanak falanlar. Takima cok kultursuzluk disinda birsey kattigini sanmiyorum. Belki eti terbiye etmeden lopcuk halinde izgaralamayi, bir ihtimal de kirmizi isikta saga donmeyi ogretmistir Munih'teki arkadaslarina. Amerika'nin insanogluna kattigi baska birsey aklima gelmiyor, bilen varsa hatirlatsin.

Delgado'ya Yer Bulmak

Daha once 4-3-3 ve Besiktas temali bir yazi yazmistim. Aklimda fizik gucu yuksek, topa sahip olmak icin sabirli davranan, topu alinca da karsi ceza sahasina cabuk inen bir takim vardi. Ileri 3'lunun en ucuna da Holosko'yu koymustum cunku onun deparlariyla rakip stoperlerin kimyasinin bozulacagini dusunmustum. Konu uzerinde biraz daha dusundum ve Cisse ve Bobo'nun muhtemel transferleriyle yeni bir dizilis yapasim geldi.

Takim tertibi biraz Ancelotti'den arak, biraz Mourinho kokulu, biraz da Delgado'ya verdigimiz paranin karsiligini almaya yonelik. CM'den bir screenshot yerlestirip devam edeyim:

Geri 5'li deneme yanilma yoluyla asagi yukari bulundu. Tek degistirdigim eleman ofsayt cahili, 6 FB puaniyla esanlamli cansiperane stoperimiz Gokhan Zan. Zapo'ya zaten paralar sacilmis, ustelik iyi niyetli ve kesiciligi saglam. Bu durumda Rustu – Ekrem Dag, Sivok, Zapo, Toraman defans hattini olusturuyor. Acik nitelikli sol bek ve stoper nitelikli sag bek denge unsuru icin tercih edildi. Sivok-Zapo'nun CL icin bile yeterli oldugunu dusunuyorum.

Orta 3'lu de fanteziye kactigim yer hattin gobegi. Burada Pirlo'nun oyun hakimiyetindeki gosterdigi kademeye ozenerek yillik 2.1 m Euro bayildigimiz Delgado'yu dusundum. Adama bu kadar yatirim yapmisiz, takimin kaptani, en cok para alanlarindan biri, bonservisi de bizde. Su asamada 10 numara futbol literaturunden silindi, herkes kosacak muhabbeti yerine Delgado'nun gelisimi icin gerekli sartlari hazirlayip gerekirse takimi da onun daha fazla katki yapacagi sekilde yontmak lazim. Obur turlu su ana kadar gomdugumuz paranin, ki hatri sayilir bir miktar, cikmasina imkan yok. Savunmada kazanilan toplar Delgado'dan ileriye 25-30 m'lik uzun ve isabetli paslarla aktarilirsa karsi savunmayi dengesiz yakalama sansimiz olur. Ayriyeten gucsuz fizigiyle rakip takimin onliberolari ve stoperlerinden dayak yemektense nispeten daha az baski yiyecegi alanda oynamis olur Matiascan. Orta sahanin direncli olmasi icin Ernst ve Serdar Kurtulus lazim (Mehmet Topuz gelirse ona da varim), Cisse'nin gidecegini varsayarak. Hucumlarda da donusumlu olarak treyler gorevi almalari gerekiyor.

Ileri 3'lude Holosko'yu en ilerde dusundum coklayici forvetlere koridor acmasini ongorerek. Tello'nun yeri sabit, yanina da Fellaini'den ozenerek Batuhan'i uygun gordum. Forvetin arkasindaki adamin uzun olmasi, o bolgelere havadan cabuk toplar gonderildiginde indirilerek en uctaki forvetin kosuyoluna atilmasini saglayabilir. Batuhan ayni zamanda Bobo'nun Ankaragucu macinda oldugu gibi Holosko'nun savurdugu stoperlerin yerine girerek havadan da etkili olabilir. Tello'yu sag tarafa koymaktaki amacim topu sola cekip uzaktan sut cekme imkani bulabilmesi.

Takimin kadrosu genis oldugundan cesitli rotasyon modelleri uygulanabilir. Mesela Nobre-Serdar Ozkan-Yusuf ileri ucluyu yedekleyebilir. Orta sahada Ugur Inceman, sol bekte adamim Ibrahim Uzulmez kadro derinligi katabilir.

Postun deger kazanmasi icin yorum yazarsaniz guzel olur. Ozellikle de Redmancan'dan inciler bekliyorum. Kendisi eski CM'ci ve Hattrick'ci oldugundan teknik taktik konularina merakli. Beraber Isvec Milli Takimi gibi yonettigimiz bir 1999/2000 Parma sezonu vardir ki cepte $100 m olmasini saglayacak kadar adam satmamiza ragmen Serie A'nin tozunu atmistik 3-4-1-2'yle.

Son olarak da yonetim gidip yerine akil basinda birileri gelecek ama takim 7 sene boyunca Ibrahim Uzulmez'in tek kenar adami oldugu bir 3-6-1 oynamak zorunda derseniz dusunmeden de kabul ederim.

Cifte Sampiyonluk Posteri


Besiktas, gectigimiz gunlerde 2008-09 sezonunu lig ve kupa sampiyonu olarak tamamlayan kadronun, teknik ekibin, ve yonetimin resim edildigi "Cifte Sampiyonluk Posteri"ni resmi internet sitesinde yayinladi.

Oncelikle, Holosko ne yapiyor yahu? Ya gunesin altinda ici gectiginden uyuyakalmis, ya da fotografi cekerken ona haber vermemisler. 3. bir ihtimali aklimdan bile gecirmek istemiyorum.

Kutlamalarin yildizi genc Erkut'un da Serdar Ozkan'in neredeyse kucagina oturmus olmasi bir baska komik ayrinti. Tamam cocuk ufak henuz ama bu kadar da bebe muamelesi yapmamak lazim Erkut'a. Boyle giderse en fazla takimin maskotu olur gelecekte.

Onden 2. siranin en sagindaki arkadasin nereye baktigi konusunda ise pek bir fikrim yok. O taraftan birileri seslendi herhalde tam resim cekilecekken.

Bir de bu fotografta kiraliktan donen Batuhan'in olmamasina takildim. Genc Erkut ve toplam 90 dakika oynamamis olan Erkan Zengin varken Batuhan'in olmayisi enteresan, ozellikle de fotografta bulunmayan bir diger isim Aydin'in akibeti dusunuldugunde endise verici.

Ama neticede fikir guzel, poster de guzel. Kartal Yuvasi'nda satiliyordur eminim.

Not: Yonetimin bu posterde yer almis olmasi konusuna hic girmeyecegim, gormezden geliyorum. Bu haftasonu kendilerini yeteri kadar elestirdim zaten.