5 Temmuz 2009

Dietmar Hopp ve Hoffenheim Projesi


3,200 kisilik bir kasabanin takimi TSG Hoffenheim. Gectigimiz sezon Almanya 1. Bundesliga'sina yukselmis ve ozellikle ligin ilk yarisinda gosterdikleri basarili performansla (Kis donemini lider tamamlamislardi) tarafli/tarafsiz herkesin begenisini kazanmislardi. Sezonun ikinci yarisinda ise dar kadrolarinda yasadiklari sakatliklarin da etkisiyle dususe gecip sezonu 7. sirada tamamladilar ve kisa zamanda kazandiklari populeritelerini de biraz olsun yitirdiler. Ancak Hoffenheim, benzerini diger ulkelerde de zaman zaman gordugumuz (Reading, Hull City) kolay parlayip cabuk sonen basit peri masallarindan degil. Detayli incelenmesi gereken, cok uzun vadeli, her adimi planlanarak atilmis bir proje aslinda. 


Bu projenin altinda imzasi olan isim Dietmar Hopp, uluslararasi yazilim sirketi SAP'in kurucu ve sahiplerinden. Hoffenheim kasabasinda dogup buyumus, kulubun altyapisinda futbol oynamis ve yerel baglarini hicbir zaman koparmamis zengin is adami. 1990 yilinda "Hoffenheim Projesi"ni baslattiginda takim Almanya'da 8. ligde oynuyormus. Bu noktada Hopp kulube yavas yavas kaynak aktarmaya baslayarak tesislesmesini saglamis. Bu sekilde, sadece kendi bunyesinden cikardigi oyuncularla mucadele ederek, 2001 yilinda 3. lige kadar yukselmis Mavi-Beyazlilar. Kulup orada uzunca bir sure sabit kalip ilerleyemeyince, unlu isadami, bu esigi atlamak icin kariyerinde Stuttgart ve Schalke ile onemli basarilari olan Ralf Rangnick'e takimin basina gelmesi icin teklif goturmus. Lincoln'lu Schalke'de cok kotu bir sekilde son haftalarda sampiyonlugu kaciran Rangnick de kulubun altyapisindan, tesislerinden, ve genel potansiyelinden etkilenerek bir 3. lig takimi olmasina ragmen Hoffe'nin basina gecmeyi kabul etmis. Mavi-Beyazlilar'in Almanya'da dikkatleri uzerine cekmesi de Rangnick'in ise alinmasina rastliyor. Unlu calistiricinin ortaya koydugu yuksek profil sayesinde potansiyeli yuksek, genc isimleri de kadrosuna katmayi basaran Hoffenheim, bu hamlenin ardindan ilk sezonunda 2. Bundesliga'ya, oradan da hic beklemeden -kupada ceyrek final oynadiklari sezonun ardindan- 1. Bundesliga'ya cikmis. Bizim Hoffenheim merakimizin baslamasi da bu doneme denk geliyor. 


1990'dan bu yana Dietmar Hopp'un Hoffenheim icin toplam €120,000,000 harcadigi soyleniyor. Ancak bunun sadece €35,000,000'luk kismi oyucu transferlerine harcanmis. Geri kalani modern antrenman tesisleri, 2009 basina kadar kullanilan 6,350 kisilik eski stadyumlari, ve yeni insaa ettikleri 30,000 kisilik Rhine-Neckar-Arena icin harcanmis (bu stadyumun kasabanin nufusunun 9 kati kapasitede olduguna dikkatinizi cekerim). Zengin is adaminin kulubun sahibi, hatta baskani bile olmadigini da soylemekte yarar var. Oyle bir tevazudan bahsediyoruz ki 6,350 kisilik eski stadlarina -kendi rizasi olmadan- kendi ismi verilmis olmasina ragmen, yine kisisel imkanlariyla insaa ettigi yeni stadin isminin Dietmar-Hopp-Arena olmasina bu sefer izin vermemis. "Ben altyapida futbol oynarken, gol attigimda kasabanin kasabi hediye olarak bizim eve et gonderirdi. O gunleri unutamam. Sadece dogup buyudugum bolgeye birseyler katmak istedim" diyor. Anlayacaginiz, hicbir sekilde, EPL'de sohret adina takim satin alip her mac locasindan caka satan petrol zengini bilyonerlere benzemiyor Hopp. Ayni zamanda, bir yandan kapitalist sistemde multimilyar dolarlik uluslararasi bir yazilim sirketinin sahibi, diger yandan da her gecen gun kapitalizm tarafindan biraz daha fazla geri plana atilmakta olan yerel degerlere bu kadar bagli kalmis bir futbol sevdalisi olmasi cok hos bir tezat olusturuyor bence.


Saha disi boyle, biraz da saha icinde ne yapmaya calisiyorlar, ona bakalim. Dietmar Hopp donemi boyunca suregeldigi gibi, genc oyunculari alip, gelistirerek, onlari beraber buyuterek bir yerlere gelmeye calisiyor Mavi-Beyazlilar. Bu dusunceyle takima katilmis ve bugun gercekten belirgin bir futbol karakterini sahaya yansitabilen onemli bir cekirdekleri var. Vedad Ibisevic, Chinedu Obasi, Demba Ba, Carlos Eduardo, Marvin Compper, Tobias Weis, Sejad Salihovic, Luis Gustavo, Andreas Beck, ve Matthias Jaissle, hepsi 25 yasin altinda ulkelerinin milli takimlarinda oynayan isimler. Yine bu transfer doneminde takima katilan Prince Tagoe ve Franco Zuculi'nin referanslari da cok iyi. Takimda gozle gorulur bir tecrube eksikligi var; ancak bunu da, genclerin onunu kapamadan gidermeye calisiyorlar. 2009 basinda kadroya katilan kaleci Timo Hildebrand ve gectigimiz gunlerde transfer edilen Josip Simunic, gerek Bundesliga, gerekse milli takim tecrubeleri sayesinde bu acigi belirli olcude kapatabilecek isimler. Yukarida bahsettigim belirgin futbol karakterini de biraz acayim... Rangnick, genc kadrosunun guclu yanlarini once cikaracak, yani fizik guc, surat, ve dayaniklilik uzerine kurulu bir sistem oturtmus. Cok kosuyorlar ve devamli hucum pres yapiyorlar, hatta bazen bunu gereginden fazla abarttiklari soylenebilir. Suratli bir ileri ucluleri, ayrica bu oyuna ayak uydurabilecek, cok hareketli ortasaha oyunculari ve hucumu seven bekleri var. Topu sisirmeleri ya da geri pas yapmalari kesinlikle yasak, ileri ve ayaga oynamak zorundalar. Ayni sekilde kanattan sifira inip orta yaptiklarini da cok az goruyoruz. Oyle ki bu oyuna alismalari icin antrenmanlarda takimi daha dar ve kisa bir sahada oynatiyormus Rangnick. Kendilerine, gerek genclik politikasi, gerekse futbol stili bakimindan Arsene Wenger'in Arsenal'ini ornek aldiklarini soyluyorlar zaten. Yine onun gibi parayi tecrubeli yildizlara dokmektense 15-21 yas arasi gencleri alip kendi sistemlerine entegre ederek ilerlemekte kararlilar. 


Gectigimiz sezonun ikinci yarisinda populeritesini biraz yitirmis olabilir Hoffenheim. Ancak karsimizdaki ici bos, tek sefere mahsus yasanmis bir seruven degildi. Genc oyuncularinin gelismesiyle, yeni stadlariyla, ve genel olarak dogru yapilanmalariyla onumuzdeki yillarda da cok can yakacak Mavi-Beyazlilar. Biz de ekran basindan Hopp ve takimini destekliyor olacagiz - cunku her gecen gun daha da kuresellesen futbolun, Hoffenheim gibi romantik hikayelere dusundugumuzden de cok ihtiyaci var.

Not: Bu yazinin ilham kaynagi FFT UK'in Haziran sayisinda okudugum Hoffenheim ile ilgili yazilmis mukemmel bir makaleydi. Kasabanin Turk kebapcisina ve onun altyapida oynayan ogluna kadar cok detayli ve hos bir yazi hazirlamislar. FFT Turkiye'de de yayinlanmis olmasi lazim. Ancak kacirdiysaniz, bir sekilde elinize gecirmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

2 yorum:

cNr dedi ki...

Ellerine sağlık Alp gerçekten mükemmel bir yazı çıkarmışsın.Nasıl yükselişte önemli bir golcünün parmağı varsa düşüşte de yokluğu etkili oldu Vedad ibisevic'in.Hareketli forvetleri çoktu ama ibisevic gibi iş bitirici forvet eksiğini de çok çektiler ligin 2. yarısında.

Redman dedi ki...

Caner katiliyorum kesinlikle.

Bence dususun onemli bir diger sebebi de surpriz faktorunun ortadan kalkmasiydi. Devre arasinda diger takimlar Hoffenheim'i daha iyi tanima ve derinlemesine inceleme sansi buldular. Bu da ligin karakterine bayagi ters bir futbol oynayan Hoffenheim'in isine gelmedi tabii ki..