


Yazmaya deger uc tane mac seyrettim bu haftasonu. Ilki gonulden destekledigim Arsenal'in Man Utd'a her zaman oldugu gibi iyi oynayip kaybetmesiydi. Arsenal'i blogda degerlendirirken kaleciyle ilgili yazdigim cumleyi makaslamisim. Almunia'nin o takimda neden oynadigini anlamiyorum. Benim taktigim bazi oyuncular vardir, yerlerini haketmediklerini dusunuyorum. Basi Ali Tandogan ve Dimitar Berbatov ceker. Berbatov zaten oyuna girip geri pas vermekten baska birsey yapmamakla her seferinde beni hakli cikarir. Almunia da firsast buldukca yumurtlamaya devam ediyor. Rooney'in kendini atmasiyla karisik penaltisini yapmasa top zaten tribunlere gidecekti. Istikrarsiz yetenekli oyuncu Van Persie cok musait pozisyonlari harcayip sag caprazdan inanilmaz vurdu. Arsene Wenger ona guvenerek Adebayor'u satti ama bence takim cok sey kaybetti.
Arshavin cok ozel bir oyuncu. Redman'in tabiriyle "pit pit" bir adam, kisa boylu ama tiknaz. Pit pit'lara ornek Gokdeniz Karadeniz'dir mesela. Kici yere yakin, depar ozelligi var ama daginik. Ben boyle patlama gucu olan oyunculara rol verilmesi taraftariyim, cunku farklilik yaratarak rakibi dengesiz yakalabiliyorsunuz. Sol kanatta arkasinda saglam Clichy'le kullanildiginda verimli oluyor. Ingiliz spikerin dedigi gibi cok fazla alan kaplamiyor ama ust duzey enerji harciyor.
Man Utd'da su anda EPL'yi domine edecek kapasite olduguna inanmiyorum. Duvar stoperler, tecrubeli kaleci(ki Van Der Sar'i cok begenmem), takimi ileri iten Evra, orta sahayi tek basina kotaran Fletcher ve tek kisilik ordu Rooney takimi tasimak zorunda. Takimda Valencia, Nani, Anderson gibi "oldu olacak" oyuncular var, ama onlarin potansiyellerini realize etmeleri surecinde puan kayiplari olacaktir. Berbatov'un futbolu birakmasi en hayirlisi olur.
Inter Milan'in Leonardo'nun corba AC Milan'ini ezmesini seyretmediyseniz yazik olmus. Internazionale'nin kurdugu kadro bence Real Madrid'den de, Barcelona'dan da daha dengeli ve iyi. Bir kere herkes izbandut. 11 tane teknik yamyam var sahada. Sag bek cift cigerli, stoperler beton, orta sahada pas yapabilen 4 hamal, ilerde kadife krampon Milito ve Amistad Eto'o. Herkesin birbirine yakin oldugu, sahayi mukemmel parselleyen bir 4-3-1-2 ile yaramayacaklari kucuk takim, kontra yapamayacaklari buyuk takim yok. Karsilarinda Ronaldinho ve ekurileri resmen sindi. Uzulduysem Nesta ve Gattuso'ya uzuldum. Nesta'nin partneri Redman'den iyi degil stoperde. Gattuso'ya ise niye pahali oldugunu anlamadigim Flamini eslik ediyor. Arsenal'deyken Fransiz kontenjanindan torpille oynadigini dusunurdum. Su an Barca dahil olmak uzere herkesin zayif halkalari var. Ornegin Puyol'un partneri kova olmak durumda, kaleci folklorcuyu andiriyor. Real Madrid'in kimyasi eksik. Pepe her maca turuncu kartla cikiyor. Sol bekleri hali saha oyuncusu. Ama Inter'de hicbir eksik goremiyorum. Hoca da boru degil ustelik.
Gecen gun Ibra'li, Cambiasso'lu, Stankovic'li Inter'in daha iyi isler yapmasi gerekiyordu CL'de dedigimde Redman bana gulmustu, soyleye soyleye Stankovic mi dedin diye. Kendisini pek begenirim, cunku cok yonlu bir oyuncu. Hem adam kovalar, hem suratli, hem de sutu var. Iki dil iki insansa, iki ustun ozellik iki futbolcu eder. Stankovic 3 nitekim.
Bugunun piyangosu ise Everton Futbol Takimi -Wigan Kurek/Gures/Gulle Takimi Karmasi maciydi. O kadar yuksek tempoda oynaniyor ki EPL maclari saha TSL'den %25 kucuk gozukuyor. Macta Pienaar'in yedigi dayak kadar Bruce Lee hayatinda atmamistir. Hakem sertligi ayarlayamadi, Wigan da olanca akinciliklariyla vurdu da vurdu. Mac ortadaydi, iki takimin da cok net pozisyonlari oldu. Sonucta Moyes'in macin son yarim saatinde diri ve hareketli iki forvet sokmasiyla (Fellaini yerinde durmuyor, surekli kafaya cikip rakibi rahatsiz ediyor) maci sansinin da yardimiyla aldi. Everton'in kisitli butcesi takimda birkac fasulyenin oynamasini zorunlu kiliyor. Ornegin pit pit Leon Osman ve Hibbert bence EPL'de ilk 6'ya oynayan bir takimin oyuncusu degiller.
Everton'da Rodwell mukemmel oynadi bence. Yasina gore inanilmayacak derecede olgun. Fizigi de yerinde. Bizde genc oyuncu normalde Serdar Ozkan, Arda Turan gibi kictan bacak calimbaz oluyor. Everton cikardi mi Rooney gibi, Rodwell gibi ensesi ve poposu kalinlari cikariyor. Sut ve pas secimleri hep dogruydu. Seyirci de kotu bir suttan sonra 15 saniye alkisladi. Serdar Ozkan'i oyundan cikarken isliklayanlara selam edelim.
Hamallarin siyahi, ince isler yapmasi gerekenlerin beyaz olmasiyla Ekvator milli takimini andiran Wigan'dan ise Gomez'i cok begendim. Messi gibi yetenekli, Eto'o gibi fizikli degil ama cok zeki. Gecmeyecek pas atmadi. Ortalari cogunlukla yerine gitti, ama daha onemlisi ortalarini orta yapilmasi gereken zamanlarda yapti. Direkten donen topu cabuk ve basit dusunmenin urunuydu. Takimin birarada hareket etmesini ve topa sahip olmasini saglayan "jel" dedigim adamlar vardir. Mesela Barca'da Xavi, Tigana'nin BJK'sinda Serdar Kurtulus gibi. Gomez de onlardan. Sag beki sol aciga baglayan adamdir bunlar.
Son olarak BJK'nin almaya calisip da beceremedigi Saha'ya bir paragraf. Zaten Tigana topcusu olmasi nedeniyle sempatim vardir kendisine. Saglikli doneminde Man Utd'a kadar cikmistir. Ben bu kadar set savunmada dogru yerde duran forvet gormedim. Forvetler genelde Ilhan Mansiz gibi isira isira top kazanir. Saha topun gidecegi yeri tahmin ederek pas arasi yapiyor. Kafasi calisiyor, sol ayak da iyi. Bence sahane bir forvet. Yaninda Yakubu, arkasinda Fellaini'yle seyredersek pek keyifli olur.
"...Tempolu, çabuk oynamaya çalışıyoruz. Hücum formatlarında değişiklik yapıyoruz. Geçen seneye göre yaptığımız bu değişiklik, çok kolay değil. İleride bunun meyvelerini göreceğiz...""...Geçen seneki hücum formatını kullansak, Şampiyonlar Ligi'nde etkili olamayız. Daha çabuk hücumcular kullanmamız lâzım..."Mustafa Denizli, Besiktas-Gaziantepspor macindan sonra
Dedigim gibi, yasanan gelismeler gercekten ilgi cekici. Romanya futbolunun sorunlarinin bizimkilerle neredeyse bire bir ortusuyor olmasi da gayet dusundurucu. Sahsen, baskentin buyuk takimlarinin bu iki senelik "Anadolu ihtilali"ne nasil cevap verecegini merakla bekliyorum.
Besiktas, lojistik acidan sorunlu baslayan 2009-10 sezonuna Olimpiyat Stadi'ndaki iki tatsiz mactan sonra Inonu'deki seyircisiz Antalyaspor maciyla devam etti. Bence kotu bir futbol ortaya koymadi takim. Mustafa Denizli'nin de dedigi gibi tribunler dolu olsa mac cok daha erken kopabilir, ozellikle son bolumleri cok daha keyifli olabilirdi.
Yer: Inonu Stadyumu
Tarih: 17 Agustos 2009
Besiktas: Hakan, Erhan, Sivok, Ferrari, Ibrahim, Ernst, Fink (65' Ugur), Tello, Nihat (79' Serdar), Bobo, Nobre (65' Holosko)
Antalyaspor: Omer, Kerim, Yalcin, Orhan, Senol, Sedat (69' Hakan), Ertugrul (77' Korhan), Zitouni, Fatih, Balili (77' Volkan), Veysel
Iki takimin formalarindan baslayalim mac yorumuna. Adidas'in Besiktas icin hazirladigi yeni sezon formalari ilk etapta hic hosumuza gitmemis, ozellikle de dun giyilen baklavali modeli buradan sertce elestirmistik. Insan zamanla alisiyor herhalde, dunku macta beni bekledigim kadar rahatsiz etmedi yeni tasarimlar. Asagi dogru buyuyen baklavalarin, formalar iceri sokulunca goze batmamasi da bunda onemli etkendi. Sirttaki Turk Kizilayi logosu da ayni sekilde hafifletici sebep sayilabilir. Ben yine de her zaman icin takimlarin cok daha klasik ve kendileriyle ozdeslesmis formalar giymesinden yanayim. Uzun vadede olusturulacak "Besiktas formasi" imajinin, kulube, bugun fazladan satilacak 3-5 formadan cok daha buyuk getirisi olacagini dusunuyorum.
Kadinlarin futbola bakis acisi gercekten cok enteresan olabiliyor bazen. Hic umulmadik yerde cok farkli yorumlar yapabiliyorlar. Maci izlerken yanimda oturan kiz arkadasim, Antalyaspor'lu futbolcularin meshur "Where's Waldo?" bulmacalarinin kahramani Waldo'ya benzediklerini soyledi. Hak vermemek elde degil. Gercekten de yillarin cubuklu Antalyaspor'u enine cizgilerle kaleci Omer'in onune dizilmis 10 Waldo'yu andiriyordu.
Besiktas maca gectigimiz haftanin kadrosundan iki degisiklikle basladi. Sakat olan Yusuf'un yerine Nihat, genc Ismail'in yerine de sakatliktan donen Kaptan Ibrahim gorev aldi. Besiktas gun gectikce hucumda daha homojen bir yapiya burunuyor. Dun de mac boyunca ileri uclu ve Tello'ya bir pozisyon belirlemekte zorlandim. Ancak takimin temelini olusturan geri dortlu ve onlerindeki Ernst-Fink ikilisinin yerleriyle oynanmadigi surece benim bu duruma hicbir itirazim yok. Besiktas'in Bobo, Holosko, Nihat, Tello, Yusuf gibi birden fazla pozisyonu rahatca oynayabilecek oyunculardan kurulmus olmasi da bunun en onemli nedeni.
Macin basinda, geldigi gunden beri ayri bir dikkatle takip ettigim Ferrari'yi oldukca begendim. Italyan oyuncu her gecen gun savunma liderligini biraz daha uzerine aliyor. Dun de mac seyircisiz oldugu icin yaptigi uyarilara, ozellikle de savunmayi one cikarisina birkac kez tanik olduk. Antalyaspor'un basiretsiz oyununa ragmen defansin hatasiza yakin performansi ilerisi icin arti. Ilk yaridan Besiktas adina gelecege dair referans olabilecek 2 pozisyon var. Ilki 13'te yardimcinin haksiz yere ofsaytla kestigi Fink'in kaleciyle karsi karsiya kaldigi pozisyon. Soldan atilan capraz top, ileri cikmis olan sag bek Erhan'in Nobre'ye indirisi ve Nobre'nin tek topla savunma arasina kosu yapmis olan ekstra ortasaha oyuncusu Fink'i gorusu - cok guzel bir atakti. Ikincisi de 34'te Nobre'nin kafasini Omer'in suratiyla cikardigi pozisyon. Bunda da sag kanattaki Bobo-Erhan kombinasyonu cok hostu. Gol olmasa da gol kadar degerli ataklardi bunlar benim gozumde. Ileride hareketli oynayarak savunmanin dengesini bozan hucum oyunculari ve olusan bosluklara dalan ekstra adamlar. Bugunun futbolunda kapanan takimlari acmanin recetesi bu zaten. Bobo'nun direkten donen kafasini ve Nihat'in biraz caprazdan vurmakla vurmamak arasinda kalip kacirdigi pozisyonu da not edelim.
Takim ikinci yariya biraktigi yerden devam eder diye bekliyordum ancak 45'-60' arasi adeta bos gecti. Soz konusu Mustafa Denizli olunca bunun kapanan rakibe sahte bir guven hissi vermek ve macin sonuna taze kalmak amaciyla yapilmis bilincli bir tercih oldugundan suphe etmiyor degilim acikcasi. Takim 60'tan itibaren iki vites birten arttirdi cunku. Tello daha onde oynamaya basladi ve Nihat iyice ortaya kaydi. Rakamlarla konusacaksak 4-2-2-2 diyebilirim. Nitekim, 60'-70' arasi donemde bu ikilinin ayagindan cikan uc tane tehlikeli sut var, Holosko'nun girisiyle beraber golun habercisiydi bence. Neticede de 73'te yine kombine bir atakta Holosko'nun golu geldi. Bundan sonra 74'-77' arasi Besiktas'in ust uste 35-40 pas yaptigi 3 dakikalik bir donem var ki ben seyrederken cok keyif aldim. Sonunda da gole donusecek olan frikik geldi zaten. O kadar merkezi bir noktada topun basina Nihat ve Tello gibi iki iyi frikikciyi koyabilmek buyuk luks. Pozisyonda Omer'in hatasi varmis gibi gozukebilir, ancak ben topun hangi koseye ne yone falso alarak gidecegi konusunda hicbir fikri olmamasinin golde buyuk payi oldugunu dusunuyorum.
Macin genelinde Ernst ile Fink'in degisen gorevleri dikkat cekiciydi. Ernst'in -ozellikle rakip degajlarda- gecen sene Sivok'un on liberoda oynarken sikca yaptigi gibi savunmanin arasina girisini bir kenara not etmek lazim. Bu maca dair bir onlem miydi, yoksa kaliciligi olacak mi, simdiden kestirmek guc. Bunun disinda Ibrahim'in cok faydali oynadigini dusunuyorum. Sadece varligi bile takimin sertligine ve mucadele gucune inanilmaz katkida bulunuyor. Ayrica Nihat'i da ilk kez begendim, son derece istekli ve hareketliydi. Yaklasik 1 ay sonraki Galatasaray macina kadar tam kapasiteye ulasacaktir.
Neticede Besiktas bence iyi yolda. Mustafa Denizli'nin cozmesi gereken en onemli sorun yabanci rotasyonu gibi gozukuyor. Ozellikle Turkiye'nin -bence- en iyi forveti olan Holosko'yu 3 resmi macta toplam 90 dakikadan az kullanmis olmamiz dusundurucu. Belediye macinda sonra "gecen sezon gibi yine formasini dove dove almasi gerekecek anlasilan" demistim. Bu mactan sonra da sakayla karisik "dayak basladi" diyebilirim. Ancak Denizli'ye de kabahat bulmak guc. Sampiyonlar Ligi oncesinde savunma ve ortasahayi oturtmak istemesini sonuna kadar anlayabiliyorum.
Haftaya Cumartesi takim Ankara'da. 28 Agustos'ta ise sevenler kavusuyor. 2009-10 sezonu iste o zaman gercek anlamiyla baslamis olacak.
Besiktas - Antalyaspor: 2-0
73' Holosko (1-0)
78' Tello (2-0)